Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/30 E. 2026/979 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/30
Karar No
2026/979
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/30 Esas

KARAR NO: 2026/979

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 24/09/2025

NUMARASI: 2018/448 E. - 2025/211 K.

DAVANIN KONUSU: Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Tarafların İddia ve Savunmaları:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile .... A.Ş. arasında bir sözleşme akdedilmiş olduğunu, ... sözleşmesel yükümlülüklerini ihlal etmiş olması nedeniyle Davacı tarafından öncelikle 28.04.2004 tarihinde ihtar çekilerek ... akdi ifaya davet edilmiş olduğunu, ancak ihtarın tebliğine rağmen ... tarafından herhangi bir aksiyon alınmaması üzerinde bu kez Davacı tarafından .... Noterliğinin 05.08.2004 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşme feshedilmiş olduğunu, Fesih bildiriminin gönderilmesi üzerine ... tarafından 01.09.2004 tarihinde İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2004/729 E. sayılı dosyası ile caymaya itiraz davası açılmış olduğunu, Dava sonucunda Yerel Mahkeme tarafından "...fonogram yapımcısı firmanın albüm yapım sözleşmesine uymaması ve sözleşmede öngörülen sürelerde edimini yerine getirmemesi durumunda sanatçının, bu albüm yapım sözleşmesini tek taraflı olarak feshetmesinde hukuka aykırı bir durum söz konusu değildir. Bu nedenle de davanın reddi gerekmiştir..." gerekçesiyle feshin geçerliliğine hükmedilmiş olduğunu, Yargıtay'ın onama kararı üzerine ... tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24.10.2008 tarih ve 2008/10140 E., 2008/11805 K. sayılı karar düzeltme talebinin reddi kararı ile karar kesinleşmiş olduğunu, bu karara rağmen ... tarafından mezkür albümler birtakım mecralarda yayınlanmış ve yayınlanmaya devam edilmekte olduğunu, bu husus ileride detaylı olarak yer vereceğimiz delil tespiti dosyasına konu edilerek tespit edilmiş olduğunu, Davacı tarafından ...'in Davacının icracı sanatçı olarak komşu hak sahibi bulunduğu "..." ve "..." albümlerinin birtakım mecralarda yayınladığı tespit edilmiş olduğunu, bunun üzerine ...'e hiçbir şekilde hak sahibi olmamaları sebebiyle mezkur albümleri ve içerdikleri eserleri kullanamayacakları ihtar edilmiş olduğunu, ihtarnamenin 11.04.2017 tarihinde tebellüğ edilmiş olmasına rağmen ... tarafından internet mecraları üzerinden tespite konu albümler halen yayınlandığını, bu husus ileride detaylı olarak yer verecekleri delil tespiti dosyasına konu edilerek tespit edilmiş olduğunu, İhtarnameye herhangi bir cevap verilmemesi üzerine bu kez de cayma hakkını konu alan ihtarname keşide edilmiş olduğunu, ... tarafından mezkur ihtarname üzerine İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/603 E. sayılı dosyası ile caymaya itiraz edilmiş olduğunu, bu dosya kapsamında ... tarafından davaya konu eserlerle herhangi bir ilgilerinin bulunmadığı iddia edilmiş olduğunu, Mahkemece "...caymaya itiraz davasının kabulü ile, hak sahibi olmayan davacılar aleyhine "yapılan caymanın geçersiz olduğunun tespitine..." karar verilmiş olduğunu, ...'in davaya konu albümler ve eserlerle ilgili hak sahibi olmadığı Mahkemece de karar altına alınmış olduğunu, Davalıların davaya konu eserleri haksız yere internet mecralarında yayınladığı tarafımızca öğrenilmiş olmakla bu konuda delil tespiti hukuki yoluna başvurulmuş olduğunu, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/185 D. İş, 2018/189 K. sayılı dosyasında yer alan bilirkişi raporu ile haksız yayınlar tespit edilmiş olduğunu, Davalılar ... ile ...'in yönetim kurulu üyeleri arasında aynı kişiler bulunmakta olduğunu, Görüleceği üzere ayrı tüzel kişilikler söz konusu olsa dahi her üç davalı şirketin dahi ortak ve yöneticilerinin Cengiz Erdem ve Deniz Erdem olmaları ve her üç şirketin de adresinin aynı olduğu hususları da göz önüne alındığında davalıların birbirlerinden ve haksız yayınlardan haberdar oldukları, aralarında organik bir bağ olduğu hususu izahtan vareste olduğunu, Davacının icracı sanatçı olarak FSEK m.80/1-A,(2) hükmü doğrultusunda "...icranın tespit edilmesine, bu tespitin çoğaltılmasına, satılmasına, dağıtılmasına ve ödünç verilmesine, işaret, ses, ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine ve temsiline izin verme veya yasaklama hususunda münhasıran hak sahibidir." bunun yanında yine FSEK m.80 kapsamında Davacı icracı sanatçı olarak eser sahipleri gibi tecavüzün ref'i, tecavüzün men'i ve tazminat davası açma hakkına sahip olduğunu, sunulan sebeplerle, belirsiz alacak davası yoluyla FSEK m.68 hükmü uyarınca ref bedelinin (telif tazminatı) ve m.70/3 hükmü uyarınca tecavüz nedeniyle temin edilen karın ihlal tarihinden itibaren hesaplanacak ticari reeskont faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davalı Şirketin, dava konusu albümlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcı olduğunu ve bu albümlere ilişkin Eser İşletme Belgeleri de Kültür Bakanlığı tarafından Davalı Şirket adına kayıt ve tescil edilmiş olduğunu, Davalı Şirket'in albümlere ilişkin hak sahibi olduğu Kültür Bakanlığına yazılacak müzekkere ile de ortaya çıkacak olduğunu, Davalı taraf, dava dilekçesinde Davalı Şirket ile yapmış olduğu sözleşmeden cayma bildirimi gönderdiğini, caymaya itiraz davasında ise Mahkemenin sözleşmenin feshine karar verdiği beyan edilmiş olduğunu, bahsi geçen Mahkeme Kararı dava dilekçesinin eki olarak taraflarına tebliğ olmadığından, bu hususta beyan ve itiraz haklarını saklı tuttukarını, böyle bir mahkeme kararına ilişkin bilgilerinin olmadığını,

