Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/5 E. 2026/952 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/5
- Karar No
- 2026/952
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/5
KARAR NO: 2026/952
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/10/2022
NUMARASI: 2021/237 Esas - 2022/857 Karar
DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/05/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalının münferit işlerde ticaret yapmakta olduğunu, davacı firmanın ürünlerin miktarı, gönderim zamanı ve fiyatı konusunda anlaşmaya vardığını, bu anlaşma uyarınca 3. kişi şirket ile cerrahi önlük üretimi konusunda sözleşmeyi 20.05.2020 tarihinde imzalamış ve cezai şart koyduğunu, 3.kişinin de kendisine gelen sipariş doğrultusunda üretim talep ettiğini, davalı tarafından zamanında kumaşların teslim edileceği sözü üzerine davacı firmanın davalı şirkete 18.05.2020 tarihinde 750.000,00 TL para yolladığını, davalı firma tarafından davacıya proforma fatura kesildiğini, firmanın teslimi bir süre geciktirdiğini, bu süreçte kumaş fiyatlarının ciddi oranda arttığını ve davalı firmanın elinde kumaş kalmadığını ve gönderemeyeceğini bildirdiğini, bu durumu hemen 3.kişi firmaya bildirdiklerini, 3. kişinin sözleşmeye istinaden kendisine ihtar çekildiğini ve sözleşme uyarınca kararlaştırılan cezai şart ile diğer bilumum zararların tahsilini davacıdan talep ettiğini, davacının 3.kişi şirket ile bu işle alakalı olarak 350.000,00 TL ödenmesi konusunda anlaşmaya vardıklarını ve 12.01.2021 tarihinde 350.000,00 TL gönderdiğini, akabinde davalı şirkete işbu bedeli bildirmek ve davalı şirket sebebiyle işbu zarara girdiğini anlatmak için arabuluculuk sürecinde davalı firma ile anlaşma sağlanamadığını beyan etmiş, davacının zararının tamamı hesaplanıncaya kadar şimdilik 350.000,00 TL bedelin faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı şirket arasında imza altına alınmış herhangi bir alım-satım sözleşmesi bulunmadığını, davalı şirketin, temsil yetkisi olmayan kişiden açıkça resmi olarak sipariş geçmelerini talep etmiş ise de karşı tarafça bu hususun yerine getirilmediğini, proforma faturada kumaş bedellerinin 263.000,00-USD olarak gösterildiğini ve ödeme şeklinin peşin olduğunun yazılı olduğunu, davacının gönderdiği bedellerin o tarihlerdeki kura göre toplam 108.643,00-USD yaptığını, bu sebeple davacı tarafından gönderilen toplam 750.000,00 TL'nin iade edildiğini, proforma fatura ve ... kayıtlarının sözleşme niteliği taşımasının mümkün olmadığını, davacı ile 3. kişi arasındaki sözleşme ve delillerin kabul edilmediğini, muvazaalı işlemler olduğunu, piyasada kumaş olmadığı iddiasının yersiz olduğunu, ... görüşmelerinde açıkça “20 ton sms 7,30-$, 00 ton ss 6,5-$ bunları aldık sonraki hafta 40 ton da ok” diyerek zaten başkaca şirketlerden de aynı kumaşları tedarik ettiğini ikrar ettiğini, cezai şart olarak ödendiği iddia edilen ne davacı ne de dava dışı 3.kişinin BA/BS formlarında yer alan 350.000,00 TL'nin akıbetinin araştırılmasını, bu kapsamda ödemenin yapıldığı tarihten bugüne kadar olan davacı şirket ile davacı 3. kişi şirketin banka kayıtlarının dosyanıza celbini talep ettiklerini beyan etmiş; davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Taraflar arasında yetkili temsilcileri aracılığı ile ... üzerinden ticari satım sözleşmesi kurulduğu ,İş bu sözleşmenin 15/05/2020 de kurulduğu ,davacının 15/05/2020 de 250.000 TL,20/05/2020 de 500.000 TL ödeme yaptığı davalı tarafından davacıya 18/05/2020 tarihinde proforma fatura düzenlendiği ve de davacının yaptığı ödemelerin davalı tarafından 22/05/2020 tarihinde iade edildiği anlaşılmıştır. Yine proforma faturada ödemenin peşin olacağı yazılmış ise de ... yazışmalarından, davalının buna onay verdiği görülmekle,
