Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/981 E. 2026/1157 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/981
Karar No
2026/1157
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/981 Esas

KARAR NO: 2026/1157

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 21/03/2024

NUMARASI: 2022/358 E. - 2024/63 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... kurulmuş, ... şirketinin bir iştiraki olduğunu, müvekkilinin ayak giysileri, giyim, baş giysiler, çantalar, gözlükler, saatler ve diğer elektronik ürünler ve benzeri alanlarda dünyanın önde gelen spor ayakkabı ve spor kıyafetleri üreticisi olduğunu, dünya çapında olduğu gibi Türkiye'de de TPMK nezdinde müvekkilinin birçok marka tescili bulunduğunu, bunlardan bir tanesinin de ... sayılı "..." ibareli marka olduğunu, ancak davalı tarafın müvekkilinin bu tescilli markasını birebir taklit eder nitelikte mütecaviz ürünlerin yer aldığını, davalının TPMK nezdinde ... sayı ile tescilli "..." ve ve ... sayılı "... ..." ibareli markalarının bulunduğunu, müvekkiline ait "..." ibareli markanın bulucusu ve gerçek hak sahibinin müvekkiline ait olduğunu, davalının mezkur tescillerinin müvekkilinin haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalı adına ... sayı ile tescilli "..." ve ve ... sayılı "... ..." sayılar ile tescilli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkili markasının tescilinden önceki tarihlerde Türkiye'de bu ibareye ayırt edicilik kazandırdığını, bu markayı piyasada maruf hale getirdiğini ispatlayamadığını, davacı şirketin 2003 tarihli "..." ibareli markası ile müvekkili markası arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, zira söz konusu markalar farklı mallar için tescilli olduğu gibi, bu ibareler arasında iltibasa mahal verecek benzerlik de bulunmadığını, zira taraf markalar arasında yeterli ölçüde benzerlik bulunmadığı gibi, salt olarak "..." markasının tanınmış marka olmasından yola çıkılarak davacının tüm markalarından haberdar olunması veya bu markaların bilinebilecek durumda olduğundan söz edilmesi de mümkün olmadığını, davacı adına ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın basılı yayın evrakları ve kırtasiye ürünleri grubunda tescilli bir marka olup, söz konusu markanın kullanıldığı ürün grubu ile müvekkili markasının kullanıldığı giyim ürünleri ve perakendecilik hizmeti arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını, bu itibarla, taraf markalar arasında karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....davacının davalının marka başvurularından önce Arjantin,

Avustralya, Brezilya, Çin, Fransa, Almanya Hong Kong, Japonya, Malezya, Meksika,

Yeni Zelenda, Güney Kore, İtalya, Singapur, İspanya, Tayvan, Taylan Birleşik Krallık,

Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi nezdinde ...

ibareli 25, 18, 28, 35, 16, 09, 14, 24, inci sınıfta tescilli markalarının bulunduğu,

Türkiye’de ... tescil numaralı "..." ibareli markanın 16. Sınıftaki emtialarda tescilli olduğu, davacı tarafça ibraz edilen "..." ibareli kullanıma ilişkin fatura ve delillere göre, davacının davalının tescili kapsamındaki emtialarda "..." ibaresini davalı tescil başvurusundan önce Türkiye'de markasal olarak kullandığı,

"..." ve "... ..." markaları arasında görsel, okunuş, fonetik ve

kelimesel benzerlik bulunduğu ve ayrıca davalının 25, 35 inci sınıflardaki tescilinin

davacının aynı sınıfta markasal kullanımının olması dikkate alındığında SMK 6/3 yönünden hükümsüzlük koşulunun oluştuğu,

davacının Türkçe'de karşılığı bulunmayan ve tesadüfen seçilmesi mümkün görülmeyen "..."

markasına oldukça benzeyen "..." ve "... ..." ibarelerini tesadüfen seçmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ayrıca davalının aynı sektörde faaliyette bulunması, benzer şekilde "reebook" markası ile iltibas yaratacak şekilde ... markasını tescil