Nitekim bu yönde bir kesinleşmiş mahkeme kararı bulunması halinde, bu karara ilişkin işlem yapılması, davalı şirkete bilgi verilmesi gerekmekte olduğunu, Ancak davacı taraf kendi iddialarında da belirttikleri üzere 2004 yılında açmış olduklarını ve 2008 yılında kesinleştiğini iddia ettikleri mahkeme kararına ilişkin hukuki işlem yapmak için 10 sene beklemişler, ki bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olacağı da açıkça görülmekte olduğunu, Nitekim bu hususta zamanaşımı itirazında bulunduğumuzu da ayrıca belirtmek gerekmekte olduğunu, Davacının üyesi bulunduğu müzik yorumcuları meslek birliğine vermiş olduğu yetki belgesi ile icracı olarak tüm mali haklarının takip ve tahsil yetkisini ilgili meslek birliğine devrettiğini, uzun yıllardır dijital hakların takibinden doğan gelirlerinin tümünü de söz konusu meslek birliğinden tahsil ettiği açık olduğunu, zaten tahsil etmiş olduğu telif bedellerine ilişkin uzun yıllar sonra tekrar telif talep etmesi hukuka aykırı olup, dürüstlük ve iyi niyet kuralları ile çelişmekte olduğunu, bu konuda ilgili müzik yorumcuları meslek birliğine yazılacak müzekkere ile davacının yetki belgesi ve tahsil ettiği telif bedellerinin sorulması gerekmekte olduğunu, Dava dilekçesinde iddia edildiği üzere, sözleşmenin feshine karar verilmiş olması halinde, davacı tarafın cayma beyanında bulunması mümkün olamazdı ancak davacı taraf 2017 yılında dahi sözleşmenin geçerli olduğunu, cayma beyanı ile zımnen kabul etmiş ve davalı şirketin hak sahibi olduğunu da ikrar etmiş durumda olduğunu, Nitekim İstanbul 2. FSHHM 2017/603E. Sayılı caymaya itiraz davasında Mahkeme "Dosyaya gelen Kültür Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü yazı cevabından dava konusu ... ve ... isimli eserleri davalı şirket adına kayıtlı olduğu" hususunun da tespit edilerek karara bağlandığı açıkça görülmekte olduğunu, Yine söz konusu davanın 3 nolu celsesinde davacı da "...dışarıdan aldığımız duyum üzerine Avrupa Mi ıpa'ya ait hakları ...'e gönderdik." diyerek davalı şirketin hak sahibi olduğunu bir kez daha ikrar etmekte olduğunu, bu nedenle davalı şirket aleyhine açmış olduğu davanın reddini talep etmiştir.

Davalı “... ... Şti ile ... AŞ” vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalı şirketlere .... Noterliğinin 23.08.2017 tarih ve ......yevmiye nolu ihtarnamesi ile CAYMA ihbarında bulunulmuş olduğunu, devamında tarafımızca FSEK 58. Maddede yazılı süre içerisinde İstanbul (2.) Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/603 Esas sayılı dosyasından davacıya karşı Cayma İtiraz Davası açılmış olduğunu, söz konusu davada Yerel Mahkeme tarafından verilen 22.05.2018 tarihli karar ile caymaya itiraz davamızın kabulü ile hak sahibi olmayan davacılar aleyhine yapılan caymanın geçersiz olduğunun tespitine karar verilmiş olduğunu,