Bu hali ile davalı taraf ifa güçlüğü,yahut ifa imkansızlığı gibi bir savunmada bulunmamış , ve de sözleşmesel edimini yerine getirememekte kusuru olmadığını ispatlayamamıştır.Davalı tarafın davalının yaptığı ödemeleri geri göndermesi sözleşmeden haksız olarak döndüğü şeklinde yorumlanmalıdır. Alacaklı konumunda bulunan davacı 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 112. vd. maddelerinde düzenlendiği şekilde ; sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebileceği düzenlenmekle ;davacının dava dışı ... şahıs şirketi hesabına ödediği 350.000 TL 'yi davalı ile aralarında akdettikleri sözleşmeden kaynaklı menfi zarar talebi kapsamında davalıdan talep etmekte haklı olduğu anlaşılmakla ;davanın kabulü ile 350.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında hiçbir şekilde alım-satım sözleşmesi bulunmadığını, davacı şirket yetkilisi olduğunu iddia eden ..., davalı şirketten ... ve ..... kumaşlar almayı talep ettiğini ancak davalı şirket de söz konusu şahısa resmi bir şekilde sipariş talebinde bulunmaları gerektiğini ve bu kapsamda antetli kağıda yazılı olarak sipariş taleplerini iletmelerini beyan ettiğini, davalı şirket, söz konusu şahsın temsil yetkisi olup olmadığını bilmemek ile, kişiden açıkça resmi olarak sipariş geçmelerini talep etmiş ise de karşı tarafça bu hususun yerine getirilmediğini, davacı dosya kapsamına sunduğu ... yazışmaları ile proforma faturalarına adeta bir sözleşme vasfı yüklemeye çalışmakta ise de taraflar arasında kurulu bir sözleşme olmadığından davacının davalıdan hiçbir şekilde tazminat talebinin söz konusu olmadığını, davalı şirketin hesabına herkes tarafından para gönderilebileceği gibi gönderen kişinin temsile yetkili olduğu anlamına gelmeyeceğini, söz konusu şahsın şirket yetkilisi olma ihtimalinde bile karşı tarafın usulüne uygun bir resmi sipariş talebinde bulunmaması nedeni ile sözleşmenin hiç var olmadığını, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı yönündeki uyuşmazlığın tespitinin, hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi gereken bir konu olduğunu ama buna rağmen 01.03.2022 raporda taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin kurulup kurulmadığı hususunda bilirkişi raporu alınmış olduğunu ve açık kanun maddesi uyarınca raporun sözleşme ilişkisinin değerlendirildiğini ve tespit edildiği kısmını hiçbir şekilde kabul etmediklerini, söz konusu ... konuşmalarının neye ilişkin olduğu kesin olarak anlaşılamıyor ise bilirkişi adeta niyet okuyarak neden böyle bir tespitte bulunduğunu anlamak mümkün olmadığını, konuşmaların yapıldığı numaraların kime ait olduğu, konuşmaların gerçekleştiği tarihler aydınlatılmamış iken bilirkişinin nasıl böyle kesin bir kanaate de vardığının anlaşılamadığını, bilirkişi son derece özensiz bir inceleme ile davacı tarafça sunulan bir kısım ekran görüntülerini esas alarak davalı şirketin cezai şarttan sorumlu olduğunu belirlediğini, taraflar arasında sözleşmenin kurulduğuna dair tanzim edilen ancak kendi içinde dahi çelişkiler içeren bilirkişi raporu hükme esas teşkil edebilecek nitelikte olmadığını, proforma faturada açıkça bedel 263.000,00 USD olarak belirlendiğini ve ödemenin peşin olarak yapılacağını, davacı hem resmi olarak bir siparişte bulunmadığını hem de proformada belirtilen tutarı ödemediğini, taraflar arasında herhangi bir sözleşme yok iken proforma fatura ve ... konuşmalarına sözleşme niteliği atfedildiği ihtimalinde dahi davacı kendisi sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, huzurdaki dosyada da kumaş bedellerini peşin olarak almayan davalı şirketin hiçbir şekilde davacıya teslimat yapma yükümlülüğünün bulunmadığını, davacı delil olarak dayandığı proforma faturada belirtilen ve peşin