Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1570 E. 2026/2101 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1570
Karar No
2026/2101
Karar Tarihi

. T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1570 KARAR NO : 2026/2101

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/02/2023 NUMARASI : 2019/447 Esas - 2023/99 Karar DAVA : Ölümlü Trafik Kazası-Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ : 01/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 01/10/2026

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a bendi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü TARAFLARIN İDDİA, SAVUNMA İLE YARGILAMA SÜRECİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 11/10/2015 tarihinde sürücü ..., sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Anadolu Caddesi üzerinde Çiğli istikametine doğru seyir halindeyken ışıklardan karşıya geçmekte olan yaya ....'e çarparak ölümüne neden olduğunu, Kaza Tespit Tutanağı'nda müteveffa ... ..'in asli kusurlu olduğunu, kazaya karışan ... plakalı aracın sürücüsü ....'in tali kusurlu olarak belirlendiğini, Karşıyaka 4. AsCM'de 2015/706 Esas numarası ile görülen davada mahkemeye sunulan ATK Trafik Dairesi'nin 10/05/2016 tarihli raporuna göre müteveffa asli kusurlu, davalı sürücü ....'ın tali kusurlu olarak tespit edildiğini, ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle geçerli 54922473 Poliçe Numaralı Trafik Sigortasının davalı ... A.Ş. tarafından yapıldığını, maddi tazminat istediklerini, ödeme yapılmadığını, meydana gelen kazada ....'in hayatını kaybetmesiyle 15/03/1983 doğumlu eşi ..., 24/10/2001 doğumlu kızı .... ve 30/04/2003 doğumlu oğlu ....'in eş ve babalarının maddi desteğinden yoksun kaldıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı eş için 10.000,00-TL, çocuklardan her biri için ise 5.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden limit aşılmamak üzere olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, .... için 30.000,00-TL, çocuklardan her biri için 15.000,00-TL manevi tazminatının davalı sürücü.... ve araç sahibi....'den olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... ve ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in 11/10/2015 tarihinde yönetiminde olan ... plaka sayılı araç ile Anadolu Caddesinden, Çiğli istikametine doğru seyir halindeyken yayalar için kırmızı, sürücüler için yeşil ışık yandığı anda müteveffa ....'in yola fırlaması neticesinde ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, kazada müvekkilinin kusuru olmadığını, Karşıyaka 4. AsCM'nin 2015/706 Esas, 2017/38 Karar sayılı dosyası kapsamında dinlenen tanık beyanları ve yapılan incelemelerde ...'in kusurlu olmadığını, İstanbul ATK İhtisas Dairesi'nin 10/05/2016 tarihli ikinci raporunda müteveffa ....'in asli kusurlu, ....'in alt düzeyde tali kusurlu bulunduğununu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER : Ceza dosyası, takip dosyası, hukuk dava dosyası, fotoğraflar, faturalar, kaza tespit tutanağı, bilirkişi raporu, keşif, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gösterir araştırma tutanakları, tanık beyanları, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; 11/10/2015 günü saat 18:30 sıralarında davalı sürücü ..., sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile Anadolu Caddesi üzerinde Serinkuyu Kavşağı istikametinden Çiğli istikametine seyirle olay yerine geldiğinde, ışıklı yaya geçidi bulunan yerde, karşıya geçmek için orta refüjden yola giren yaya ....'e, aracın sol ön kesimi ile çarpması neticesi dava konusu olay meydana geldiği, 24/02/2021 tarihli ATK raporunda davalı sürücü .. . ..’ın %15 oranında, yaya....’in %85 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, desteğin asgari ücretli sayılarak, kaza tarihi itibariyle, ölüm – sakatlık halleri için kişi başı poliçe teminat limiti 290.000,00-TL olduğu, Davacı....’e ....A.Ş.’nin ödeme tarihi olan 2020 yılı verileri ile yapılan hesaplama ile destek zararının 59.784,15-TL, sigorta tarafından yapılan 80.035,74 TL ödeme ile destek zararının tümünün karşılandığı, davacının bakiye tazminat alacağı kalmadığı, Davacı ....’in ... A.Ş.’nin ödeme tarihi olan 2020 yılı verileri ile yapılan hesaplama ile destek zararının 2.598,62 TL olduğu, sigorta tarafından yapılan 6.625,42 TL ödeme ile destek zararının tümünün karşılandığı ve davacının bakiye tazminat alacağı kalmadığı Davacı ....’e ... A.