Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1286 E. 2026/1372 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1286
- Karar No
- 2026/1372
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1286 - 2026/1372 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1286 KARAR NO : 2026/1372 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2019 NUMARASI : 2017/331 E. - 2019/44 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/02/2019 tarih ve 2017/331 Esas - 2019/44 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin dünyanın en büyük ikinci mobil telekomünikasyon şirketi olduğunu, davalının marka başvurusunda bulunduğu "..." ibaresinin, müvekkilinin tanınmış “...” markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, dava konusu ibarenin tamamen müvekkilinin ticari itibarından ve getirisinden faydalanma amacı taşıdığını, anılan başvurunun, müvekkilinin seri markalarının yeni bir serisi olarak algılanacağını, davalının söz konusu marka ile kendisine haksız avantaj sağlamak istediğini, müvekkilinin “...” ibaresini içeren 242 adet markanın sahibi bulunduğunu, müvekkili markalarının uzun yıllar boyunca yapılan yatırımlar ve kullanımlar neticesinde tanınmış marka olduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığını ileri sürerek, YİDK'nın 2017-M-5749 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, somut olayda KHK'nın 8/4 maddesi şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., yapmış olduğu başvurunun hiçbir şekilde davacı markalarını çağrıştırmadığını, ... ibaresinin kendi anlamının olduğunu, markaların benzer bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarında “...” ibaresinin ortak olmasının, anılan ibarenin ayırt ediciliğinin zayıf bulunması nedeniyle tek başına benzerlik ve iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olmadığı, taraf markalarının ortak oldukları emtialar bakımından “...” ibaresinin zayıf bir ibare olduğu, günümüz şartlarında elektronik cihazlar, haberleşme ve iletişim alanındaki mal ve hizmetler başta olmak üzere bankacılık hizmetleri, market alışverişi, yayıncılık hizmetleri, e-ticaret sitelerinin mobil uygulamaları, elektronik kitaplar vs. pek çok mal ve hizmette, ticari işletmelerce oldukça yaygın olarak kullanılan böylesi bir ibarenin koşulsuz şartsız bir kimsenin inhisarına bırakılmasının mümkün olmadığı, gelişen ... telefonu teknolojisi ile pek çok farklı sektörde faaliyet gösteren işletmelerin, sundukları hizmetin ... telefonu, mobil ortam aracılığı ile de erişilebilir olduğu algısını tüketiciye iletmek için “...” unsurlu çok sayıda marka yarattığı ve yaratmaya devam ettiği, kaldı ki dava konusu markanın, davacıya ait markaların ayırt ediciliğini sağlayan imaj devrini temin edecek biçimde değil, davacı markalarından tamamen farklı şekilde yaratılmış bir kompozisyon ile oluşturulduğu, taraf markaları kapsamında farklı emtialar bulunmadığı gibi markalar da birbirleri ile benzer görülmediğinden KHK'nın 8/4 maddesinin uygulanabilir olmadığı, davalı marka başvurusunun kötü niyetli yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkili markaları ile davalı başvurusunun ortak mal ve hizmetleri kapsadığını, bu durumun mahkeme kararında da isabetli olarak kabul edildiğini, müvekkili markaları ile davacı başvurusunun görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzer bulunduğunu, müvekkilinin "..." ve "..." ibareli markalarını 25 yıldan fazla bir süredir kullandığını ve bu zaman aralığı içinde düzenli olarak "..." ve "..." marka portföyünü genişlettiğini, ayrıca, müvekkilinin "..." ve "..." ibareli 130'dan fazla markası olduğu gerçeği de göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu ibarenin yoğun olarak kullanıldığının açıkça orta bulunduğunu, müvekkilinin "..." ve "..." ibarelerini yoğun reklam, yatırım ve emek sonucunda güçlü bir Vodafone markası haline getirdiğini ve bu sebeple "..." ve "..." ibarelerinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu iddiasının gerçeği temsil etmediğini, "..." markalarının seri olmalarının yanında müvekkilinin yoğun reklam ve yatırımı sonucunda, "..." serisi Türkiye'de tanınır hale geldiğini ve bu yüzden daha sıkı şekilde korunması gerektiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." kelimesinin doğrudan ... telefonu ibaresi yerine kullanıldığı, "..." ibareli markaların da tüketicide ... telefonu aracılığıyla erişilebilen bir hizmete ilişkin olduğu algısını oluşturduğu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle yeterli ayırt ediciliğin sağlanması halinde herkesçe kullanılabileceği, somut uyuşmazlıkta da dava konusu başvurunun, davacının "..." ve "..." ibareli markalarından yeterince farklılaştığı, dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin olmadığı, taraf markaları benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı ve başvurunun kötü niyetle yapıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 02/07/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.