olarak ödenmesi gereken bedeli davalı şirkete ödemediğini ve davalı şirket de davacının kendisine gönderdiği tutarı derhal iade ettiğini, bilirkişi raporunun hiçbir hukuki izahının mümkün olmadığını, bir an için bu değerlendirmeye itibar edilecek olsa dahi davacının mesajında bahsettiği tutarın minimum 850.000,00 TL olduğunu, davacı aynı gün içinde 850.000,00 TL göndereceğini taahhüt etmiş iken farklı tarihlerde davalıya 750.000,00 TL gönderdiğini, aradaki 100.000,00 TL gibi fahiş bir fark bilirkişi tarafından değerlendirilmediğini, davacı 15.05.2020 tarihinde 250.000,00 TL 20.05.2020 tarihinde 500.000,00 TL gönderdiğini, tarihler incelendiğinde davalı şirket davacının bu ödemelerine onay vermediğini, bu iddiaları destekler yönde davacıya 18.05.2020 tarihli proforma fatura gönderildiğini ve ödemenin buradaki şartlara göre yapılması talep ettiğini ancak davacı bu şartı da yerine getirmediğini, kendi belirlediği miktarları kendi belirlediği zamanlarda davalının hesabına gönderdiğini, davalı de bu tutarları kabul etmeyerek derhal davacıya iade ettiğini, davacının sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, davalının emtia bedelini belirlenen şartlara göre almadan davacıya hiçbir teslimat yapma yükümlülüğü bulunmadığını, davacının tam ve gereği gibi bir ifasının söz konusu olmadığını, ... mesajlarında davalı şirket yetkilisinin böyle bir ifayı kabul ettiğine dair hiçbir konuşması bulunmadığını, bu hususların hiçbiri bilirkişi tarafından değerlendirilmediğini ve salt davacı beyanlarına göre rapor tanzim edildiğini, davacı ile dava dışı üçüncü kişi arasındaki işlemler muvazaalı olduğunu ve kabulünün mümkün olmadığını, davacı şirket ve dava dışı ... aralarında anlaşarak davalı üzerinden haksız kazanç sağlamaya çalışıp birtakım evraklar imza altına aldığını, bu evrakların hiçbir hukuki geçerliliği ve davalı şirket açısından bir bağlayıcılığı bulunmadığını, davalı şirketin bu sözleşmelerin bir tarafı olmadığını, sözleşmelerde tahribat yahut davalı hak kaybına uğratmaya yönelik başkaca değişiklikler yapılıp yapılmadığı ve sözleşmelerde yer alan tarihlerin doğru olup olmadığının taraflarınca bilinmediğini, davacı ile dava dışı üçüncü kişi ...'ün incelenen ticari defter ve belgelerinde aralarındaki ticari ilişkinin varlığına dair bir husus tespit edilemediğini, dosya kapsamına alınan Vergi Dairesi Başkanlığı'ndan gelen cevabi yazıda hem davacı şirket hem de dava dışı ...'ün ba/bs formlarında dava konusu 350.000,00-TL'nin gönderildiğine ilişkin bir beyan yer almadığını, söz konusu tutarın vergi incelemesi açısından vergi dairesi başkanlığı'na beyan edilmemesinin mümkün olmadığını, davacı ve dava dışı ... mahkeme dosyasına sunacak belge yaratmak için aralarında para transferi yaptıklarını, mahkemeden, cezai şart olarak ödendiği iddia olunan ne davacı ne de dava dışı 3. kişinin ba/bs formlarında yer alan 350.000,00 TL'nin akıbetinin araştırılmasını, bu kapsamda ödemenin yapıldığı tarihten bugüne kadar olan davacı şirket ile davacı üçüncü kişinin banka kayıtlarının dosyaya celbini talep ettiklerini ancak bu talepleri ile ilgili bir karar kurulmadığını, davacı, dilekçesinde sms ve ss kumaşların piyasada bulunamadığını bu sebeple de temin edilemediğini de belirttiğini ancak bu hususun da gerçeğe aykırı olduğunu, davacının davalıya para gönderdiği tarih 15.05.2020 ve 20.05.2020 olduğunu ve davalının ise iade ettiği tarihin 22.05.2022 olduğunu, 1 hafta gibi kısa bir sürede piyasadaki tüm kumaşların bittiği iddiasının da gerçeklikle bağdaşmadığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taraflar arasında satım sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalının sorumlu olup olmadığı noktasındadır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.
Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Tarafların ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, davacının 2020, 2021 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine, davalı ile olan cari hesabına, dava konusu havalelerin, 15.05.2020 davalı hesabına giden havale 250.000,00 TL, 20.05.2020 davalı hesabına giden havale 500.000,00 TL, 22.05.2020 davalıdan gelen havale 750.000,00 TL'yi ve davacının dava dışı ...'e “Tazminat Ödemesi” olarak iddia ettiği 350.000,00 TL'yi, 12.01.2021 tarihinde 7 Diğer Üretim Giderleri Hesabına 350.000,00 TL ile muhasebeleştirerek ticari defter kayıtlarına aldığının, davalı tarafın davacı tarafa konu ile ilgili 18.05.2020 tarihinde toplam tutarı 263.000 USD olan Proforma Invoice düzenlediği, dosyaya sunulan evraklardan, bunu ...'tan davacıya gönderdiğinin, davalının 2020 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının ticari defterlerine, davacı ile olan cari hesabına, dava konusu havalelerin, 15.05.2020 davacı hesabından gelen havale 250.000,00 TL, 20.05.2020 davacı hesabından gelen havale 500.000,00 TL, 22.05.2020 davalıya gönderilen havale 750.000 TL'yi, muhasebeleştirerek ticari defter kayıtlarına aldığının, dosyaya sunulan 12,01.2021 tarihli ... Bankasına ait dekonta, 12.01.2021 tarihinde dava dışı ... hesabına, ''tar. anlaş. tut. gerğ . tazminat ödemesi” açıklamasıyla 350.000,00 TL para gönderdiği ve ilgili ödemeyi, dava dışı ...'ün Mahkemeye vekili aracılığı ile sunduğu Ticari Defter Kayıtlarından, dava dışı ...'ün, 12.01.2021 tarihinde, Tazminat Gelirleri hesabına 350.000,00 TL ile muhasebeleştirerek ticari defter kayıtlarına aldığının, dosyaya sunulan ... mesajları ile davacı şirket tarafından gönderilen kapora bedelleri birlikte değerlendiğinde taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğunu, taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulduğu kanaatine ulaşılacağı, taraflar arasındaki yazışmalar ve ödeme belgeleri ile bir sözleşmenin kurulduğu kanaatine ulaşırsa, bu durumda davacının dava dışı 3. kişiye ödediği anlaşılan bedelin, malın davacıya teslim edilmemesi ile arasında uygun illiyet bağının olduğu kanaatine ulaşabileceği ve bu durumda davacının, dava dışı 3. kişiye ödediği bedelin davalıdan talep edilebileceği, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulmadığı kanaatine ulaşırsa, bu durumda davacının dava dışı 3. kişiye ödediği bedel ile davalının olumlu yahut olumsuz edimleri arasında uygun bir illiyet bağı bulunmayacağından, dava dışı 3. kişiye ödenen bedelden davalının sorumlu olmayacağı tespit edilmiştir.
Davacı tarafından 18.05.2020 tarihli, 263.000 USD bedel, peşin ödeme kaydı bulunan proforma fatura ve ... yazışmaları sunulduğu, taraflar arasında imzalanmış yazılı bir sözleşme bulunmadığı ihtilafsızdır.
Proforma fatura, bir mal satmak, imal etmek veya iş görmek isteyen kimsenin, bu işlerle ilgili akde icabını gösteren, satılacak veya imal edilecek malın veya yapılacak işin fiyat ve vasıflarını göstermek üzere mala veya işe talip olması düşünülen kimseye gönderilen teklifi ifade eden bir ticari vesikadır. Doktrinde de proforma fatura, herhangi bir malın kesin satışından önce fiyat ve vasfını göstermek üzere satıcı veya imalatçı işletme tarafından malı satın almak isteyen firma ya da kişiye verilen fatura olarak tanımlanmıştır. (Prof. Dr. Oğuz Kürşat Ünal, Fatura ve Teyit Mektubu, 6. Baskı, Bilge Yayınevi, Ankara 2015, s. 35) Bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere proforma fatura hukuki niteliği itibariyle icap niteliğindedir. Kaldı ki proforma fatura ticari hayatta alıcı ve satıcının ticari işlem yapmadan önce ön hazırlık kapsamında yapılan ve ve mali açıdan herhangi bir sonuç doğurmayan teklif niteliğinde bir belgedir.
Eldeki uyuşmazlıkta, taraflar arasındaki 13.Mayıs Çarşamba günü yazışma içeriğinde davacı 20 ton SMS mavi kumaş talep etmiş davalı 5,60 USD olduğunu termin 5 gün diye cevap vermiş, tarihi belli olmayan yazışmada davacı 350 bin şimdi, akşama kadar da 500-600 daha akşama kadar göndereceğim yazmış, davalı ise söz konusu proforma faturayı göndermiştir. 18 Mayıs Pazartesi günkü yazışmada, davacı 20 ton sms 7,30 USD, 10 ton ss 6,6 USD bunları aldık, sonraki hafta 40 ton yazmış davalı ise yazılı antetli kağıtla geçin lütfen termin vereyim ona göre yükleme yapacağım, davacı dışarıda olduğunu antetli geçemeyeceğini belirtmiş, davalıda çarşamba geçersin, davacı çarşamba yüklet, davalıda çarşamba yükletiyorum cuma burada yazılmış, tarihsiz yazışmada davacı 1 saat kadar müsaade et yazdıktan sonra davalı hesap numaralarını göndermiştir.
