İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1101 E. 2026/715 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1101
- Karar No
- 2026/715
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1101 KARAR NO : 2026/715
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/12/2025 KARAR TARİHİ : 29/09/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... ... davalının kızı ...'e devri konusunda ... TL bedelle anlaşmaya varıldığını, bedelin bir kısmının nakit ve senetlerle, ... TL'lik kısmının ise davalı ...'a aracın devriyle karşılandığını, bu nedenle araç satışından kaynaklanan herhangi bir borcun bulunmadığını, buna rağmen davalının araç bedelinin ödenmediği iddiasıyla Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyasından takip başlattığını, belirterek takip nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti ile davalının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddiasının aksine, ... ... işletmesinin devri ile davalıya ait ... plakalı aracın satışının birbirinden bağımsız iki ayrı hukuki işlem olduğunu, iş yerinin davalının kızı ... tarafından ... TL bedelle devralındığını, aracın ise davacının eşi ... ... ile yapılan ayrı satış kapsamında ... TL bedelle devredildiğini, ... TL ödeme dışında kalan ... TL araç bedelinin ödenmediğini, bu nedenle başlatılan icra takibinin haklı olduğunu belirterek davanın usulden, aksi halde esastan reddi ile davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Dosyamızda tarafların dava tarihi (...) itibariye tacir olup olmadığının araştırılması için ... Vergi Dairesine ve ... Vergi Dairesine müzekkere yazılarak tacir olup olmadığı araştırması yapılmıştır. Bir davanın ticari dava olup olmadığı TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmektedir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1-a bendi uyarınca; tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın TTK'da düzenlenen hususlardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. maddesi uyarınca nisbi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın ticari işletmelerinden doğması gerekir. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Ticari işletme, TTK'nın 11/1.maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır.Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun 3.maddesinde; "ticari iş" kavramı açıklanmış ve "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir. Ticaret hayatının temel öznesi olan "tacir" de yine işletme kavramı bağlamında tanımlanmış ve "bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi"ye tacir deneceği TTK'nın 12/1.maddesinde belirtilmiştir. Türk Ticaret Kanunu tacir kavramını gerçek kişiler ve tüzel kişilerde ayrı ayrı ele almış, gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması bir ticari işletmenin mevcut olması, bir ticari işletmenin işletilmesi ve ticari işletmenin kısmen de olsa o kişi adına işletilmesi unsurlarına bağlanmıştır. Tüzel kişi tacir kavramının kapsamı ise TTK'nın 16/1. maddesinde düzenlenmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. HD DOSYA NO: 2022/2780 KARAR NO: 2023/1088 sayılı ilamında "....yapılan araştırmaya göre davacının dava tarihinde tacir olmadığı, bu nedenle davanın nispi ticari dava niteliğinde bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde de bulunmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." şeklinde karar verildiği görülmüştür. Yukarıda açıklanan kanun maddeleri ve tanımlar doğrultusunda olayda; dava TTK.nun 4/1-a-f bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan (tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın) değildir. Davacı ve davalı hakkında vergi dairesinden getirtilen yazı cevapları ile davalının Vergi kaydının bulunmadığı davacının ise işletme hesabına göre vergilendirmeye tabi olduğu, 213 sayılı VUK 'nun 177 maddesinin 1/1-3 bendlerindeki limitlerin yarısını ve 2 nolu benddeki limiti aşmadığı, anlaşılmaktadır. Her dava açıldığı tarihteki duruma göre değerlendirilmelidir. Dava tarihi itibariyle tarafların tacir olmadığı dolayısıyla davanın da hukuki niteliği itibariyle ticari dava olmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın mahkememiz görev alanına girmediği anlaşılmıştır. Görev, 6100 Sayılı HMK’nın 1. maddesi hükmü gereği kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmelidir. Bu durumda, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek karşı görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1- Davanın 6100 sayılı Kanunun 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 2-Taraflardan birinin, H.M.K.'nun 20. Maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceği, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına 3-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, 4-Diğer hususların gerekçeli kararda açıklanmasına, Dair, davacı vekili ...'in yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/09/2026
Katip ... e-imza
Hakim ... e-imza