Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1306 E. 2026/1429 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1306
- Karar No
- 2026/1429
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1306 Esas
KARAR NO : 2026/1429 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2013/285 Esas - 2024/23 Karar
DAVA: İtirazın İptali
BİRLEŞEN İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2013/286 ESAS SAYILI DOSYASINDA:
DAVA: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 09/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın fatura içeriğinden anlaşılan tarihlerde müvekkilinden yakıt ikmali yaptığını ve toplam 51.6457,46 EUR borç oluştuğunu fatura ibraz edildiğini ve itiraz etmeden fatura borcunun kesinleştiğini bu borcun ödenmediğini bu borcun tamamının belirtilen icra takibi ile talep edildiğini yukarıda belirtilen icra dosyasında 51.657.46 EUR'un tahsili için İstanbul 27. İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibine geçildiğini borçlu itiraz ettiğini ve takip durduğunu takibe itiraz sebebi ödemelerin 10.08.2013 tarihinde nakden ödeme yapılmış olması olarak gösterilmiştir. Nakden ödemenin dayanağı olarak da tahsilat belgesi olarak 10.08.2013 tarihli belge ibraz edilmiş olmakla başka bir ödeme dayanağı sunulmadığını bahsi geçen işlemler hakkında ... idaresi haberdar olmadığı gibi nakit ödeme tahsili yönünde eski çalışan ...'in yetkisi bulunmadığını nakit ödemenin yasal düzenlemelere de aykırı olduğunu banka aracılığı ile yapılmasının zorunlu işlemler kapsamında ilgili ödemelerin nakit olarak ödenemeyeceği tacir davalının malumu olduğunu bu kuralın ihlalinin cezai müeyyvideyi de gerektirdiğini gelir kaybına sebep olması sebebiyle davayı eski ... çalışanı ...'e de yönlendirdiğini, tevsik zorunluluğu şartını yerine getirmeyen davalının iddiası dinlenemeyeceğini her iki tarafında suç işleme gayeli olduklarını ...'de kendisine ödeme yapma yetki verecek hiçbir belge bulunmadığını bu gerekçe ile teknik manada savunma olarak sunulan ve borcu sona erdirdiği iddia edilen hususların varlığının mümkün olmadığını haksız itiraz üzerine takibin durduğunu, dava ve masrafların davalıya tahmiline, davalının malvarlığında eksilmeye gitmesi ihtimaline karşı ihtiyati haciz yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Yönetim Kurulu Başkanı (şirket sahibi) ... ekte sureti görülen İzmir 5. Noterliğininin ... yevmiye nolu ibraname ile ... şirketinin ticaret bakanlığınca Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü'nün ... "Hazine Müsteşarlığı" tanınan 3 yıllık faaliyet süresinin bitiminde, ..., her türlü hak ve alacaklarından süre içerisinde yapılan her türlü işlemden 6098 sayılı T.B. K.'nun 132. Md.de yer aldığı haliyle tarafının en geniş haliyle ibra edildiğini bu ibranamede taraflar arasındaki çekişme olursa İzmir Yargı Mercilerinin yetkili kılındığını yetkili olunmadığı iddialarının asılsız olduğunu davacı tarafın İrtibat Büro Yetkilisi olduğunun açık bir kanıt olduğunu, ekte sunulan ibraname ile tarafına açılan davanın haksız ve dayanaktan yoksun olduğunun katı olarak belli olduğunu usul ve yasaya aykırı hukuken korunan bir hakka dayanmayan davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinden özetle; Davacının, “borcun ödenmediği" yönündeki iddiası tamamen gerçek dışı olduğunu borcun ödendiğini Müvekkili şirketin ticari defterlerinin incelendiğinde söz konusu ödemenin ticari defterlerde kayıtlı olduğunun da görüleceğini söz konusu ödemenin, diğer davalı ...'e yapıldığını ..., davacı şirketin Türkiye İrtibat Bürosu Genel Müdürü olduğunu imza sirküleri incelendiğinde, ...'in yönetici olarak atandığı, ilgili makamlarda davacı şirketi temsile ve gerekli tüm imzaları şirket adına atmaya yetkili kılındığı açıkça görülmekte olduğunu 06.02.2012 tarihinde de davacı şirkete aynı usul İle davacı şirketin Türkiye İrtibat Bürosu Genel Müdürü ...'e başka bir ödeme yapıldığını ayrıca, davacı şirket ile diğer davalı ... arasında bir kısım ihtilaf ve anlaşmazlıklar olduğu da dava dilekçesinden anlaşılmakta olduğunu dava dilekçesinde ...'in, şirketin mali ilişkilerine