Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1028 E. 2026/1242 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1028
Karar No
2026/1242
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1028 - 2026/1242 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1028 KARAR NO : 2026/1242 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/02/2024 NUMARASI : 2023/342 E. - 2024/73 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15/02/2024 tarih ve 2023/342 Esas - 2024/73 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2000/23731, 2001/02870, 2007/44575, 2009/29378, 2010/13985, 2010/69246, 2019/21369, 2021/190212, 2021/190269, 99/015504, 2011/7214, 2012/24115, 2012/78243, 2013/17078, 2013/17085, 2014/00179, 2014/17897, 2014/96912, 2016/58634, 2016/94162, 2017/20935, 2019/37176, 2019/37184, 2019/37196, 2019/37203 sayılı "..." ibaresi esas unsur olan tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2021/142895 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı kurum tarafından reddedildiğini, söz konusu kararın hatalı olduğunu, davacının “...” markasının gerçek hak sahibi olarak bu markayı gerek yurt içinde gerekse yurtdışında uzun yıllardan beri yoğun ve ciddi bir surette kullandığını, davacının tescilli ve tanınmış “...”li seri markaları bulunduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu, ayrıca birebir aynı emtialarda kullanılacaklarını, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimali bulunduğunun kabulünün gerektiğini, zira karşılaştırılan markaların kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin dikkat ve özen seviyelerinin de düşük olduğunu, dava konusu markada geçen “...” ibaresinin taraf markalarını farklı kılmaya yetmediğini, dava konusu edilen markanın tescili halinde davalı şahsın davacının markalarının tanınmışlığından haksız bir fayda elde edeceğini, ayrıca davacının tanınmış markalarının ayırt ediciliklerinin ve itibarının zedeleneceğini, davalı şahsın marka olarak davacının tanınmış ve seri markalarına bu derecede benzer bir işareti tercih etmiş olmasının davalı şahsın kötü niyetinin ve davacı ile haksız rekabet yapma saikinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2023-M-8477 sayılı kararının iptaline, 2021/142895 başvuru sayılı markanın tescil edilmişse hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinine karar verimesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal açıdan benzerlik bulunduğu, somut davada emtia ayniyeti/ benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'nun 2023-M-8477 sayılı kararının iptaline, 2021/142895 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, davalının marka başvurusu ile davacının redde mesnet markaları arasında ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin T.C. Kimlik numarasına yer verilmemesi ve bu eksikliğin giderilmemesi sebebiyle müvekkilinin gerekçeli karar tebliğ olana dek işbu davadan bilgi sahibi olamadığını, müvekkili markası ile davacının redde mesnet markaları arasında ortalama tüketici nezdinde arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarından da anlaşılacağı üzere müvekkiline ait marka başvurusu ile davacı tarafa ait markalar arasında herhangi bir benzerlik de bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, yargılama sırasında davalı ...'na usulüne uygun biçimde tebligatların yapıldığı, "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığı ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, mahkemece bu yönden dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna itibar edilmemesinde de bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davalılar ... ile ... vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar ... ile ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davalı kurum ve davalı şahıstan ayrı ayrı alınması gereken 732,00'er-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 427,60'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 304,40'ar-TL bakiye harcın davalı kurum ve davalı şahıstan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/06/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1028, K. 2026/1242, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1028-e-2026-1242-k-e7fae5f29ebe