İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/17 E. 2026/684 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/17
- Karar No
- 2026/684
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/17 Esas KARAR NO : 2026/684
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/01/2025 KARAR TARİHİ : 30/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalının ... üzerinden yürütülen satış faaliyetine ilişkin çevrim içi bir eğitim ortamında tanıştıklarını, davalının 16.12.2022 tarihinde 10.000 USD, 06.01.2023 tarihinde 4.000 USD olmak üzere davacıya para gönderdiğini, davacının bu borca karşılık muhtelif tarihlerde ödemeler yaptığını ve her ödemeden sonra bakiye borcun taraflar arasındaki WhatsApp yazışmalarıyla teyit edildiğini, bakiyenin 11.02.2024 itibarıyla 10.750 USD olarak teyitleşilmesi üzerine 13.02.2024 tarihinde bu miktar için senet düzenlendiğini, 23.02.2024 tarihinde 1.000 USD banka havalesi ve 24.02.2024 tarihinde elden 1.000 USD ödeme yapılarak bakiyenin 8.750 USD'ye düştüğünü, bu miktar için ikinci senedin düzenlendiğini, ilk senedin yırtılacağının taahhüt edilmesine rağmen iade edilmediğini, ikinci senetten sonra beş kez 1.000'er USD ödeme yapılarak bakiye borcun 3.750 USD'ye indiğini, buna rağmen davalının 13.02.2024 düzenleme, 01.03.2024 vade tarihli 10.750 USD bedelli senede dayalı olarak ... 12. İcra Dairesinin ... Esas sayılı, 15.03.2024 düzenleme, 01.04.2024 vade tarihli 8.750 USD bedelli senedin tamamına dayalı olarak da ... 32. İcra Dairesinin... Esas sayılı takiplerini başlattığını ileri sürerek; 10.750 USD bedelli senet ve buna dayalı takip nedeniyle davacının hiçbir borcu bulunmadığının, 8.750 USD bedelli senet ve buna dayalı takip nedeniyle 5.000 USD asıl alacak ile buna bağlı fer'iler yönünden borçlu olmadığının tespitine, takiplerin tedbiren durdurulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının devlet memuru olmasına rağmen ticari faaliyet yürüttüğünü ikrar ettiğini, bu nedenle Diyanet İşleri Başkanlığına ihbar ve müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, davacının dayandığı mesajlaşmalara muvafakatlerinin bulunmadığını ve bu mesajlaşmaların müvekkili ile gerçekleşmediğini, senetlerin verilen borçlar karşılığında teslim edildiğini, davacının yaptığını ileri sürdüğü ödemelerin dava konusu senetlerle ilgisi bulunmadığını, dekontlarda herhangi bir açıklama yer almadığını, ödemelerin elden verilen başkaca borçlara ilişkin olduğunu, eski senet alınmadan yeni senet verildiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı vekili sonraki beyan dilekçelerinde ayrıca; davacı tanıklarının beyanlarının duyuma dayalı olduğunu ve tanıklardan birinin davacının akrabası olduğunu, mesaj kayıtlarının bütünlüğünün denetlenemediğini, kambiyo senedine karşı ödeme iddiasının yazılı ve kesin delille ispatı gerektiğini, davacının kesin süre içinde yemin metni sunmadığından yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiğini beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılmış, icra takibine konu senetler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Takibe konu senetler TTK'nın 776 vd. maddelerinde düzenlenen bono niteliğinde olup, uyuşmazlık TTK'nın 4/1-a maddesi uyarınca tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın mutlak ticari dava niteliğindedir. TTK'nın 5/A maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulmuş, ... Arabuluculuk