Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1579 E. 2026/1875 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1579
Karar No
2026/1875
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2026/1579

KARAR NO: 2026/1875

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 27/04/2026

NUMARASI: 2023/10Esas- 2026/376Karar

DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil (Sözleşmeden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİH: 05/10/2026

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 05/10/2026

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/10 Esas 2026/376 Karar sayılı ilamına karşı , davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket (... Tasarım) ile davalı şirket (...) arasında ... Büyükşehir Belediyesi'nin ... Parkı üzerinde Otopark, Dükkan ve Kaykay Pisti Yapım İhalesine konsorsiyum olarak katıldıklarını, başlangıçta payların ... -... olarak kararlaştırıldığını, ancak idarenin talebiyle resmiyette ... - ... (davalı lehine) bir ortaklık yapısı kurulduğunu, tarafların iç ilişkideki bu ... 'lik pay farkının giderilmesi amacıyla ... tarihinde Alacağın Temliki Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre; davalı şirketin dava konusu olan toplam ... adet bağımsız bölümdeki (... /... ... Mah. ... Ada ... Parsel) ... hissesini davacı şirkete devretmeyi taahhüt ettiğini, söz konusu taşınmazların, aslında davalı ... 'a (arsa sahibi) ait olduğunu ve diğer davalı şirketin (müteahhit) Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden doğan davalı şirketin müteahhitlik payına mahsuben alacaklı olduğu .../ ... ... Mahallesi ... Ada ... Parsel ... Blokta ... numaralı bağımsız bölümler ile ... Blokta ... numaralı bağımsız bölümlerin ... hisselerinin temliki hususunda anlaştıklarını, ancak davalı şirketin inşaat sözleşmesi kapsamındaki bu paylarını diğer davalı ...'dan almadığını ve davacıya devri hususunda herhangi bir adım atmadığını, zaten ...'un davalı ... Şirketinin tek sahibi ve yetkilisi olduğunu ve bu konuda iyi niyetli olmadığını belirterek temlik sözleşmesine konu olan ... adet bağımsız bölümün %40 hissesinin tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde taşınmazların rayiç değerinin (şimdilik 1.000 TL - belirsiz alacak) ticari faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'un, davanın dayanağı olan ... tarihli temlik sözleşmesinde imzasının bulunmadığını, kaşenin kendisinden habersiz kullanıldığını, sözleşmeyi "temlik eden" ve "temlik alan" olarak imzalayan kişilerin aslında aynı taraf (davacı şirket yetkilileri ... ve ... ) olduğunu, bu kişilerin davalının yeğenleri olduğunu ve kendi lehlerine muvazaalı işlem yaptıklarını; belgenin sonradan geriye dönük olarak düzenlendiğini, sözleşmenin 2015 yılında değil, dava açılmadan hemen önce geriyedönük tarih atılarak hazırlandığını, şirket defter ve kayıtlarında bu temlike ilişkin hiçbir kararın bulunmadığını, kağıt ve imza yaşı tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiğini, temlik edilen taşınmazların davalı ...'a ait olduğunu, ancak ...'un sözleşmenin tarafı olmadığını; dolayısıyla şirketin üçüncü bir kişinin mal varlığı üzerinde tasarruf yetkisi bulunmadığını ve temlikin geçersiz olduğunu, konuyla ilgili Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde (... soruşturma no) şikayette bulunulduğunu temliknamedeki pay oranlarının (... başlayıp ... bitmesi gibi) kendi içinde tutarsız olduğunu, ... tarihli bu belgeden sonra taraflar arasında düzenlenen ... tarihli noter onaylı yeni sözleşmenin, önceki tüm (iddia edilen) anlaşmaları ortadan kaldırdığını ve temlikin zımnen feshedilmiş sayılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "Açıklanan tüm bu gerekçelerle; resmi konsorsiyum ve iş ortaklığı sözleşmelerindeki payların %70-%30 olduğu, sonraki tarihli sözleşmenin önceki adi yazılı iddiaları ortadan kaldırdığı, temlik sözleşmesinin geriye dönük olarak imzalanmış olabileceği yönündeki şüphenin imza yaşı tespiti yapılamadığından giderilemediği, taşınmazların kim tarafından kullanıldığı olgusunun sonuca bir katkısının olmadığı ve resmi kayıtların aksine fiili bir eylemsel ortaklığın varlığı ile harcama dengesinin ispat edilemediği anlaşıldığından, subut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiş...."gerekçesiyle Davacının davasının reddine, karar verilmiştir. İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkil ... Şirketi davalılardan ... Şirketi ile ... Büyükşehir Belediyesinin açtığı ... Parkı üzerinde Otopark, Dükkan ve Kaykay Pisti Yapım İhalesine konsorsiyum olarak birlikte iştirak ettiğini ve ihaleyi alarak ... ... Noterliği ... Tarihli ve ... Yevmiye Numaralı onaylama şeklinde sözleşmeyi KBB ile akdettiğini, aslını yargılama sırasında sunduğu iki ayrı konsorsiyum beyannamesinden de anlaşılacağı üzere başta müvekkil şirket ile davalı şirket mezkur ihaleye yarı yarıya ortak olarak girmek hususunda anlaştığını ve bu doğrultuda bir konsorsiyum beyannamesi akdetmişlerse de sonrasında KBB'nin ortaklardan birinin hakim ortak olması yönünde direktifleri üzerine iç ilişkide paylar eşit 50-50 kalarak 70-30 paylı konsorsiyum beyannamesi imzaladığını, bunun üzerine müvekkil şirket ve davalı ... Şirketi iç ilişkideki fark alacak olan %20 konsorsiyum hissesinin davalı ... Şirketine devri karşılığında davalı şirketin müteahhitlik payına mahsuben alacaklı olduğu ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel ... Blokta ... numaralı bağımsız bölümler ile ... Blokta ... numaralı bağımsız bölümlerin %40 hisselerinin temliki hususunda ... tarihli Alacağın Temliki Sözleşmesini akdettiğini, müvekkil şirketçe alacağın temliki sözleşmesine istinaden bugüne değin resmi bir devir yapılmaması nedeniyle huzurdaki dava ikame edildiğini, davalılar işbu davaya cevaben temlik sözleşmesinin varlığını inkar ettiğini, sözleşmenin; ... Şirketinin emaneten ve görünüşte yani muvazaalı surette devredildiği bir dönemde yetkili görünen kişinin sonradan imzaladığı bir belge olduğunu iddia ettiğini, belgenin çelişkiler içerdiğini söyleyerek davanın reddini savunduğunu, mahkemece taraf delilleri toplandığını, öncelikle davalıların savcılığa yaptığı suç duyurusu veçhiyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı ... Soruşturma numaralı dosyasının akıbeti beklendiğini ve söz konusu dosya KYOK ile kapandığını, akabinde evrakın imza yaşının tespiti için dosya ATK'ya sevk edilmiş ancak ATK tarafından belge yaşının tespitine yarar bir teknoloji bulunmadığı bildirildiğini, bu kere ... ve ... isticvap edilmiş temlik sözleşmesinin ne için ve ne zaman yapıldığı hususunda davalıların iddialarını boşa çıkaran beyanlarda bulunduğunu, davalı tanıkları dinlenildiğini, tanıklardan ... Şirketi muhasebecisi olan ... bu sözleşme hakkında herhangi bir bilgisi olmadığını; normal şartlarda da zaten böyle bir sözleşme yapılıp yapılmadığı hususunda kendisine bilgi verilmesi gerekmediğini beyan ettiğini, diğer davalı tanığı aynı zamanda davalı ...'un kardeşi ... ise yine böyle bir sözleşmeden haberdar olmadığını beyan ettiğini, bunun üzerine mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verdiğini, 14/04/2025 tarihli celse 2 numaralı ara karada tarafların ticari defterlerini bildirmek üzere kesin süre verildiğini