Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1355 E. 2026/1201 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1355
- Karar No
- 2026/1201
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1355
KARAR NO: 2026/1201
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 04/04/2024
NUMARASI: 2022/572 E. - 2024/296 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacı müvekkili aleyhine İstanbul.... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığını, söz konusu takipte ödeme emri müvekkilin e-tebligat hesabına 12.07.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, söz konusu ödeme emrinin tebliği ile müvekkili şirket yetkilisine ait olmayan imzalarla şirket adına kambiyo taahhüdünde bulunulduğunun öğrenildiğini, delilleri incelendiğinde müvekkilinin alacaklıya dönük herhangi bir kambiyo taahhüdünde bulunmadığı, takibe konulan bonodaki ve henüz takibe konulmamış iki adet bonodaki imzanın şirket yetkilisi ...'ya ait olmadığı, dolayısıyla müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, takipten sonra davacı müvekkili şirket yetkilisinin imzasını taşımayan bir adet 105.000,00-TL'lik ve iki adet de 35.000,00-TL'lik senet bulunduğunun öğrenildiğini, senetlerden 105.000,00-TL'lik olan senet takibe konulmuş olup, 35.000,00-TL'lik iki adet senedin ise takibe konulmadığını, söz konusu senetler incelenirse, müvekkili şirkete ait kaşenin dışında iki adet imzanın bulunduğunun görüleceğini, ancak İstanbul Ticaret Odası kayıtlarının celbi ile de görüleceği üzere müvekkili şirketin imzaya münferiden yetkili ortağı, Müdürler Kurulu Başkanı ... olduğunu, senetler üzerindeki imzanın da ...'ya ait olmadığını, dolayısıyla söz konusu senet müvekkili şirketi bağlamayacak ve müvekkili şirket aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip yapılamayacağını, zara ...'nın müvekkili şirketi temsile münferiden yetkili olduğunu belirterek, davacı adına düzenlenen senetlerdeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığının ve davacının davalıya herhangi bir kambiyo borcunun olmadığının tespitine, İstanbul.... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasında müvekkili aleyhine başlatılan takibin durdurulmasına, takibe konu edilen senet için kötü niyetli olarak takip başlatan alacaklının alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla para cezasına çarptırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile borçlu arasında bulunan ticari ilişkiye istinaden borçlu tarafından müvekkiline 1 adet senet verildiğini, borcun ödenmemesi üzerine borçlu hakkında İstanbul.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibi başlatıldığını, davaya ve takibe konu edilmekte olan evrakın kambiyo evrakı olan ve bankalarca düzenlenerek tacirlere verilen çek olduğunu, çek görüldüğünde ve ibraz edildiğinde ödenecek evraklardan olduğunu, davacı tarafın tacirlerin kullanacağı ve ciddi sorumluluk taşıyan bir belgeyle ilgili, huzurdaki şekilde imzaya itirazı doğru ve yerinde olmadığını, takip ve davaya konu olan çek kambiyo senedinin tüm zorunlu unsurlarını taşımakta olup, davacı tarafın borca ve imzaya itirazlarının hiçbir yasal dayanağı bulunmadığını, dosyaya ibraz edilen cari hesap ekstresinden ve motosiklet kira sözleşmesinden de görüleceği üzere davacı şirket müvekkiline borçlu olup borcu nedeniyle icra takibine konu olan senedi davacı şirketin ortağı ... tarafından müvekkiline teslim ettiğini, dava kambiyo senetlerine mahsus yolla yapılan icra takibinde borca ve imzaya itiraz, takibin iptali ve tazminat istemine ilişkin olduğundan, vekaletin şümulunu düzenleyen 818 Sayılı B.K.'nun 388.maddesi hükmü amir hüküm olmayıp, her zaman için aksi belirli koşulların varlığı ile uygulanabilir; bu hüküm daha çok temsil edilen ile işlem yapan arasındaki ilişkide söz konusu olur ve örneğin kambiyo senedi şirket adına yetkili olmayan kişi tarafından düzenlendiğinde, şirket yetkilisinin bu işlemi kabul etmesi halinde 388.maddedeki koşullar artık aranmaz; bu şekilde işlem yapılıp, şirket yetkilisi tarafından buna ses çıkarılmamış, daha önce de bu tür işlemler yapılagelmiş ve teamül halini almışsa burada da zımni kabulün varlığı söz konusu olur ki, bu durumda da adına işlem yapılan şirketin sorumluluğunun kabulü gerekeceğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre davacı şirket temsilcinin dava konusu senet e imza atan kişinin temsiline tahammül gösterip göstermediğinin araştırılması gerektiğini, Bir başka ifadeyle davacının yetkisiz temsilcinin kendi adına imza atmasına ses çıkarmayıp, yetkisiz temsil imzasının sonuçlarını yüklendiği durumlarda sorumluluğunun olacağını, davacı şirketin imza atmaya tek yetkili olduğunu iddia eden ... tarafından ...'ya her türlü işlemi yapmak için .... Noterliği 15.12.