Bürosunun ...sayılı dosyasında anlaşmazlık son tutanağı düzenlenmiştir. Dava şartlarında bir eksiklik bulunmamaktadır. Davalı, 18.02.2026 tarihli celsedeki isticvap beyanında dava dilekçesi ekindeki WhatsApp konuşmalarının kendisi ile davacı arasında gerçekleştiğini, davacının dilekçesinde gösterdiği ödemeleri yaptığını kabul etmiş; ancak bu ödemelerin takibe konu iki senede değil, davacıya başlangıçta verdiğini söylediği 14.000 USD ile yırtıldığını bildirdiği başka senetlere ilişkin olduğunu, iki senet bedelini ise elden borç olarak verdiğini savunmuştur. Bu nedenle uyuşmazlık; ödemelerin hangi borca ilişkin olduğu, 13.02.2024 tarihli ilk senedin sonradan düzenlenen ikinci senetle yenilenip yenilenmediği veya aynı borcu temsil edip etmediği ve bu hususlardaki ispat yükü ile ispat araçları noktalarında toplanmaktadır. Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden davalıya aittir. Ancak bono illetten mücerret bir borç ikrarı niteliğinde olduğundan, senedin ödendiğini veya bedelsiz kaldığını ileri süren borçlu bu iddiasını HMK'nın 200 ve 201. maddeleri uyarınca yazılı delille ispatlamakla yükümlüdür; bonoya karşı ileri sürülen ödeme def'i, alacaklının eli ürünü aynı güçte bir belge veya alacaklının bizzat kabulü ile ispatlanabilir (Yargıtay 11. HD'nin 13.10.2022 tarih, ... E.,...K.). Davalı, davacının ödemeleri yaptığını kabul etmekle birlikte bunların başka borçlara ilişkin olduğunu bildirmiştir. Bu beyan, vakıanın kabulü ile birlikte hukuki niteliğinin farklı gösterildiği vasıflı ikrar (gerekçeli inkar) niteliğinde olup bölünemez; bu durumda ödemelerin dava konusu senetlere ilişkin olduğunu ispat yükü vakıayı ileri süren davacıdadır (Ankara BAM 22. HD'nin 28.12.2021 tarih, ... E., ... K. sayılı kararı). Yargıtay 11. HD'nin bazı kararlarında, tanzim tarihinden sonra yapılan açıklamasız ödemelerin mevcut borcun ifası amacıyla yapıldığının kabulü gerektiği ve başka borç iddiasının alacaklı tarafından ispatlanacağı belirtilmiştir (11. HD'nin 26.06.2024 tarih,... E., ... K.). Somut olayda bu ilke, ilk senedin vadesinden (01.03.2024) önce yapılan 23.02.2024 ve 24.02.2024 tarihli ödemelere uygulanamaz; zira TBK'nın 102. maddesindeki karine muaccel borca ilişkindir. İlk senet yönünden asıl uyuşmazlık ise senedin yenilendiği veya ikinci senetle aynı borcu temsil ettiği iddiasıdır ve bu iddiadan hak çıkaran davacıdır. İkinci senet yönünden ise ispat yükü hangi tarafa yüklenirse yüklensin aşağıda açıklanan deliller sonuca etkili olmaktadır. HMK'nın 199. maddesi uyarınca elektronik ortamdaki veriler belge niteliğinde olup, WhatsApp yazışmaları kendisine karşı ileri sürülen kişi tarafından gönderilmişse HMK'nın 202. maddesi anlamında delil başlangıcı sayılır (Yargıtay 3. HD'nin 26.11.2024 tarih, ... E., ...K.; Yargıtay 6. HD'nin 25.11.2024 tarih, ...E.,... K.); yazışma içeriğini kabul eden tarafın bu yazışmalardaki beyanları da hükme esas alınabilir (Yargıtay 3. HD'nin 02.04.2026 tarih, ...E.,... K.). Davalı, isticvap beyanında dava dilekçesi ekindeki konuşmaların kendisi ile davacı arasında gerçekleştiğini açıkça kabul etmiştir. Bu nedenle davalıdan sadır olan mesajlar davalının eli ürünü belge olarak değerlendirilmiş, kayıtların bütünlüğüne yönelik itiraz ise davalının kendi cihazındaki kayıtlarla farklı bir içerik veya eksik bölüm ortaya konulmadığından soyut bulunmuştur. Ödemenin hangi borca ilişkin olduğu bakımından TBK'nın 101. maddesi uyarınca birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde hangi borcu ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir; kanunen geçerli bir açıklama yapılmamışsa TBK'nın 102. maddesi uyarınca ödeme muaccel borç için, birden çok muaccel borç varsa borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için, takip yapılmamışsa vadesi ilk gelen borç için yapılmış sayılır. 