Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1075 E. 2026/1695 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1075
Karar No
2026/1695
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1075 KARAR NO : 2026/1695

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/03/2023 NUMARASI : 2022/238 Esas 2023/121 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 07/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/07/2026

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında "Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi"ne binaen hizmet alım-satımının gerçekleştiğini, anılan sözleşmeye dayalı olarak verilen hizmet karşısında 07/10/2021 tarihli 26.218,32 TL bedelli fatura düzenlendiğini, taraflar arasında düzenlenen sözleşme gereğince, müvekkili şirket tarafından hizmet verildiğini ve buna ilişkin fatura düzenlendiğini, ancak müvekkili şirketin faturada gösterilen hizmet bedelini tahsil edemediğini, ödenmeyen fatura ile ilgili olarak müvekkilinin alacağının sağlanması amacıyla davalı borçlu hakkında İzmir 26. İcra Müdürlüğü’nün 2021/11800 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra yoluyla takip yapıldığını davalının borca itirazda bulunduğunu, takibin itiraz sonucu durdurulduğunu, borçlunun itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek, haksız ve dayanaksız itirazın iptaline, takibin devamına, borçlunun alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından esasa cevap süresinden sonra sunulan 12/05/2022 havale tarihli dilekçede ise ; İcra takip dosyasına vekil aracılığı ile itiraz edilmiş olmasına rağmen dava dilekçesinin vekile değil asile tebliğ edildiğini, bu nedenle usulüne uygun tebliğ edilmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte 07.10.2021 tarihli faturada "geçmiş dönem SGK teşvik danışmalık ücreti" şeklinde belirtilen bir hizmet gösterilmiş ise de, ne fatura üzerinde ne de dava dilekçesinde anılan faturaya konu olan hizmetin hangi tarihlerde verildiğinin belirtilmediğini, davacı tarafın dava konusu etmiş olduğu faturada vermiş olduğunu iddia ettiği hizmetin verilme tarihinin olmamakla birlikte, sözleşme maddesinde geçen ve danışmana ödenecek olan "müşteriye danışmanca ilave olarak yararlandığı toplam prim yüzde altı (%6) oranı" şeklinde tanımlanan ücretin de faturaya doğru şekilde yansıtılıp yansıtılmadığının net olmadığını, bu hususların bilirkişi tarafından yapılacak olan inceleme neticesinde tespit edilebileceğini, haksız ve mesnetsiz olarak açılmış olan davanın kabulünün mümkün olmayıp davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın %20 'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı talebinin bulunmakta olup davacı tarafından ikame edilen davanın kötü niyetli olarak açıldığını ve davacının herhangi bir hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince " ...Uyuşmazlık, taraflar arasında danışmanlık hizmet sözleşmesinden kaynaklı ödenmeyen fatura bedellerine ilişkin İzmir 26.İcra Müdürlüğünün 2021/11800 takip sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplanmaktadır. Tüm deliller toplanmış, İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2021/11800 Esas sayılı takip dosyası UYAP üzerinden getirtilmiş olup, borçlu vekilinin asıl alacağa, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm fer'ilerine itiraz ettiği anlaşılmıştır. Dava, İİK 67. madde gereğince açılan itirazın iptali davası olup, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. Dosya ve taraflara ait ticari defter ve dayanakları üzerinde uyuşmazlık konularında SMMM bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırıldığı, bilirkişinin mahkememize verdiği 05/08/2022 havale tarihli raporunda, taraflar arasırıda cari hesap çalışması yapıldığı, her ne kadar davacı tarafça, İzmir 26.