Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1170 E. 2026/1354 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1170
Karar No
2026/1354
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1170 - 2026/1354 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1170 KARAR NO : 2026/1354 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/02/2024 NUMARASI : 2022/579 E. - 2024/114 K.

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)

Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01/02/2024 tarih ve 2022/579 E. - 2024/114 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davacı şirket ile davalı şirket arasında geçmişe dönük personel taşıma ilişkilerinden doğan borçlar bulunduğunu, borçların işlemiş faiziyle birlikte toplam 122.919,56 TL tutarında olduğunu, bahsi geçen borca karşı 25/06/2021 tarihinde icra takip talebine girişildiğini, ancak davalı tarafça bu takibe herhangi bir dayanak gösterilmeksizin 06/07/2021 tarihinde itiraz edildiğini, akabinde icra takibinin durdurulduğunu ileri sürerek, takibinin devamı ile karşı tarafın alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, çek bedellerinin ödendiğinin sabit olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, takibe ve davaya konu faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu görülse de, davacı ve davalı defterlerinin birbiri ile uyumlu olmadığı ve davacının davalıdan alacaklı olduğunu kesin delillerle ispat edememesi yanında, davalı defterlerinin dosyaya sunulan ve ilgili yerlerden getirtilen çek ödemeleri ve diğer ödemeler dikkate alındığında, davalı defterlerine kaydedilen ödemeler ile buna dayanak belgelerin davalı defterlerinin lehine delil teşkil edeceği ve davalı defterlerine göre davacının alacak bakiyesinin olmadığı, davacının alacağını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre, davalının savunmasını dayandırdığı her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini cevap dilekçesinde belirtmesi gerektiğini, dolayısıyla, dilekçede gösterilmeyen bir delilin ön inceleme aşamasında bu kesin süreden faydalanılarak ileri sürülmesinin söz konusu olamayacağını, Yargıtay kararlarında da görüldüğü üzere süresi içerisinde cevap dilekçesi vermeyen davalının daha sonra delil göstermesinin mümkün olmadığını, davalının süresi içerisinde cevap dilekçesi vermeyerek hangi delillere dayandığını bildirmediğini ve somutlaştırma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, dava devam ederken 14/12/2022 tarihinde bilirkişi raporu alınmasından sonra, karşı tarafın 20/07/2023 tarihinde dosyaya delil dilekçesi sunduğunu ve bu delil dilekçesinde 2017 ve 2018 yılına ait ticari defterleri delil olarak gösterdiğini, yerel mahkeme tarafından ve 14/08/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda sunulan defterlere ilişkin bir hesaplama yapılarak karar verildiğini, yerel mahkemece davalı tarafından cevap dilekçesinin yasal süre içerisinde dosyaya sunulmamasının gözetilmediğini, cevap dilekçesi dahi vermeyen davalının 20/07/2023 tarihinde sunmuş olduğu deliller göz önüne alınarak karar verildiğini, davalı şirketin davacıya borçlarına ilişkin faturaların müvekkilince mahkemeye sunulmuş olup, söz konusu borcun ödenmediğini, söz konusu çeklerin kim tarafından bozdurulduğunun, ödemelerin kime yapıldığının ne davalı tarafın ibraz ettiği dekontlardan ne de ... Bankasından gelen müzekkere cevaplarına bakılarak anlaşılamadığını ileri sürerek, Yerel Mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacak için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı tutarı göstermek üzere emtiayı satan veya iş yapan tacir tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır. Fatura tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli değildir. Faturanın tebliğ edilmiş olması da faturada belirtilen alacağın doğmasına sebep olan edimin ifa edildiğini göstermez. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/2912 Esas, 2016/14369 Karar sayılı ilamı) Faturaya dayalı olarak alacak talebinde bulunan kişi, faturada belirtilen alacağın doğmasına sebep olan edimin (mal teslimi, hizmet ifası vs.) ifa edildiğini ispatla mükelleftir. Öte yandan adına fatura düzenlenen bir kimse, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi, bu olguyu değiştiremez. Borçlu taraf faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini, yazılı delillerle ispatlamak zorundadır. Bu noktada, faturaların borçlu şirket yöneticilerinin basiretli davranmaması nedeniyle ticari defterlere hataen işlediği savunması da dinlenmez. Yargıtayın yerleşmiş uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay HGK.'nın 12.05.2010 tarih ve 2010/13-246 E.