yönelik evrakları teslim etmeden ayrıldığı ve bu evrakların kayıp olduğunun ifade edildiğini dolayısıyla davacı şirket ile diğer davalı ... arasında yaşanan ihtilafın işbu davanın açılmasına sebep olduğunu müvekkili şirketin faturalardan kaynaklanan borcunu ödemediğini bu ödemeyi, daha önce de yaptığı gibi, davacı şirketin Türkiye İrtibat Bürosu Genel Müdürü olan ...'e yaptığını haksız ve yersiz açılan davanın reddini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin de davacı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 17/01/2024 tarih ve 2013/285 Esas - 2024/23 Karar ile birleşen 2013/286 Esas sayılı kararında;
"....Sonuç olarak davalının ticari defterlerinde kayıtlı asıl dava dosyası yönünden 4 fatura üzerinden toplam 47.065,06 Euro'luk borçtan davacının da kabulünde olan 26/06/2012 tarihli, 12.510,65 EUR'luk ve 12/10/2012 tarihli, 5.588,61 EUR'luk mahsup işleminin yapılması sonucu davacının alacağı 28.965,80 Euro olarak tespit edilmiş, birleşen dava dosyası yönünden 3 fatura üzerinden toplam 1.691,46 Euro alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Davacının takip öncesi davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin dosyada mevcut bilgi ve belge bulunmadığından işlemiş faiz alacağı bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
İhtilaf konusu alacak miktarı tespit edildikten sonra davalı ...'nin diğer davalı ...'e yaptığı ödemenin geçerli bir ödeme olup olmadığı, borcu sona erdirip erdirmediğinin değerlendirilmesi gerekmiştir.
...TBK’nın 40. maddesinde yer alan “Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar. Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur. Diğer durumlarda alacağın devri veya borcun üstlenilmesine ilişkin hükümler uygulanır.” düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere, ancak yetkili bir temsilci tarafından yapılan işlemlerin temsil olunanı bağlayacağı, mahkememiz dosyası davacısının, dava dışı ... Aş ile davalı ... aleyhine açtığı, uyuşmazlık konusu aynı olan İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1118 esas, 2016/545 karar sayılı kararında da aynı hususlarda araştırma yapılmış, mahkemece davalı .... A.Ş.nin davacıdan yakıt aldığı, karşılığında davalı defterinde tespit edilen kayıtlara göre 4.501,64 Euro borçlandığı, davalı yanın 4.320,58 Euro ödemeyi ...'e yaptığı, tediye makbuzunun bulunduğu ancak bu şahsın davacının ... ya tabi çalışanı olup, ödemeleri kabul etme yetkisi bulunmadığı tespit edilmiş olmakla davacının akaryakıt alımından dolayı talebiyle bağlı kalarak 3.996,56 Euro alacağı bulunduğu," tespitiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın davalı taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/7905 esas, 2021/3031 karar sayılı, 29/03/2021 tarihli ilamıyla "özellikle bilirkişi incelemesi aşamasında dosyaya sunulan ibranamede imzası bulunan ...’in ticari mümessil ya da vekil sıfatıyla hareket ettiğine ilişkin özel yetki içeren bir belge sunulmamış olmasına göre, davalı .... A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir" gerekçesiyle hükmün onanmasına karar verildiği, ... adına düzenlenen imza sirkülerinde ...'in irtibat bürosu adına hangi işlemleri yapacağı ve yetkisinin neler olduğunun belirtilmediği, davalı ticari defterlerine göre dava konusu olmayan faturaların ödenmesine ilişkin 10/08/2012 tarihinde 285.567,08 TL'lik borcun oluştuğu ...-Almanya tarafından ödendiği, yine aynı gün dava konusu olmayan 62.859,29 TL'lik borcun oluştuğu ve ...-Almanya tarafından ödendiği kaydının bulunduğu, davacı tarafça da dava konusu olan 10/08/2012 tarihli ödeme ile aynı gün ...-Almanya tarafından yapılan ödemelere ilişkin herhangi bir alacak talebinde bulunulmaması karşısında TBK'nın 40. Maddesinde düzenlenen "karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur." hükmünün uygulanamayacağı anlaşılmakla asıl ve birleşen davanın davalı ...yönünden kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...."gerekçesi ile,
''1-Asıl davanın davalı ... yönünden dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,
Asıl davanın davalı ...yönünden KISMEN KABULÜ ile;