Davacı taraf ile davalı şirketler arasında işbu dava konusu eserlerle alakalı olarak İstanbul (2.) Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/603 E. 2018/ 139 K sayılı dosyasından görülmekte olan (derdest) bir caymaya itiraz davası bulunduğunu, dolayısı ile derdestlik itirazlarının olduğunu, Yukarıda işaret edilen İstanbul (2.) Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/603 Esas sayılı dosyasından verilen karar dilekçe ekinde Sayın Mahkemeye sunulmakta olduğunu, Bu kararın gerekçesinde; dosyaya gelen Kültür Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü yazı cevabından dava konusu ... ve ... isimli eserlerin ... ...A.Ş adına kayıtlı olduğu herhangi bir devrin yapılmadığı, toplanan deliller ışığında davaya konu iki eserin davacı yan ile ilgisinin bulunmadığı, bu nedenle cayma hakkının doğru bir şekilde kullanılmamış olduğu" na karar verilmiş olduğunu, Dolayısı ile dava konusu ... ve ... isimli albümlerin davalı şirketlerle ilgisinin olmadığı hususunun; Kültür Bakanlığı kayıtları, İstanbul (2.) Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/603 Esas sayılı dosyası (bu dosyanın davalısı ve Vekili ile huzurdaki davanın davacısı ve Vekili aynı kişidir) açık olmasına rağmen huzurdaki davada davalı olarak gösterilmiş olmasına itiraz ediyoruz. HUSUMET İTİRAZIMIZ olduğunu, Dava dilekçesinde davalı ... tarafından haksız kullanımlar olduğu ifade edilmiş olsa da ..., ..., itunes, ..., google play gibi bahsi geçen platformların tamamı herkesin içerik yükleyebileceği platformlar olduğunu, Davacının dava dilekçesinin ... numaralı bendinde ... ile ... arasındaki ilişki başlığı altında; bu şirketlerin ortaklarının aynı kişiler olduğu dolayısı ile şirketler arasında organik bağ olduğu şeklindeki iddialarının hukuki temelinin olmadığı açık olduğunu, Zira Türk Ticaret Kanunu ve diğer yasal mevzuat gereğince şirketlerin her biri kendi başlarına tüzel kişilik sahibi olduğunu, Ortaklarının yada yöneticilerinin aynı yada benzer kişiler olması tek bir şirket gibi değerlendirmeleri sonucunu doğurmaz olduğunu, Bu iddia mesnetsiz ve yasal dayanağı olmayan bir ifade olduğunu, Ayrıca; davacı tarafın taleplerinin zaman aşımına uğramış olduğunu, İcracı Sanatçı olarak hakedişlerini üyesi bulunduğu ve yetkilendirdiği ... Meslek Birliğinden tahsil ettiğini, bu albümlerle ilgili almış olduğu ödemelerin ilgili Meslek Birliğinden sorulması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "1-İkame edilen davanın davalılardan...Limited Şirketi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,

2-Diğer davalılara husumet tevcihinde isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla diğer davalılar yönünden ikame edilen davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile;

FSEK 68.madde kapsamında 90.000,00 TL telif tazminatı alacağının davalılardan ... ...A.Ş yönünden 11/09/2015, diğer davalı ... ... Anonim Şirketi yönünden 05/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla tazminat isteminin reddine,

