Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1243 E. 2026/1560 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1243
- Karar No
- 2026/1560
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1243 - 2026/1560 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1243 KARAR NO : 2026/1560 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMES İ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/03/2023 NUMARASI : 2022/132 E. - 2023/132 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Markanın Hükümsüzlüğü)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/03/2023 tarih ve 2022/132 E. - 2023/132 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davacı şirketin davaya dayanak alınan markalarının esas unsurunun ... olduğunu, ... ibaresinin davacı şirketin çatı markası olduğunu, davaya konu “...” ibareli marka başvurusunda yer alan “...” ibaresinin marka vasfı bulunmayan tanımlayıcı bir ibare olduğunu, davacıya ait markalarda, “...” ibaresi üst satırda, “...” ibaresi alt satırda konumlandırıldığını ve davaya konu marka başvurusunun davacı markaları ile aynı şekilde oluşturulduğunu, davacı markalarının tanınmışlığından haksız olarak faydalanma amacı taşıdığını, dava konusu marka başvurusunun davacının “... ...” ya da “...” markaları ile benzer olduğu gibi, “...” esas unsurundan oluşan markaları ile de benzer olduğunu, taraf markalarının aynı/benzer mal ve hizmetleri ihtiva ettiğini ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davacıya ait markaların tüketici nezdinde yüksek bilinirlik ve tanınmışlık ihtiva ettiğini, bu nedenle davalı tarafça ... ibareli markanın 37. sınıflarda kullanılacak olması halinde, davalı taraf lehine haksız kazanç sağlanacağını ve davacı firmaya da ciddi zararlar verebileceğini, başvuru sahibi tarafından başka bir ifade seçme olanağı sonsuzken, davacıya ait marka ile görsel, işitsel ve sınıfsal olarak aynı denecek kadar benzer “... ... ...” ibaresinin tercih edilmek istenmesinin iltibas ve haksız rekabet şeklinde ortaya çıkan kötü niyetin bir göstergesi olduğunu ileri sürerek, 18.02.2022 tarih ve 2022-M-1672 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde 2020/115782 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı vekili; davalıya ait markanın kalan sınıfı ile davacı markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmünde sayılan emtiaların aynı ya da benzer olması şartının sağlanmadığını, yine itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar ile dava konusu marka arasında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, “...” ibaresinin davacı tarafından yaratılmış orijinal ya da fantezi bir sözcük olmadığını, bir gezegen ismi olduğunu ve herkes tarafından bilindiğini, genel ve yaygın bir kullanımı bulunduğunu, ... nezdinde yapılan basit bir araştırma ile “...” , “...” ve “...” ibaresi ile çeşitli mal ve hizmet sınıflarda tescilli yüzlerce farklı markanın farklı hak sahipleri adına tescilli olduğunu, davalı ile davacı firmanın farklı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalının uzun yıllardır böcek, haşere vb. ... sektöründe hizmet veren tanınmış bir firma iken davacının özellikle beyaz eşya üretimi noktasında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, davacının tescil sınıfı ile ilgili hiçbir kullanımı olmadığını, davalı yanca davacıya kullanım ispatı talebi de sunulmuş olduğunu ve davacının kullanım yapıldığının ispat edilemediğini, davacı yanın, “...” ve “...” ibareli davaya konu markalarının tanınmışlığını göstermeye yönelik delil sunmadığını, SMK 6/5hükmü bakımından tescil engelinden de bahsedilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının 28.09.2020 tarihinde 2020/115782 sayılı "..." ibareli 35 ve 37.sınıf hizmetler bakımından tescil başvurusunda bulunduğu, davacının 08.01.2021 tarihinde 2013/66627, 2013/66644, 2014/56420, 2014/60901, 2014/60908, 2014/60922, 2014/60927, 2015/16532, 2015/16538 sayılı markaları mesnet göstererek yayıma itiraz dilekçesi sunduğu, Markalar Dairesi Başkanlığı'nca davacı ve dava dışı şirket tarafından ileri sürülen itirazların kısmen haklı bulunarak marka tescil başvurusundan bir kısım hizmetlerin çıkarılmasına karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından itiraz