Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1006 E. 2026/1099 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1006
Karar No
2026/1099
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1006 Esas

KARAR NO: 2026/1099

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 19/03/2024

NUMARASI: 2022/529 E. - 2024/238 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Tarafların İddia ve Savunmaları:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkili firma aleyhine ... İstanbul Şubesi'ne ait ... seri numaralı 08.04.2018 keşide tarihli 115.000,00 TL bedelli ve keşidecisinin de müvekkil firma olduğu çekle ilgili olarak.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, yapılan icra takibi sonrası müvekkili firma süresi içerisinde İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/377 E. Sayılı dosyasıyla imzaya itiraz davası açtığını ancak davayı açan vekilin istifa etmesi sonucu davanın takipsiz kaldığını ve düşen dosya da 3 aylık yenilenmediği için de dosyanın açılmamasına karar verdiliğini ve kararın kesinleştiğini, davalı tarafından 24.08.2022 tarihinde müvekkil firmanın eski faaliyet gösterdiği ... Mah. ... Yıl Caddesi ... .../İstanbul '' adresine Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğü'nün ...Talimat sayılı dosyasıyla hacze gelindiğini, takibe konu ... İstanbul Şubesi'ne ait ... seri numaralı 08.04.2018 keşide tarihli 115.000,00 TL bedelli ve keşidecisinin de müvekkili firma olduğunu, çek üzerinde bulunan imzanın o tarihlerde şirketin tek yetkilisi olan ...'e ait olmadığını, davalı tarafından müvekkili firmanın eski sahibi ...'ün torunu ... adına kayıtlı ve halen faaliyet gösteren ancak davacı firma ile hiçbir organik bağı olmayan .... Şti.'ye ait iş yerine hacze gelinerek hem müvekkili hem de torunu baskı altına alınarak haksız ve hukuksuz şekilde imzası müvekkili firma yetkilisi tarafından atılmayan çek üzerinden tahsilat yapılmaya çalışıldığını, davalı taraf çek üzerindeki imzanın müvekkili firma yetkililerine ait olmadığını bilmesine rağmen işletmenin ekonomik durumunu bilen davalı tamamen dosyayı biran önce tahsil etmeye yönelik eylemlerde bulunarak alacağı olmadığını bildiği halde alacağını tahsil etmeyi amaçlayarak kötü niyetli davrandığını iddia ederek; takibin teminatsız olarak durdurulmasını mahkeme aksi kanatte ise de hem müvekkili firmanın yaşadığı mağduriyet hem de davalı tarafın ekonomik durumunun da göz önüne alınarak asgari oranda bir teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verilmesini, müvekkil firmanın.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli olan davalı yönünden yüzde 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyasına ilişkin süresi içerisinde imzaya itiraz edildiğini, İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesi 2018/377 E. 2020/1354 K. Sayılı dosya kapsamında yargılama yapıldığını verilen kararın 08.12.2020 tarihinde kesinleştiğini, bu nedenle hukuki yarar bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, müvekkiline takip konusu çekten dolayı borçlu olduğunu bilen ve kabul eden davacı tarafın bu nedenle imzaya itiraz davasını takip etmediğini, gerek sözlü beyanları ile gerekse de imzaya itiraz davası sonrası icra dosyası kapsamında yapmış olunan icra işlemleri aleyhine herhangi bir yasal yola başvurma gereksinimi duymayarak borçlu olduğunu kabul ettiğini ve hatta 24.08.2022 tarihli haciz tutanağı incelendiğinde davacı şirket yetkilisinin oğlu ... tarafından durumdan haberdar olunduğunu, anlaşma yoluna gidileceği ve ödeme yapılacağı yönünde beyanlarda bulunduğundan iyi niyetli olarak taraflarınca haciz mahalinde işlem yapılmadığını, ancak tüm bunlara karşın davacı şirket ve vekili tarafından gerçekler çarpıtılarak davacı şirket mağdur gibi gösterilmeye çalışıldığını, imzaya itiraz davasına ilişkin karar 26.11.2020 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiğini, ilgili