Ş.’nin ödeme tarihi olan 2020 yılı verileri ile yapılan hesaplama ile destek zararının 7.159,10 TL olduğu, sigorta tarafından yapılan 7.787,78 TL ödeme ile destek zararının tümünün karşılandığı ve davacının bakiye tazminat alacağı kalmadığı gerekçeleriyle, Davacıların maddi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine, Davacıların manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne; Davacı ... yönünden 15.000,00-TL, davacı ... yönünden 7.500,00 TL, davacı .. . yönünden 7.500,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi 11/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ....ve ...'tan müşterek ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1-Davacı vekili, gerekçeli kararın tebliğ tarihi olan 02/05/2023 tarihinden önce verdiği 27/04/2023 tarihli istinaf dilekçesinde dava değeri olarak kabul edilen miktarlar dikkate alındığında karar tarihi itibariyle istinaf kesinlik sınırının 17.830,00 TL olarak belirlendiğini, buna göre maddi ve manevi tazminatlar için kanun yolunun açık olması gerektiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatın eksik tayin ve takdir edildiğini, davalı yan kendisini tek vekille temsil ettirdiği halde ve AAÜT'nin 3/2 fıkrası gereğince müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2-Davacı vekili İDM'nin 28/04/2023 tarihli tavzih talebinin kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kararının 03/05/2023 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine davacı vekili bu kez; bu tavzih kararından önce verdiği dilekçe yanında kanuni süre içerisinde ikinci dilekçe vererek manevi tazminatın eksik tayin edildiğini, davalı yan kendisini tek vekille temsil ettirdiği halde ve AAÜT'nin 3/2 fıkrası gereğince müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davalılar istinafa cevap vermemiştir. G E R E K Ç E Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ölümlü trafik kazası nedeniyle maddi (destek zararı) ve manevi tazminat isteminden kaynaklanmaktadır. İDM'nce yukarıda gösterilen gerekçelerle maddi tazminat isteminin esastan reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 56. maddesine göre bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda zarara uğrayana hakim bir miktar manevi tazminat verir. 56/2. fıkrası gereğince ölüm halinde ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. 6098 sayılı TBK'nun 55. maddesi gereğince destekten yoksun kalma zararları TBK'nun hükümlerine ve sorumluluk ilkelerine göre hesaplanacağı hüküm altına alınmıştır. 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. (I) Tefrik ve Görevsizlik-Yetkisizlik; Davacılar tarafından sürücü, işleten yanında ZMMS sigortacısı olan .... AŞ'ne karşı dava açtığı çekişmesizdir. İDM 2018/1252 E sayısına kaydedilen davada 17/04/2019 tarihli duruşmada davalı ... AŞ'nin cevap dilekçesi ile birlikte süresinde yetki itirazında bulunduğu gerekçesiyle bu davalı yönünden dosyanın ayrı bir esasa kaydı ve tefrik kararı verilmiş, ardından davalı gerçek kişiler yönünden İzmir Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. İDM'nin 2018/1252 E - 2019/500 K sayılı, 17/04/2019 tarihli kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İzmir BAM 11. HD 2019/2109 E - 2019/1274 K sayılı, 16/09/2019 tarihli kararı ile İDM'nin görevli olmasına rağmen tefrik ile görevsizlik kararı vermesi usul ve yasaya aykırı görülmüş ve İDM'nin kararının kesin biçimde kaldırılmasına karar verilmiştir. İDM'nin davalı sigorta şirketi yönünden verdiği tefrik kararı İDM'nin 2019/134 esasına kaydedilmiş, yapılan yargılama sonucunda 2019/134 E - 2019/671 K sayılı, 28/05/2019 tarihli kararı ile davalı sigorta şirketinin yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkili olmadığından bahisle yetkisizlik kararı verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İzmir BAM 11. HD'nin 2019/3385 E - 2020/16 K sayılı, 10/01/2020 tarihli kararı ile İDM'nin yetkili olmasına rağmen yetkisizlik kararı vermiş olması nedeniyle istinaf başvurusunun kabulüne, İDM kararının kesin biçimde kaldırılmasına karar verilmiştir. Sigorta şirketi yönünden kaldırma kararından sonra dava dosyası İDM'nin 2020/75 Esasına kaydedilmiş, 2020/75 E - 2020/242 K sayılı, 01/06/2020 tarihli kararı ile bu kez