Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/771 E. 2026/1721 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/771
Karar No
2026/1721
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/771 - 2026/1721 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/771 KARAR NO : 2026/1721

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ...(...) ÜYE : ...(...) KATİP : ...(...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/02/2026 NUMARASI : 2025/585 Esas - 2026/94 Karar

DAVACI : ... İNŞAAT ASFALT NAKLİYAT TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - .... Kartal/İSTANBUL VEKİLİ : Av. ... - ..... Gebze/KOCAELİ

DAVALI : ... ASFALT TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ - 0434005360600002 - Hacı Osman Mah. Körfez Sok. Küçükler İş Merkezi No:6 D:2 Körfez/KOCAELİ VEKİLİ : Av. ... - .....İzmit /KOCAELİ DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/10/2025

KARAR TARİHİ : 01/10/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 08/10/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı Doğan İnş. aleyhine davalı ... Asfalt Ltd. Şti. tarafından Kocaeli İcra Müdürlüğü’nün 2024/119949 E. sayılı dosyası üzerinden 10.850.000 TL bedelli senede istinaden icra takibi başlatıldığını, ancak takibe konu senedin adi ortaklık adına sahte olarak düzenlendiğini, taraflar arasındaki iş ortaklığına dair kesin kabul ve hakediş işlemlerinin senet tanzim tarihinden çok önce tamamlandığını ve davalıya herhangi bir borç bulunmadığını, alınan uzman görüşü raporu ile de senedin ticari defter ve kayıtlarda yer almadığının tespit edildiğini, adi ortaklığın diğer ortağı ... İnş. yetkilisi ile davalı şirket sahibinin kardeş olduğunu ve davacıyı dolandırmak amacıyla kötü niyetli hareket ettiklerini, konuya ilişkin suç duyurusunda bulunulduğunu ve tasfiyenin ihyası sürecinin devam ettiğini belirterek; davacının icra takibine konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, davalı aleyhine %40’tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının asılsız olduğunu, usul yönünden davacı vekilinin iş ortaklığını temsil eder geçerli bir vekaletnamesinin bulunmadığını, iş ortaklığı sözleşmesi uyarınca temsil yetkisinin münhasıran diğer ortağa (... Şirketi) verildiğini, davacı Doğan İnş. Şirketi'nin tek başına dava açma ehliyetinin olmadığını, tek taraflı azilnamenin hukuken geçersiz olduğunu; esas yönünden ise takibe konu bononun taraflar arasındaki alt yüklenici sözleşmesine dayanan ticari ilişkinin karşılığı olarak verildiğini, kambiyo senedinin sebepten mücerret olduğunu ve ödeme iddiasının ispatlanamadığını, davacı tarafça sunulan uzman görüşü raporunun eksik incelemeye dayalı ve taraflı olduğunu, bilirkişi incelemelerinde imzanın temsilci eli ürünü olduğunun kuvvetle muhtemel olduğunun tespit edildiğini, davacının iddia ettiğinin aksine şirket yetkilileri arasında akrabalık bağı bulunmadığını ve davacının kötü niyetli olarak yargılamayı uzatıp mal kaçırma gayesi güttüğünü savunarak; usul ve esas yönünden haksız davanın reddine, davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın aktif husumet dava şartı yokluğundan HMK 114/1-d ve 115. maddeleri uyarınca usulden REDDİNE, 2-Esas hakkında karar verilmediğinden tazminat talebinin REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin değerlendirmede hata etmiş, somut olayın İİK madde 72'de yer alan takip sonrası takip dosyasında borçlu olarak gösterilen tarafa Kanun Koyucu tarafından tanınmış bir hak olan dava açma hakkı olduğunu gözetmemiş, olayı icra takibinden önce ve henüz ortaklar tek başına ve bağımsız olarak takip borçlusu sıfatı kazanmadan açılan takip öncesi menfi tespit davası ile karıştırmış, doktrinsel olarak da yorumda çelişkiye düştüğünü, icra takibinde adi ortaklık değil, davacı şirketin tek başına, ayrıca ve açıkça borçlu olarak gösterildiğini, Yerel Mahkemece, takibe konu senedin gerçekte hangi tarihte düzenlendiği hakkında herhangi bir inceleme ve araştırma yapmaksızın, Vergi Dairesi kayıtlarına göre tasfiye edilmiş haldeki adi ortaklığın davada taraf olması gerektiğinden bahisle usulden red kararı vermesi hukuka açıkça aykırı olduğunu, adi ortaklığın tasfiyesi davası gerekçe olarak gösterilmiş ancak bekletici mesele yapılmadığını, bu hususun bozmayı gerektirdiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararı yasaya ve usule uygun olup davacılar tarafından ileriye sürülen iddialar maddi hukuk normlarına aykırı olduğunu, Keza huzurdaki davada, adi ortaklık adına yargı yoluna başvuran Av. .... 'nun adi ortaklık tarafından tanzim edilmiş olan bir vekaletnamesi bulunmadığı gibi adi ortaklıktan tarafından sonradan dava açılmasına muvafakat edildiğine dair bir belge de sunulmadığını, davacı tarafından ileriye sürülen iddialar yasal dayanaklardan uzak olup yalnızca davalının alacağının tahsilini geciktirme saiki taşıdığını, adi ortaklığın taraflarından ... şirketi davaya dahil edilmediğinden ve adi ortaklık vekili olarak hareket ettiğini bildiren Avukat ...'nun bu doğrultuda gerekli vekaletnamesi dosyada yer almadığından İlk Derece Mahkemesinin aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi kararında herhangi bir yasaya aykırılık bulunmadığını, bu nedenle davacı ... İnşaat şirketinin itirazlarının ve istinaf kanun yolu başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/02/2026 Tarih - 2025/585 Esas - 2026/94 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davalı ... Asfalt