dava dosyası incelendiğinde 04.10.2019 tarihinde vekilin istifa dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edildiğini, 16.10 2020 tarihinde karar verildiğini, 20.11.2020 tarihinde işbu dava dosyasında da davacı vekili olan Avukat ... tarafından vekaletname sunulduğunu, kararın kesinleşmesi müteakip Av. ... tarafından 29.01.2021 tarihli dilekçe ile gider avansının iadesinin talep edildiğinin açıkça görüleceğini, davacı şirket yetkilisi tarafından alacaklılardan mal kaçırma amacıyla kasıtlı olarak oğlu tarafından imzalanmış çekleri tedavüle çıkarıldığını, keyfi olarak ödeme günü geldiğinde imza inkarı yaptıklarını, imza inkarı davası açılması sonrasında taraflarınca yapılan araştırmalar neticesinde şirket çekinin ait olduğu Vakıflar Bankası Kasımpaşa Şubesi'nde şirket çeklerinin neredeyse tamamının şirket yetkilisi olmayan oğul ... tarafından imzalandığını, yazılan bu çeklerden şüphelilerin keyfi olarak ödeme yapılıp yapılmadığına karar verildiğini, ödenmeyen çekler için imza inkarı yoluna gidildiğini, aynı yöntemle dolandırılan birçok kişi bulunduğunun anlaşıldığını, bu nedenle taraflarınca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Soruşturma Bürosu 2019/11588 Soruşturma 2020/5160 K. Sayılı dosya kapsamında suç duyurusunda bulunulduğunu ancak konunun hukuk mahkemeleri tarafından değerlendirilmesi gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, davacı şirketin hakkın kötüye kullanılması suretiyle muvazaalı olarak hareket ettiği ... adına oğlu ...'ün işlem yaptığı, gerek TMK md. 2 gerekse de TBK md. 47 gereği teamül haline gelmiş bir uygulama ve örtülü onay bulunduğundan davacı şirketinin borçlu olmadığı iddialarının haksız olduğu, müvekkiline borcu bulunduğunu, .... A.Ş. ve .... Şti. ... ilanları incelendiğinde aynı adreste faaliyet gösterdiklerini, hatta bir dönem aynı anda aynı adreste faaliyette bulunduklarını, yine şirketlerin faaliyet gösterdikleri alanlarda aynı olduğunu, bu husus İTO kayıtları ile ortadadır. .... Şti. yetkilisi ... borçlu şirket yetkilisi ...'ün torunu, mahalde yer alan ...'ün yeğeni, ...'ün kızı olduğunu, ...'ün SGK kayıtları incelendiğinde .... Şti. nezdinde çalışan olduğunun görüleceğini, ... ise ...'ün oğlu olduğunu, akrabalık ilişkileri de göz önüne alındığında arada organik ve fiili bağlantının bulunduğunu savunarak; davanın reddine, davacı aleyhine takip konusu bedelin %40'ı oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davacı tarafça davalı aleyhine açılan davanın REDDİNE, Davalı tarafın şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE," karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; ... İstanbul Şubesi'ne ait ... seri numaralı 08.04.2018 keşide tarihli 115.000,00 TL bedelli ve keşidecisinin de müvekkili firmanın borçlu olduğuna dair yerel mahkeme kararının yanlış olduğunu, daha önce açılan imzaya itiraz davasının avukatın istifası yüzünden takipsiz kalıp düştüğünü, müvekkilinin eski adresine hacze gelinince durumdan haberi olduğunu, çek üzerindeki imzanın şirket yetkilisi ...’e ait olmadığının bilirkişi raporuyla kanıtlandığını, mahkemenin imzaların ...’e ait olduğunu tespit ettiğini, ...’ün şirkette hiçbir zaman yetkili olmadığını ve sadece bir kez genel kurula katıldığını, kendisine verilmiş bir vekaletname veya çek imzalama yetkisi bulunmadığını, mahkeme hakiminin uzman grafolog incelemesi yaptırmak yerine çıplak gözle inceleme yaparak diğer ödenen çeklerle bu çekin imzasının aynı olduğuna karar vermesinin büyük bir hata olduğunu, ...'ün davalı ile ayrı bir ticareti olup söz konusu ticari ilişki ... ile davalı arasında olduğunu, bu ilişkiden müvekkili firmanın sorumlu tutulması hukuka ve hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini ve davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe ve Sonuç:

Dava menfi tespit istemine ilişkindir.