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletname verildiğini, bu nedenlerle ... tarafından davacı şirket adına sözleşme yapılması da hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek, öncelikle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davacının diğer tüm talepleriyle, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, davacı/borçlunun alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2022/572 esas, 2024/296 karar sayılı, 04/04/2024 tarihli kararı ile; " Dosya imza incelemesi için ATK 'ya gönderilmiş, ATK'nın 17.05.2023 tarihli raporunda Tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; inceleme konusu senette atılı borçlu imzaları ile ...'nın mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği hususlarını bildirir Kanaat Raporu dosyaya sunulmuştur. Davalı vekilince bu defa imza İncelemesinin şirket yetkilisi üzerinden yapıldığı, Ancak ....Noterliğinin 15/12/2020 tarih ve ... yevmiye sayılı vekaletnamesi ile imza yetkisinin ...' ya verildiğinden ... için imza incelemesi yapılması talep edilmiştir. ....Noterliğinin 15/12/2020 tarih ve ... yevmiye sayılı vekaletnamesi celp edilmiş incelenmesinde ... tarafından ...'ya verilmiş şahsi vekaletname olduğu şirket yetkilisi olan ... tarafından şirket adına şirketi temsilen verilmiş bir vekaletname olmadığı bu nedenle ...'nın imza incelemesi yapılmasının şirket yetkilisi olmadığından dosyaya katkı sağlamayacağı değerlendirilmiştir. İmza inkarı mutlak def'ilerden olup herkese karşı ileri sürülebilir niteliktedir bu nedenle esasa ilişkin başkaca inceleme yapılmadan, hüküm kurmaya elverişli Adli Tıp kurumu raporu doğrultusunda inceleme yaptırılan 30.09.2021 tanzim tarihli, 30.05.2022 vade tarihli, 105.000,00 TL bedelli bono açısından davanın kabulüne, davacı ve davalının şartları oluşmayan tazminat taleplerinin reddine dair,
Davanın KABULÜ ile,
1-Davacının İstanbul....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından takibe konu 30.09.2021 tanzim tarihli, 30.05.2022 vade tarihli, 105.000,00 TL bedelli senetten borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacı ve davalının şartları oluşmayan tazminat taleplerinin reddine" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; .... Şti. ile ... arasındaki menfi tespit davasında, senet altındaki imzanın şirket yetkilisi ...'ya ait olmadığının bilirkişi incelemesiyle sabit olduğunu, İstanbul Ticaret Sicili ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına göre şirketin tek imza yetkilisinin ... olduğunun açıkça tescil ve ilan edildiğini, İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca alacaklının bu durumu bilerek takibe geçmesinin kötü niyetli olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 36/III maddesi gereğince üçüncü kişilerin sicil kayıtlarını bilmediklerini iddia edemeyeceklerini, davalı ...'in senedi ilk elden alması sebebiyle takip yapmakta ağır kusurlu olduğunu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/8061 esas ve 2023/662 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere alacaklının kötü niyetli olduğunun kabulü gerektiğini, davalı tarafın istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü ...'nın imza incelemesine konu edilmesi gerektiği yönündeki talebin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın konusunun senedin şirketi bağlayıp bağlamadığı hususu olduğunu, imzanın ...'ya ait olmasının dahi sonucu değiştirmeyeceğini, .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı vekaletnamesinde dava dışı ...'ya bono düzenleme konusunda özel bir yetki verilmediğini, bu nedenle senedin şirketi bağlamadığının kesinleştiğini, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/572 Esas sayılı dosyasında davalı ... tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile davalı aleyhine alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, talep ve etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin 04.04.2024 tarihli davanın kabulüne ilişkin kararının hukuka aykırı olduğunu, kararın 28.07.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, senet üzerindeki imzanın ...'ya ait olduğunun ve ...'nın kendisine verilen vekaletnameye istinaden işlemde bulunduğunun iddia edildiğini, mahkemenin ...'ya şirket yetkilisi ... tarafından şahsi vekaletname verildiği gerekçesiyle imza incelemesi yapmadığını, oysa ...'nın imzasının bilirkişi incelemesine dahil edilmediğini, davacı şirketin tek yetkilisinin ...olduğu iddia edilse de ticaret sicil kayıtlarına göre ...'nın senedin vade tarihinden önce 03 Mart 2022 tarihinde şirket ortağı olarak ilan edildiğini, Yargıtay içtihatları ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 46. maddesi uyarınca temsil yetkisi olmasa dahi şirket yetkilisinin işlemlere icazet vermesi ve bu durumun teamül haline gelmesi halinde şirketin sorumlu olacağını, .... Noterliği'nin 15.12.