10.750 USD bedelli ilk senet yönünden davacı; bu senedin ikinci senet düzenlenirken yırtılıp yerine yenisinin verileceği konusunda anlaşıldığını, ikinci senedin aynı borcun bakiyesini temsil ettiğini ve ilk senedin davalıda bırakılarak mükerrer tahsile konu edildiğini ileri sürmektedir. TBK'nın 133/1. maddesine göre yeni bir borçla mevcut borcun sona erdirilmesi ancak tarafların bu yöndeki açık iradesiyle belli olur; 133/2. maddesine göre mevcut borç için yeni bir alacak senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz. Yargıtay uygulamasında yenileme karine olarak kabul edilmemekte, yenileme niyeti sabit olmadıkça borcun devam ettiği kabul edilmektedir (Yargıtay 3. HD'nin 30.06.2025 tarih, ...E.,... K.). Yeni belgelerin eskilerin yerine verildiği iddiasında, tutarların aynı olması, ticari defter kaydı ve eski belgelerin iade edilmemesi gibi olgulara dayanan kabul kararı, iddianın senede karşı senetle ispat kuralına göre ispatlanmadığı gerekçesiyle bozulmuş (Yargıtay 11. HD'nin 19.11.2020 tarih,... E., ... K.); imzalı bir protokolün dahi açık yenileme iradesini göstermediği kabul edilmiştir ((Kapatılan) Yargıtay 19. HD'nin 31.05.2017 tarih, ...E., ...K.). Davacı, yenileme iradesinin delili olarak 21.02.2024 tarihli yazışmaya dayanmıştır. Yazışmada davacının “senet işini de düzeltiriz yeniden” ve “senet menet mesele değil benim için” demesi üzerine davalının “Valah ben öyle rahatsız olurum, o yüzden yüz yüze olup bunu yırtıp yenisi öyle kimse soru işaret kalmasın” yazdığı, davacının da “...” cevabını verdiği görülmektedir. Bu yazışma, davalı tarafından ilk düzenlenen senedin yüz yüze görüşmede yırtılıp yenisinin düzenlenmesi yönünde bir niyet açıklandığını göstermekte ve davalının iki senedin ayrı elden borçlara dayandığı yönündeki savunmasının bu yazışmayla bağdaşmadığını ortaya koymaktadır. Ne var ki mesaj, davalının eli ürünü olmakla birlikte ileride yüz yüze yapılacak bir işleme ilişkin öneri niteliğindedir. Cümlenin devamı eksiktir ve eski borcun sona ereceği, ikinci senedin onun yerine geçeceği yönünde açık ve tamamlanmış bir irade içermemektedir. Davacının isticvap beyanına göre de ilk senet yırtılmamış ve iade edilmemiş, davacı ilk senedi geri almadan ikinci senedi düzenlemiştir. 24.07.2024 tarihli yazışmadaki hesap yalnızca ikinci senet tutarı olan 8.750 USD üzerinden yapılmış olup ilk senede ilişkin bir hesap veya kabul içermemekte; 24.09.2024 tarihli “o seneti getir” talebinde hangi senedin kastedildiği belirli olmadığı gibi, davalının verdiği “Tamm” cevabı da yenileme iradesini açıkça ortaya koyacak nitelikte görülmemiştir. 23.02.2024 tarihli 1.000 USD ve 24.02.2024 tarihli elden 1.000 USD ödemelerin ilk senede mahsuben yapıldığı da ispatlanamamıştır. Bu ödemeler ilk senedin vadesinden önce yapılmış olup vadesi gelmemiş bir senede sayılmaları ancak açık bir bildirim ve kabulle mümkündür. 