28.965,80-Euro asıl alacak yönünden davalının İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin hükmedilen asıl alacak yönünden devamına; Asıl alacağa takip talebindeki faiz talebini aşmamak üzere takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı kanunun 4/a. Maddesi gereğince Merkez Bankasının yabancı paralar için ön gördüğü en yüksek faiz oranının uygulanmasına, fazlaya ve işlemiş faize ilişkin talebin reddine,
Hükmedilen alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 13.663,16-₺ icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalının kötü niyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine,
2-Birleşen davanın davalı ... yönünden dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,
Birleşen davanın davalı ...yönünden KISMEN KABULÜ ile;
1.691,46-Euro asıl alacak yönünden davalının İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin hükmedilen asıl alacak yönünden devamına ; Asıl alacağa takip talebindeki faiz talebini aşmamak üzere takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı kanunun 4/a. Maddesi gereğince Merkez Bankasının yabancı paralar için ön gördüğü en yüksek faiz oranının uygulanmasına, fazlaya ve işlemiş faize ilişkin talebin reddine,
Hükmedilen alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 797,86-₺ icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalının kötü niyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı asıl ve birleşen dosya davacı vekili ile asıl ve birleşen dosya davalısı ....Şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Asıl/b. dosya davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararında bilirkişi raporunun aynen içeriğe alındığını, söz konusu raporun itiraza uğradığıını, pek çok noktada yanlış ve karar ile de çelişen tespitler içerdiğini, özellikle irtibat ofisinin tüzel kişiliğinin bulunmaması, BYÖ isimli şahsın tüzel kişiliği bulunmayan irtibat ofisinin genel müdürü olamayacağı, dolayısıyla bir imza sirkülerinden de bahsedilemeyeceği, rapora dayanak yapılan ve kararın içeriğinde yer alan 30.09.2009 tarihli sözde ...imzalı belgenin, Avusturya da imzalandıktan sonra, aynı tarihte Türkiye de 30.10.2009 tarihli imza sirkülerine ek yapılamayacağı, nitekim konu belgenin hiçbir zaman müvekkil şirketten Avusturya'da üretilmediği, dayanak belgenin de faks çıktısı olduğu anlaşıldığı, bu bağlamda BYÖ isimli davalının müvekkil şirketi temsil yetkisinden bahsedilemeyeceği gibi, irtibat ofisi çalışanı olduğuna dair mahkemece yapılan tespitle birlikte değerlendirildiğinde bilirkişi tespitlerinin karara derç edilmiş olmasının karar ile çelişki yarattığının anlaşıldığını, bu hususun bozma nedeni olmadığını, mahkeme kararından anılan rapor kısımlarının çıkarılması gerektiğini,
... (BYÖ) isimli şahsın müvekkil şirketin irtibat ofisinde ... bünyesinde çalışan olduğunu, müvekkil şirketi temsile yetkisinin bulunmadığını, kaldı ki irtibat ofislerinin tüzel kişiliğinin bulunmadığını, bu noktada irtibat ofisine ilişkin başlığı imza sirküleri olan belgenin ancak imza beyannamesi olarak nitelendirilebileceğini, bu hususlarının karara derc edilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin müvekkil şirketin taraf olduğu İzmir 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1118 E 2016/545 K sayılı kararı Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş kararı karara dayanak yaptığını, BYÖ isimli şahsın tediye makbuzu düzenleme yetkisinin bulunmadığını, keza şahsın ...'ya tabi çalışan olmakla ödemeleri kabul etme yetkisinin bulunmadığının anılı kararda açıkça yer aldığını, nitekim kararın Temyiz incelemesinde de davalı ...'ın ticari vekil yahut mümessil olduğuna yönelik belge sunulmaması nedeniyle yetkili vekil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde hüküm kurulduğunun anlaşıldığını,
Usul ve yasaya uygun tutulmayan davalı kayıtlarına itibar edilmek suretiyle, davalı defterlerinde kayıtlı olmayan faturaya ilişkin alacağın yok sayılması ve gerekçesiz olarak değerlendirilme dışı bırakılmasının bozma sebebi olduğunu,
