Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1039 E. 2026/1074 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1039
Karar No
2026/1074
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1039

KARAR NO: 2026/1074

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : (KAPATILAN)BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 14/05/2026

NUMARASI: 2026/134 Esas, 2026/135 Karar

DAVANIN KONUSU: Delil Tespiti

KARAR TARİHİ : 02/09/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

Talep; talep eden adına fason üretim ilişkisi kapsamında üretilen ürünlerin ayıplı, hatalı ve siparişe uygun olmayan ürünler olduğunun tespiti talebine ilişkin olup, mahkemece delil tespiti talebinin reddine dair verilen karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.

Talep eden vekili; müvekkili şirket... A.Ş. ile aleyhine delil tespiti talep edilen ...A.Ş. arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, bu ticari ilişki kapsamında karşı tarafça müvekkili şirket adına fason etiket üretiminin gerçekleştirildiğini, taraflar arasındaki sipariş ilişkisi kapsamında karşı tarafa ..., ..., ...ve ... kodlu etiketlere ilişkin siparişler verildiğini, bu kapsamda ... kodlu etiket bakımından 150x210 mm / kuşe nitelikte 66.000 adet x 2 çeşit sipariş oluşturulduğunu, etiketlerin tabaka halinde alınarak sonrasında müvekkili şirket fabrikasında işlem görecek olması nedeniyle, üretimin müvekkili tarafından gönderilen teknik çalışmaya ve traseye uygun yapılmasının taraflar arasındaki işin esaslı unsuru olduğunu, müvekkili şirket tarafından üretim öncesinde karşı tarafa teknik çalışmanın iletildiğini, gönderilen çalışmaya göre üretim yapılması gerektiğinin bildirildiğini, ayrıca üretim ve sevk aşamasında dikkat edilmesi gereken hususların da karşı tarafa aktarıldığını, bu kapsamda etiketlerin bitmiş kağıt ebadı, yarım kesim/baskı düzeni, sevk ve paketleme biçimi gibi üretim sonucunu doğrudan etkileyen hususlarda karşı tarafın bilgilendirildiğini, karşı tarafça 16.01.2026 tarihinde onaya sunulan çalışmanın müvekkili şirket tarafından uygun bulunmuş olmasına rağmen, üretim aşamasında bu çalışmaya ve gönderilen traseye uygun hareket edilmediğini, ... kodlu etiketlerde spiral delikleri etiket alanlarının üzerine denk geldiğini, bu durumun etiketlerin müvekkili şirketin üretim sürecinde kullanılmasını imkânsız hale getirdiğini, ayıplı ürünler nedeniyle iade faturası düzenlendiğini, karşı tarafça bu iadenin kabul edilmediğini ve uyuşmazlık icra takibine de konu edildiğini, tespit konusu ürünlerin hâlihazırda müvekkili şirketin; "... Mah. ... Cad. ... Sk. ... No:..." adresinde bulunduğunu, ürünlerin fiziki emtia niteliğinde olduğunu, ürünlerin mevcut haliyle muhafaza edilmesi, depolanması, ileride iade edilmesi, imha edilmesi, yer değiştirmesi veya farklı bir işleme konu edilmesi ihtimalinin bulunduğunu, beyanla durumun aciliyeti, ürünlerin fiziki emtia niteliğinde olması, mevcut durumlarının değişmesi, yer değiştirmesi, iade/imha edilmesi veya ileride sağlıklı şekilde incelenmesinin güçleşmesi ihtimali gözetilerek HMK m. 403 uyarınca karşı tarafa tebligat yapılmaksızın delil tespiti yapılmasına, tespit konusu ürünlerin bulunduğu müvekkili şirket adresi olan “... Mah. ... Cad. ... Sk. ... No:.../Türkiye” adresinde ivedilikle keşif icrasına, keşif sırasında matbaa, baskı teknolojileri, etiket/ambalaj üretimi, kalite kontrol ve mali/muhasebesel değerlendirme bakımından uzman bilirkişi veya bilirkişi heyeti görevlendirilmesine, karşı tarafça müvekkili şirket adına fason üretim kapsamında üretilen ... kodlu etiketlerin onaylanan çalışmaya, gönderilen teknik çalışmaya ve traseye uygun olmadığının; spiral deliklerinin etiket alanlarına denk gelmesi nedeniyle ürünlerin kullanım amacını karşılamadığının; ürünlerde üretim, baskı, renk, ölçü, kesim, malzeme, yapışkanlık, kalite, yüzey, ambalajlama ve ticari elverişlilik yönünden ayıp ve hata bulunduğunun, ürünlerin ayıplı, hatalı ve siparişe uygun olmayan ürünler olduğunun, ürünlerdeki ayıp ve hataların üretim/fason imalat sürecinden kaynaklandığının, müvekkil şirketin kullanımından, muhafazasından veya sonradan gerçekleşen harici bir müdahaleden kaynaklanmadığının, ürünlerin ticari olarak kullanılabilir, satılabilir, sevk edilebilir veya nihai müşteriye teslim edilebilir durumda olmadığının tespitine, ürünlerin mevcut durumunun fotoğraflanmasına, gerekiyorsa temsili numune alınmasına ve tüm tespitlerin ayrıntılı bilirkişi raporuna bağlanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin ileride açılacak esas davada dikkate alınmak üzere karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece 14/05/2026 tarihli karar ile; 6100 sayılı HMK'nın 400. maddesi "Taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir.