İcra Müdürlüğünün 2021/11800 E dosyasına konu, 07.10.2021 tarihli ...2021000001927 sıra nolu 26.128,32-TL bedelli e-fatura için takibe geçilmiş ise de, davacı kayıtlarına göre; 26.10.2021 takip tarihi itibariyle davalı firmadan, 4.187,23-TL alacağının olduğunun tespit edildiği, taraflar arasında 4 sayfadan ibaret 01.10.2019 tarihli danışmanlık ücret sözleşmesi akdedildiği, sözleşmede geç yapılan ödemeler için faize ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, davacı tarafından davalıya ihtar çekilmediği, temerrüde düşürülmediği, temerrütün takiple birlikte oluştuğu, davacı kayıtlarına göre; 26.10.2021 takip tarihi itibariyle 4.187,23-TL alacağının bulunduğunu bildirmiştir. Tarafların, kök rapora karşı beyan ve itirazları doğrultusunda mevcut dosya kapsamına göre bilirkişiden ek rapor aldırıldığı, bilirkişinin mahkememize verdiği 07/02/2023 havale tarihli ek raporunda, davacı tarafından, davalı adına 07.10.2021 tarihli ....2021000001927 sıra nolu 26.128,32-TL bedelli (KDV dahil) e-fatura tanzim edildiği, fatura; e-fatura olup, fatura içeriğinde “ Geçmiş dönem SGK teşvik danışmanlık bedeli” olduğunun yazılı olduğu, davalının, davacının bu faturasına yasal süresinde itiraz edip, iade etmediği ayrıca; davalının, ihtilafa konu fatura içeriğini oluşturan hizmetin, hangi tarihlerde verildiği ve uygulana %6 primin faturalara doğru yansıtılıp yansıtılmadığı yönünde “fatura kalemlerini oluşturan alacağın” verilen hizmetin detayını isteme hakkına sahipken istemediği, daha önce tanzim edilen faturalara ilişkinde olarak da, davalı bu yönde talepte bulunmadığı, davacı tarafından 26.10.2021 tarihinde, İzmir 26.İcra Müdürlüğünün 2021/11800 E. Sayılı dosyası ile takibe geçildiği,...2021000001927 sıra nolu 26.128,32-TL bedelli (KDV dahil) e-fatura bedelinin talep edildiği, takip öncesine ilişkin, faiz ve faize ilişkin KDV talep edilmiş ise de davalının temerrüdü takiple birlikte oluştuğu, daha önce verilen kök raporunda davacının muhasebe kayıtlarında takibe konu faturanın takipteki alacaklara virman yapılması nedeniyle virman yapılmayan bakiye alacağın baz alındığı, fatura bedelinin ödenmediğinin anlaşıldığı, davalı firma kayıtlarında da; 07.10.2021 tarihli ...2021000001927 sıra nolu 26.128,32-TL bedelli faturanın ödenmediğinin yer aldığı, tarafların itirazlarının değerlendirilmesi ve kayıtların karşılaştırılması neticesinde; 26.10.2021 takip tarihi itibariyle 26.128,32-TL davacı alacağının bulunmakta olduğunun anlaşıldığını bildirmiştir. Taraf vekillerince raporlara karşı beyanda bulunulduğu, davalı vekili ek rapora beyan ve itiraz dilekçesinde, bilirkişiden yeniden ek rapor aldırılmasını talep etmiş, mahkememizin 02/03/2023 tarihli oturumunda; davalı vekilinin yeniden ek rapor alınma talebinin eldeki raporun denetime açık, hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu esas alınarak; davacı tarafından, davalı adına 07.10.2021 tarihli....2021000001927 sıra nolu 26.128,32-TL bedelli (KDV dahil) e-fatura tanzim edildiği, fatura; e-fatura olup, fatura içeriğinde “ Geçmiş dönem SGK teşvik danışmanlık bedeli” olduğunun yazılı olduğu, davalının, davacının bu faturasına yasal süresinde itiraz edip, iade etmediği fatura bedelinin ödenmediği, davalı firma kayıtlarında da; 07.10.2021 tarihli ...2021000001927 sıra nolu 26.128,32-TL bedelli faturanın ödenmediğinin yer aldığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile, İzmir 26. İcra Dairesinin 2021/11800 Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin itirazının iptali ile takibin 26.228,32- TL asıl alacak üzerinden reeskont avans faiziyle birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile " Davanın KISMEN KABULÜ İLE, İzmir 26. İcra Dairesinin 2021/11800 Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin itirazının iptali ile takibin 26.228,32- TL asıl alacak üzerinden reeskont avans faiziyle birlikte devamına, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin 02.03.2023 tarihli kısmen kabul kararının, usul ve yasalara aykırı olması nedeni ile kaldırılması gerektiğini, ancak taraflarına 11.04.2023 tarihinde tebliğ edilen gerekçeli hükmün, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde verildiğini, kabulünün mümkün olmadığını, usule ilişkin itirazları yönündem; davacı tarafından başlatılan takibe yapılan itiraz üzerine takibin durması sonucu itirazın iptali davasının açıldığını, dava konusu olan icra takibine yapılmış olan borca itiraz vekille takip edilen işlerden olup usulüne uygun tebligat yapılmadığından davanın reddi gerektiğini, dava dosyasının duruşma gün ve saatini belirtir 21/03/2022 tarihli tensip tutanağı ile dava dilekçesinin müvekkili şirket ..... A.Ş 'ne tebliğ edildiğini, İzmir 26.