Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1321 E. 2026/1386 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1321
- Karar No
- 2026/1386
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1321 KARAR NO : 2026/1386 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/10/2023 NUMARASI : 2022/315 E. - 2023/397 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/10/2023 Tarih ve 2022/315 Esas - 2023/397 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 1973 yılında Ankara'da kurulan ve halen ülke çapında faaliyeti bulunan şirketin ortağı ve yöneticisi olan müvekkilinin "..." ibareli çok sayıda markanın sahibi olduğunu, markaların 1980 yılından beri müvekkilinin ortağı olduğu şirket tarafından kullanıldığını, markanın müvekkilinin yaptığı reklam, afiş, fuar çalışmaları, marketlerdeki ürün ve bayii yaygınlığı ile halk tarafından bilinir bir marka haline geldiğini, hal böyle iken davalı şirketin 2021/19311 sayılı "... ... ...’ ibareli markayı 29 ve 35. sınıflarda tescil ettirdiğini, "..." ibaresinin ortaklığının taraf markalarını görsel, fonetik, anlamsal, okunuş ve işitsel olarak ayniyet derecesinde benzer kıldığını, davaya konu markanın kapsamında tescilli bulunan mal ve hizmetler müvekkilinin markasında da tescilli olduğundan markaların tüketiciler tarafından karıştırılmasının ihtimal dahilinde bulunduğunu ve ayrıca davalı şirketin müvekkilinin tescilli markasını kullanmasının markaya tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek davaya konu 2021/19311 sayılı markanın 29. sınıfta hükümsüzlüğüne, mahkeme aksi kanaatte olur ise markadan "..." ibaresinin çıkartılmasına ve müvekkilinin markasının davalı tarafından haksız olarak kullanıldığının tespiti ile markaya vaki tecavüzün önlenmesine ve sonuçların ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, aralarında benzerlik bulunmayan markalar arasında ortalama tüketiciler tarafından bağlantı kurulması ya da markaların karıştırılmasının söz konusu olmadığını, davacı tarafından "..." ibaresinin piliç ürünlerinde öne çıkarılmadığını, ... ... ...Ticaret Limited Şirketi unvanlı müvekkili şirketin 29/04/2002 tarihinde ticaret siciline tescil edildiğini, şirketin 20 yılı aşkın süredir faaliyetine bu şekilde devam ettiğini, markaların karıştırılması ya da müvekkilinin davacının markasından menfaat sağlamasının söz konusu olmadığını, taraf markalarının logoları ve kullanılan renklerin farklı olduğunu, davacının markasının tanınmış marka vasfının bulunmadığını ve markaların farklı illerde, farklı müşteri çevrelerine hitap ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının "..." ibareli tescilli markaları ile davalıya ait "şekil+... ... ... " ibareli markası arasında ... ibaresinin ortaklığı nedeniyle biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, diğer yönden davacının tescilli markaları ile davalının markası arasında dava konusu olan 29. sınıf mallar yönünden emtia benzerliğinin de oluştuğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, önceki markadaki ve sonraki markadaki işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, davaya konu 29. sınıf mallar yönünden markaların farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, dolayısı ile bu mallar açısından markalar arasında 6769 sayılı SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu, markalar arasında iltibas koşulları oluştuğundan emtia benzerliğinin bulunduğu mallar yönünden hükümsüzlük koşullarının gerçekleşiği, ancak 6769 sayılı SMK'nın 7. maddesindeki (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir." hükmü uyarınca, davalı şirketin tescilli markasını kullanma hakkının mevcut olduğu ve bu hakka dayanan kullanımın markaya tecavüz sayılamayacağı, ayrıca bilirkişi raporundaki tespit edildiği üzere dosya kapsamına göre davalının tecavüze neden olan herhangi bir kullanımın ispat edilemediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, davalıya ait 2021/19311 sayılı markanın 29. sınıfta yer alan emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve marka tecavüzün tespiti, önlenmesi yönündeki açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının müvekkilinin tescilli markasına rağmen, asli unsuru bu marka ile birebir aynı olacak nitelikteki markasının tescilini sağladığını Davalının markasında ve markasal kullanımda "..." ibaresini öne çıkarıldığını, davalının müvekkilinin tescilli markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresini kullanımının iyiniyetli kabul edilemeyeceğini, aksine davalının bu kullanımının müvekkilin tanınırlığından yararlanmak amacını taşıdığını ve bu hususun aynı zamanda markaya tecavüz niteliğinde bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece müvekkilinin markasal kullanımının ispatlanmadığı ve tescilli markaya uygun kullanımın marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği kabul