-FSEK 70/3 maddesine dayalı talebin reddine," karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davalı ... ...A.Ş. vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davacının maddi tazminat talebini hiçbir delile dayandırmadan ve dürüstlük kuralına aykırı şekilde açtığını, buna rağmen mahkemenin davayı kısmen kabul ederek tazminata hükmettiğini, davacının yıllardır meslek birlikleri aracılığıyla telif tahsilatı yapmasına rağmen müvekkilin hak sahipliğine itiraz etmemesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, mahkemenin bu itirazı sadece aktif husumet yönünden incelediğini, müvekkilin ...’e yüksek telifler ödediğini ve Kültür Bakanlığı yazılarıyla ...’in dijital hak takibi yaparak milyonlarca lira gelir elde ettiğinin sabit olduğunu, ...’in üyeleri adına üçüncü kişilerle lisans sözleşmesi yapma yetkisinin bulunduğunu ve bu durumun Bakanlık görüşleriyle kanıtlandığını, bilirkişi raporlarında müvekkilin fonogram yapımcısı olduğunun tespit edilmesine rağmen mahkemenin hatalı şekilde cayma hakkından bahsettiğini, 2001 yılındaki yasa değişikliğinin yeni bir hak ihdas etmediğini, eğer yeni bir hak kabul edilecekse icracı sanatçının da izin alma yükümlülüğünün bulunduğunun incelenmediğini, davacının maddi tazminata esas hiçbir delil sunmadığını ve usule aykırı şekilde hesaplama yapıldığını, FSEK madde 68 uyarınca yapılan hesaplamanın sektör rayicine veya emsal sözleşmelere uygun olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ... .... Şti. ile .... A.Ş. vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davacının müvekkil şirketin dijital paylaşımlarından gelir elde etmediğini, bu paylaşımların sadece kullanıcı kanalı üzerinden yapıldığını ve asıl lisans sahibinin ... Müzik olarak gösterildiğini, dolayısıyla müvekkilin taraf sıfatı ve sorumluluğu bulunmadığını, şirketler arasındaki organik bağın müteselsil sorumluluk için yeterli olmadığını, mahkemenin tüzel kişilik perdesinin aralanması şartları oluşmadan hüküm kurduğunu, müvekkilin ... meslek birliği ile lisans sözleşmeleri imzaladığını ve bu sözleşmelerin dayanağı olan yetki belgelerinin Kültür Bakanlığı verilerine göre üçüncü kişilere lisans verme hakkını da kapsadığını, davacının yıllarca bu telifleri tahsil etmesine rağmen dava açmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ...'in her yıl milyonlarca lira dijital telif topladığının Bakanlık teftiş raporlarıyla sabit olduğunu, ilk derece mahkemesinin meslek birliğinin çelişkili beyanlarına itibar ederek hata yaptığını, yedi yıl süren yargılama boyunca davacının tazminat talebini ispatlayacak hiçbir delil sunamadığını, usul kuralları ve adil yargılanma hakkı ihlal edilerek yabancı platformlara sonuçsuz müzekkereler yazıldığını, ispatlanamayan iddialar üzerinden sektör rayici hesabı yapılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak müvekkili yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ... ile ... şirketleri arasında organik bağ olduğunu, ortaklarının ve adreslerinin aynı olması nedeniyle müvekkil ... Limited Şirketi'nin de ihlallerden sorumlu tutulması gerektiğini, yerel mahkemenin sadece davalı şirketin beyanına dayanarak müvekkili hakkında pasif husumet yokluğu kararı vermesinin hatalı olduğunu, mahkemenin bilişim ve müzik uzmanlarından oluşan bir heyet atamasına rağmen dijital platformlardaki dinlenme oranlarını ve gerçek gelirleri tam olarak araştırmadığını, kendilerinin mahkemeye sunduğu emsal gelir verilerinin ve dijital dağıtıcı firmalardan rapor istenmesi taleplerinin görmezden gelindiğini, bilirkişi raporunun sadece davalı şirketin muhasebecisinin verdiği yetersiz ve taraflı listelere dayanarak çok düşük bir bedel hesapladığını, bilirkişilerin ... ve diğer mecralardaki istatistikleri detaylıca inceleyip gerçek rayiç bedeli bulması gerektiğini, mahkemenin FSEK 68 ve 70/3 maddeleri arasındaki ayrımı karıştırarak hangisi daha yüksekse ona hükmetmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verdiğini, geçmişe dönük izlenme sayılarına ulaşılamayacağı yönündeki gerekçelerin asılsız olduğunu, kabulü mümkün olmayan hukuka aykırı gerekçelerle hiçbir şekilde kabulü ve hüküm kurmaya elverişli olmayan rapor doğrultusunda hüküm kurulduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak daha yüksek tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin kararında ... kanalının davalı şirkete ait olduğunun ikrar edildiğini ve gelirlerin ... şirketine gitmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, her iki şirketin müteselsilen sorumlu tutulmasının yerinde olduğunu, davalı şirketlerin yöneticilerinin ve adreslerinin aynı olmasının organik bağı ve sorumluluğu kanıtladığını, ...'e yetki belgesi verilmiş olmasının davacıdan izin alma zorunluluğunu ortadan kaldırmadığını ve Kültür Bakanlığı yazılarının sadece görüş niteliğinde olup mahkemeyi bağlamadığını, 2001 yılındaki yasa değişikliğiyle dijital iletim hakkının yeni bir hak olarak ihdas edildiğini ve mevcut muvafakatnamelerin bu hakkı kapsamadığını, davacının geçmişte kullandığı cayma hakkının mahkeme kararıyla kesinleştiğini ve bu tarihten sonra hakların davacıya geri döndüğünü, davalı tarafın hak sahibi olmadığı halde müvekkili yıldırmak için yeni davalar açarak dürüstlük kuralını asıl kendisinin ihlal ettiğini belirterek davalıların istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ... .... Şti. ile .... A.Ş. Vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı, davasını hatalı açtığını örtbas etmek amacıyla hiçbir geçerli gerekçe sunmadan yalnızca ortak yöneticilerin varlığı sebebiyle müvekkil ...Ltd.’nin de sorumlu tutulması gerektiğini iddia etmiş ise de, somut olayda tüzel kişilik perdesinin aralanması veya müteselsil sorumluluk şartlarının oluşmadığını, müvekkil şirketler arasında organik bağ bulunsa dahi bunun tek başına sorumluluk doğurmayacağını ve ...Ltd.’nin dava konusu hiçbir eylemi bulunmadığının bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, şirketin sadece bir konser organizasyon firması olup yapımcılık veya dijital dağıtım faaliyeti ile ilgisinin bulunmadığını, bu sebeple ilk derece mahkemesinin pasif husumet yokluğu nedeniyle verdiği ret kararının yerinde olduğunu, öte yandan davacının mali taleplerini ispatlayacak hiçbir delil sunmamasına rağmen bilirkişilerin eksik inceleme yaptığına dair iddialarının abesle iştigal olduğunu, mahkemenin delil yokluğuna rağmen dijital platformlara müzekkereler yazarak ve ticari defterleri inceleterek davacı lehine tazminat hesaplattığını, ayrıca davacının dijital umuma iletim gelirlerini zaten yıllardır ... aracılığıyla tahsil ettiğini, müvekkilin meslek birliğine yaptığı ödemelerin bu kullanımları kapsadığını ve mahkeme eliyle yeniden tazminata hükmedilmesinin tahsilde tekerrüre yol açarak dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini belirterek, davacının istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının müvekkili lehine sunulan itirazlar doğrultusunda kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe ve Sonuç:

Dava; davacının icracı sanatçı olarak komşu hak sahibi olduğu “...” ve “...” albümlerinin davalılar tarafından dijital platformlarda izinsiz yayımlandığı iddiasına dayalı olarak FSEK m.68 kapsamında telif tazminatı ve FSEK m.70/3 kapsamında elde edilen kazancın tahsili istemine ilişkindir.

Davacı ... vekili; ... ile yapılan albüm yapım sözleşmesinin ...’nın edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle 2004 yılında haklı olarak feshedildiğini, bu hususun İstanbul 2. FSHHM’nin 2004/729 E. sayılı dosyasında kesinleşen kararla kabul edildiğini, buna rağmen albümlerin yıllarca dijital platformlarda yayımlanmaya devam ettiğini, ...’e gönderilen ihtarnamelere rağmen kullanımın sürdüğünü, ...’in açtığı caymaya itiraz davasında ise mahkemece ...’in hak sahibi olmadığının da ortaya konduğunu ileri sürerek FSEK m.68 uyarınca rayiç bedelin üç katı telif tazminatı ile FSEK m.70/3 kapsamında davalıların elde ettiği kazanç olmak üzere 10.000,00 TLnin tahsilini talep etmiştir.