İcra Müdürlüğü’nün 2021/11800 Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine haksız ve mesnetsiz olarak başlatılan icra takibine taraflarınca müvekkili adına itiraz edildiğini, Yargıtay kararı ve 3581 sayılı Tebligat Kanunu'nundan da anlaşılacağı üzere davanın vekil ile takip edilen işlerden olup davalı asile tebligat yapılmasının taraf teşkilini sağlamadığını, davanın usulsüz tebligattan reddi gerektiğini, 07.03.2023 tarihli hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda, anılan husustaki itirazlar hakkında, faturanın, e-fatura olup, fatura içeriğinde “geçmiş dönem SGK teşvik danışmanlık bedeli” olduğunun yazılı olduğunu, davalının, davacının bu faturasına yasal süresinde itiraz edilip, iade edilmediğini, ayrıca; davalının, ihtilafa konu fatura içeriğini oluşturan hizmetin, hangi tarihlerde verildiği ve uygulanan %6 primin faturalara doğru yansıtılıp yansıtılmadığı yönünde “fatura kalemlerini oluşturan alacağın” verilen hizmetin detayını isteme hakkına sahipken istemediğini, daha önce tanzim edilen faturalara ilişkin olarak da, davalının bu yönde talepte bulunmadığını, talep ve davanın kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, davacının ticari defter ve kayıtlarının incelemesinde, kök raporda davacı tarafından düzenlenen faturaya ilişkin olarak davalı tarafından ödeme yapıldığını, devam eden süreçte düzenlenen ek raporda herhangi bir ödemeyapılmadığı şeklinde tespite varılmış olup raporlar arasında çelişki bulunduğunu, dosya kapsamında düzenlenen kök raporda, taraflar arasında cari hesap çalışması yapıldığını, her ne kadar davacı tarafça, İzmir 26.İcra Müdürlüğü'nün 2021/11800 Esas sayılı dosyasına konu, 07.10.2021 tarihli ...2021000001927 sıra nolu 26.128,32 TL bedelli e-fatura için takibe geçilmiş ise de, davacının kayıtlarına göre; 26.10.2021 takip tarihi itibariyle davalı firmadan, 4.187,23 TL alacağının olduğunu, davacının kayıtlarına göre; 26.10.2021 takip tarihi itibariyle 4.187,23 TL alacağının bulunduğunun bildirildiğini, mukabil ek raporda ise, daha önce verilen kök raporda, davacının muhasebe kayıtlarında takibe konu faturanın takipteki alacaklara virman yapılması nedeni ile virman yapılmayan bakiye alacağın baz alındığını, fatura bedelinin ödenmediğinin anlaşıldığını, davalı firmanın kayıtlarında da; 07.10.2021 tarihli ...2021000001927 sıra nolu 26.128,32 TL bedelli faturanın ödenmediğinin yer aldığını, tarafların itirazlarının değerlendirilmesi ve kayıtların karşılaştırılması neticesinde; 26.10.2021 takip tarihi itibariyle 26.128,32 TL davacı alacağının bulunmakta olduğu sonucuna varıldığını, yerel mahkemece ek rapora itibar edilerek, davacının anılan faturaya yasal süresinde itiraz edilip, iade edilmediği fatura bedelinin ödenmediğini, davalının firma kayıtlarında da; 07.10.2021 tarihli ...2021000001927 sıra nolu 26.128,32 TL bedelli faturanın ödenmediği kanaatine varıldığını, dosya kapsamında düzenlenen kök raporda, davalının ticari defterlerinde, davacı müvekkili tarafından dosya borcuna ilişkin ödeme yapıldığını, ek raporda ise, anılan hususta ayrıca bir değerlendirmede bulunulmadığını, bu haliyle hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişsiz olup mahkemece ek raporun esas alınmasının hatalı bir sonuç meydana getirdiğini, takip konusu asıl alacak ile hükmedilen asıl alacak arasında farklılık bulunmakta olup yerel mahkemece hüküm açıklanırken hesap hatası yapıldığını, yerel mahkemece tesis edilen kısmen kabule dair kararın gerekçesinde; 07.10.2021 tarihli ....2021000001927 sıra nolu 26.128,32 TL bedelli faturanın ödenmediğinin yer aldığının anlaşıldığını, davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, buna mukabil hükmün, İzmir 26. İcra Dairesi'nin 2021/11800 Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin itirazının iptali ile takibin 26.228,32 TL asıl alacak üzerinden reeskont avans faiziyle birlikte devamına şeklinde açıklandığını, asıl alacak miktarı üzerinden takibin devamına karar verilmiş olmasına rağmen hüküm kısmında asıl alacaktan daha fazla miktar olan 26.228,32 TL'nin yer aldığını, bu haliyle kararın gerekçesi ile hüküm arasında hesap hatası konulu bir çelişki bulunmakta olup kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini, davanın esası hakkında karar verilmekle birlikte, feri talepler olan vekalet ücreti, yargılama harç ve gideri, arabuluculuk ücreti ile icra inkar tazminatının hatalı miktar üzerinden hesaplandığını, alacak likid olmadığından kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hatalı