Davacı vekili, .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına konu ... Şubesi’ne ait 08.04.2018 keşide tarihli 115.000 TL bedelli çek üzerindeki imzanın şirket yetkilisi ...’e ait olmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, çeklerin davacı şirket yetkilisinin oğlu ... tarafından imzalandığını ve bu durumun teamül haline geldiğini, davacının kötü niyetli şekilde imza inkârı yoluna gittiğini savunarak davanın reddini ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

.... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında, 08.04.2018 keşide tarihli, 115.000 TL bedelli çek dayalı olarak 17.04.2018 tarihinde kambiyo takibi başlatıldığı, çekin keşidecisinin davacı şirket, lehdarının davalı olduğu, çek arkasında banka tarafından “yetkisiz temsilci tarafından keşide edildiği” şerhinin bulunduğu anlaşılmıştır.

26.02.2024 tarihli grafolog bilirkişi raporunda, çek üzerindeki imzanın şirket yetkilisi ...’e ait olmadığı, ancak vekâletle işlem yapan ...’ün eli ürünü olduğu tespit edilmiştir.

Mahkemece, çek üzerindeki imza sahibi olan ...’ün şirket yetkilisinin oğlu olduğu, daha önce de şirket adına aynı şekilde çekler düzenlenip ödendiği bu durumun teamül haline geldiği ve zımni kabul oluşturduğu bu nedenle üçüncü kişiler bakımından şirketi bağladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya kapsamında, davacı şirket tarafından keşide edilen ve daha önce ödenmiş olan ... seri numaralı 06/12/2017 keşide tarihli 40.000 TL bedelli, ... seri numaralı 08/12/2017 keşide tarihli 105.000 TL bedelli, ... seri numaralı 18/12/2017 keşide tarihli 43.000 TL bedelli, ... seri numaralı 05/01/2018 keşide tarihli 30.000 TL bedelli, ... seri numaralı 20/01/2018 keşide tarihli 20.000 TL bedelli, ... seri numaralı 21/02/2018 keşide tarihli 25.000 TL bedelli, ... seri numaralı 15/03/2018 keşide tarihli 40.000 TL bedelli, 0012499 seri numaralı 15/03/2018 keşide tarihli 40.000 TL bedelli ve... seri numaralı 04/04/2018 keşide tarihli 50.000 TL bedelli çeklerin ödenmiş olduğu, bu çekler üzerindeki keşideci imzaları ile dava konusu çek üzerindeki imzanın aynı mahiyette olduğu, bu çekler bakımından davacı şirket yetkilisi tarafından imzaya veya ödemeye herhangi bir itirazda bulunulmadığı mahkemece tespit edilmiştir.

Ayrıca davacı şirketin 19/09/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında şirketin yönetim kurulu başkanlığına ...’ün seçildiği, söz konusu genel kurul toplantı tutanağının altında divan başkanı ...’e vekaleten ... tarafından imza atıldığı, ayrıca genel kurul toplantısı hazır bulunanlar listesinde ...'ün ...'ü temsilen hazır bulunduğunun belirtildiği, genel kurulda alınan kararlar ve iç yönergenin 26/10/2016 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde yine ...’ün vekaleten attığı imza ile ilan edildiği, bu suretle ...’ün davacı şirket adına vekaleten iş ve işlemleri yaptığı tespit edilmiştir.

Öncelikle somut olayda dava konusu çekin davacı şirketi bağlayıp bağlamayacağı sonucuna varabilmek için ticari şirketlerde ticari temsilcilik ve ticari vekil kavramları üzerinde durulması gerekmiştir.

TBK m.547 uyarınca işletme sahibinin ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında kendisini temsil etmek üzere yetkilendirdiği kişidir. Ticari mümessilin temsil yetkisi kanundan kaynaklanan geniş kapsamlı bir temsil yetkisidir. İşletme sahibini kambiyo taahhüdü altına sokabilir, işletmenin amacı kapsamında kalan olağan ve olağanüstü işlemleri yapabilir, dava takip edebilir ve işletmeyi üçüncü kişilere karşı temsil edebilir. Ticari mümessilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescili gerekir ve temsil yetkisinin sona ermesi veya geri alınması da üçüncü kişilere karşı hüküm ifade edebilmesi için ticaret siciline tescil ve ilan edilmelidir.