davacıların davalı sigorta hakkındaki maddi tazminat isteminden feragat edildiği gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan bu nedenle; eldeki davada tefrik nedeniyle .... AŞ'nin davalı sıfatı kalmadığı halde gerekçeli karar başlığında ...AŞ'nin davalı olarak yazılması ve gerekçeli karar ile tavzihe ilişkin ek kararın ... AŞ'ne tebliğ edilmesi doğru değil ise de hüküm fıkrasında sigorta şirketinin leh ve aleyhine bir hüküm kurulmadığı anlaşıldığından sadece yapılan yanlışlığa işaret etmekle yetinilmiştir. (II) Kesinlik; İDM 21/02/2023 tarihli kararında kararın miktar itibariyle kesin olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili 14/03/2023 tarihli hükmün tavzih ve tashihi bakımından dilekçe vermiş, İDM'nce 28/04/2023 tarihli ek kararla davacılar vekilinin tavzih isteminin kısmen kabul, kısmen reddine, vekalet ücretlerinin düzeltilmesine ve maddi tazminat davalarında istinaf kanun yoluna ilişkin tavzih taleplerinin reddine, manevi tazminat davaları yönünden istinaf kanun yoluna ilişkin tavzih talebinin kabulüne, bu sebeple hükmün manevi tazminat davaları yönünden istinaf kanun yolu açık olmak üzere şeklinde tavzihine karar verildiği anlaşılmaktadır. 21/02/2023 tarihli gerekçeli karar davacı vekiline 02/05/2023 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili tebliğ tarihinden önce verdiği 27/04/2023 dilekçesiyle ile karar tarihi itibariyle kesinlik sınırının 17.830,00 TL olduğunu, bu sebeple hem maddi hem manevi tazminat bakımından istinaf kanun yolu açık olarak hüküm kurulması gerektiğinden bahisle manevi tazminat tutarı ve vekalet ücretleri bakımından istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bu başvuru sırasında herhangi bir istinaf harç ve gideri yatırmamıştır. İDM'nin 28/04/2023 tarihli ek kararının davacılar vekiline 03/05/2023 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine davacılar vekili 03/05/2023 tarihli dilekçesiyle istinaf harç ve giderlerini yatırarak önceki dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dairemizin 2020/1740 E - 2023/1154 K sayılı 18/05/2023 tarihli kararında vurgulandığı gibi 02/12/2016 tarihli RG'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı Yasanın 41.maddesi ve Ek Madde 1-(1) ile değişen HMK’nun 341/2 maddesi ve 04/06/2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 Sayılı kanunla değişen 6100 sayılı HMK'nun ek 1/2.fıkrasının yürürlüğe girdiği tarih öncesine rastlayan ve sebeple karar tarihinde miktar veya değeri 2023 yılı için 17.830,00 TL’yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Ancak, manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. Objektif dava birleşmesine kesinlik sınırının nasıl belirleneceği gösterilmemiştir. Yargıtay HGK'nun 2018/4-1306 E. - 2019/493 K. Sayılı 30/04/2019 tarihli kararında özetle; "Davacılar aynı olaydan kaynaklanan zarar nedeniyle davalılara karşı birden fazla talebini (maddi ve manevi tazminat) aynı davada birleştirmiştir. Objektif dava birleşmesi olarak adlandırılan bu durumda taleplerin her biri ayrı dava olmakla birlikte görünüşte tek hüküm bulunduğundan (karar düzeltme) kesinlik sınırının tespiti için her bir davacı yönünden maddi ve manevi tazminat istemlerinin ayrı ayrı toplanmaları esas alınmalıdır." denmiştir. Davacıların maddi ve manevi tazminat istemleri objektif dava birleşmesi niteliğinde olup bu durumda kesinlik sınırı yukarıda gösterilen Yargıtay HGK kararı uyarınca her bir davacı için her iki tazminatın toplamı üzerinden belirlenmelidir. Hüküm altına alınan manevi tazminat tutarı kesin olmadığına göre maddi tazminatın kesin olduğu söylenemez. Bu itibarla İDM'nce önce asıl kararla, sonra tavzihe ilişkin ek kararla maddi tazminat yönünden kararın kesin olduğu belirtilerek karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. İDM'nce aslında kesin olmayan kararın kesin olarak gösterilmesi 6100 sayılı HMK'nun341.madde gereğince istinaf sebebi değil, kararın BAM tarafından incelenip incelenmeyeceği hususu ilgili olup davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvururken kesinlik dışında maddi tazminatın reddine yönelik açıkça istinaf itirazında bulunmamış,onun başvurusu yalnızca manevi tazminat tutarı ve vekalet ücretlerine yönelik olduğu anlaşıldığından İDM'nce asıl ve ek kararda maddi tazminat yönünden kararın kesin olduğuna