Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1006 E. 2026/1662 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1006
- Karar No
- 2026/1662
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1006 KARAR NO : 2026/1662
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/04/2025 NUMARASI : 2025/187 Esas 2025/202 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 02/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/07/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili aleyhine Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü 2021/4361 esas dosyasından 21.06.2019 düzenleme ve 01.07.2021 vade tarihli, güya karşılığı davacıya MALEN verilmiş, 350.000.-TL’lık bono bedeline dayalı olarak, T.C. Vatandaşı olmadan önceki ... adı soyadı ve yabancı kimlik numarası ile taraf yapılarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlattığını, davacı taraf ile takipte taraf olarak gösterilen kişilerin aynı kişiler olduğunu, müvekkilinin davalının kardeşi ... ile 25/11/2016 tarihinde evlendiğini, T.C. vatandaşı olarak ismini değiştirip T.C. kimlik numarası aldığını, davacının bunu bilmesine rağmen evlenmeden ve T.C. vatandaşı olmadan önceki kimlik bilgileri ile hakkında işlem başlattığını, bunun hakkın kötüye kullanılması olduğunu, ayrıca takip hukuku bakımından da usul ve yasaya aykırı olduğunu, takibe konu bononun hile ve aldatmaca ile müvekkilinin iradesinin fesada uğratılması sonucunda alındığını, kök mirasçı ... ve onun mirasçısı müvekkilinin eşi ....’nin vefatı ile müvekkilinin terekkede mirasçı haline geldiğini, davalının ve birlikte mirasçı olan dava dışı ...’nin müvekkilini mirastan veya en azından büyük bir kısmından yoksun bırakmak için hareket ettiklerini, Paraya ihtiyaçları olduğunu, bunun için müvekkilinin eşi sağken ve halen daha oturduğu aile konutu niteliğindeki daireyi satmak istediklerini, dairenin değerinin 350 bin TL olduğunu, diğer daire ve dükkanların değerinin ise düşük olduğunu söyleyerek satışa rıza göstermesi için davacıya baskı yaptıklarını, kendisine oturduğu daireden vazgeçmesi karşılığında 100.000,00-TL nakit ödemeyi veya 150 bin TL nakit ödemesi koşuluyla oturduğu daireyi teklif ettiklerini, kendilerince buna karşılık 50.000,00-TL karşılığında dairenin müvekkilinde kalmasının teklif edildiğini ancak kabul görmediğini, bu görüşmelerin whatsup üzerinden yapıldığını ve yapılan görüşmelerde tarafların senetten hiç bahsetmediklerini, gerçekten bir senet ve buna bağlı bir alacak olsa idi karşı tarafın mahsup talebinde bulunması gerektiğini, taraflar arasında miras ortaklığının giderilmesine ilişkin bononun düzenlendiği tarihlerde açılmış Karşıyaka 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2021/111 e. Dosyasının bulunduğunu, senette yazılı bedel ile aile konutuna biçilen değerin aynı olduğunu, Davalının müdafii huzurunda verdiği 17.08.2021 tarihli polis ifadesinde ‘’senedi müştekiye elden verdiği nakit borcun karşılığı aldığını’’ söylediğini, aslında senedi doldururken mevzuatın haksız yere müvekkiline verdiğini düşündüğü miras payı hakkı için ihkakı hak amacıyla doldurduğunu itiraf ettiğini, nitekim taşınmazlar üzerinde tedbir kararı olmasına, el birliği halinde miras ortağı olmasına rağmen taşınmazlar üzerine kendi telefonunun yazılı olduğu satılık ilanlarını astığını, Bu eylemi ile ilgili olarak Karşıyaka C. Başsavcılığının 2021/19093 dosyasında yapılan ‘’huzur ve sükünu bozma’’ suç duyurusu ile ilgili soruşturmanın devam ettiğini, senedin düzenlendiği tarihte müvekkilinin 2,5 yıldır Türkiye’de olduğunu, 6 ay sonra kansere yakalanıp vefat eden %98 engelli yatalak eşine 24 saat baktığını bu nedenle sosyal ilişkilerinin bulunmadığını tüm bu hususların Türk hukukunu bilmeyen emre muharrer