ettirmesi dikkate alındığında SMK 6/9 maddesi kapsamında tescilinin iyi niyetli olmayıp, kötü niyetli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, davanın kabulüne" karar verilmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Mahkemenin karar gerekçesinin oldukça soyut, niyet okumadan ibaret olduğunu, Davacının yurt dışında tescilli ... ibareli markalarının varlığını gerçek hak sahipliği iddiası bakımından kabul etmenin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, yurt dışındaki tescillerin gerçek hak sahipliğinin tespiti kapsamında ele alınabilecek verilerden-delillerden olmadığını, gerçek hak sahipliği, sadece Türkiye'deki tescilsiz marka kullanımları dikkate alınarak değerlendirilebileceğini, bilirkişinin önceye dayalı kullanıma delil olarak sunulan bu faturaların gerçek hak sahipliğini tesis edecek nicelikte olup olmadığına dair bir değerlendirme de yapmadığını, sadece fatura ve delillerin sunulduğunu belirtmiş ve yurt dışı tescilleri ile birlikte bunlardan hareketle gerçek hak sahipliği yönünden hükümsüzlük talebinin şartlarının oluştuğu kanaatine varmış olduğunu, faturaların hangi emtialara ilişkin olduğunu dahi belirtmeden ve tutarlarına değinmeden, müvekkilinin dava konusu markalarının başvuru tarihinden önceye ait olanların hangi faturalar olduğunu göstermeden ve söz konusu faturalardaki kullanımın ... ibareli markanın -hangi emtialara ilişkinse- bunlar yönünden yoğun kullanım yoluyla belirli bir bilinirlik kazanıp kazanmadığı noktasında hiçbir tespit ve değerlendirmede bulunmadığını,

-Davacının gerçek hak sahipliği iddiasının kabulü halinde dahi, taraf markalar arasında iltibasa mahal veren düzeyde görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığını, taraf markaların her ikisi de özgün ve türetilmiş isimler olduğundan ...-... markaları arasında kavramsal benzerlikten söz edilemeyeceğini, ... (sa-voş) ve "..." (sıvuuş) şeklinde okunan ve hem başlangıç hem de son hecesi farklı telaffuzda olan markalar arasında işitsel açıdan iltibasa mahal veren benzerlikten söz edilmesi mümkün olmadığını, harf diziliminden görsel açıdan farklılık arz ettiğini,

-Karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde dikkate alınan faktörlerde açıklandığı üzere başvuruya konu markanın ayırt edici gücü veya tanınmışlığı karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde dikkate alınan faktörlerden biri olmadığını ve değerlendirmeye etkisi olmadığını, Davacının ... nolu "..." ibareli markası basılı yayın evrakları ve kırtasiye ürünleri grubunda tescilli bir marka olup, söz konusu markanın kullanıldığı ürün grubu ile müvekkili markasının kullanıldığı giyim ürünleri ve perakendecilik hizmeti arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını, davacı ile müvekkilinin aynı sektörde faaliyet göstermediğini, bu sebeple aynı dağıtım kanallarını kullanmadıklarını, davacının ve müvekkilinin mallarının aynı veya benzer yerlerde tüketiciye arz edilmesi gibi bir durum söz konusu olmayıp bu sebeple de karıştırılma ihtimalinin varlığından söz edilemeyeceğini, müvekkilinin marka tescili incelendiği takdirde, markanın giyim sektörüne yönelik olduğunu, davacı markası ise, "Basılı yayınlar, dergiler, basılmış mektup şeklinde ve belirli aralıklarla çıkan gazeteler, kataloglar, posterler, bayraklar, diğer kağıt ürünleri yani; dergiler, haber mektupları, kataloglar, posterler, bayraklar, manşetler, çıkartmalar, alışveriş kartları, tamponlara yapıştırılan çıkartmalar, bloknotlar, ciltler, defterler, okul kitabı ciltleri, öğrenciler için düzenleyiciler, takvimler, fotoğraflar." ürünlerinde tescilli olduğunu, müvekkili markasının tescil kapsamındaki giyim sektöründeki ürünler ve giyim ürünlerine yönelik perakendecilik hizmeti ile davacı markasının tescil kapsamındaki basılı yayın evrakları ve kırtasiye ürünleri arasında benzerlik bulunmadığını, hammade-mamül ilişkisi bulunmadığını,

-Davacı şirket markasının tanınmış olduğunu iddia etmişse de, söz konusu marka Paris Sözleşmesine taraf ülkelerin herhangi birinde tanınmış marka statüsüne haiz olmadığını, Türkiye'de tanınmış marka statüsüne ulaşmış da olmadığını, bir markanın daha önceki tarihli yurt dışı tescillerinin varlığı tanınmış marka olarak kabulü için yeterli olmadığını, "..." markasının tanınmış marka statüsünde olduğu kesinlikle ileri sürülemeyeceğini,