Davalı kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığını, kapanış kaydı içermediğini, hal böyleyken kayıtların davalı lehine delil teşkil edemeyeceğini, bu noktada yerel mahkemece birleşen davada İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu edilen faturalardan 10.06.2012 tarihli ve 2.612,67 Euro bedelli faturanın davalı kayıtlarında bulunmaması sebebiyle, gerekçe göstermeksizin ve tartışmaksızın kabul edilmediğini ve bu yönden davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, oysa tek başına davalının defterlerinde kayıtlı olmamasının alacağın mevcut olmadığı anlamına gelmeyeceği gibi, davalının usulüne uygun tutulmayan ve lehine delil teşkil etmeyen ticari defterlerine itirbar edilmesinin de bozma nedeni olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
ASIL/B. DOSYA DAVALISI ....ŞİRKET VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; yerel mahkemenin dikkate aldığı İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ve ona bağlı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararının huzurda görülen davaya konu olan olaylar ve deliller kapsamında ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, örnek kararları şablon gibi alıp huzurda görülen davaya tatbik etmenin yanlış olduğunu, her dosyanın kendi içinde ve sunulan deliller çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini,
Yerel mahkeme tarafından yaptırılan 03.12.2018 tarihli bilirkişi incelemesi neticesinde de 30 ve 33. sayfaları arasında; irtibat bürosu yöneticisi yani yetkilisinin belirlenmesine yönelik çok detaylı inceleme ve değerlendirme yapılmış olduğunu, neticesinde; "bu izin yazısı ile müsteşarlığın, 05.10.2009 tarihinde ...'nin Türkiye İrtibat Bürosu kurmasını uygun bulduğu ve ...'a irtibat bürosu kurma yetkisi verdiği anlaşılmaktadır." denildiğini ve devamında da "Buna göre ...'in irtibat bürosunda yönetici sıfatı ile irtibat bürosunun çalışanı olduğu anlaşılmıştır." ifadesinin kullanıldığını,
...Bakanlığı, Teşvik Uygulama Ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğünün, Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2014/1064 Esas sayı ile görülen dava dosyasına göndermiş olduğu ... sayılı yazısının sonunda da; "Söz konusu irtibat bürosunun yetkilisi kayıtlarımızda "..." olarak görülmektedir." denildiğini, yabancı şirketlerin Türkiye'de irtibat bürsosu açma iznini veren ve kayıtlarını tutan bakanlığın söz konusu yazısının ... değil ...'in irtibat bürosu yetkilisi olduğunu açıkça gösterdiğini,
Cevap dilekçesinde sunulan imza sirküleri incelendiğinde ...'in irtibat bürosuna yönetici olarak atandığı, ilgili makamlarda davacı şirketi temsile ve gerekli tüm imzaları şirket adına atmaya yetkili kılındığının açıkça görüleceğini,
Ayrıca, dava dosyası içinde yer alan bilirkişi raporunun 48 ve 49. sayfalarında davacı şirketin müşterilerinden olan alacaklarının tahsil biçimine yönelik inceleme ve değerlendirmeler de yapıldığını, bu inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; "...Davacı yanın yukarıda belirtilen tahsilat şeklinin yanında ayrıca aşağıda açıklandığı şekillerde de müşterilerinden tahsilat yaptığı tespit edilmiştir. - "Banka hesabına" müşterilerin doğrudan para göndermesi ile tahsil ettiği, - "İrtibat Ofisi banka hesabına" müşterilerin para göndermesi ile tahsil ettiği, - "...'in şahsi banka hesabına" müşterilerin para göndermesi ile tahsil ettiği, - "İrtibat Ofisi kaşeli ve ... imzalı tahsilat makbuzu ile müşteriden (..., davalı-1) nakit tahsil ettiği dava dosyasından anlaşılmaktadır." denildiğini, bu tespitlerin dahi, ...'in yetkili olduğunu, tahsilat yapma yetkisi de bulunduğunu çok açık bir şekilde gösterdiğini,