ve bildirilmediği takdirde defteri ibrazdan kaçınmış sayılacağı ihtar edildiğini, müvekkil şirketçe yasal süre içerisinde defterlerin yeri bildirildiğini ancak davalı ... Şirketi tarafından kesin süre içerisinde bildirilmediği gibi bilirkişi incelemesi esnasında kesin süreden sonra bildirilen adreste de defterler hazır bulundurulmadığından davalı defterleri üzerinde bir inceleme yapılmaksızın rapor tanzim edildiğini, alınan raporda müvekkile ait ticari defterde herhangi bir kayda rastlanmadığı ifade edildiğini, mahkemece toplanan deliller ışığında tahkikata son verildiğini ve davanın reddi cihetine gidildiğini, müvekkilce ikame edilen işbu alacağın temlikine dayalı tapu iptal ve tescil davasında mahkemenin davanın reddine dair karar verdiğini, mahkemenin kararına gerekçe ettiği hususların mevzuata, teamüllere, Yargıtay Uygulamasına ve Türk Yargı Geleneklerine aykırı olduğu, gerçeklerden, hukuk tekniğinden ve evleviyetle mantıktan uzak olduğu açıktır. Bu hususlar tek tek irdelenecek olursa: mahkemece davalının sırf iddialarından ibaret olan beyanlarına itibar edilerek ... Şirketi hisselerinde sözleşmenin akdedildiği tarihte olağandışı bir devir yaşandığı, şirket hisselerinin geçici olarak devredildiği kabul edildiğini, mahkemenin "Olağandışı" tespiti neye dayandığını, şirket hisse devrinin olağan şekli nasıldır ki bu yapılan devrin olağandışı bir tarafı olduğu tayin ve tespit edildiğini, mahkemece hiç delillendirilmediğini ve temellendirilmediğini bir konuda dayanaksız şekilde bir kanaat bildirimi yapıldığını, tarafların şirket hisselerini devrettikleri esnada bu devir işlemini geçici yahut görünürde yani muvazaalı yaptıkları kanaatini hasıl edecek dosyada hiçbir delil bulunmadığını, bir kere muvazaanın tarafının muvazaa yapıldığı iddiası ancak ve ancak yazılı delil ile ispat edilebildiğini, mahkemenin en kati olarak dayandığı ancak en büyük yanılgıya düştüğü ve en büyük mantık hatasını yaptığı kabul ise davalının sunduğu ... tarihli konsorsiyum sözleşmesine göre ... Şirketi ile müvekkil şirketin paylarının 70-30 şeklinde belirlendiği ve müvekkil şirketin payının 50-50 olduğu yönünde hiçbir çekince ileri sürmediği kabulü olduğunu, müvekkil şirketin çekincesiz olarak 70-30 paya imza atması temlik sözleşmesini ortadan kaldırmak bir yana teyit ettiğini, konsorsiyumdan hem 50-50 pay alıp hem de ...'a otoparkta devrettiği %20 paya istinaden temlik almış olduğu 12 büronun %40 hissesini müvekkilin birlikte alması mümkün olmadığını, mahkemenin bu kabulüne göre şayet 2020 yılında yapılan konsorsiyum sözleşmesinde 50-50 yazsa, müvekkil hem otoparktan %50 hisse alacak hem de dava konusu büroları alacağını, bu müvekkil için çok karlı bir kabul olsa da gerçeklerden, matematikten ve mantıktan bir o kadar uzak olacağını, otoparkın %20 hissesi ile 12 büronun %40 hissesi zaten birbirinin kaim değeridir. Şayet 2020 yılında mahkemenin kabul ettiği gibi 50-50 pay alınmış olsa idi o zaman bu temlik sözleşmesinin hükümden düştüğü kabul edilebildiğini, müvekkil şirket zaten 70-30 olmayı kabul ederek bu büroları temlik almışken ve KBB'nin de hakim ortak dayatması nedeniyle en başından beri zaten 50-50 yapılamayan bir sözleşmeyi hükme gerekçe etmek açıkça usul ve yasaya, akla ve mantığa aykırı olduğunu, ... tarihli temlik sözleşmesinin son bölümünde iç ilişkideki pay devri suretiyle dış ilişkide artık ... Şirketinin payının %70 olacağı da açıkça zikredildiğini ve buna uygun surette 2020 yılında yapılan sözleşmede ... hissesi %70 olarak kabul edildiğini, açıkça sözleşmeler birbirini teyit etmekte iken mahkeme çok açık bir yanılgıya düştüğünü, temlik