Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1108 E. 2025/137 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1108
- Karar No
- 2025/137
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/1108
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 18/06/2025
NUMARASI: 2023/181 E.-2025/137 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dünya çapında sayısız ülkede uzun yıllardan bu yana sahibi olduğu tesciller ile "... + şekil" ibareli markasını koruma altına aldığını, müvekkilinin markalarının gerçek, öncelikli ve üstün hak sahibi olduğunu, müvekkilinin markasının, uzun yıllardır süregelen kullanım ve tanıtım faaliyetleri sonucunda ilgili sektörde tanınır hale geldiğini ve doğrudan müvekkili ile bağdaştırıldığını, dava konusu "şekil" markasının müvekkilinin markasının birebir aynını teşkil ettiğini ve müvekkilinin tescilleri ve kullanımı dahilindeki mal ve hizmetler ile aynı, doğrudan ilişkili mal ve hizmetleri kapsadığını, ayrıca grafik bir eser olan logosunun telif hakkı belgesi ile koruma altında olduğunu, bu nedenle dava konusu başvurunun 6769 sayılı SMKnun 6/3 maddesi uyarınca ve internet alan adı tescili nedeniyle 6/6 maddesi uyarınca reddi gerektiğini, davalı tarafın, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu markayı kendi adına tescil ettirerek, müvekkilinin markasını gasp ettiğini, bu durumun, gerçek hak sahibinin markayı Türkiye’de tesciline engel bir durum yarattığını, müvekkilinin "..." markasının tanınmış marka olduğunu, dava konusu markanın varlığının, müvekkilinin tanınmış ve önceki tarihli markalarının ayırt edici karakterini zedeleyecek ve markaların sulandırılmasına neden olacağını, davalı şirketin dava konusu marka örneğini kasten ve kötü niyetle seçtiğini, açıklanan nedenlerle, davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kayıtlı ... tescil numaralı "şekil" marka tescilinin hükümsüzlüğüne ve sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İş bu dava kötü niyetli, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı taraf, şirketlerinin 2017 yılında Pekin'de perakende kahve şirketi olarak kurulduğunu ve gün geçtikçe de dünya çapında tanınmaya başlandığını iddia ettiğini, bu hususta somut delil ve veriler bulunmadığını, davacı şirketin Türkiye'de bir faaliyeti olmadığı gibi herhangi bir web sayfası dahi bulunmadığını, davacı tarafın "dünya çapında herkesçe bilinen marka" iddialarına itibar edilmemesi gerektiğini, müvekkili şirketin ise davacı şirketin yurt dışında kurulmasından çok önce.... Noterliğinin 10/10/2016 tarih ve ... yevmiye ile tasdik ettiği ana sözleşme ile kurulduğunu, şirketin kuruluşunun 11/10/2016 tarihinde İstanbul Ticaret Sicilinde tescil edildiğini ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin .../10/2016 tarih ve ... sayılı gazetesinin ... sayfalı nüshalarında ilan edildiğini, yani davcının kendi şirket kuruluşu olarak iddia ettiği tarihten çok çok önce müvekkili şirketin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde kurulduğunu ve 2019 yılında da dava konusu şekil markasının haklı ve iyi niyetli olarak tescil edildiğini, müvekkili şirketin kuruluş tarihinde davacı şirketin henüz kurulmamış olduğunu, dava konusu marka tescilinin yapıldığı 2019 yılında ve halen de Türkiye'de herhangi bir faaliyeti bulunmadığını, dava konusu şekil markasının ise müvekkili şirket tarafından tamamen özgün olarak ihdas edildiğini ve tescil edilerek kullanılmaya başlandığını, dava konusu şekil markanın müvekkili şirket tarafından ihdas edildiğini, 2019 yılında tescil edildiğini ve o tarihten beri de kullanıldığını, dava konusu şekil markasının tüm haklarının müvekkili şirkete ait olduğunu, davacının hakkı olmadığı halde yıllardır müvekkiline ait olan şekil markasını yurt dışında kullandığını, davacı şirketin bu haksız kullanıma Türkiye'de de devam etmek için huzurdaki haksız davayı ikame ettiğini, davacı şirketin kuruluş yılının 2017, müvekkili şirketin kuruluş tarihinin 2016 yılı olduğunu ve müvekkilinin 2019 yılında marka tescili talebinde bulunduğunu, davacı şirketin Türkiye'de ve dünya çapında herhangi bir tanınmışlığının olmadığı tarihlerde bu süreçlerin tamamlandığını, davacı tarafın iddialarının aksine, müvekkili şirket huzurdaki dava açılana kadar davacı şirketin varlığından bile haberdar olmadığını, müvekkilinin iyi niyetli ve haklı olarak marka tescilinde bulunduğunu, kötüniyete ilişkin değerlendirme yapılırken, başvuranın markadan haberdar olmasının yanı sıra özellikle markanın tanınmışlık düzeyi, tesadüfen seçilme ihtimali gibi unsurların dikkate alınması gerektiğini, açıklanan nedenlerle, haksız davanın usul, esas ve zamanaşımı dikkate alınarak tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI:
İlk Derece Mahkemesince; ''Davacının davasının KABULÜ ile;
-Davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine," karar verilmiştir.