- 2010/267 K., Yargıtay 11. HD.'nin 19.12.2018 tarih ve 2017/2642 E.- 2018/8096 K., Yargıtay19. H.D.'nin 2011/3549 E.- 2011/3335 K.). Yine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 20/12/2016 tarih ve 2016/2734 E.- 2016/16029 K. sayılı kararında, "Davanın temelini oluşturan icra takibinde 6 adet faturaya dayanılmıştır. İtirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalardır. Bu itibarla davanın takibe konu edilen faturalarla sınırlı olarak değerlendirilip uyuşmazlığın bu çerçevede çözümlenmesi gerekir. Davalı ödeme savunmasında bulunmuş ve ödemeye ilişkin belgeleri dosyaya sunmuştur. Davacı tarafça bu ödemelerin dava konusu faturalar dışındaki cari hesap alacağına yönelik olduğu cevaba cevap dilekçesinde belirtilmiş ise de tüm cari hesap ilişkisi dava konusu olmadığından icra takibine konu edilen faturalar dışına çıkılarak inceleme yapılması doğru değildir. Mahkemece yapılacak iş savunma kapsamındaki ödemelerin dava konusu faturalara yönelik ödemeler olup olmadığı hususunun 6098 sayılı TBK'nın 102. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir." biçiminde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/06/2019 tarih ve 2018/1391 E.- 2019/3997 K. sayılı kararında, "Davanın temelini oluşturan icra takibinde 31 adet faturaya dayanılarak alacak talebinde bulunulmuştur. İtirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan mahkemece uyuşmazlığın takip ve dava konusu yapılan 31 adet faturalarla sınırlı olarak değerlendirilip çözümlenmesi gerekirken tüm cari hesap ilişkisi inceleme konusu yapılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." biçiminde vurgulandığı üzere, takibe sıkı sıkıya bağlı bulunan işbu itirazın iptali davasında icra takibi faturaya dayalı olduğundan, uyuşmazlığın bu faturalarla sınırlı olarak değerlendirilmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, davacı defterlerine göre davalının borcunun 209.607,31 TL., davalının ödemelerinin 122.329,33 TL., buna göre davacı alacağının 87.727,98 TL. olduğu belirlenmiş, davalının defterlerine göre ise davacıya borcunun 163.953,21 TL. olduğu ve bu borcun ödenmiş bulunduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla taraf defter kayıtları birbiri ile uyumlu değildir. Buna karşılık 13.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu faturaların davalı defterlerine kayıtlı olduğu da belirtilmiştir. O halde davalının dava konusu faturalarda belirtilen borcunun ödendiğini, yazılı delillerle ispatlaması gerekir. Davalı ise davacı adına keşide ettiği çeklerden dolayı ... Bankası A.Ş. aracılığıyla 119.000,00 TL., ... A.Ş. aracılığıyla 20.000,00 TL. olmak üzere toplam 139.000,00 TL. ödemede bulunduğunu ispatlamıştır. Ancak dava konusu faturaların son düzenlenme tarihi 19.09.2020 iken, anılan çek ödemelerinin en sonuncusunun tarihi ise 27.05.2020'dir. Dolayısıyla davalının anılan ödemelerinin tamamının, dava konusu icra takibinde dayanılan faturalara ilişkin olmadığı da sabittir. Bu durum karşısında mahkemece, çekle yapılanlar da dahil olmak üzere savunma kapsamındaki tüm ödemelerin, dava konusu faturalara yönelik ödemeler olup olmadığı hususunun, 6098 sayılı TBK'nın 100, 101 ve 102. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi bakımından, yeni bir mali müşavir bilirkişi raporu alınarak, dava konusu takipten sonra davadan önce yapılan ödemeler var ise, bu ödemeler yönünden de davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gözetilmek suretiyle, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2020 tarih, 2018/2228 Esas, 2020/1306 Karar ve 23/01/2019 tarih, 2018/3834 Esas, 2019/421 kararları da bu yöndedir.) Bu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/02/2024 gün ve 2022/579 E. - 2024/114 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/07/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1170, K. 2026/1354, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1170-e-2026-1354-k-e66e292d6553