sözleşmesine göre müvekkil şirketin otopark için %50 oranında harcama yapıp yapmadığı hususu taleple bağlılık ilkesi aşılarak ve davalının bu yönde bir talebi olmamasına karşın resen araştırıldığını, evleviyetle belirtmek gerekir ki davalı tarafça cevap dilekçesinde sadece sözleşmenin tümden inkarı cihetine gidilmiş, sözleşmenin hileli olduğu iddia edildiğini, davalı tarafça cevap dilekçesinde müvekkil şirketin Alacağın Temliki Sözleşmesine göre üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği %50'sini ödemesi gerekirken %30'unu ödediği ya da hiç ödemediği bu nedenle ödemezlik definde bulundukları gibi hiçbir savunmaları olmadığını, ödemezlik defi ileri sürülebilmesi için bir alacağın varlığı evleviyetle kabul edilmeliyken davalı tarafça sözleşmenin tümden inkar edilmesi nedeniyle bu definin ileri sürülmesi mümkün de olmadığını, takdir edileceği üzere müvekkil şirket üzerine düşen edimleri harfiyen yerine getirmiş olmasına karşın bir an için aksi düşünülüp müvekkilin otopark işinde gerekli ödemeleri ve işleri yapmadığı hususu yargılamaya dahil edilmek istenirse karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde bir tarafın karşı taraftan edimini isteyebilmesi için diğer tarafa edimini tam yerine getirmiş ya da yerine getirmeyi teklif etmiş olması gerekir anlamını taşıyan ödemezlik defi hakkını kullanması gerektiğini, bu bir defi olup yalnızca dilekçeler teatisinde dile getirilebildiğini ve dile getirilmemiş ise mahkemece resen göz önüne alınamadığını, buradan hareketle davalıların sözleşmenin sahte olduğu sonradan yapıldığı gibi iddialardan başka otopark işinde müvekkil şirketin üzerine düşen edimleri yerine getirmediği ve ödemezlik definde bulundukları yönünde savunmaları olmadığına göre mahkemece böyle bir araştırmaya girişilmesi ve bunun hükme dayanak teşkil ettirilmesi açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar, gerek 50-50 pay ihtiva eden konsorsiyum sözleşmesi gerekse temlik sözleşmesiyle açıkça ortaklık durumunu kararlaştırmış ve bu mutabakat ... tarihli konsorsiyum sözleşmesiyle teyit edilmiş olmasına; üst bentte ifade ettiğiniz üzere davalının bir ödemezlik defi savunması bulunmamasına ve müvekkilce temlik olgusu ve iç ilişkideki pay yazılı belge ile ispatlanmasına ve aksini iddia eden davalıya ispat külfeti düşmesine rağmen mahkemece tüm bu hususlar göz ardı edilerek davalının hiçbir delile dayanmadan salt ileri sürdüğü iddialarının aksini ispat külfeti müvekkil şirket üzerindeymiş gibi hüküm kurulması açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı hiçbir iddiasını ispatlamadığını, müvekkil ise üzerine düşen ispat külfetini yerine getirmiş olmasına rağmen mahkeme davalının beyanlarının aksini de müvekkil şirketin ispat etmesini beklediğini, bu neresinden bakılırsa bakılsın tutarsız ve mahkemenin gerekçesinde yer verdiği TMK m.6 ve HMK m.190 hükmüne açıkça aykırı olduğunu, davalı şirket ile davacı şirket, 50-50 ortak olarak belediye ihalesine girdiğini hatta bu hususta mahkemeye aslı sunulan ve halihazırda mahkeme kasasında bulunan 50-50 konsorsiyum sözleşmesini bizzat davalı ... imzası ile imzaladığını, daha sonra KBB'nin yönlendirmesi ve şirket yetkililerinin karşılıklı oturup anlaşmaları ile yine ihalenin iç ilişkide 50-50 alınması kaydıyla dış ilişkide 70-30 payla konsorsiyum sözleşmesi akdedilmiş, akabinde davacı şirketin iç ilişkideki fark %20 alacağının ...'a devri ve ...'un artık iç ilişkide de %70 paya sahip olması karşılığında ...'un müteahhit payı olarak alacağı dava konusu ofislerin %40'ı davacı şirkete temlik edildiğini, bu otopark da, bu ofisler de yapılmış ofisler yapıldıktan sonra 12 ofisin %40'ının yaklaşık 5 ofise denk geldiği kabul edilerek yukarıda numaraları verilen 5 ofisin zilyetliği davalılar tarafından davacı ... Şirketine kazasız ve nizasız verildiğini, davacı şirket bu davanın açılmasından 6 sene evvelden itibaren dava konusu 5 ofisi kiraya vermiş ve kira paralarını tahsil ettiğini, tarafların ofisleri aynı iş merkezinde dava konusu ofisler de tarafların adreslerinin bulunduğu aynı iş merkezinde olduğunu, müvekkil şirket bugüne değin gayrimenkullerin tapularını almak için ipoteklerin kalkmasını beklerken kredilerin kat edilmesi ve ipoteklerin paraya çevrilmesi tehlikesi doğunca hak kaybına uğramamak için bu davayı açtığını , bu davanın açıldığı tarihe kadar bu temlik davalının kabulünde ve ihtilaf konusu olmadığını, dava açıldıktan sonra davalı taraf önce sözleşmeyi inkar etmiş daha sonra sözleşme tarihinin geriye dönük atıldığını iddia edip delil olarak tanık, ticari defter ve bilirkişi raporuna dayandığını, hukuken davalının savunması hile iddiası olduğu için ispat yükü davalı üzerinde olup davalı ne tanıklarıyla ne mahkemeye dahi sunmaya tenezzül etmediği ticari defterlerle ne de takdiri yahut kesin başkaca bir delil hatta bir emareyle iddiasını ispat edememişken mahkeme hatalı ve büyük mağduriyete sebebiyet veren eldeki yanlış kararı vermekle anılan sebepler dairesinde işbu istinaf başvurusunu yapma zarureti hasıl olduğunu, resen göz önüne alınacak sebeplerden ötürü haklı istinaf başvurunun kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Davacı yanın istinaf dilekçesinde iddia ettiğinin aksine mahkeme kararında da kabul edildiği üzere ,temlik sözleşmesinin imzalandığı dönemdeki şirket hisse devirleri olağan dışı ve geçici devirler olduğunu, dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere,bu geçici devirin süresi 3-4 ay kadar sürdüğünü, ve davacılar bu sürenin sonunda yeniden tüm hisseleri şirketin gerçek sahibine iade ettiğini, bununla birlikte işbu temlik sözleşmesinin gerçekliğini destekleyecek ortada hiçbir emare ve delil söz konusu olmadığını, tüm dosya kapsamına göre işbu temlik sözleşmesinin davacılar tarafından muvazaalı olarak düzenlendiği apaçık ortada olduğunu, bu sebeple davacı yanın bu konudaki iddia ve itirazları yerinde olmadığını, her ne kadar temlik sözleşmesinin geçmiş tarihli olarak düzenlendiği iddiayı kanıtlayamadığına dair iddiada bulunulmuş ise de tarafınca ve davacı yanca sunulan defter ve ilgili tüm kayıtlar incelendiği vakit görüleceği üzere temlik sözleşmesi hiçbir kayıtta bulunmadığını, şirketler için bu denli önem arz eden bir sözleşme yapıldığı müddetçe bu hususun tüm defter ve kayıtlarda bulunacağı izahtan vareste olduğunu, dolayısıyla davacı yanın bu konudaki iddiaları da yersiz olduğunu, davacı yanın Ticari Defter ve Kayıtları sunmadığına ilişkin iddiasının kabul etmediğini, davacı yan iddialarını kendi ticari defter ve kayıtları ile ispat edemediğini, dosya içerisinde bulunan Heyet Raporunda davacı iddialarını destekleyen hiçbir veri ve kayıt söz konusu olmadığını, bununla birlikte iddia edildiği gibi ortaklık sözleşmesinin yarı yarıya olduğu hususunda ve inşaat maliyetlerinin yarı yarıya karşılandığı hususunda dosya içerisinde herhangi bir veri ve delil söz konusu olmadığını, hal böyle iken ve davacı yanın ticari defter ve kayıtlarında bulunmayan iddiaları sebebiyle davalı defterlerinin ibraz edilmemiş olması bir şey ifade etmediğini, davaya dayanak gösterilen Temlik Sözleşmesi, dosya içeriğinde bulunan resmi sözleşmeler ile çelişmekte, hem de içerdiği hükümler, düzenlendiği tarih bakımından hayatın olağan akışına aykırılıklar barındırdığını, Temlik Sözleşmesi içeriğine baktığında ,sözleşmenin tarafı olmayan ... yükümlülük altına sokulmaya çalışıldığını, bunun yanında Konsorsiyum Ortaklığının %20 lik kısmı için 12 adet ofisin %40 lık hissesinin temliki hükmünü içermektedir ki edimler arasındaki bu orantısızlık dahi hem hayatın olağan akışına aykırılık içermekte hemde kötü niyeti apaçık ortaya koyduğunu, ayrıca sözleşmenin düzenleme tarihinin, ...'a ait ... Ltd .