İSTİNAF
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu görselin FSEK anlamında grafik eser vasfını haiz olduğu ve davacının hak sahibi olduğu yönündeki tespitin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin 11/06/2016 tarihinde kurulduğunu ve dava konusu şekil markayı 2019 yılından itibaren haklı ve iyi niyetli olarak kullandığını, davacının Türkiye'de tescilli olmayan markasının tanınmışlığına dair somut bir delil sunamadığını, davacı şirketin Türkiye'de herhangi bir ticari faaliyetinin, sosyal medya hesabının veya web sayfasının bulunmadığını, SMK 6/3 kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, bilirkişi raporlarında davalının Türkiye'deki fiili kullanımına dair delil bulunamadığı belirtilmesine rağmen hatalı değerlendirmeler yapıldığını, davacının dava konusu görseli 19/12/2021 tarihinden itibaren kullanmaya başladığını, müvekkili şirketin ise 13/05/2019 tarihinde ... başvuru numarası ile müracaatta bulunarak markasını tescil ettirdiğini, davacının kötü niyetli olduğunu ve haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, tescilin markanın kullanımının hukuka uygunluğuna dair bir karine oluşturduğunu, davacının bu karinenin aksini ispatlayamadığını, yerel mahkemenin kötü niyet yorumlarının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin kendi bulduğu ve logosunu oluşturduğu markanın gerçek sahibi olduğunu, davacının marka üzerinde herhangi bir hak sahipliğinin bulunmadığını, usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, haksız davanın reddini, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davalı adına kayıtlı markanın SMK 6/3, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9 maddeleri gereği hükümsüzlüğü talebine yöneliktir.
Davacı vekili Av...., UYAP üzerinden gönderdiği 04/06/2026 tarihli dilekçe ile, "davadan tümüyle feragat ettiklerini" beyan ettiği, sertifika denetiminde EHSH sertifikalarının güvenilir, imzalarının doğru olduğu, davacı vekilinin vekaletnamesinin incelemesinde, davadan feragate yetkili olduğu tespit edilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın 307 maddesinde; "Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. HMK 309 maddesinde; Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Feragat ve kabul, kayıtsız şartsız olmalıdır. HMK 310 maddesinde; Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir." düzenlemeleri mevcuttur.
Davacı vekili karar istinaf incelemesinde olduğu sırada 04/06/2026 tarihli dilekçesi ile davadan feragat etmiş olup, vekaletnamelerinin incelemesinden, feragate yetkili olduğu, e-imza sertifikalarının güvenilir ve imzalarının doğru olduğu tespit edildiğinden, Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 18/06/2025 tarih 2023/181 E.-2025/137 K. sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılarak, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığından, davanın feragat sebebi ile reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;,
1-Davacı vekilinin feragat beyanı göz önüne alınarak davalı vekilinin istinaf isteminin istinaf sebepleri incelenmeksizin KABULÜNE,
2-Bakırköy .... Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../06/2025 tarih, 2023/... E. 2025/... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Davanın, 6100 Sayılı HMK'nın 307. maddesi gereğince feragat sebebiyle REDDİNE,
4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince 732,00-TL maktu karar harcının peşin alınan 269,85-TL'den mahsubu ile 462,15-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerin ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi davadan feragat sebebiyle incelenmediğinden davalı tarafça yatırılan istinaf karar ve ilam harcı ile istinaf yoluna başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 270,00 TL tebligat ve posta giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.18/06/2026