Davacı, davalıya ödeme yapıldığı, teslimini 5 gün içerisinde beklerken, davalı firmanın teslimi bir süre geciktiğini bu süreçte kumaş fiyatlarının ciddi oranda arttığı ve davalı firma bir anda elinde kumaş kalmadığını beyan ederek, dava dışı 3. kişiye taahhüt ettiği cerrahi önlükleri teslim edemediğinden 3. kişi ...'e ödediği 350.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulmadığı, ön görüşme yapıldığını, davacı proforma fatura bedelini ödemediğinden ödediği bedellerin iade edildiği savunmasında bulunmuştur.
6098 Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 1.maddesinde "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir" 2. maddesinde "Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır." düzenlemeleri mevcuttur. Bu düzenlemeler gereği, sözleşme görüşmeleri aşamasında, taraflardan biri tarafından yapılan icap, diğer tarafça açık veya örtülü kabul edildiğinde sözleşme kurulmuş olur. Aksi halde bir sözleşmenin varlığından söz edilemez.
Ticari şirketlerde şirket adına sözleşme yapma yetkisi şirketi temsil ve ilzama yetkili temsilciye aittir. TBK'nın 40. maddesi uyarınca yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları , doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar.
TBK'nın 46.Maddesi "Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar." hükmünü haiz olup, taraflar arasında geçerli bir satış sözleşmesinden söz edebilmek için sözleşmenin taraflarca veya yetkili temsilcilerince imzalanmış olması ya da yetkisiz temsilci tarafından imzalanan bir belgeye asilin onay vermesi gerekir .
Somut olayda taraflar arasında usulüne uygun icap kabul ilişkisi bulunduğu konusunda ispat yükü davacı üzerindedir, davalı asıl faturayı düzenlememiştir. Söz konusu proforma faturada talep edilen kumaşların bedeli 263.000 USD olup davacı tarafından tarihi belli olmayan ... yazışmalarında, davacı 350 bin şimdi, akşama kadar da 500-600 daha akşama kadar göndereceğim yazdığı, 15.05.2020 tarihinde 250.000,00 TL gönderdikten sonra 18 Mayıs Pazartesi günkü yazışmada, davacının çarşamba yüklet yazdığı, tarihsiz yazışmada ise davacı 1 saat kadar müsaade et yazdıktan sonra davalının hesap numaralarını gönderdiği, davacının 20 Mayıs Çarşamba günü kumaşların gönderilmesini talep ettiği ancak 20.05.2020 tarihinde 500.000,00 TL gönderiği, söz konusu yazışmada belirttiği 350 bin şimdi, akşama kadar da 500-600 daha akşama kadar göndereceğine belirtmesine rağmen söz konusu tutarları göndermediği, proforma tutarı olan 263.000,00 USD'nin yarısını bile ödememiş olduğu görülmüştür.
6098 sayılı Kanun'un 207. maddesi gereğince sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Bir başka deyişle, aslolan peşin satış olup mal ve semenin aynı anda verildiği konusunda yasal karine mevcuttur.
Bu karinenin aksini iddia eden iddiasını ispatla mükelleftir. Taraflar arasındaki sözleşme kumaş alım satımına ilişkin olup davacı kendisine kumaş teslimi yapılmadığından dava dışı kişiye taahhüdünü yerine getirmediği bu nedenle cezai şart ödemek zorunda kaldığını iddia etmiştir. Davacı, yaptığı ödemelerle sunduğu proforma fatura tutarını ödemediğinden yukarıda açıklanan karinenin aksini iddia etmiş olmakla aksini yazılı delillerle ispat etmek zorundadır. Davalı tarafından yapılan ödemelerin fatura tutarının yarısını bile karşılamadığı, davalının söz konusu tutarları davacıya iade ettiği, davacı tarafından gönderilen ödemenin davalı tarafından kabul edilmediği dosya kapsamından sabittir.
Bu durumda davacının ifayı talep hakkı doğmamış olup, proforma faturaya konu malların teslim alınmaması nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zarardan davalının sorumlu olmayacağı, davacının taraflar arasındaki alışverişlerde sipariş usulüne ilişkin teamül oluştuğu da dosya kapsamındaki delillere göre ispatlayamadığı da gözetildiğinde mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi isabetsiz görülmüştür.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Davanın REDDİNE,
2-Peşin olarak yatırılan 5.977,00 TL karar ve ilam harcından alınması gereken 732,00 TL'nin mahsubu ile fazla yatırılan 5.245,00 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama masrafı bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Arabuluculuk ücreti 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,
8-İstinaf yargılamasına ilişkin olarak;
a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 221,00 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
c-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.08/05/2026