senedin anlamını bilmeyen müvekkilinin böyle bir senedin imzalanmasının sonuçlarını tam olarak idrak etmesini engellediğini, Bu nedenlerle esasen bonoyu imzalaması sırasında yaptığı eylemin anlam ve sonuçlarını kavramaktan yoksun ve dolayısıyla ehliyetsiz olduğunun kabulü gerektiğini, senetteki diğer kısımların tamamen davalının el yazısı ile doldurulduğunun bunu ispatladığını, senet üzerinde malen yazmasına rağmen davalının nakit olarak verilen para karşılığı olduğunu beyan ettiğini, müvekkilinin muris eşi ....’in bankalara olan borçlarının bir kısmını ödediğini, bir kısmını ödemekte zorluk çekmesi üzerine 14.300,00-TL tutarında banka borcunun davalı tarafından ödendiğini, bu tutarın da müvekkili tarafından davalıya ödendiğini, bu tutarın dahi davalı tarafından faizi ile birlikte müvekkilinden alındığını, gerçekten senet üzerinde yazılı tutarı müvekkiline vermiş olması halinde faizsiz kabul etmeyeceğini, bunun bile senedin herhangi bir karşılığı olmaksızın, davacının miras payına haksız el koymak amacıyla, hile ve aldatma ile davacının iradesini fesada uğratarak imzalatıldığını gösterdiğini, davalının müdafii huzurundaki beyanı ile senede yazdığı MALEN karşılığın olmadığını ikrar ettiğini, senet metnindeki MALEN ifadesini ‘’NAKİT BORÇ’’ olarak Talil ettiğini, ayrıca talil ettiği sebebi ispatlayamayacağını da kabul ettiğini, bu durumda müvekkilinin senedin karşılığı olmadığını ispat külfeti kalmadığını, bu hususların kabul görmemesi halinde ise senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ve anlaşmadaki borcun da ödendiğinin kabul edilerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, senedin yukarıda bahsedilen 21.06.2021 tarihindeki 14.300.-TL'lık ....bank takip borçları ve buna ilişkin tutanak/anlaşma ile bağlı düzenlendiği kabul edilirse, bu takdirde de senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu, anlaşılan bedelin ise bankadan eft yoluyla ve fazlası ile ödendiği, dolayısıyla senedin bu halde de bedelsiz kaldığı, sebepsiz zenginleşme konusu olduğu, 21.06.2021 tarihli tutanak, ....bank icra kayıtları ve banka dekont ve diğer kayıtlarıyla sabit olduğunu beyanla Davacının davalıya, Karşıyaka 1. İcra Dairesi 2021/4361 esas sayılı icra dosyası ve dayanağı senet nedeniyle, Öncelikle ilk maddede açıklamaya çalıştığı nedenlerle, Kabul görmemesi halinde, davacının hile ve aldatma ile davacı iradesinin fesada uğratılarak senetle borçlanma iradesi olmadığı halde imzalatılması nedeniyle, Bunun da kabul görmemesi halinde, senedin davalı tarafından talil edilmiş ve yeni sebebin ispatlanamamış ve ispatlanamayacağının da kabul edilmiş olması nedeniyle, Bunun da kabul edilmemesi ve senedin 14.300.-TL’lık, aynı tarihli anlaşmayla bağlı olduğunun kabul edilmesi halinde anlaşmaya aykırı doldurulduğunun, anlaşma bedelinin ise ödendiğinin kabul edilerek hiçbir borcu olmadığının tespitini, Davacıyı menfi tespit davası açmaya zorlayan haksız ve kötü niyetli Davalının davacıya %20’den aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine, karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın menfi tespit davası olup HMK’da belirtilen istisnalardan hiç birisine uymadığından ancak yazılı delil ile ispatlanabileceğini, bu nedenle davacı tarafından ileri sürülen ve HMK açısından senet/belge sayılmayan hiçbir vakıanın hukuki değerlendirme kabul edilemeyeceğini, Davacının UKRAYNA uyruklu oluşu nedeni ile senet/bonu imzalamanın sebep ve sonuçlarının bilinemeyeceği "hile-aldatmaca" ile senet imzalatıldığı iddiasının hukuki olmadığın, TC’de yaşamış bir Türk ile evlendiğini ve TC vatandaşı olduğunu, bononun bir ödeme aracı olduğunu, HMK m. 190’a göre “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” Burada, kendi lehine hak