ilişkin kabulü sonuca etkili olmadığından sadece yapılan hataya işaret etmekle yetinilmiştir. (III) Manevi Tazminat; Olay tarihinde tutulan kaza tespit tutanağına göre kazanın oluşumunda davacıların desteği yaya ...'in asli, buna karşılık davalı araç sürücüsü ...'in tali kusurlu olduğu mütalaa edilmiştir. Karşıyaka 4. AsCM'nin dosyasından 18/01/2016 tarihinde yapılan keşfe göre hazırlanan 01/02/2016 tarihli bilirkişi raporunda davalı sanık sürücü ...'in herhangi bir kusurunun olmadığı, maktül yaya ....'in asli ve tam kusurlu olduğu mütalaa edilmiştir. Yine ceza dosyasından alınan İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinin 10/05/2016 tarih, 5694 sayılı raporunda; 11/10/2015 günü saat 18:30 sıralarında sanık sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile Anadolu Caddesini takiben Serinkuyu istikametinden Çiğli istikametine seyir halinde iken Numara .. önüne geldiği esnada aracının sol ön çamurluk, ön cam ve sol üst kısmı ile seyir istikametine göre sol tarafından orta refüjden kaplamaya girerek karşıdan karşıya geçmek isteyen maktül yaya ...'e çarpması neticesinde ölümlü, tek araçlı, maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği kabul edilerek kaza tespit tutanağı, sanık sürücü ve tanık ....'in ifadesi, 01/02/2016 tarihli bilirkişi raporu, olay yerini gösteren CD kayıtları, fotoğraflar incelenmek suretiyle, Sanık sürücü ....'in yönetimindeki otomobil ile olay mahalli trafik ışıklarına geldiği sırada hızını yeterince azaltmayıp sol tarafından kaplamaya giderek karşıdan karşıya geçmek isteyen maktül yayaya çarptığı anlaşıldığından ALT DÜZEYDE TALİ, maktül yaya ...'in seyir istikametine hitaben yanan kırmızı ışığı dikkate alıp beklemesi, geçiş istikametine göre sağ tarafından gelip yaklaşmakta olan sanık sürücü yönetimindeki otomobile ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken kırmızı ışıkta kaplamaya giderek ışık ihlalinde bulunduğu gerekçesiyle ASLİ KUSURLU bulunduğu ve 01/02/2016 tarihli bilirkişi raporuna iştirak edilmediği mütalaa edilmiştir. İDM'nce alınan Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesinin 14/10/2010 tarih, 4775 sayılı ve 24/02/2021 tarih, 1418 Sayılı raporlarında davalı sürücü ....'in %15, yaya ...'in %85 oranında kusurlu olduğu mütalaa edilmiştir. Karşıyaka 4. AsCM'nin 2015/706 E - 2017/38 K sayılı, 20/01/2017 tarihli kararının incelenmesinde; İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinin raporuna iştirak edilerek davalı sanık sürücünün alt düzeyde tali, müteveffa yayanın asli kusurlu olduğu, 01/02/2016 tarihli rapora iştirak edilmediği gerekçesiyle davalı sanığın tali kusurlu olduğu kabul edilerek taksirle bir kişinin ölümüne sebebiyet verme suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına fakat HAGB'na karar verildiği, bu kararın 10/03/2017 tarihinde itirazın reddedilmek suretiyle kesinleştiği anlaşılmaktadır. 6098 Sayılı TBK'nun 56.maddesi gereğince; hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İBK gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, müteveffanın olay tarihindeki yaşı, davanın davalının tali kusurlu olması esasına göre açılmış bulunması, somut olayda müteveffa yayanın %85 oranında kusurlu bulunması, ölenin davacılara olan yakınlık derecesi (eş ve çocuk), ceza mahkemesinin kararı, yukarıda açıklanan ilkeler, davalıların eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı somut olaya uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin manevi tazminat tutarına yönelen istinaf başvurusunun yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. (IV) İhtiyari Dava Arkadaşlığı- Vekalet Ücreti; 6100 Sayılı HMK'nun 57/1.fıkrasına (c) bendine göre; davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması halinde birden çok kişi, birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. 58/1.fıkrası gereğince İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder. Somut olayda; davacılar arasında 57/1.fıkrası (c) bendi gereğince davaların temelini oluşturan vakaların ve hukuki sebeplerin aynı olması nedeniyle ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu çekişmesizolup bu gibi hallerde her bir davacının davası birbirinden bağımsızdır. Diğer bir anlatım ile davacı sayısı kadar dava mevcuttur. Hüküm tarihi olan 21/02/2023 tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 3/2.fıkrasına göre müteselsil sorumlulukta dahil olmak üzere birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde red sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, red sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine her red sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur. 10/1.fıkrasına göre manevi tazminat davalarında Avukatlık Ücreti hüküm altına alınan miktar üzerinden bu tarifenin üçüncü kısmına (nispi) göre belirlenir. 