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile ...'ya geniş yetkiler verildiğini, davacı tarafın bu durumu kötü niyetli olarak borçtan muafiyet yaratmak amacıyla kullandığını, yerel mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini, bu durumun ticarette güven ilkesini zedelediğini belirterek istinaf başvurusunun kabulünü, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/572 E. esas ve 2024/296 K. karar sayılı kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraf vekilleri istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında, icra takibine konu bono üzerindeki imza sahteliğine dayalı olarak menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne, tazminat istemlerinin reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından reddedilen tazminat yönünden, davalı vekili tarafından ise davacı şirket ortağı ... yönünden gerekli inceleme yapılmadığından bahisle yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Dosyanın tetkikinde; İstanbul.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına dayanak 30.09.2021 düzenlenme tarihli, 30.05.2022 ödeme tarihli, 105.000-TL bedelli bono keşidecisinin davacı şirket, lehtarının davalı olarak göründüğü, bono üzerindeki keşideci imzasının davacı şirket tarafından inkar edildiği anlaşılmıştır. Davacı/keşideci şirketin ticaret sicil kayıtları tetkik edildiğinde, şirket yetkilisinin ... olduğu, ortaklarının ise ... ile ... olduğu görülmüştür.
Dava konusu bono üzerindeki keşideci imzasının davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığının tetkiki yönünden belgelerin celbine müteakip mahkemece dosyanın ATK 'ya gönderildiği, ATK'nın ilgili raporu ile tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; inceleme konusu senette atılı borçlu imzaları ile ...'nın mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği hususlarının tespit edildiği, keşideci imzasının davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığının kesin olarak saptandığı görülmüştür.
Davalı vekili tarafından dava dışı şirket ortağı ...'ya .... Noterliğinin 15.12.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile imza yetkisi verildiği, senetlerdeki imzanın dava dışı ...'ya ait olduğu ve bahsi geçen vekaletname sebebiyle bonodaki imzanın davacı şirketi bağladığı ifade edilmiş, bu yönde gerekli inceleme yapılmadığından bahisle istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de işbu vekaletnamede davacı şirket adına ... (temsilci) tarafından, şirket ortağı olan ...'ya bono/ kambiyo senedi düzenleme yetkisi verildiğini gösterir herhangi bir kaydın bulunmadığı anlaşılmıştır. Nitekim TBK'nın 548. maddesi gereğince ticari temsilciler işletme adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya genel olarak yetkili ise de ticari vekiller TBK'nın 551/2 maddesi gereğince açıkça yetkili kılınmadıkça (özel yetki verilmedikçe) tacir adına kambiyo taahhütlerinde bulunamazlar. Dava dışı ...'nın ticari temsilci olmadığı sabit olup tüzel kişi tacir olan davacı şirket tarafından kendisine özel yetki verildiğini gösterir delil bulunmadığından işbu ortak yönünden inceleme yapılmasının sonuca etkili olmayacağı anlaşılmakla mahkemenin bu yöndeki kabulü isabetli bulunmuş ve davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır.
TTK'nın 678. maddesinin; '' (1) Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir.'' şeklindeki düzenlemesi gereğince yetkisiz temsil nedeni ile davacı şirketin bonodan dolayı sorumlu tutulamayacağı gibi Türk Borçlar Kanunu'nun 46. maddesinin ''Bir kimse yetkisi olmadığı halde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa bu işlem ancak onandığı takdirde temsil olunanı bağlayacaktır.'' düzenlemesi kapsamında davacı şirket tarafından işlemin onandığını gösterir herhangi bir delil bulunmadığı da anlaşılmakla, menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekilinin reddedilen kötüniyet tazminatı yönünden istinaf sebebi mevcut ise de İİK'nın 72/5. maddesi kapsamında takip alacaklısının tazminata mahkum edilebilmesi için borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetle yapılmış olması şart olup alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak başlattığı hususunun, davacı/ borçlu tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Bununla birlikte mevcut delil durumunun takibin açıkça kötüniyetle yapıldığını ispata yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Bu hâli ile kötüniyet tazminatı koşullarının mevcut olduğu ispatlanamadığından ilk derece mahkemesi tarafından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Saptanan hukuksal durum kapsamında; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/04/2024 tarih ve 2022/572 E. 2024/296 K. sayılı kararına karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.045,63- TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 3.011,41-TL harcın mahsubu ile bakiye 9.034,22-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026