edilmiş olmasına rağmen, markalar arasında iltibas bulunduğu kanaati ile markanın 29. sınıftaki mallar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesinin çelişkili olduğunu, müvekkilinin markasının kullanımı nedeniyle, davacıya ait markanın ayırt edici karakterinin zedeleneceği hususunun ispat edilmediğini, müvekkilinin 20 yılı aşkın bir süre içinde gösterdiği faaliyet ile ... bölgesinde "..." markasına ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkilinin markasının ortalama her tüketiciler için davacıya ait markalardan farklı olduğunun algılanabilir olduğunu, davacının beyaz et ürünlerini "..." güvencesiyle fakat "..." markasıyla sattığını, bu hususa ilişkin itirazların da araştırılmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka (marka hükümsüzlüğünden kaynaklanan) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "... ... ..." ibareli marka ile davacının davaya mesnet "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin mevcut olduğu, zira davacının markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin davaya konu marka kapsamında aynen yer aldığı, davaya konu markadaki coğrafi yer adı niteliğindeki "..." ve hayvansal gıda maddesinin adı niteliğindeki "..." ibarelerinin ayırt ediciliğinin zayıf olup markada yer alan ve geri planda kalan tavuk figürü ve stilize edilmiş S harfinden oluşan şekil unsurunun da markaları birbirinden yeterli derecede uzaklaştırmadığı, ayrıca davaya konu markanın kapsamındaki 29. sınıf malların davalının markası kapsamında tescilli olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. Davacı vekilinin istinaf itirazlarına gelince, davacı vekili, davalının müvekkilinin tescilli markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresini kullanmasının markaya tecavüz niteliğinde olduğunu ileri sürerek, tecavüzün tespitini, önlenmesini ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını istemiştir. Mahkemece yapılan yargılamada, davalının "..." ibaresini ürünleri üzerinde fiilen kullanmasının, "... ... ..." markasının adına tescilli olmasından kaynaklandığını, dolayısı ile tescilli markaya dayalı kullanımın 6769 sayılı SMK'nın 7. maddesine dayanan bir hak olduğu kanaatiyle markaya tecavüzün tespiti, meni ve refi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de SMK'nın 7. maddesi "Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir." şeklinde olup tescilli marka sahibinin bu tescilie dayalı olarak markasını kullanma hakkı hakkı mevcut olup bu husus mülkiyet hakkının doğal bir sonucudur. Ancak 6769 sayılı SMK'nın 27/1 maddesi "25. madde gereğince markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi hâlinde bu karar marka başvuru tarihinden itibaren etkili olup, markaya bu Kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır." hükmünü içermektedir. Bu halde hükümsüzlük koşullarının gerçekleşmesi halinde hükümsüzlük kararı geçmişe etkili olacak ve markanın tescili ile sağlanan koruma hiç doğmamış kabul edilecektir. Kanun koyucu iki tarafın hak ve menfaatlerinin çatıştığı bu durumda tercihini markanın hükümsüzlüğü kararından yana kullanmış olup kişiler arasındaki bu uyuşmazlıkta taraflardan birinin üstün tutulmasının Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı yönünden taraflar arasında olması gereken hak ve menfaat dengesini ortadan kaldıran ağır/orantısız bir müdahale olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Dolayısı ile somut olayda markası hükümsüz kılınan davalının, cevap dilekçesinde yer verilen tabela örneğinde dahi kabul etmiş olduğu markasal kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, yukarıda açıklanan nedenlerle, 29. sınıf mallar yönünden dava konusu markanın SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu ve davalının "..." ibareli kullanımlarının davacının mesnet markalarına tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 16/10/2023 gün ve 2022/315 Esas - 2023/397 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile dava konusu 2021/19311 sayılı markanın 29. sınıfta yer alan emtialar yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, 4-Davalının dava konusu "..." ibareli kullanımlarının markaya tecavüz oluşturduğunun tespitine, markaya tecavzün men'i ile ref'ine, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.500,00-TL bilirkişi ücreti, 133,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 575,00-TL tebligat masrafı, 2.002,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 6.210,50-TL yargılama giderine, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 6.371,90-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 10-Davacıdan peşin olarak alınan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 11-Harçlar Kanunu'na göre davalıdan alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/07/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...