İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/352 E. 2026/668 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/352
Karar No
2026/668
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/352 Esas KARAR NO : 2026/668

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/04/2026 KARAR TARİHİ : 24/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ile davalılardan kardeşinin muris babalarının vefatı sonrasında mirasçı kaldıklarını, diğer davalı aile avukatının telkiniyle murisin el yazılı vasiyetnamesinin uygulanması amacıyla 01.05.2023 tarihli adi yazılı protokolün düzenlendiğini, müvekkilinin Almanya'da yetişmesi nedeniyle Türkçesinin yetersiz olduğunu ve kanser tedavisi gördüğünü, aile avukatına duyduğu güvenle aleyhine hükümler içeren bu protokolü imzaladığını, protokolde yer alan taşınmaz satış yasağına aykırılık halinde fahiş cezai şart öngörüldüğünü, muris annelerinin vefatı sonrasında ise davalıların baskısıyla şirket hisselerinin ve kâr paylarının adaletsiz dağıtıldığı 27.11.2024 tarihli protokolün tanzim edildiğini, müvekkilinin tedavi masrafları nedeniyle taşınmaz satmak zorunda kalması üzerine davalıların cezai şart tehdidi ve yoğun baskısıyla lehdar kısmı boş olan 420.000 Euro bedelli senedin müvekkilinin iradesi sakatlanarak alındığını, senedin icraya konulmayacağı taahhüt edilmesine rağmen davalılarca şantaj ve baskı aracı olarak kullanıldığını, muris babanın vasiyetnamesindeki devir yasaklarının mülkiyet hakkını sınırlaması sebebiyle hükümsüz olduğunu, 01.05.2023 tarihli protokolün imzalandığı tarihte muris annenin demans hastası olması nedeniyle ehliyetsiz olduğunu ve protokolün yoklukla malul bulunduğunu, asıl borcun geçersizliği karşısında feri nitelikteki cezai şartın da batıl olduğunu, cezai şart miktarının fahiş olup ahlaka aykırılık teşkil ettiğini, davalıların el ve iş birliği içerisinde kötüniyetli olarak hareket ettiklerini belirterek, .... Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararının aynen devamına, 420.000 Euro tutarlı 25.10.2025 tanzim tarihli senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile senedin iptaline, 01.05.2023 ve 27.11.2024 tarihli protokollere dayalı olarak işlem yapılmaması yönünde tedbir kararı verilerek bahse konu protokollerin iptaline ve davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Uyuşmazlığın temel ilişkisinin miras hukukuna ve vasiyetnameye dayandığını, davanın ticari dava niteliğinde olmadığını, bu nedenle mahkemenin görevsiz olduğunu ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, vasiyetnamenin ve buna bağlı protokollerin iptaline ilişkin taleplerin Türk Medeni Kanunu'nun 559. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süreler geçtikten sonra ileri sürüldüğünü, İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi kapsamında açılan menfi tespit davasında ve kambiyo senedine dayalı borçsuzluk iddiasında ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğunu, senede karşı ileri sürülen iddiaların Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince yazılı delille kanıtlanması gerektiğini ve bu nedenle davacının tanık dinletme talebine itiraz ettiklerini, murisin el yazılı vasiyetnamesinin geçerli olduğunu ve mirasçıların saklı paylarına tecavüz edilmediğini, sözleşme serbestisi kapsamında protokole konulan 20 yıl satmama şartı ve cezai şart hükümlerinin hukuka uygun olduğunu, davacının vasiyetnameye ve protokollere dayanarak terekeden gayrimenkulleri devralıp tasarruf ettiğini ve kira gelirlerinden faydalandığını, buna rağmen sözleşmeye aykırı davranması sebebiyle cezai şarta dayalı senedin düzenlendiğini, bu bağlamda senedin karşılıksız kalmadığını ve davacının iddialarının yersiz olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Eldeki davada öncelikli olarak değerlendirilmesi gereken husus, mahkememizin görevli olup olmadığıdır. Göreve ilişkin düzenlemeler 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin ve HMK'nın 114/1 fıkrası gereğince dava şartı olduğundan mahkemelerce her aşamada re'sen incelenir. Diğer yandan, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisidir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için; uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Eldeki davanın taraflarının tacir olduğuna yönelik bir iddia veya kanıt bulunmadığından uyuşmazlığın nispi ticari dava niteliğinde olmadığı açıktır. Her ne kadar davaya konu olan bonoya ilişkin hükümlerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yer alması sebebiyle uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu ve bu nedenle görevin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğu akla gelebilir ise de; kambiyo senetleri sebepten soyut (illetten mücerret) olduklarından, mutlaka bir veriliş nedenine ihtiyaç duyar. Dosyaya yansıyan beyanlara göre, davaya konu bonoda; eldeki davanın davacısı keşideci, davalısı Fatih ise lehtar konumundadır. Böylece taraflar arasında "yüz yüzelik" ilişkisi mevcut olup, bu durumda göreve yönelik hükümlerin kambiyo ilişkisine göre değil, kambiyo senedi düzenlenmesine esas olan temel ilişkiye göre belirlenmesi gerektiği Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarındandır. Dava konusu bononun miras hukukuna ilişkin protokolden ötürü tanzim edildiği taraflar arasında çekişmesizdir. Hal böyle olunca, temel ilişkiden kaynaklı uyuşmazlığı inceleme görevi genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. Nitekim, eldeki uyuşmazlığa ilişkin verilen .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 13/03/2026 tarih ve 2026/12 D.İş-2026/12 Karar sayılı ihtiyati tedbir kararının istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi'nin 18/05/2026 tarih ve 2026/662-887 E.K sayılı kararı ile de bu duruma işaret edilerek dosya İstanbul BAM 6. Hukuk Dairesi'ne gönderilmiş ve bu Daire tarafından da karşı görevsizlik kararı verilmemiştir. Bu sebeplerle, davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir (aynı yönde Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2015/39082 Esas-2017/3247 Karar sayılı kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2014/19591 Esas-2014/17548 Karar sayılı kararı, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2015/16600 Esas-2016/3171 Karar sayılı kararı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2014/6077 Esas-2015/7179 Karar sayılı kararı, İstanbul BAM 18. Hukuk Dairesi'nin 2025/1752-1720 E.K sayılı kararı ile İstanbul BAM 57. Hukuk Dairesi'nin 2023/2918-2025/2778 E.K sayılı kararı). HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın, görev dava şartı yokluğu nedeni ile Usulden Reddine, 2-Görevli Mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca; verilen kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddine dair kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurulması durumunda dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi halde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-Vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin hususların görevli mahkemece değerlendirilmesine, 5-İhtiyati tedbir kararına itirazın görevli mahkeme kesin olarak belirlendikten sonra değerlendirilmesine, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/352, K. 2026/668, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-352-e-2026-668-k-4c896a18b57d