Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1149 E. 2026/1608 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1149
- Karar No
- 2026/1608
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1149 KARAR NO : 2026/1608
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/03/2025 NUMARASI : 2021/899 Esas 2025/246 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 30/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/07/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...... Şti.'ye ait 410001024866 numaralı poliçe ile davacı sigorta şirketi nezdinde 01.05.2019-2020 tarihleri arasında yurtiçi taşıyıcı mali mesuliyet sigortası abonman sözleşmesi ile sigortalı emtianın davalı ... adına kayıtlı diğer davalı ....'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla taşındığı sırada davalı ...'in ağır kusuru sebebiyle meydana gelen trafik kazası sonucu hasar gördüğünü, ekspertiz incelemesi sonucu davacı sigorta şirketi tarafından sigortalıya 02.09.2020 tarihinde 19.251,52 USD ödeme yapıldığını, davacı sigorta şirketinin TTK 1472. maddesi gereğince sigortalının haklarına halef olduğunu, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalıya ödenen bedelin rücuen tahsili için davalılar aleyhine Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2020/1758 Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalılar tarafından itiraz edilmesi nedeni ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını beyan ederek davanın kabulü ile itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesini, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafça esasa cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince " ....Dava, nakliyat emtia sigortası abonman sözleşmesi (blok) kapsamında sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İcra takip dosyasının incelenmesinde; davacı sigorta şirketi tarafından davalılar aleyhine 19.251,52 USD asıl alacak ve 669,12 USD işlemiş faiz olmak üzere 19.920,64 USD alacağın tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak sigortalı emtianın nakli sırasında hasarlanmasına sebebiyet verilmesi nedeniyle sigortalıya ödenen 19.251,52 USD tazminatın gösterildiği, davalılar tarafından yasal süresinde borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı görülmüştür. 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacının sigorta tazminatını ödemesi halinde sigortalının yerine geçerek rücu davası açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir sigorta sözleşmesinin mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir. Davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalı ile akdedilen 01.05.2019-01.05.2020 tarihleri arasında geçerli 410001024866-9 sayılı yurtiçi taşıyıcı mali mesuliyet sigortası abonman sözleşmesi (blok) dosyaya ibraz edilmiş, spesifik (alt) poliçe ibraz edilmemiştir. Nakliyat emtia sigortası abonman sözleşmeleri birer çerçeve anlaşma niteliğinde olup, sigortacı ile sigortalı arasında sigortayla ilgili çerçeve bir hukuki ilişkiyi oluşturur. Bu hukuki ilişkiden dolayı her taşıma için ayrı bir sigorta sözleşmesi düzenlenir. Sadece abonman sözleşmesinin bulunması, yani belirli bir taşımaya ilişkin kazadan önce bildiri ve bu bildirim sonucu düzenlenen spesifik (alt) poliçe olmadıkça taşınan malın sigorta örtüsü altında olduğundan söz edilemeyeceği gibi, sigortacı da böyle bir rizikodan sorumlu olmaz. Bu husus aktif dava ehliyetine ilişkin olup re'sen nazara alınması gerektiğinden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile; Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE'' karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Subjektif bir hakkı dava edebilme ehliyeti olarak tanımlanan aktif husumetin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-d bendi gereğince dava şartı niteliğinde olup, aynı Kanunun 115. maddesi uyarınca davanın her safhasında ve taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece re’sen nazara alınması gereken, usul hukukuna ilişkin ancak sonuçlarını maddi hukuk boyutunda doğuran son derece önemli bir müessese olduğunu, bu nedenle davacının, davada aktif husumetinin bulunup bulunmadığının öncelikle ve re’sen incelenerek karara bağlanması gerektiğini, dava konusu ihtilafa dönüldüğünde; davacı müvekkili şirketin takip dayanağının .... Şti'ne ait, müvekkili şirkete sigortalı emtia, 410001024866 poliçe numarası ile 01.05.2019/2020 tarihleri arasında müvekkil şirket nezdinde Yurt içi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigortası Abonman Sözleşmesi olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından aktif husumete yönelik olarak yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğunu, abonman poliçenin niteliğinin hiçbir suret ile değerlendirilmediğini, müvekkili şirketin TTK madde 1472 kapsamında aktif husumet ehliyeti ve müvekkili sigorta şirketinin sigorta ilişkisi dışında temlik hükümleri uyarınca üçüncü kişilere karşı kazanmış olduğu dava ve icra haklarına bağlı olarak talep hakkının bulunduğunu, dosyada mübrez bilirkişi raporunda dahi asıl olan abonman sözleşmesi ve rizikonun poliçe teminatı kapsamında olduğunun tespit edildiğinin açık olduğunu, dava konusu taşıma tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi uyarınca rücu davası açılabilmesi için, sigortacı ile sigortalı arasında bir sigorta sözleşmesinin mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerektiğini, sigortalıya ait malların taşınması sırasında 18/07/2011 tarihinde riziko meydana gelmeden önce emtianın sevkiyatından önce dava dışı sigortalı tarafından davacı sigortacıya bildirim yapılıp yapılmadığını, yapıldıysa ne zaman yapıldığını, davaya konusu hasarın sigorta örtüsü altında olup olmadığı hususlarının değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olup kararın kaldırılması gerektiğini, yerel mahkemece açıklanan gerekçeli kararın içerik itibariyle detaylı olmadığı gibi kararda delillerin tümünün yeterince tartışılmadığını, hükmün gerekçesinin yeterince açıklanamadığını, gerekçeli kararın büyük bir bölümünde safahatın özetlendiğini, delillerin gereği gibi değerlendirilmediğini, hangi delile ne derece itibar edildiğinin, deliller ile sabit olan hususların olup olmadığının belirtilmemesinin hukuka aykırı olup, temelinin AİHS 6. maddesine dayanan ve Anayasa'nın 141/3. maddesi ile güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlalinin meydana geldiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; taşıma sırasında hasarlanan emtia nedeni ile dava dışı sigortalıya ödenen sigorta tazminatının davalılardan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine" karar verilmiştir. İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dava konusu Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2020/1758 Esas sayılı sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlular hakkında 19.251,52 USD asıl alacak, 669,12 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 19.920,64 USD üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçluların süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının icra takibine vaki itirazının iptali amacıyla eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalı ile akdedilen 01.05.2019-01.05.2020 tarihleri arasında geçerli 410001024866-9 sayılı yurtiçi taşıyıcı mali mesuliyet sigortası abonman sözleşmesinin (blok) dosyaya ibraz edildiği, spesifik (alt) poliçenin ibraz edilmediği, Nakliyat emtia sigortası abonman sözleşmelerinin birer çerçeve anlaşma niteliğinde olup, sigortacı ile sigortalı arasında sigortayla ilgili çerçeve bir hukuki ilişkiyi oluşturduğu, bu hukuki ilişkiden dolayı her taşıma için ayrı bir sigorta sözleşmesi düzenleneceği, sadece abonman sözleşmesinin bulunması, yani belirli bir taşımaya ilişkin kazadan önce bildiri ve bu bildirim sonucu düzenlenen spesifik (alt) poliçe olmadıkça taşınan malın sigorta örtüsü altında olduğundan söz edilemeyeceği gibi, sigortacının da böyle bir rizikodan sorumlu olmayacağı, bu husus aktif dava ehliyetine ilişkin olup re'sen nazara alınmasının gerektiğinden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/7257 Esas, 2017/4196 Karar sayılı ilamında; Dava, Nakliyat Emtia Abonman Sigorta Poliçesi uyarınca sigortalıya ödenen tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi tarafından düzenlenen ve dava dışı üst taşıyıcı .... . A.Ş'nin sigortalı olarak gösterildiği Nakliyat Emtia Abonman Sigorta Poliçesi mal sigortası niteliğinde olup sorumluluk sigortası mahiyetinde değildir. Sigortalı üst taşıyıcının, malın teslimine ilişkin yükümlülüğü çerçevesinde taşınan malların alıcısına sağlam tesliminde menfaati bulunmakta olup sigortacı tarafından sigortalıya ödeme yapıldığında sigortacı, zarar sorumlularından rücuen tahsil cihetine gidebilecektir. Her ne kadar davacı tarafından dosyaya sunulmuş bir spesifik poliçe bulunmamaktaysa da, 05.09.2012 tarihli Nakliyat Hasar Likiditasyon Hesabı ve İbraname başlıklı belge ile dava dışı sigortalı, hasar bedelini nakden aldığını, mesul olanlara karşı rücu haklarını davacıya devrettiğini belirttiğinden davacının sigortalıdan temlik alan sıfatıyla zarar sorumlularına başvuruda bulunmasına yasal bir engel bulunmayıp mahkemece, sigortalının hasar nedeniyle taşıtana ödeme yapıp yapmadığının belli olmadığı, halefiyetin gerçekleşmediği ve davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir..." şeklinde gerekçeye yer verildiği görülmüştür. Dava dilekçesi ekinde sunulan Hasar Tazminat Makbuzu Ve İbraname başlıklı belgenin incelenmesinden davacı sigorta şirketi tarafından Dava dışı sigortalıya 19.251,52 USD hasar tazminatı ödemesinin yapıldığı, içeriğinde iş bu hasar tutarı kadar sigorta bedelinin eksildiğini, bu hasara sebebiyet verenler hakkında her türlü dava ve talep hakkının.... A. Ş' ye devir ve temlik edildiğinin belirtildiği görülmüştür. Bu belge kapsamında davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilerek işin esasına girilmek suretiyle oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12/03/2025 tarih ve 2021/899 Esas 2025/246 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 355 ve 353/(1).a-4 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda yapılan açıklamalara göre davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine iadesine, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 615,40 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde iadesine, 6-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/06/2026