Dava belirsiz alacak davası olarak açılmış davacı vekilinin 25.06.2025 tarihli talep arttırım dilekçesi ile davaya konu taleplerini bedel arttırım suretiyle bu aşamada 90.000,00 TL'ye artırdıklarını, beyan etmiş, daha sonra sunduğu 22/09/2025 tarihli dilekçe ile, davaya konu talebini bedel arttırım suretiyle bu aşamada 126.673,99-TL'ye arttırdığını, 126.673,99-TL- 10.000-TL =116.673,99-TL üzerinden harcı ikmal ettiğini beyan etmiştir.

Davalı ... vekili; albümlerin ilk yapımcısının kendileri olduğunu, eser işletme belgelerinin kendi adlarına kayıtlı bulunduğunu, davacının yıllarca işlem yapmayarak hakkını kullanmadığını, zamanaşımı bulunduğunu, ayrıca davacının ...’e yetki verdiğini ve dijital telif gelirlerini tahsil ettiğini savunmuştur.

Davalı ... şirketleri vekili ise; davaya konu albümlerle ilgilerinin bulunmadığını, platformlara herkesin içerik yükleyebildiğini, şirketler arasında organik bağ kurulamayacağını, ayrıca İstanbul 2. FSHHM’nin 2017/603 E. sayılı dosyasındaki caymaya itiraz davası nedeniyle derdestlik bulunduğunu ileri sürmüş; husumet ve zamanaşımı itirazında bulunmuştur.

Mahkemece , ... .... Şti. yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, ... ile ... Yapım Prodüksiyon Yayıncılık A.Ş. yönünden davanın kısmen kabulü ile FSEK m.68 kapsamında 90.000 TL telif tazminatının müştereken ve müteselsilen tahsiline, FSEK m.70/3 kapsamındaki istemin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, davalı ... ve davalı ... .. A.Ş. Vekilleri istinaf talep etmiştir.

Her ne kadar davalı yan istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasını talep etmiş ise de, dosya kapsamına göre duruşma açılmadan karar verilebileceği anlaşılmakla bu talep yerinde görülmemiştir.

Uyuşmazlık; davacı icracı sanatçının, dava konusu “...” ve “...” albümlerine ilişkin dijital umuma iletim ve dijital kullanım haklarının davalılara geçip geçmediği, davalıların dijital platformlardaki kullanımlarının FSEK kapsamında bağlantılı hak ihlali teşkil edip etmediği, davacının önceki sözleşmeden cayma/fesih iradesinin dijital kullanım haklarını da ortadan kaldırıp kaldırmadığı, ...’e verilen yetki belgeleri ile davalı yapımcı şirketlerin dijital kullanım yetkisi elde edip etmediği, davacının uzun süre sessiz kalmasının TMK m.2 kapsamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı, davalı ... şirketleri yönünden pasif husumet koşullarının bulunup bulunmadığı, FSEK m.68 kapsamında rayiç bedelin üç katı tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı ile FSEK m.70/3 kapsamında davalıların elde ettiği kazancın miktarının ve buna göre hükmedilecek tazminatın doğru belirlenip belirlenmediği noktalarında toplanmaktadır.

Dosyada çok sayıda bilirkişi raporu mevcut ise de raporların yetersiz ve çelişki içermesi nedeniyle mahkemece , yeni ve 5 kişilik uzman heyetten rapor alınması kararı verilmiş , ara kara gereği FSEK uzmanı, müzik sektörü bilirkişisi, fonogram yapımcısı sektör bilirkişisi,mali müşavir ve bilişim uzmanından oluşan heyet tarafından düzenlenen 18.04.2025 tarihli raporun ayrıntılı ve denetime elverişli gerekçeli olduğu görülmekle hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

18.04.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı tarafça daha önce İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2018/185 D. İş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespiti raporu da dikkate alınarak inceleme yapıldığı, “...” albümünde yer alan “..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...” ile “...” albümünde yer alan “..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...” isimli eserlerin ..., ..., ..., ..., ..., ...ve ... isimli dijital platformlarda güncel olarak yayında olduğunun tespit edildiği, ..., ... ve ... platformlarında eserlerin “... ...” isimli kullanıcı/kanal üzerinden, ...ve ... platformlarında ise “... ...” ve “...” isimli kullanıcı/kanallar üzerinden yayımlandığının belirlendiği, davacı ...’in dava konusu albümlerde yalnız icracı sanatçı sıfatıyla bağlantılı hak sahibi olduğu, fonogram yapımcısının ise ... ...A.Ş. olduğu, davacının 23.06.1992 ve 11.10.1994 tarihlerinde noter muvafakatnameleri ile icracı haklarını ...’ya verdiğinin görüldüğü, davacının ... üyesi olduğu, 2015-2019 yılları arasında dava konusu albümlere ilişkin televizyon, radyo, umumi mahal ve dijital alan gelirlerinden ödemeler aldığı, ancak 2016 yılında yapılan 447,24 TL ödeme dışında ... tarafından ...’e yorumcu hakkı ödemesi yapılmadığının görüldüğü , mali inceleme kısmında ise; daha önce alınan 25.05.2022 tarihli bilirkişi heyet raporu ile 10.08.2021 tarihli ek rapora atıf yapılarak, davalı ... ile davalı ...’in 21.10.2008 tarihinden itibaren dava konusu albümlerin dijital satışlarından toplam 36.653,49 TL gelir elde ettiğinin bildirildiği, bunun 22.891,73 TL’sinin “...”, 13.761,76 TL’sinin ise “...” albümünden kaynaklandığının belirtildiği, ancak dijital satışların ticari evraklarla tam olarak teyit edilemediği, FSEK m.68 kapsamında davacının talep edebileceği bedelin önceki raporlarda 30.000 TL olarak değerlendirildiğini, üç katına hükmedilip hükmedilmeyeceği hususunun mahkemenin takdirinde olduğunu, FSEK m.70/3 kapsamında ise dijital gelirlerin yaklaşık 36.653,49 TL olarak hesaplandığı davacı tarafından cayma hakkı kullanıldıktan sonra yapılan dijital kullanımlara ilişkin FSEK m.48-52 hükümlerine uygun geçerli bir sözleşme bulunmadığı, cayma olmasa dahi internet/dijital ortam kullanımına ilişkin açık bir hak devrinin mevcut olmadığı, bu nedenle dijital kullanımların hukuka aykırı olduğu , “... ...” ve “...” isimli dijital kanalların davalılara ait olup olmadığı ile davalı şirketler arasında organik bağ bulunup bulunmadığı hususlarının takdirinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.