-Davacı tarafın karşılaştırmaya konu markasının Türk Patent nezdinde 16. Sınıfta tescilli olduğu, alıcı kitlelerinin birbirinden tamamen farklı olduğu ve müvekkilinin '' ...'' ve '' ... ...'' markalarının amblemlerindeki yazı fontu, kullanılan harflerin tasarımı, yazının kalınlığı gibi hususlar bir arada bütüncül olarak değerlendirildiğinde markalar arasında görsel bir benzerlik de bulunmadığını, davaya konu karşılaştırılan markalar açısından benzerlik ve gerçek hak sahipliği karşılaştırması yapılması için sektörel bazda değerlendirme yapılması gerektiğini, 16.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda da tekstil bilirkişi tarafından inceleme yapılması gerektiği yönünde kanaatini bildirildiğini,

-Karşı taraf yargılamada gelinen bu aşamaya kadar markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu ve maruf hale getirecek derecede Türkiye sınırları içerisinde fiili kullanımının olduğunu somut olarak ispat edemediğini, kötü niyetli tescil iddiası da soyut bir iddiadan öteye geçemediğini, somut uyuşmazlıkta davacının ... nolu '' ...'' ibareli markası basılı yayın evrakları ve kırtasiye ürünleri grubunda tescilli bir marka olup, söz konusu markanın kullanıldığı ürün grubu ile müvekkili markasının kullanıldığı giyim ürünleri ve perakendecilik hizmeti arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını, davacı tarafın sırf ... markasının globalde tanınan bir marka olmasından hareketle '' ...'' ibareli markasının da tanınmış marka olduğunu iddia etmesi ancak marka hukukunda geçerli ''ülkesellik prensibi '' gereği markasının Türkiye'de tanınmış marka seviyesine getirecek derecede kullanımı olduğunu ispat edemediğini, taraf markalar arasında emtia ve sınıf benzerliğinin olmaması, ( ... markasının ve müvekkilinin ... - ... ... markasının aynı marka sınıfında tescilli emtiaları olsa da huzurda görülen uyuşmazlıkta karşılaştırmaya konu '' ...'' ibaresidir. ) , taraf markalarının ürünlerinin hitap ettiği hedef tüketici kitlesinin farklı olması ve bundan hareketle ''ortalama tüketici tarafından karıştırma ihtimali'' kriterinin sağlanamamış olduğunu, markaların isimlerinin işitsel, görsel, kavramsal olarak bariz farklılıklar içerdiğini, kötü niyet iddiasının iddia olmaktan öteye geçemediğini, davacı tarafın ispat külfetini yerine getiremediğini, Türkiye'de tanınmış bir marka olduğunu ispat edemediğini, müvekkilden önceki tarihlerde öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu ispat edemediğini kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ... ve (“... ...”) markaları ... tarafından ilk olarak ... yılında kullanılmaya başlandığını, Türk Patent ve Marka Kurumu (“TÜRKPATENT”) nezdinde onlarca markanın sahibi olduğunu, en çok bilineni “...” şekil markası ve “...” markası olup, ... sayılı ile ...numaralı ile ülkemizde de TÜRKPATENT nezdinde tanınmış markalar olarak kaydedildiğini, Davalı ...'a ait...sayılı markasına karşı müvekkili şirketin gerek TÜRKPATENT nezdinde sahip olduğu 2008 tarihli “...” marka tescili ile itiraz edildiğini, davalı müvekkilinin markalarını aynen almak suretiyle kendi ürettiği ürünler üzerine yerleştirdiğini, müvekkili tarafından davalı şahsa gönderilen mektup üzerine son verilmiş olduğunu, davalı müvekkili şirketin temel faaliyet alanına giren ve “...” markalarının özellikle tanınmış olduğu mal ve hizmetler üzerinde faaliyet gösterdiğini, aksi yönde yanlış ve yanıltıcı beyanlarda bulunulması da davalının kötü niyetine işaret ettiğini, davaya konu...sayılı “...” ve ... sayılı “... ...” markaları da müvekkilin” ...” markasının taklidi niteliğinde olduğunu, davalının müvekkili şirket gibi dava dışı tanınmış şirketlerin de markalarını taklit eder nitelikte diğer başvuruları da göz önüne alındığında, davaya konu markaların seçiminin iyiniyetli bir çabanın ürünü olmadığını, Müvekkili markalarını Türkiye'de birebir 25. sınıfa giren mallar üzerinde uzun yıllardır yoğun olarak kullandığını, Müvekkili “...” kelime markasını haiz ürünlerinin Türkiye genelindeki satışlarına ilişkin birkaç fatura örneği sunulduğunu, m0üvekkiline ait logosu yazı ile “...” olarak anıldığını, Makale, haber, blog yazısı, sözlükler ve çevrimiçi ansiklopedilerde görüleceği üzere müvekkiline ait logosundan bahsedilirken mutlaka “...” kelimesi kullanıldığını, “...'un bir kelime anlamı yok, koşarken yanından geçen koşucunun çıkardığı sesi simgelediği düşünülen bir yansıma sözcük olarak kullanıyor.” ifadelerine yer verildiğini, ....simli internet sitesinde “...” başlığı altında yazılan girdilerde; “...'in logosunun adı, ...'ın dünyada sadece logosu ile her yerde tanınmasını sağlayan işaret.” şeklinde müvekkiline ait “...” logosundan bahsedildiğini, YİDK da 04.08.2020 tarih ve....sayılı kararının içerisinde, müvekkilin arkalarına dayanılarak yapılan bir itirazda müvekkilin markasından aynen “...” olarak bahsettiğini, Türkiye de dahil olmak üzere tüm dünya çapında davalıdan çok daha eskiye dayalı olarak kullanılıyor olması nedeniyle 25 ve 35. sınıfları kapsamında yer alan mal ve hizmetler bakımından da tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, markalar görsel ve telaffuz bakımından incelendiğinde de görüleceği gibi her iki markanın ana unsuru ... olduğunu, aynı, benzer sektörlerde faaliyet gösteriyor olmaları karıştırılma ihtimalini artıracağını, Davalının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, davalı adına ... sayı ile tescilli "..." ve ve ... sayılı "... ..." sayılar ile tescilli markaların hükümsüzlüğü taleplidir.

Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, hükümsüzlüğü talep edilen ... "..." ve ... tescil numaralı "... ..." ibareli markaların tescilinden itibaren on yıl müddetle davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. ... tescil numaralı "..." ibareli markanın davacı adına tescilli olduğu görülmüştür.

16/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "...Davacının davalının marka başvurularından önce Arjantin, Avustralya, Brezilya, Çin, Fransa, Almanya Hong Kong, Japonya, Malezya, Meksika, Yeni Zelenda, Güney Kore, İtalya, Singapur, İspanya, Tayvan, Taylan Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi nezdinde ... ibareli 25, 18, 28, 35, 16, 09, 14, 24, inci sınıfta tescilli markalarının söz konusu olması, Türkiye'de ... ibareli kullanıma ilişkin fatura ve deliller sunması, davalının ... ve ... ... markaları arasında görsel, okunuş, fonetik ve kelimesel benzerliğin olması, ve ayrıca davalının 25, 35 inci sınıflardaki tescilinin davacının aynı sınıfta markalarının olması dikkate alındığında Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla SMK 6/3 yönünden hükümsüzlük talebinin koşullarının oluştuğu, Davacının kimsenin aklına gelmeyen yaratılmış ... Markasına oldukça benzeyen ... ve ... ... ibarelerini tesadüfen bulmasının hayatın olağan akışına aykırı olması, davalının aynı sektörde faaliyette bulunması, ayrıca reebook markası ile iltibas yaratacak ... markasını tescil ettirmesi dikkate alındığında kötüniyetli tescile dayalı talep hususundaki Takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağı, ... markası ile rc ibaresinin tanınmış marka olduğu açık ise de ... ibaresinin bu iki tanınmış marka ile bağlantısı ve tanınmışlığı hususunun sektörel bazda da değerlendirilmesinin gerekli olması nedeniyle tekstil sektör bilirkişisi tarafından değerlendirilmesinden sonra tanınmışlığa dayalı hükümsüzlük talebi yönünden değerlendirme yapılabileceği," tespitlerine yer verilmiş olduğu anlaşılmıştır.

Somut olayda, davalının hükümsüzlüğe konu markaları ile davacının Türkiye'de tescilli "..." markasının emtia sınıflarının farklı olduğu ancak davacı "..." markasının davacının sahip olduğu "..." markası ile birlikte kullanıldığı bu nedenle birlikte kullanım nedeniyle davalı emtia sınıfı ile aynı olduğu, davacıya ait "..." markasının, davalı markaları olan"..." ve "... ..." taraf markaları arasında görsel ve bıraktıkları genel intiba bakımından benzerlik bulunduğu, ancak davacı "..." markasının Türkiye'de tanınmış bulunup bulunmadığı için sektörel değerlendirme yapılması gerektiği, tanınmış markanın "..." olduğu, "..." markasının kullanım alanları belirlenerek, tanınmış olup olmadığının tespitinin yapılması yönünde sektörel bilirkişiden de rapor alınarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmakla kararın 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;

2-Bakırköy .... Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../03/2024 tarih, 2022/... E. 2024/... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,

5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/981, K. 2026/1157, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-981-e-2026-1157-k-c3a515f42753