Ltd. Şti. tarafından Kocaeli İcra Müdürlüğü’nün 2024/119949 E. sayılı dosyası üzerinden 10.850.000 TL bedelli senede istinaden icra takibi başlatıldığı, davacının bu takipten ve senetten kaynaklı borcununu bulunmadığına ilişkin eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini savunduğu, Mahkemece davanın davacı tarafından tek başına açılması nedeniyle aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edildiği görülmektedir. Uyuşmazlık, davacının eldeki davayı tek başına açıp açamayacağı noktasındadır. Adi ortaklık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 620 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre “Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Adi ortaklık, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında yer alan ortaklıklardan farklı olarak tüzel kişiliği haiz değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 51. maddesinde dava ehliyetinin medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği düzenlenmiştir. Adi ortaklıkların, tüzel kişilikleri bulunmadığı için fiil ehliyeti ve taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle adi ortaklık halinde yönetici ortağa dava açmaya özel yetki verilmesi halleri dışında adi ortaklığın fiil ve taraf ehliyetleri bulunmamaktadır. HMK’nın "Mecburi dava arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde ise; "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." hükmü düzenlenmiş bulunmaktadır. Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği halde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder (HMK'md. 60/1). Adi ortaklığın, tüzel kişiliği bulunmadığı için fiil ehliyeti ve taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Adi ortaklık tarafından açılacak davalar bakımından, adi ortaklığı oluşturan kişilerin TBK’nın 638. maddesi uyarınca taraf olarak birlikte hareket etmeleri gerekmektedir. Diğer bir ifade ile adi ortaklığa ilişkin davaların ortakların hepsi tarafından birlikte ikame edilmesi veya açılan davada ortakların tamamının taraf olarak yer alması gerekir. Kısaca adi ortaklığın taraf olduğu hukuki işlem ve eylemlerde dava açma ehliyeti elbirliği mülkiyeti kuralları gereğince (6098 sayılı TBK'nın 638., 818 sayılı BK'nın 534., TMK'nın 702. maddeleri) mecburi dava arkadaşı olarak bütün ortaklar tarafından birlikte kullanılması gerekir. Taraf ehliyeti 6100 sayılı HMK'nın 114-(1)-d) maddesi uyarınca dava şartlarından olup yine aynı Yasa'nın 115-(1) maddesi gereğincede kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca ileri sürülmese dahi kendiliğinden göz önüne alınmalıdır. Ancak yine aynı Yasa'nın 115-(2) maddesi gereğince dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verilmeli, bu süre içinde bu dava şartı noksanlığının giderilmemesi halinde davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmelidir. Adi ortaklık tarafından açılacak davaların, el birliği mülkiyeti kuralları gereğince bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerekir. Bütün ortaklar tarafından açılacak dava, adi ortaklık adına değil, bütün ortaklar adına açılır ve hüküm de ortaklar hakkında verilir. Aktif ve pasif taraf ehliyeti tüm ortaklara aittir. Adi şirket ortakları arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Bu açıklamalardan anlaşılacağı gibi adi ortaklık tarafından açılacak davaya tüm ortakların katılımının sağlanması şarttır. Ortaklarca birlikte dava açılmadığı takdirde adi ortaklardan bir kısmınca açılan davaya dava açmayan diğer ortakların davaya katılımının ya da muvafakatlerinin sağlanması, olmadığı takdirde davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir. Eldeki uyuşmazlık, icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davası olup Kocaeli İcra Müdürlüğü’nün 2024/119949 E. Sayılı ilamsız icra takibi davacı ... İnşaat Asfalt ve Ticaret Limited Şirketi ile ... İnşaat Asfalt Nakliyat Ticaret Limited Şirketine karşı açıldığı görülmektedir. "...Adi ortaklık tüzel kişiliğe sahip olmadığı için alacaklılar bu ortaklığa karşı dava açamaz, takipte bulunamazlar. Alacaklıların gerektiğinde başvurabilecekleri bir ortaklık mal varlığı da yoktur. Bu nedenle alacaklılar yalnız ortaklar aleyhine dava açıp, takipte bulunabilirler. Ancak dava ve takibin bütün ortaklara karşı yapılması gerekir. Çünkü adi ortaklıkta alacaklara karşı borçlardan yalnız ortaklar sorumlu oldukları için dava ve takip ehliyetine de yalnız ortakların tamamı sorumludur. Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığı ve alacaklıların başvurabilecekleri bir kişi ve mal varlığı olmadığı için ilk olarak doğrudan doğruya ortaklara başvurulmaktadır (Eren, s.891-892)..."(Yargıtay HGK. 18/06/2025 T., 2024/12 -787 E., 2025/367 K.). Davalı tarafından takibin ortaklara karşı yapıldığı, bu hususun anılan HGK kararı gereğince yerinde olduğu, bu nedenlerle eldeki menfi tespit davasının adi ortaklığı oluşturan ortaklardan tarafından birlikte açılması yahut davacı olmayan ortağın davaya muvafakat vermesi gerektiği anlaşılmaktadır. Eldeki davada ise, davacı davayı tek başına açmış ve diğer adi ortağın muvafakatini sağlayamamış olduğundan davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı anlaşılmakla istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine, İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/10/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/771, K. 2026/1721, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-771-e-2026-1721-k-6ddf1b3f7ab3