Öncelikle usule ilişkin istinaf sebepleri değerlendirildiğinde; davacı tarafça pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilen davalı ... .... Şti. ile diğer davalı şirket arasında organik bağ bulunduğu, dijital yayın faaliyetlerinin birlikte yürütüldüğü ve husumet koşullarının oluştuğu ileri sürülmüş, davalılar tarafından ise organik bağın tek başına sorumluluk doğurmayacağı, pasif husumet bulunmadığı, davacının uzun süre sessiz kalması nedeniyle TMK m.2 kapsamında hakkın kötüye kullanılması bulunduğu, davanın zamanaşımına uğradığı ve ...’e verilen yetki belgeleri nedeniyle davacının aktif husumet ehliyeti ile hukuki yararının bulunmadığı yönlerinde itirazlar ileri sürülmüştür.

Pasif husumet ve davalı şirketler arasında organik bağ iddiası yönünden yapılan değerlendirmede; davalı ... .... Şti. Bakımından dosya kapsamındaki şirket kayıtları, dijital platform içerikleri, kanal bilgileri ve taraf beyanları birlikte incelendiğinde, dava konusu dijital yayınların fiilen diğer davalı .... A.Ş. bünyesinde yürütüldüğü, pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilen şirket bakımından ise dava konusu dijital içeriklerin yüklenmesi, yönetimi, gelir tahsili veya dijital dağıtım faaliyetini yürüttüğünü gösterir somut ve yeterli delil bulunmadığı anlaşılmıştır. Şirketler arasında ortak yönetici veya organik bağ bulunması tek başına davalıların ayrı tüzel kişilik varlıklarına sahip oldukları olgusunu ortadan kaldırmayacağı gibi, somut olayda tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirir muvazaa, hakkın kötüye kullanılması, mal kaçırma veya kanuna karşı hile niteliğinde bir olgu da kanıtlanamamıştır. Bu nedenle pasif husumet yokluğu nedeniyle verilen ret kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.

Davacı tarafın aktif husumet ehliyeti ve hukuki yararına yönelik istinaf sebepleri bakımından ise; davacının icracı sanatçı sıfatıyla FSEK m.80 kapsamında bağlantılı hak sahibi olduğu, ...’e verilen yetki belgelerinin mali hak devri sonucunu doğurmadığı, meslek birliğine verilen takip ve lisans yetkisinin hak sahibinin bizzat dava açmasına engel teşkil etmeyeceği anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının eldeki davayı açmakta aktif dava ehliyeti ve hukuki yararının bulunduğu kabul edilmiştir.

Zamanaşımına ilişkin itirazlar yönünden; dava konusu dijital kullanımların dava tarihi itibarıyla devam ettiği, ihlalin süreklilik arz eden nitelikte bulunduğu , zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu dikkate alındığında mahkemece zamanaşımı definin reddedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.

Davalıların TMK m.2 kapsamında ileri sürdüğü “sessiz kalma yoluyla hak kaybı” savunması yönünden ise, her ne kadar davalılar davacının uzun yıllar ... aracılığıyla dijital gelirler tahsil ettiğini ve kullanımlara itiraz etmediğini ileri sürmüş ise de, davacının meslek birliği aracılığıyla belli dönemleri kapsayan lisanlama sözleşmeleri gereği tahsilat yapmış olması, bağlantılı hak sahibi olarak devretmediği mali hakkın izinsiz kullanıma muvafakat ettiği anlamına gelmeyeceğinden, izinsiz kullanım durumunda tazminat talep etme hakkının bulunduğu, bu hakkın kullanımının kötüniyet olarak değerlendirilemeyeceği , somut olayda temeli TMK m.2 kapsamında hakkın kötüye kullanılması olan sessiz kalma yoluyla hak kaybının koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır.

Esasa ilişkin değerlendirmede;

Fonogram hakkı, 5846 sayılı FSEK’in 80/1-B maddesinde düzenlenmiş olup, bir icra ürünü olan sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları, eser sahibi ve icracı sanatçının izniyle gerçekleştirilen tespit üzerinde bağlantılı hak sahibi sıfatını aslen iktisap ederler. Fonogram yapımcısına; kaydın çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletilmesi hususunda münhasır haklar tanınmıştır. Bununla birlikte fonogram yapımcısının bağlantılı hak sahibi olabilmesi için eser sahibinden veya icracı sanatçıdan tüm mali hakları devralması zorunlu olmayıp, icranın tespitine yönelik izin alınması yeterlidir. Bu konuda fonogram yapımcısı ile eser sahibi ve icracı sanatçı arasında halef selef ilişkisi yahut bir ortaklık bulunmamaktadır. Ancak eser sahibinin (FSEK m 20-25 ) ve bağlantılı hak sahibi olan fonogram yapımcısının (FSEKm 80/1-B) ve icracı sanatçının (FSEK m.80/1-A) mali hakları arasında sıkı bir ilişki söz konusudur. Bunlardan her birinin mali haklarını tek başına izinsiz kullanması diğerlerinin yasa gereği aslen iktisap ettikleri aynı mali hakların ihlali sonucu doğuracağından kullanımların usulüne uygun devir-muvafakat ve izne tabi olması gerekliliği söz konusudur.