23.02.2024 tarihli yazışmada davacının yazdığı “9750” ifadesine davalının verdiği “Bu kaldı” cevabı neyin kastedildiği belli olmayan kısa bir ifade olup ödemenin senet borcuna sayıldığına ilişkin açık bir kabul içermemekte, elden yapılan ödeme ise yazılı belgeye bağlanmamıştır. Davalının bu ödemeleri aldığını kabul etmekle birlikte başka borca ilişkin olduğunu bildirmesi yukarıda açıklandığı üzere vasıflı ikrardır. Davacı tanıkları ...ve ...'nun beyanları davacının kendilerine anlattıklarına dayanmakta olup görgüye dayanmamaktadır. Tanıklardan ... davacının akrabasıdır. Bononun yenilendiği iddiası senede karşı senetle ispat kuralına tabi olduğundan (HMK m.200, 201), 21.02.2024 tarihli yazışma delil başlangıcı kabul edilse dahi bu beyanlar tamamlayıcı delil olarak yetersiz kalmıştır. Davacıya yemin metnini sunması için 29.04.2026 tarihli celsede iki haftalık kesin süre verilmiş, süre içinde yemin metni sunulmadığından davacı yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmıştır. Davalının savunmasındaki tutarsızlıklar (cevap dilekçesinde ödemelerin elden alınan farklı borçlara, isticvapta ise başlangıçtaki 14.000 USD ve yırtılan diğer senetlere ilişkin olduğunun bildirilmesi) dikkate alınmış; ancak bononun soyutluğu ve ispat yükünün dağılımı karşısında bu durum davacının ispat yükünü ortadan kaldırmamıştır. Sonuç olarak davacı, ilk senedin yenilendiğini veya ikinci senetle aynı borcu temsil ettiğini yazılı delille ispatlayamadığından, 10.750 USD bedelli senet ve buna dayalı takip yönünden davanın reddine karar verilmiştir. 8.750 USD bedelli ikinci senet yönünden; senedin davacı tarafından düzenlendiği ve davalıca takibe konulduğu, davacının bu senet bakımından 3.750 USD borcunu kabul edip 5.000 USD'yi dava konusu ettiği, bu tutarın 20.05.2024, 28.06.2024, 24.07.2024, 03.09.2024 ve 01.10.2024 tarihlerinde yapılan beş adet 1.000 USD'lik ödemeden oluştuğu ve davalının bu ödemeleri aldığını isticvapta kabul ettiği çekişmesizdir. Uyuşmazlık ödemelerin bu senede ilişkin olup olmadığıdır. 24.07.2024 tarihli yazışmada davacının “kaç kaldı” ve “5750 mi 4750 mi” sorularına davalı “5750” cevabını vermiş, “3 defa gönderdin bu ile beraber” ve “En son 8750 idi” yazmış, davacının “bir de o arkadaşa gönderdim 1000 dolar, ona da ekledin mi” sorusuna “Onunla birlikte” cevabını vermiş, ayrıca 28.06.2024'te eksik gönderilen 3.000 TL'nin de gönderilmesini istemiştir. Bu yazılı beyanlar, davalının 20.05.2024 (davalının bildirdiği üçüncü kişi hesabına yapılan), 28.06.2024 ve 24.07.2024 tarihli üç ödemeyi ikinci senedin 8.750 USD'lik bakiyesinden düşerek 5.750 USD bakiye bulduğunu göstermektedir. Bu mesajlar davalının eli ürünü ve kabulünü içeren belge niteliğinde olup Yargıtay 11. HD'nin 2021/3159 E. sayılı kararındaki ölçüyü karşılamakta, davalının isticvaptaki “ödemeler bu senetler için yapılmadı” beyanıyla da bağdaşmamaktadır. Böylece ödemelerin ikinci senede ilişkin olduğu, ispat yükü davacıda kabul edilse dahi ispatlanmıştır. Son iki ödeme (03.09.2024 ve 01.10.2024) yönünden davalının yazılı bir teyidi bulunmamakla birlikte; bu ödemeler ilk üç ödemeyle aynı tutarda ve aynı düzenlilikte, davalının bildirdiği hesaplara yapılmış, davalı ödemeleri aldığını isticvapta kabul etmiştir. Davalı 24.09.2024 tarihinde “para aldın mı, lazım”, 29.09.2024 tarihinde “pazartesi kesin atman lazım parayı” yazarak aynı hesap ilişkisi içinde davacıdan ödeme beklediğini bildirmiş, davacı “para hazır” cevabını vermiş, 01.10.2024 tarihli ödeme bu