edildiği, itirazı inceleyen YİDK'in 2022-M-1672 sayılı kararı ile itirazın reddine karar verdiği, davalının yayıma itiraz sürecinde işlem dosyası kapsamında kullanım ispatı talebinde bulunmadığı ancak dava aşamasında hükümsüzlük talebi açısından kullanmama def’i ileri sürdüğü, dava konusu marka ile davacı markalarından bir kısmının tek başına "..." ibaresinden oluştuğu, bir kısmının "..." ibaresi ile birlikte tali unsur sayılabilecek ibareler ile oluşturulduğu, davacının işbu markaları kapsamındaki mal ve hizmetler açısından "..." ibaresinin markasal algı yaratan, ayırt edici bir ibare olması ve "..." ibaresinin çatı marka olması sebebiyle, markanın ön plana çıkan esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalı markasında benzer şekilde ön planda olacak şekilde stilize şekilde yazılmış "..." harfi logosunun yer alması sebebiyle, davalı markası, itiraza mesnet gösterilen davacı markalarının bir serisi, devamı ya da versiyonu olarak düşünüleceği, markalar arasında ki yüksek olan harf dizilim benzerliği ve fonetik benzerlik nedeniyle karıştırma ihtimalinin bulunduğu, davacıya ait “...” markasının cep telefonu emtiaları açısından ciddi, devamlılık arz eden ve markasal etki doğurur şekilde kullanıldığın tespit edildiği, anılan emtialar ile dava konusu marka kapsamında yer alan ve davaya konu edilen 37. sınıf hizmetlerden “haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri” açısından taraf markalarının aynı ya da benzer kapsamlı oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; "Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri." bakımından 2022-M-1672 sayılı YİDK kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu 2020/115782 sayılı markanın "Haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri." bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, oysa dava konusu marka başvurusunun hem “...” hem de “...” ibareli markalar ile benzer olduğunu, Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/359 E. sayılı dosyasında düzenlenen 18.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacıya ait özellikle kırmızı renkli “...” ibareli markanın yoğun kullanım neticesinde yüksek ayırt ediciliğe kavuştuğunun açıkça ifade edildiğini, dosya kapsamında eksik inceleme yapıldığını, dava konusu marka başvurusunun kabul edildiği takdirde “...” ibareli markaların tüketici nezdinde davacıya ait markalarla iltibas yaratacağından ve tüketicilerin “...” ibareli ürünlerinin davacıya ait olduğunu düşünerek tercih edeceğinden, tanınmışlığından haksız olarak yararlanılacağını, “...” ibareli markaların ayırt edici gücünün istismar edilecek ve markanın itibarının zarar göreceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Markalar Dairesi kararı sonrası başvuru kapsamında kalan hizmetler açısından taraf markaları arasındaki benzerlik düzeyinin, ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılması ya da ilişkilendirmesi ihtimalinin yaratmayacağını, davacı şirketin bilinirliğinin elektronik ve beyaz eşya sektörü olduğu hususu da göz önüne alındığında, ilgili tüketicilerin davalı markasını davacının seri markası olarak algılaması ve/veya aynı ticari işletmeye ait olduklarını ya da aralarında iktisadi/idari bir bağ bulunduğunu sanmasının söz konusu olmadığını, SMK 6/1. maddesi hükmü gereği aranan “çifte benzerlik” koşulunun oluşmadığını, sunulan delillerin SMK 6/5 ve 6/9 maddelerinin kabulü için yeterli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının itirazına mesnet gösterilen markalarının esas unsurlarının "..." ibaresi olması, davalı markasında "..." harfi logosunun ön planda olacak şekilde stilize edilmesi, markalar arasındaki harf dizilim benzerliği ve fonetik benzerlik düzeyinin yüksek olması hususları nazara alındığında taraf markaları arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu, davacıya ait “...” markasının “cep telefonu” emtiaları açısından ciddi, devamlılık arz eden ve markasal etki doğurur şekilde kullanıldığın tespit edildiği anlaşılmakla, davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı ile davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacı ile davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı ile davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.