Şti. nin başka bir iş dolayısı ile kısa süreliğine davacı şirket ortakları ve aynı zamanda yeğenleri olan ... ve ... 'a devrettikleri zaman dilimine denk gelmesi de baştan beri ileri sürmüş olduğumuz iddialarımızı apaçık ortaya koyduğunu, tüm bu anlatılanlar doğrultusunda, gerek Temlik Sözleşmesinden önce düzenlenmiş olan ... tarihli Konsorsiyum Beyannamesinde ve gerekse çok sonraki tarih olan ... Tarihli Sözleşme Ve Konsorsiyum Beyannamesinde belirtildiği gibi taraflar arasındaki ortaklık yapısı %70 ve % 30 olduğunu, daha önce adi yazılı şekilde yapılan sözleşme bu kez aynı oranlarla resmi şekilde yapıldığını, nitekim rızası ve isteği olmadan yapılan sözleşmenin sonradan resmi ve kapsamlı şekilde yapılmayacağı izahtan vareste olduğunu, bu şekilde yapılan sözleşme ise tarafların iradelerinin yenilendiğini gösterdiğini, bu hususun aksini gösterecek dosya içerisinde ve davacıya ait Ticari Defter ve kayıtlarında herhangi bir delil ve veri söz konusu olmadığını, dolayısı ile sonradan muvazaalı olarak düzenlenmiş Temlik sözleşmesine dayalı olarak açılan işbu haksız davanın reddine ilişkin mahkeme kararı yerinde olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle; davacı tarafın istinaf başvurusunun REDDİNE, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine,karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı tarafından ... Büyükşehir Belediyesi ... Katlı Otopark İşi nedeniyle davalı şirket ile konsorsiyum kurulduğunu, öncelikle %50 şer oranında ortaklık kurulduğunu fakat idarenin hakim ortak olması gerektiğine dair istemi nedeniyle %70 ... ve %30 ... Tasarım'ın payı olacak şekilde resmi konsorsiyum kurulduğunu, fakat davacının %20 payı-alacağı için ise ... Şirketi'nin müteahhitlik karına isabet edecek davaya konu taşınmazların %40 hissesinin kendisine verileceğinin ... tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile kararlaştırıldığını iddia ederek tapu iptal tescil olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.Davacı şirket, ... Büyükşehir Belediyesi'nin ihalesine davalı ... şirketi ile konsorsiyum olarak girdiklerini ve başlangıçta yarı yarıya planlanan ortaklığın idarenin talebiyle iç ilişkide %70 ..., %30 ... Tasarım olacak şekilde değiştirildiğini belirtmektedir. Davacının bu %20'lik pay kaybına karşılık taraflar arasında ... tarihli "Alacağın Temliki Sözleşmesi" imzalandığını iddia etmektedir. Davacı, bu sözleşme uyarınca ... 'nin ... ilçesi ... Mahallesi'ndeki (... Ada ... Parsel) ... ve ... bloklarda yer alan muhtelif bağımsız bölümlerin %40 hissesinin kendisine devredilmesi gerektiğini, ancak davalı şirketin ve şirketin tek yetkilisi olan diğer davalı ...'un kötü niyetli davranarak bu mülkiyet devri taahhüdünü yerine getirmediğini iddia etmektedir. Davanın esası yönünden ise söz konusu bağımsız bölümlerin %40 hissesine ait tapu kayıtlarının iptal edilerek kendi adına tescil edilmesini; şayet aynen ifa (tescil) mümkün olmazsa taşınmazların rayiç değerine karşılık şimdilik 1.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesini istemektedir. Davalı taraf ise temlik belgesinin muvazaalı olduğunu, şirket hisselerini geçici olarak devralan yeğenler tarafından geriye dönük tarihli olarak düzenlendiğini ve sonraki tarihli sözleşmelerin önceki anlaşmaları ortadan kaldırdığını savunarak davanın reddini istemiştir.Davalı ... Ltd. Şti.'nin yönetim ve ortaklık yapısı incelendiğinde ... tarihli ... sayılı karar ile ..., ... ve... şirketteki tüm hisselerini ... ve ... ’a devrederek şirketten ayrılmışlardır. Bu kararla şirketin yeni hissedarları ... ve ... olmuştur. Hemen ardından alınan ... tarihli ... sayılı karar ile ... , şirketi ünvanı altında münferiden (tek başına) temsil ve ilzam etmek üzere 10 yıl süreyle müdür olarak atanmıştır. Bu değişiklikten yaklaşık dört ay sonra, ... tarihli ... sayılı karar ile ... ve ... şirketteki tüm hisselerini tekrar ...’a geri devrederek şirketten ayrılmışlar ve ... şirketin tek hissedarı olmuştur. Alacağın Temliki Sözleşmesi’nin imzalandığı ... tarihinde, davalı şirket ... Ltd. Şti.’nin yasal temsilcileri ... değil, ... ve ... 'dır. Sözleşme tarihinde davalı şirketi tek başına temsil ve imza yetkisi (münferit müdürlük) resmi olarak ... ’a aittir. Dava dosyasındaki beyanlar ve bu sicil kayıtları birlikte incelendiğinde; ... tarihli temlik sözleşmesinde temlik alan davacı şirket ( ... Tasarım) adına ... 'ın imza attığı, karşı tarafta temlik eden davalı şirket (...) adına ise o dönem resmi imza yetkilisi sıfatıyla ... 'ın imza attığı tespit edilmektedir.İlk derece mahkemesince taraflara konsorsiyum ilişkisi içinde fiilen ne kadarlık bir iş ve imalat yapıldığını, ödemelerin kimler tarafından finanse edildiğini, alt yüklenici sözleşmelerini ve seviye tespit tutanaklarını sunmaları için kesin süre verilmiş; ancak taraflarca ortaklığa ait bu mali ve teknik kayıtlar dosyaya sunulmamıştır. Alınan bilirkişi heyet raporuyla da sabit olduğu üzere, tarafların konsorsiyum içinde %70'e %30'luk resmi oran dışında harcama yaptığı, ödemelerin bu resmi paylardan farklı şekilde ayrıştırıldığı veya davacı lehine fiili bir eylemsel ortaklık ilişkisinin yürütüldüğü ispat edilememiştir. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. (TMK m. 6) İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. (HMK m.190) İspat yükü kendisinde olan davacı taraf, resmi sözleşmelerin aksine bir ortaklığın varlığını ve buna dayalı fark alacağını somut ve denetlenebilir delillerle kanıtlayamamıştır.Tüm bunlar ışığında; resmi konsorsiyum ve iş ortaklığı sözleşmelerindeki payların %70-%30 olduğu, resmi kayıtların aksine eşit paylar şeklinde eylemsel ortaklığın varlığı ile harcama dengesinin ispat edilemediği, ticaret sicil kayıtlarına göre adi yazılı temlik sözleşmesinin yapıldığı sırada davalı ve davacı şirketi temsil edenlerin iç ilişkideki durumları, taşınmazın devrini öngören alacağın temliki sözleşmesinin resmi şekilde yapılmayışı, taşınmazların sahibi ... 'nın temlik sözleşmesinde taraf olmayışı, daha sonra kurulan sözleşmelerde de %50 ortaklık öngörülmemesi nazara alınarak davanın reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı tarafın yukarıda yazılı söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/10 Esas 2026/376 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı taraftan peşin olarak alındığından harçla ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına,

Davacı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ,

İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ,

Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde , 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 05/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1579, K. 2026/1875, T. 05.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1579-e-2026-1875-k-f3efbd6054bb