Delil tespiti istenebilmesi için hukuki yararın varlığı gerekir. "Kanunda açıkça öngörülen hâller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilinde bulunuyorsa hukuki yarar var sayılır." düzenlemesi yapılmış, somut olayda delilin hemen tespit edilmemesi halinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dahilinde bulunmadığından hukuki yarar yokluğu nedeniyle delil tespiti talebinin reddine karar verilmiştir.

Talep eden vekili istinaf dilekçesi ile; ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu; somut olayda delil tespiti yapılmasında açık hukuki yarar bulunduğunu, mahkemenin, delil tespiti kurumunun amacının ve HMK m. 400 hükmünün somut olaya hatalı uygulandığını, ilk derece mahkemesinin, talebi somut vakıalar üzerinden tartışmamış; soyut ve yetersiz gerekçeyle ret kararı verdiğini, delil tespiti talebinin, esas uyuşmazlığın çözümünü değil, delilin mevcut haliyle korunmasını amaçladığını, mahkemenin, karşı tarafa tebligatsız tespit şartlarının oluşmadığı kanaatinde ise dahi, delil tespiti talebini tümden reddetmek yerine tebligatlı tespit yolunu değerlendirmesi gerekeceğini, tespit konusu ürünlerin mevcut haliyle incelenmesi, fotoğraflanması ve gerekirse numune alınmasının zorunlu olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.

Taraflar arasında; fason etiket üretiminin gerçekleştirildiği, sipariş ilişkisi kapsamında karşı tarafa ..., ...ve ... kodlu etiketlere ilişkin siparişler verilmiş; bu kapsamda özellikle ... kodlu etiketler bakımından 150x210 mm /kuşe nitelikte 66.000 adet x2 çeşit sipariş oluşturulmuştur.

Delil tespiti, ileride açılacak veya açılmış olan bir dava ile ilgili delillerin, bazı şartlar altında zamanından önce toplanıp emniyet altına alınmasını sağlamak için kabul edilmiş bir müessese olup, usul hukuku açısından bir dava çeşidi değil, bir çeşit tedbirdir. Nitekim bu müessese 6100 sayılı HMK'nın 400–406. maddelerinde düzenlenmiştir.

Taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir. Delil tespiti istenebilmesi için hukuki yararın varlığı gerekir. Kanunda açıkça öngörülen hâller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilinde bulunuyorsa hukuki yarar var sayılır. Bu hali ile delil tespitine ilişkin talep bir dava olmadığı gibi talebin incelenmesi sonunda verilen ret veya kabul kararı da nihai bir karar niteliğinde değildir. Geçici hukuki korumalardan olan delil tespiti talebinin reddi halinde yeniden talepte bulunulabileceği gibi, yapılan tespit sonucu da kesin nitelikte olmayacaktır.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "İstinaf yoluna başvurulabilecek kararlar" başlıklı 341. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca; "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir." Görüldüğü üzere, geçici hukuki korumalar arasında sadece ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı istinaf isteminde bulunulabilecek olup, delil tespiti bu kararlar arasında sayılmamıştır. Mevcut yasal düzenlemeler karşısında, delil tespitinin bir dava niteliğinde olmaması ve kesin bir hüküm oluşturmaması sebebiyle tek başına istinaf kanun yoluna tabi değildir.

Delil tespiti istemleri hakkındaki kararlar geçici hukuki koruma kararı niteliğinde olduklarından nihai karar olarak nitelendirilmeleri mümkün değildir. Kaldı ki kanun koyucu, HMK' nın 400. ve devamı maddelerinde düzenlenen delil tespiti istemleri hakkında verilen kararlar yönünden başvurulabilecek herhangi bir kanun yolu da öngörmemiştir. Bu durum karşısında delil tespiti talepleri hakkında verilen kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle; istinaf istemine konu karar, delil tespiti talebinin reddine ilişkin olup HMK'nın 341. maddesi uyarınca delil tespiti taleplerinin kabul veya reddine ilişkin kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması mümkün olmadığından talep eden vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,

2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-Talep eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 02/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1039, K. 2026/1074, T. 02.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1039-e-2026-1074-k-11fed6907ce2