talebin hemen ardından yapılmıştır. Davacı ödemeleri ikinci senedin 8.750 USD tutarındaki bakiyesinden düşerek hesaplamış ve bakiyeyi davalıya bildirmiş olup, davalı da 24.07.2024'te bu hesabı kabul etmiştir. Bu durumda ödemeler TBK'nın 101. maddesi anlamındaki bildirim ve davalının kendi hesabı doğrultusunda ikinci senede sayılmıştır. Davalının, ödemelerin başlangıçtaki 14.000 USD ve başka senetlere ilişkin olduğu ve iki senedin elden verilen ayrı borçlara dayandığı yönündeki savunması yazılı delille ispatlanmamıştır; bu tutarlar miktar itibarıyla yazılı delille ispatı gerektirdiği halde davalı bu yönde yazılı belge sunamamıştır. Bu nedenle davacının 5.000 USD tutarındaki ödemelerinin ikinci senede sayılması gerektiği sonucuna varılmış, ikinci senet ve buna dayalı takip nedeniyle 5.000 USD asıl alacak ile bu alacağa bağlı icra masrafları, faiz ve vekalet ücreti yönünden borçlu olunmadığının tespitine karar verilmiştir. Davalı vekilinin Diyanet İşleri Başkanlığına ihbar ve müzekkere yazılması talebi; anılan kurumun HMK'nın 61. maddesi anlamında davanın sonucundan etkilenecek veya rücu ilişkisi içinde bulunan üçüncü kişi konumunda olmaması ve davacının 657 sayılı Kanun'un 28. maddesi kapsamındaki durumunun idari nitelikte olup menfi tespit uyuşmazlığının çözümüne etkili bulunmaması nedeniyle yerinde görülmemiştir. Davacının talebi üzerine her iki icra dosyası yönünden teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu kararlar uygulanmıştır; dava her iki takipten sonra açıldığından tedbir İİK'nın 72/3. maddesi kapsamındadır. İİK'nın 72/4. maddesine göre dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar; alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararını gösterilen teminattan alır, zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır ve bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. Tazminata hükmedilebilmesi için davanın esastan reddedilmesi ve tedbir kararının verilip uygulanmış olması yeterli olup borçlunun kötüniyetli olması aranmaz (Yargıtay 11. HD'nin 11.01.2022 tarih, ... E., ... K.; 09.05.2022 tarih,... E....K.; 11.02.2026 tarih,... E.,... K.). Somut olayda 10.750 USD bedelli senet ve ... 12. İcra Dairesinin ...Esas sayılı takibi yönünden dava esastan reddedilmiş, bu dosya için verilen tedbir kalkmış ve davalı alacaklı tedbir nedeniyle alacağını geç almıştır. Kanundaki alt sınırdan daha yüksek bir zarar ileri sürülüp kanıtlanmadığından zarar %20 oranında takdir edilmiştir. Yargıtay, İİK'nın 67, 72, 169/a ve 170. maddelerinde düzenlenen tazminatı aynı nitelikte kabul ederek yabancı para alacaklarında tazminata yabancı para üzerinden değil, takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru esas alınarak Türk parası üzerinden hükmedilmesi gerektiğini, bunun kamu düzenine ilişkin olup re'sen gözetileceğini kabul etmektedir (Yargıtay 11. HD'nin 12.04.2012 tarih,... E., ... K.; 12. HD'nin 26.02.2025 tarih, ...E.,... K.; 12. HD'nin 07.05.2025 tarih,... E., ...K.). Bu nedenle reddedilen 10.750 USD asıl alacağın takip tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden belirlenen karşılığının %20'si oranında hesaplanan 74.798,28 TL tazminata hükmedilmiştir. ... 32. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası yönünden ise 5.000 USD asıl alacak bakımından dava borçlu lehine sonuçlandığından İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca takip bu kısım için durmuş olup tedbirin bu kısımla sınırlı olarak hükmün kesinleşmesine kadar devamı uygun görülmüş, davaya konu edilmeyen ve davacının borçlu olduğunu kabul ettiği bakiye 3.750 USD asıl alacak yönünden tedbir kararı kaldırılmıştır. Tüm dosya kapsamı, davalının isticvap beyanı, taraflar arasındaki WhatsApp yazışmaları, banka dekontları ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacının 10.750 USD bedelli senet ve buna dayalı takip yönünden borçsuzluğunu ispatlayamadığı, 8.750 USD bedelli senet yönünden ise 5.000 USD'lik ödemeyi ispatladığı, ayrıca İİK'nın 72/4. maddesi koşullarının oluştuğu sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1- Davanın KISMEN KABULÜ, KISMEN REDDİNE; a) Davacının, 15.03.2024 düzenleme, 01.04.2024 vade tarihli 8.750 USD bedelli senet ve bu senede dayalı olarak başlatılan ... 32. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası nedeniyle 5.000 USD asıl alacak ile bu alacağa (5.000,00 USD'lik kısma) bağlı icra masrafları, faiz ve vekalet ücreti yönünden davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, b) 13.02.2024 düzenleme, 01.03.2024 vade tarihli 10.750 USD bedelli senet ve bu senede dayalı ... 12. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası yönünden açılan davanın REDDİNE, 2- İhtiyati tedbir ve İİK'nın 72/4. maddesi yönünden; a) ... 12. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası yönünden davanın reddedilmesi nedeniyle bu dosya için verilen ihtiyati tedbir kararının İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, b) ... 32. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası yönünden takibin 5.000 USD asıl alacak ve bu alacağa bağlı fer'iler bakımından İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca DURMASINA, bu dosya için verilen ihtiyati tedbir kararının yalnızca bu kısımla sınırlı olarak hükmün kesinleşmesine kadar DEVAMINA, davaya konu edilmeyen bakiye 3.750 USD asıl alacak yönünden tedbir kararının KALDIRILMASINA, c) İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca, davanın reddedilen kısmı olan 10.750 USD asıl alacağın takip tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden belirlenen karşılığının %20'si oranında hesaplanan 74.798,28 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, hükmün kesinleşmesi halinde bu tazminatın öncelikle İstanbul 12. İcra Dairesinin 2024/32352 Esas sayılı dosyası için tedbir nedeniyle gösterilen teminattan karşılanmasına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 12.088,48.TL nispi karar harcının, peşin alınan 12.141,66,TL harcın mahsubu ile artan 53,18TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 4-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 85.441,48 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 12.791,38.TL (615,40 TL BHV, 87,50TL VSH, 9.519,68 TL peşin harç ve 2.621,98 karar harcı) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 7- Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 6.890,00TL (2.390,00TL tebliğler ve posta, 4.500,00TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.714,95 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına, 8-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin davadaki kabul ve red oranına göre; 3.455,04 TL'sının davacıdan, 1.144,96 TL'sının davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/09/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır