Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1026 E. 2026/1240 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1026
Karar No
2026/1240
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1026 - 2026/1240 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1026 KARAR NO : 2026/1240 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/02/2024 NUMARASI : 2023/273 E. - 2024/61 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/02/2024 tarih ve 2023/273 Esas - 2024/61 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 2014/49645 sayılı "..." esas unsurlu markanın sahibi olduğunu, davalı firmanın bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2021/070189 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, ancak bu ret kararının yerinde olmadığını, zira dava konusu edilen markanın “...”, davacının tescilli markasının ise “...” şeklinde okunduğunu, yani taraf markalarının okunuşlarının ayniyete yakın benzer olduğunu, ayrıca dava konusu edilen markanın, davacının markasının tescilli olduğu 30. sınıftaki emtialar yönünden tescil edilmek istendiğini, yani somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği şartının da gerçekleştiğini, bu durumda karşılaştırılan markaların ortalama markaların tüketici nezdinde karıştırılacağının açık olduğunu, dava konusu edilen markayı gören tüketicilerin bu markayı davacının tescilli markasının bir devamı sanmasının kuvvetle muhtemel olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2023-M-3647 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markası arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, davalının “...” ibareli 2014/72253, 2015/30349, 2015/30356, 2015/90489 ve 2015/90501 sayılı markalarının ... nezdinde zaten tescilli olduğunu, davalının bu markalardan gelen ve somut uyuşmazlıkta korunması gereken müktesep bir hakkının bulunduğunu, davalının çabaları sebebiyle “...” markasının tüketici nezdinde davalı ile özdeşleştiğini, davalının ‘‘...’’ markasının gerçek hak sahibi olduğunu, davacının davalının önceki tarihlerde tescil edilmiş olan “...”lu markalarına dokuz yıldır sessiz kalarak bu konuda hak kaybına uğradığını, huzurdaki davayı ikame etmesinin de davacının kötü niyetinin bir tezahürü olduğunu, ayrıca davacının davasına mesnet aldığı 2014/49645 sayılı markasının tescil tarihinden itibaren ciddi biçimde ve beş yıl boyunca aralıksız olarak kullandığını ispat etmesi gerektiğini, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzemediğini, davalının "..." markasının İngilizce’de "...", Portekizce’de de "..." anlamlarına geldiğini, davacının "..." markasının ise İtalyanca’da "..." anlamına geldiğini, yani taraf markalarının kavramsal açıdan bir hayli farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının kapsamına giren emtiaların birebir aynı olduğu, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti şartının gerçekleştiği, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu ve iltibas tehlikesinin mevcut bulunduğu, SMK m. 6/3 kapsamında koruma talep edilebilmesinin, tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir ad bulunması durumunda mümkün olduğu, eldeki davada davalının, önceki tescilli markalarına dayandığı anlaşıldığından, SMK m. 6/3 kapsamında koruma talep edemeyeceği, kaldı ki madde lafzından da anlaşıldığı üzere SMK'nın 6/3 maddesinin, tescil hakkı sağlamayıp tescile itiraz hakkı verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'nun 2023-M3647 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, dava konusu 2021/070189 sayılı marka ile davacı markasının görsel olarak birbirinden farklı olduğu gibi fonetik ve anlamsal olarak da benzerlik içermediğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili, davacı markası ile müvekkil markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında herhangi bir benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığını, markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan farklı olduğunu, davacı markasının kullanılmadığını, müvekkilin “...” ibareli markası üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira taraf markalarının asli unsurunu oluşturan ibareler arasında yüksek düzeyli işitsel benzerlik olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, YİDK kararının iptali davası yönünden marka başvuru aşamasında kullanım ispatının talep edilmediği, dolayısıyla bu dava yönünden kullanım ispatına gerek bulunmadığı, marka hükümsüzlüğünün ise zaten talep edilmediği, nitekim ön inceleme duruşmasında dava, yalnızca YİDK kararının iptali davası olarak nitelendirilmesine ve sadece bu yönden hüküm kurulmasına rağmen davacı tarafça bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığı, mahkemece benimsenerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davalı Şirket yararına müktesep hak koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davalılar ... ile ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar ... ile ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davalı kurum ve davalı şirket'ten ayrı ayrı alınması gereken 732,00'er-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 427,60'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 304,40'ar-TL bakiye harcın davalı kurum ve davalı şirketten ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/06/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1026, K. 2026/1240, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1026-e-2026-1240-k-886707ee80bd