Yerel mahkemenin "...-Almanya" tarafından yapılan ödemeleri, müvekkil şirket aleyhine delil kabul ettiğini, halbuki, yerel mahkemenin "...-Almanya" dediğinin, Almanya kanunlarına göre kurulu olan ... ...şirketi olduğunu, bu şirketin müvekkil şirketin kardeş şirketi olduğunu, Almanya'da bulunan ... ...Şirketi'nin müvekkil şirketin davacı şirkete olan borcunun bir kısmını ödediğini ve geri kalan kısmının da müvekkil şirket tarafından aynı gün ...'e nakit ödendiğini, ... ...şirketinin yaptığı ödemeye ilişkin olarak davacı şirketin herhangi bir alacak talebinde bulunmamış olmasının sebebinin, bu ödemelerin davacı şirketin kayıtlarına girmiş olması olduğunu, dava konusu olayda asıl problem olan hususun, ... tarafından, müvekkil şirketten yapılan 49.909,13 Euro tutarındaki tahsilatın, davacı şirketin kayıtlarına girmemiş olması olduğunu, dolayısıyla davaya konu olan tahsilatla aynı gün ... ...şirketi tarafından davacı şirkete yapılan ödemelerin, müvekkil şirket aleyhine değil, lehine delil olarak değerlendirilmesi gerektiğini,
...'in, davacı şirketin İstanbul İrtibat Bürosu yetkilisi olduğunu ve tahsilat yetkisinin de olduğunu, 06.02.2012 tarihinde de davacı şirketin Türkiye İrtibat Bürosu yetkilisi ...’e başka bir ödeme yapılmadığını, her ne kadar söz konusu ödeme çek olarak yapılmışsa da, çekin de nakit para gibi bir ödeme aracı olduğunu, farkının olmadığını, 21.10.2013 tarihli cevap dilekçesinde sunulan makbuz incelendiğinde; davacı şirketin anteti ile ve Türkiye İrtibat Bürosu olarak matbu “tahsilat makbuzu” hazırlandığı ve bu şekilde yani Türkiye İrtibat Bürosu olarak başka müşterilerden de tahsilat yapıldığının anlaşıldığını, bahsi geçen makbuz üzerinde makbuz numarası olarak "..." yazdığını, dolayısıyla makbuz numarası dikkate alındığında 06.02.2012 tarihinden önce de ... Şirketinin Türkiye İrtibat Bürosu olarak 859 adet tahsilat yapıldığının görüldüğünü, davacı şirkete Türkiye İrtibat Bürosu vasıtasıyla 06.02.2012 tarihli belge ile müvekkil şirket tarafından ödeme yapıldığını ve davacı şirketin ...'e 06.02.2012 tarihinde çek olarak yapılan ödemeye karşı herhangi bir itirazda da bulunmadığını, bilirkişi raporunun 43 ve 44 sayfalarında da bu tip tahsilatların yapıldığının detaylı bir şekilde ifade edildiğini; "Bu bordrodan edinilen bilgiye göre İrtibat Bürsonun, ...'in (davacı) müşterileri adına tahsilat yaptığı, çekleri toplayıp, factoring firmasına teslim ettiği, yaptığı tahsilatlar için ve topladığı çekler için tahsilat makbuzu koçanından belgeler düzenlediği ve müşterilere bu belgeleri verdiği tarafımızca anlaşılmıştır." denildiğini, bir an için diğer davalı ...’in tahsilat yetkisi olmadığı düşünülecek olsa dahi, sunulan emsal Yargıtay kararlarında da ifade edildiği gibi, daha önce de aynı usul ile ödeme yapılmış olması ve davacı şirket tarafından bu konuda herhangi bir itiraz ileri sürülmemiş olmasının yapılan ödemeyi geçerli hale getireceğini, ayrıca davacı şirket ile ... arasında temsil ilişkisi olduğunun kabulü hususunda da yeterli olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Asıl ve birleşen dava, davacı firma tarafından davalı şirket hakkında faturaya dayalı başlattığı icra takiplerine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
Mahkemece; 1-) asıl ve birleşen dosya davalılarından ... yönünden dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2-)asıl ve birleşen dosya davalılarından ....Ltd. Şti yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı asıl ve birleşen dosya davacı vekili ile asıl ve birleşen dosya davalısı ....Şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamı ve davacının ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda istinafa konu karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, itirazın iptali davası olduğu, itirazın iptali davası takip hukukuna sıkı sıkıya bağlı olup itirazın iptali davasının görülebilme özel dava şartı usulüne uygun icra takibinin olması gerektiği, somut olayda, asıl ve birleşen dosya davacısı tarafından asıl davaya konu İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyası ve birleşen davaya konu İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyası ile asıl ve birleşen dosya davalısı ....Ltd. Şti yönünden icra takibi başlatıldığı halde, asıl ve birleşen dosya davalısı ... hakkında icra takibi başlatılmadığı, itirazın iptali davacının görülebilme özel dava şartının davalı ... yönünden gerçekleşmediğinden, mahkemece; asıl ve birleşen dosya davalılarından ... yönünden açılan asıl ve birleşen davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.