çıkaracak olan tarafın ispat yükü altında olduğunun belirtildiğini, her belgenin HMK kapsamında senet olmadığını, HMK m. 199 hükmüne göre, “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” Genel ispat kuralı gereği davacının davasını ispat ile yükümlü olduğunu, Davacının ispat yükünün yer değiştirdiğini söylediğini müvekkilinin Karşıyaka C Savcılığı tarafından yapılan ve KYOK ile sonuçlanan 2021/15476 Soruşturma dosyasında yer alan "kardeşimin hastalığında çok baktı ve elden para verdim " şeklindeki beyanı nedeni ile senet bedelinin talil edildiğini ve ispat yükünün yer değiştirdiğini beyan ettiğini ancak davacı borçlunun da senet metnini talil etmiş olduğundan çift taraflı talil halinde ispat yükünün yer değiştirmeyeceğini, davanın mahiyeti gereği tanık dinletilmesine muvafakatlerinin olmadığını, beyanla davanın reddine davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,Dava, İİK'nun 72. Maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkememizin 02/06/2022 tarih, 2021/594 Esas, 2022/365 Karar sayılı kararında "senedin ihdas nedeninin çift taraflı talili nedeni ile ispat yükünün davacıda olması, davacının senedin bedelsizliğine, bedelinin ödendiğini ya da herhangi bir nedenle geçerli olmadığına dair iddiaları ile senedin 14.300,00-TL için doldurulduğuna ve bu bedelin de ödendiğinden senedin bedelsiz kaldığına ilişkin iddiaların ispat edememiş olması, hata ve hileye ilişkin iddiaların ileri sürülüş zamanı bakımından hak düşürücü süreye uğramış olması" gerekçesi ile davanın reddine, yargılama esnasında icra dosyasının tedbiren durdurulması yönünde bir karar verilmemiş olmakla davalı alacaklının uğramış olduğu bir zarar bulunmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, Mahkememizin 12/03/2025 tarihli tensip zaptı ile, davalı vekiline cevap dilekçesinde bildirdiği ancak mahkememizce toplanmayan herhangi bir delili olup olmadığı konusunda beyanda bulunmak üzere süre verilmiş, davalı vekilince 07/04/2025 tarihli dilekçe sunulmuş, dilekçe içeriğinde yer alan tüm delillerin toplanmış olduğu ve dosyada bilirkişi incelemesini gerektirecek bir durumun bulunmadığı anlaşılmış ayrıca davalı vekilince tanıklarının isim ve adresleri bildirilmemiştir. Mahkememizce, yapılan yargılamada, ispat yükünün davacıda olduğu ve davacının da dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaları ispata yarar delil sunamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak mahkememizce verilmiş olan karar, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları kapsamında çift taraflı talil olmadığını, davaya konu bono üzerinde malen kaydının bulunduğunu, davalının taraflar arasında mal alışverişinin olmadığını ve elden alınan para bulunduğu savunması kapsamında bono metnini talil etmesi nedeni ile ispat yükünün davalıda olduğundan bahisle kaldırılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı çerçevesinde yapılan tensip zaptı ile "Davalı vekiline cevap dilekçesinde bildirdiği ancak mahkememizce toplanmayan herhangi bir delili olup olmadığı konusunda beyanda bulunmak üzere işbu zaptın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre verilmesine," karar verilerek tensip zaptı davalı vekiline usulüne uygun tebliğ edilmiştir. Ancak verilen süre içerisinde davalı vekilince mahkememizce toplanmayan herhangi bir delil bulunmadığı yönünde bir açıklamada ya da talepte bulunulmamıştır. Mahkememizce yapılan 10/04/2025 tarihli celsede ise davalı vekili beyanında "Davalı vekilinden soruldu, 09/04/2025 tarihli dilekçemizi tekrar ediyoruz, dosya kapsamı itibariyle cevap dilekçesinde bildirdiğimiz tüm delillerimiz toplanmıştır, kaldı ki biz ispat yükünün karşı tarafta olduğu kanaatindeyiz, davanın reddine karar verilsin" şeklinde