2. fıkra gereğince davanın kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına bu tarifenin üçüncü kısmına (nispi) göre hükmedilecek ücret davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.4. fıkraya göre manevi tazminat davasının maddi tazminat veya para ile değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir. 13/1.fıkraya göre davanın görüldüğü mahkeme için bu tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydı ile tarifenin üçüncü kısmına göre (nisbi) belirleneceği hükmü altına alınmıştır. Görüldüğü üzere eldeki davada üç davacı dolayısıyla üç dava ve her birinin hem maddi ve hemde manevi tazminat istemi mevcuttur. Davacı vekilinin gözden kaçırdığı husus üç ayrı ihtiyari dava arkadaşı olan davacı olması olup AAÜT'nin 3/2. Fıkrasına aykırı bir durum yoktur,aksine her kalem için davalılar lehine tek vekalet ücreti verilmiştir. Özetle; İDM'nce red sebebi ortak olduğundan; Maddi tazminatlar bakımından; davacı.... yönünden reddedilen maddi tazminat bakımından davalılar lehine tek 9.200,00 TL, davacı.... yönünden reddedilen maddi tazminat bakımından davalılar lehine tek 5.000,00 TL ve yine davacı ... yönünden reddedilen maddi tazminat bakımından davalılar lehine tek 5.000,00 TL vekalet ücretine, Manevi tazminatlar bakımından; Davacı .... yönünden reddedilen manevi tazminat bakımından davalılar lehine tek 9.200,00 TL, davacı ... yönünden reddedilen manevi tazminat bakımından davalılar lehine tek 7.500,00 TL ve yine davacı ... yönünden reddedilen manevi tazminat bakımından davalılar lehine tek 7.500,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olmasında da usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Yeri gelmişken, AYM'nin 2024/29 E-2024/226 K sayılı 25/12/2024 tarihli 6100 Sayılı HMK'nun vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin 326/2.fıkrası hükmü manevi tazminat davaları bakımından iptal edilmiş, RG'nin 14/03/2025 tarih ve 32841 sayılı nüshasında yayınlanmış ve karar gereği 9 ay sonra yani 14/12/2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Diğer bir anlatımla, manevi tazminat davalarının kısmen reddi halinde 14/12/2025 tarihinden sonra artık reddedilen bölüm için karşı taraf lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilemeyecektir. Yargıtay HGK'nun 2018/8 E-2022 .sayılı 25/01/2022 tarihli kararında vurgulandığı gibi "iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihe kadar iptal edilen kuralın uygulanması gerekir." Söz konusu AYM kararı İDM'nin karar tarihi olan 21/02/2023 tarihinde yürürlükte olmadığından, diğer bir anlatımla 6100 Sayılı HMK'nun 326/2.fıkrası hüküm tarihinde yürürlükte olduğundan İDM'nce yukarıda gösterilen şekilde karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; 1-Davacılar vekilinin kararın kesinliğine yönelen istinaf itirazı hakkında bir karar verilmesine yer olmadığında, 2- İDM'nce taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacılar vekilinin manevi tazminat tutarı ile vekalet ücretlerine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin kararın kesinliğine yönelen istinaf itirazı hakkında bir KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINDA, 2-İDM'nce taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacılar vekilinin manevi tazminat tutarı ile vekalet ücretlerine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 3-Davacılar tarafından peşin yatırılan 492,00 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 179,90 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 732,00 TL'den mahsubuyla, bakiye 552,10 TL'nin davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davacılar tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi uyarınca 01/10/2026 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1570, K. 2026/2101, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1570-e-2026-2101-k-7970b9e17141