olup yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, davacı yanın dilekçesinde, kötü niyet tazminatı talebinde bulunulduğunu, kötü niyet tazminatının doğabilmesi için gerekli olan şartlardan en önemlisinin, söz konusu alacağın likid yani belirlenebilir olmasına ilişkin olduğunu, alacağın gerçek miktarının belli, sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte olduğunu, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit olduğunu, borçlunun tespiti hususunun ise, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamında olduğunu, somut olaya dönüldüğünde, belirsiz bir asıl alacak ve ne şekilde tespit edildiği belirsiz olan bir faiz oranı üzerinden başlatılan takibe konu edilen bahse konu alacağın likit olmadığını, bu itibarla kötü niyet tazminatının reddi gerektiğini, davalı şirketin usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmemiş olmasının yanı sıra asıl alacağa işletilmek üzere esas alınan faiz oranının hatalı olduğunu, ayrıca asıl alacağı kabul anlamına gelmemek kaydı ile, takip ve davaya konu edilen faiz ve oranının da ne şekilde belirlendiğinin ortaya konulmadığını, işlemiş ve işleyecek faizin tespitinde başlangıç tarihi ve hangi tür faizin esas alınacağı konusunda belirsizlik bulunduğunu, davacı/alacaklı şirketin belirlemiş olduğu faiz oranının Kanun koyucu tarafından düzenlenen yasal faiz oranlarının oldukça üzerinde olduğunu, başka bir hususun da, davalı müvekkili şirketin usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediğine ilişkin olduğunu, davacı yanca şirket dilekçesinde anılan hususu ispata yarar hiç bir bilgi ve belgenin sunulmadığını, hem temerrüt olmadığından faiz başlangıcında hem de hatalı faiz oranı seçimiyle birlikte toplam faiz alacağında yerel mahkemece hatalı bir sonuca varıldığını, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiğinden bahisle lehlerine hükmedilecek vekalet ücretinin AAÜT uyarınca en düşük tutar olan 9.200,00 TL olması gerekirken 114,22 TL olarak hesaplanmasının isabetsiz olup kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini, usul ve yasaya aykırı mezkur karara bağlı olarak vekalet ücretine, yargılama, harç ve giderleri ile arabuluculuk ücretine hükmedilmesi ile birlikte takibe konu borcun hem belirli olmadığından hem de ödenmiş olduğundan bahisle asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırılık teşkil etmekte olup kararın bu yönüyle kaldırılması gerektiğini, ayrıca yerel mahkemece tesis edilen kararın, İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2021/11800 Esas sayılı dosyası üzerinden ilamlı icraya konu edildiğinden müvekkili aleyhinde başlatılan ilamlı icra takibinin istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar durdurulmasına karar verilmesini gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " Davanın kısmen kabulü ile, İzmir 26. İcra Dairesi'nin 2021/11800 Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin itirazının iptali ile takibin 26.228,32 TL asıl alacak üzerinden reeskont avans faiziyle birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dava konusu İzmir 26. İcra Müdürlüğü’nün 2021/11800 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 22.142,64 TL asıl alacak, 3.985.68 TL KDV alacağı, 181,54 TL işlemiş faiz, 32,68 TL KDV'nin işlemiş faizi olmak üzere toplam 26.342,54 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının icra takibine vaki itirazının iptali amacıyla eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Takip dayanağı olarak 07.10.2021 tarih ve KDV dahil toplam 26.128,32 TL'lik faturanın gösterildiği görülmüştür. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davaya konu faturanın davalıya ait ticari defterlerde kayıtlı olmasına ve bedilinin ödendiğine dair bir yazılı belgenin davalı tarafça sunulmamış olmasına, gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/03/2023 tarih ve 2022/238 Esas 2023/121 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 1.791,65 TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 447,91 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.343,74 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 07/07/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1075, K. 2026/1695, T. 07.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1075-e-2026-1695-k-75d52c3b2c89