Asıl ve birleşen dosya davacısı tarafından asıl ve birleşen davaya konu icra takipleri ile asıl ve birleşen dosya davalısı ....Şirketi hakkında 8 adet faturaya dayalı toplam:51.369,19 Euro miktarlı 2 adet ilamsız icra takibi başlattığı, asıl ve birleşen dosya davalısı ....Şirketi tarafından her iki icra dosyasına verdiği itiraz dilekçesi ile takibe konu borcun itiraz dilekçesi ekinde sunulan 49.909,13 Euro miktarlı tahsilat makbuzu ile ödendiği belirtilip 10/08/2012 tarihli tahsilat belgesi başlıklı makbuzu ibraz ettiği, mahkemece davalı tarafın ticari defter ve kayıtları ile dosya kapsamında bulunan deliller inceletilmek suretiyle alınan bilirkişi raporunda; asıl ve birleşen davaya konu toplam 8 adet faturadan 7 adet faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, sadece birleşen davaya konu icra takibine dayanak faturalardan 10.06.2012 tarihli ... numaralı 2.612,67EUR'lik Faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiği, tek başına fatura düzenlenmesi alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı, fatura konusu alacağın usulüne uygun delillerle ispatının gerektiği, bu durumda davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ve bu faturanın ödenmediği tespit edilen 10.06.2012 tarihli ... numaralı 2.612,67Euro miktarlı faturadan kaynaklı alacaklı olduğunun ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacının yazılı delillerle 10.06.2012 tarihli ... numaralı 2.612,67Euro miktarlı faturaya konu malın teslim edildiği ve bu faturadan kaynaklı alacaklı olduğunu ispatlayamadığı tespit edilmiştir.
Davalı ....Şirketince, ticari defterlerinde kayıtlı 7 adet fatura bedelinin davacı tarafa 10/08/2012 tarihli, 49.909,13 Euro miktarlı tahsilat makbuzu ile ödendiği belirtilip tahsilat belgesi ibraz edildiği, ibraz edilen tahsilat belgesi altında tahsil eden olarak ... Türkiye İrtibat Bürosu kaşeli, irtibat bürosu genel müdürü ...'in isminin ve imzasının bulunduğu, davacı taraf diğer davalı ...'in davacı şirketin temsilcisi olmadığı, tahsilat yapma yetkisinin olmadığı ve davalı tarafça yapıldığı iddia edilen ödemenin yapılmadığı beyan edilmiş, bu durumda, davaya konu 7 adet fatura bedelinin ödendiğinin ispat yükümlülüğü davalı ....Şirketine aittir.
Yargıtay 11 HD.nin 29.05.2025 tarih ve 2024/3496 Esas - 2025/3849 Karar sayılı ''onama'' ilamına konu İstanbul BAM 43 Hukuk Dairesinin 28.02.2024 tarih ve 2021/1377 Esas - 2024/295 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, davalı ...'in davacı şirketin ticari mümessili veya vekili olmadığı gibi davacı şirket adına çek düzenleme, ciro etme ve para tahsil etme yetkisi bulunmadığı,yine Yargıtay 11 HD.nin 29.03.2021 tarih ve 2020/7905 Esas 2021/3031 Karar sayılı ''onama'' ilamına konu İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin16.06.2016 tarih ve 2014/1118 Esas -2016/545 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere davalı ...'in, davacının ...'lı çalışanı olup, ödemeleri kabul etme yetkisi bulunmadığı tespit edilmiş olmakla, davalı ....Şirketinin ödeme iddiasını ispat edemediğine yönelik mahkeme tespiti dosya kapsamına, usul ve yasaya uygundur.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde mahkemenin kabul ve gerekçesine göre asıl ve birleşen davada davacı vekilinin ve asıl ve birleşen davada davalı ...Şirket vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin ve asıl ve birleşen davada davalı ...Şirket vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl ve birleşen davada davacı ile asıl ve birleşen davada davalı ....Şirketinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden asıl ve birleşen davada davacı ve asıl ve birleşen davada davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
Asıl Dava Yönünden;
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.243,38 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.310,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.932,53 TL'nin davalı ...Şirket'inden tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Birleşen Dava Yönünden;
5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 76,63 TL harcın mahsubu ile bakiye 655,37 TL'nin davalı ...Şirket'inden tahsili ile hazineye gelir kaydına,
7-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden taraflar üzerinde bırakılmasına,
8-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.