Ticari vekil ise TBK m.551’de düzenlenmiş olup, ticari işletme sahibinin işletmesini yönetmek veya bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir. Ancak ticari vekilin yetkisi işletmenin olağan işleri ile sınırlıdır. Açıkça yetki verilmedikçe ödünç para alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davaları takip edemez. Ayrıca ticari vekâlet ticaret siciline tescil edilemez.

6102 sayılı TTK m.367, m.368 ve m.370 vd. hükümlerine göre anonim şirketlerde temsil yetkisi kural olarak yönetim kuruluna aittir. Ticari mümessil (ticari temsilci) ve ticari vekil atanması konusunda da esas yetkili organ yönetim kuruludur.

Bu açıklamalara göre, dava konusu çekin arkasında banka tarafından “yetkisiz temsilci tarafından keşide edildiği” şerhinin bulunduğu, 26.02.2024 tarihli bilirkişi raporunda da çek üzerindeki keşideci imzasının şirket yetkilisi ...'e ait olmayıp ... eli ürünü olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar dava dışı ...'ün davacı şirket yetkilisinin oğlu olduğu, ...'ün şirket temsilciliğine atanmasından sonra şirket adına çok sayıda çek düzenlediği ve bu çeklerin ödendiği, ayrıca dosya kapsamındaki belgelerden ...'e vekâleten bazı işlemlerde bulunduğu anlaşılıyor ise de; anonim şirketlerde temsil yetkisi kural olarak yönetim kuruluna ait olup (TTK m.370 vd.), ticari temsilci veya ticari vekil atanabilmesi de yetkili şirket organının kararına bağlıdır.

Dosya kapsamında ...'ün şirket adına ticari temsilci veya kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisini haiz ticari vekil olarak atandığına ilişkin yönetim kurulu kararı, iç yönerge hükmü, temsil yetkisi devri veya ticaret siciline tescil edilmiş bir yetkilendirme bulunup bulunmadığı hususu mahkemece araştırılıp değerlendirilmemiştir.

Diğer taraftan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31.03.2010 tarihli ve 2010/12-165 E., 2010/180 K., 03.11.2010 tarihli ve 2010/12-492 E., 2010/559 K. ile 02.04.2019 tarihli ve 2017/12-328 E., 2019/387 K. sayılı kararlarında vurgulandığı üzere, borçlunun daha önce ödenmiş çekler bakımından imza itirazında bulunmamış olması sonraki takiplerde imza inkârında bulunmasına engel teşkil etmez. Ödeme olgusu tek başına imza itirazı hakkını ortadan kaldırmayacağı gibi, daha önce ödenmiş çekler de tek başına şirket adına temsil yetkisinin varlığını veya çeklerdeki imzanın şirketi bağladığını göstermez. Aynı şekilde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/1300 Esas, 2023/4717 Karar sayılı ilamında da şirket yetkilisine ait olmayan imza nedeniyle şirketin kambiyo sorumluluğu altına girmeyeceği, daha önce aynı şekilde düzenlenmiş çeklerin ödenmiş olmasının dava konusu çek yönünden yetkisiz imzayı geçerli hale getirmeyeceği kabul edilmiştir.

Bu itibarla mahkemece, davacı anonim şirket nezdinde ...'e şirket adına kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi verilmiş ticari vekâlet veya ticari temsilcilik ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususunda yönetim kurulu kararları, iç yönergeler, ticaret sicili kayıtları ve şirket temsil yapısına ilişkin belgeler getirtilip incelenerek usulüne uygun bir yetkilendirme bulunup bulunmadığının araştırılması, böyle bir yetkilendirmenin bulunmadığının anlaşılması halinde dava konusu çekteki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığına ilişkin bilirkişi raporu da gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;

2- İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../03/2024 tarih, 2022/... E. 2024/... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,

5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1006, K. 2026/1099, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1006-e-2026-1099-k-c1f2bc7c4f54