beyanda bulunmuştur. Hal böyle olunca mahkememizce toplanması gereken başkaca bir delil bulunmadığı, dosyada mevcut deliller kapsamında ise davalı vekilinin davacıya davaya konu bono karşılığı elden borç para verdiğini dair ispata yarar herhangi bir delil sunamamış olup dosyada mevcut olan ve davalının davacı adına yapmış olduğu ödemelerin de davacı tarafından davalıya iade edildiği de dosya kapsamı ile sabit olmakla davacının davasının kabule karar verilmiştir. Davalının, davacıya 350.000,00-TL elden borç para verdiğini ispat edememesi ve davacı adına yapılan ödemelerin de davalıya iade edilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalının davacı hakkında yapılan icra takibinin kötü niyetli olduğu, bedelsiz bir senedi işlemi koyduğu bu itibarla kötü niyet tazminat koşullarının oluştuğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı, müzekkere cevapları birlikte değerlendirildiğinde, davaya ve takibe konu bono nedeni ile davacının davalıya ödeme miktarı olan 350.000,00-TL tutarında borçlu olmadığı, davalının kötü niyetli olarak takibe geçtiği anlaşılmış olmakla mahkememizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir," gerekçesi ile; "Davanın KABULÜ İLE, Davacı ....’nin Karşıyaka 1. İcra dairesinin 2021/4361 esas sayılı dosyasından ve dosyaya konu 21.06.2019 düzenleme ve 01.07.2021 vade tarihli 350.000,00-TL bedelli bono nedeni ile davalı ...’ye borçlu olmadığının TESPİTİNE, 70.000,00-TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın İİK hükümlerine göre açılmış bulunan menfi tespit davası olup ispat kuralları açısından HMK da belirtilen istisnalardan hiç birisinin olayda olmadığına göre ancak yazılı delil ile ispatlanabileceğini, davacının Ukrayna uyruklu oluşu nedeni ile senet/bonu imzalamanın sebep ve sonuçlarının bilinemeyeceği "hile-aldatmaca" ile senet imzalatıldığı iddiasının ise hukuki olmaktan uzak olduğunu, davacının TC de yaşamış bir Türk ile evlenip TC vatandaşı olduğunu, senet/bononun tüm hukuk sistemlerinde var olan bir ödeme aracı olduğunu, Medeni Yargılama Hukukumuzda, ispat yükünün, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6 hükmünde düzenlendiğini, buna göre; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu, genel ispat kuralı gereği; davacının davasını ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacının ispat yükünün yer değiştirdiğini söyleyerek müvekkili tarafından Karşıyaka C Savcılığı tarafından yapılan ve KYOK ile sonuçlanan 2021/15476 Soruşturma dosyasında yer alan müvekkilin " kardeşimin hastalığında çok baktı ve elden para verdim " şeklindeki beyanı nedeni ile senet bedelinin talil edildiğini ve ispat yükünün yer değiştirdiğini beyan ettiklerini beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kambiyo senedine dayalı olarak yapılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakden" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi talil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil, senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, bonoda "malen" kaydı olduğu gözetildiğinde davalının soruşturma aşamasındaki beyanının bononun ihdas nedeninin talili anlamına geldiği ve ispat yükünün davalıya geçtiğinin, davacı tarafça talil bulunmadığının, ispat yükü üzerinde olan davalının savunmasını kanıtlayamadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/04/2025 tarih, 2025/187 Esas ve 2025/202 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 23.974,33 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 5.380,00 TL istinaf nispi karar harcı ve 615,40 TL istinaf maktu karar harcı olmak üzere toplam 5.995,40 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 17.978,93 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/07/2026