Somut olayda; davacı ...’in “...” ve “...” albümlerindeki eserlerin icracı sanatçısı sıfatıyla FSEK m.80/1-A kapsamında bağlantılı hak sahibi olduğu, davalı ... ...A.Ş.’nin ise dava konusu “...” ve “...” albümlerinin ilk fonogram yapımcısı konumunda bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dosya kapsamına göre davalı ... ile davalı .... A.Ş.’nin, davacının icracı sanatçı olarak yer aldığı “...” ve “...” albümlerini “...” isimli dijital kanal başta olmak üzere ..., ..., ..., ..., ..., ...ve ... isimli dijital platformlarda güncel olarak yayında olduğu, dijital platformlarda eserlerin “... ...” isimli kullanıcı/kanal üzerinden, ...ve ... platformlarında ise “... ...” ve “...” isimli kullanıcı/kanallar üzerinden yayımlandığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporlarında davalı şirketlerin 21.10.2008-19.10.2008 tarihleri arası dava konusu albümlerin dijital kullanımlarından 36.653,49 TL gelir elde ettiği, dijital yayın faaliyetlerinin davacının ihtarlarına rağmen devam ettiği belirlenmiştir.

Her ne kadar davalı ... tarafınca yapımcı sıfatına dayanılarak dijital kullanımın hukuka uygun olduğu savunulmuş ise de; FSEK kapsamında dijital umuma iletim hakkının 2001 tarihli yasal değişiklikle getirildiği, sözleşme tarihi itibariyle mevcut olmayan eserin dijital platformlarda iletimi hakkının devredilmesi söz konusu olmadığından bu hakkın sözleşme ile davalı tarafa geçmediği dolayısıyla caymanın konusunu da teşkil etmediği , davacının kullandığı cayma hakkının somut olayda değerlendirilmesi gereken bir husus olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak tarafların müzik eserlerinde bağlantılı hak sahibi oldukları , her iki tarafın da yasal değişiklikle sonradan ihdas edilen dijital iletim hakkını ayrı ayrı aslen iktisap ettikleri ve aralarında bu hakka ilişkin devir veya muvafakat olmadığından somut uyuşmazlıkta haklarının çakıştığı,tarafların bağlantılı mali hakları arasında sıkı bir ilişki bulunduğundan dijital iletim hakkını karşılıklı olarak izin almaksızın tek başlarına kullanamayacakları, davalıların dijital platformlardaki kullanımının davacının bağlantılı mali haklarını ihlal ettiği sonucuna varılmıştır.

Eldeki davaya benzer konuda icracı sanatçı tarafından açılan davada , Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 20.10.2025 tarihli, 2025/1392 Esas ve 2025/6366 Karar sayılı ilamına konu uyuşmazlıkta; İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 20.12.2023 tarihli, 2017/270 Esas ve 2023/243 Karar sayılı dosyasında, davacı Coşkun Sabah tarafından açılan davada davalı yapımcının davacıya ait albüm ve eserleri internet ortamında dijital olarak kullandığı, taraflar arasında bu kullanıma ilişkin bir sözleşme bulunmadığı ileri sürülerek, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında mali haklara tecavüzün tespiti, tecavüzün durdurulması ve FSEK m.68 uyarınca tazminat talep edildiği, davalı tarafça davacının eserler üzerindeki mali hakları daha önce devrettiği, dijital kullanımın bu devrin kapsamında olduğu, ayrıca davacının meslek birlikleri aracılığıyla telif geliri elde ettiği savunularak davanın reddi istenmiş, ilk derece mahkemesince taraflar arasındaki sözleşmelerde dijital kullanım hakkının devredilmediği, FSEK m.51 uyarınca sonradan ortaya çıkan mali hakların eser sahibine ait olduğu, bu nedenle davalının dijital kullanımının mali haklara tecavüz teşkil ettiği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nin 09.01.2025 tarihli, 2024/437 Esas ve 2025/36 Karar sayılı kararı ile dijital iletim hakkının sözleşme kapsamında devredilmediği, davacının cayma hakkını usulüne uygun kullandığı ve davalının süresinde itiraz etmediği, meslek birliklerine verilen yetkinin mali hak devri niteliğinde olmadığı değerlendirilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay tarafından onanmasına karar verilmiştir. Görüldüğü üzere yapımcının dijital iletim hakkını tek başına icracı sanatçıdan izin almadan kullanma hakkı bulunmadığı, aksinin icracı sanatçının mali hakkını ihlal teşkil ettiği anlaşılmaktadır.

Davacı ileri sürdüğü alacak talebini FSEK m.68’e dayalı olarak rayiç bedelin üç katı şeklinde talep etmiştir. Mali hak ihlali sonuçlarının genel ref amacını taşıyan FSEK m.68/1 hükmüne göre izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir. Aynı Kanun’un 70/3. maddesinde ise hak sahibinin, tazminat dışında ayrıca tecavüz edenin elde ettiği kazancın kendisine verilmesini talep edebileceği düzenlenmiş, ancak aynı hükümde bu halde 68. madde kapsamında talep edilen bedelin indirileceği belirtilmiştir. Bu düzenleme birlikte değerlendirildiğinde; hak sahibinin aynı kullanım nedeniyle hem FSEK m.68 kapsamında rayiç bedelin üç katını hem de FSEK m.70/3 kapsamında davalının elde ettiği tüm kazancı ayrıca talep edemeyeceği açıktır.

Somut olayda mahkemece; dosya kapsamındaki deliller ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirilerek FSEK’in 68 ve 70. Maddelerindeki yasal düzenlemeye uygun olarak gerekçesi belirtilmek suretiyle FSEK 68. Maddesine dayalı olarak bilirkişilerce tespit edilen 30.000 TL rayiç bedelin üç katı olarak davacı lehine hüküm altına alınan tazminat miktarında ve bu tazminattan ihlal teşkil eden kullanımları birlikte gerçekleştiren ... ...A.Ş. ve ... A.Ş.nin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, taraf vekillerince ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde bulunmadığı ancak gerekçe düzeltilmiş olduğundan davacı vekili ile davalılar ... ...A.Ş. ve ... A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile, HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, tarafların usuli kazanılmış hakları korunarak yeniden esas hakkında;

1- Davalı ... Limited Şirketi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine ,

2-Davalılar ... ...A.Ş. ve ... A.Ş yönünden ikame edilen davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile;

-FSEK 68.madde kapsamında 90.000,00 TL telif tazminatı alacağının davalılardan ... ...A.Ş yönünden 11/09/2015, diğer davalı ... Anonim Şirketi yönünden 05/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla tazminat isteminin reddine,

-FSEK 70/3 maddesine dayalı talebin reddine, ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davacı vekili ile davalılar ... ...A.Ş. ve ... A.Ş. vekillerinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,

2- İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../09/2025 tarih, 2018/... E., 2025/... K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, Düzeltilmiş gerekçe ile;

3- Davalı ... Limited Şirketi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine,

-Davalılar ... ...A.Ş. ve ... A.Ş yönünden ikame edilen davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile;

-FSEK 68.madde kapsamında 90.000,00 TL telif tazminatı alacağının davalılardan ... ...A.Ş yönünden 11/09/2015, diğer davalı ... Anonim Şirketi yönünden 05/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla tazminat isteminin reddine,

-FSEK 70/3 maddesine dayalı talebin reddine, ayrı ayrı esastan reddine,

4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken davanın kabulüne konu değeri üzerinden alınması gereken 6.147,90 TL karar ve ilam harcının, başlangıçta peşin harç olarak alınan 170,78 TL ile 22/09/2025 tarihinde tamamlama harcı olarak yatırılan 1.992,51 TL'nin toplamı olan 2.163,29 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 3.984,61 TL karar ve ilam harcının hükmolunan tazminatta sorumlulukları tespit edilip aleyhinde karar verilen ... ...A.Ş ve ... A.Ş'den müşterek ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, bahsi geçen davalılardan alınması gerekip, alınması gereken karar ve ilam harcına mahsubu yapılan davacının peşin ve tamamlama harcı olarak yatırdığı toplam 2.163,29 TL'nin ... ...A.Ş ve ... A.Ş şirketlerinden müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,

4/b-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı, posta, müzekkere, bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 42.016,55 TL'den kabul ve ret oranları nazara alınarak 29.852,13 TL yargılama giderinin ... ...A.Ş ve ... A.Ş şirketlerinden müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

4/c-Davalı ... Anonim Şirketi tarafından yapılan 3.075,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları nazara alınarak 963,08 TL olan kısmının davacıdan alınarak bahsi geçen davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,

4/ç-Davalı ... ...A.Ş tarafından yapılan 3.075,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları nazara alınarak 963,08 TL olan kısmının davacıdan alınarak bahsi geçen davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,

4/d-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 55.000,00 TL vekalet ücretinin ... ...A.Ş ve ... A.Ş. şirketlerinden müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,

4/e-Davalı...Limited Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden harçlandırılmış dava değeri olan 126.673,99 TL üzerinden karar tarihindeki tarifenin 7/2 ve 13/1 maddeleri nazara alınarak hesaplanan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bahsi geçen davalıya verilmesine,

4/f-... ...A.Ş ve ... A.Ş. şirketleri kendilerini ayrı ayrı vekil ile temsil etmesi hasebiyle iş bu davalılar yönünden redde konu olan 36.673,99 TL (talep arttırım işlemi sonrası harçlandırılmış dava değeri olan 126.673,99 TL'den kabule konu 90.000,00 TL'nin mahsubu ile 36.673,99 TL ret değeri hesaplanmıştır) üzerinden hesaplanan 36.673,99 TL tek vekalet ücretinin davacıdan tahsili ret sebebinin bahsi geçen iki davalı için de aynı olması sebebi ile yarı yarıya olacak şekilde bahsi geçen davalılara ödenmesine, (36.673,99/2)

4/g-Her ne kadar FSEK 70/3 maddesine dayalı istemin reddine karar verilmiş ise de, alacağın dayanağı FSEK 68 ve FSEK 70/3 gösterilmiş olup, her iki maddenin aynı anda uygulanarak karar verilmesi mümkün olmadığından, mahkememizin FSEK 68. Maddesini somut olaya tatbiki sebebi ile FSEK 70/3'e dayalı istemin reddine karar verildiğinden redde konu bu istem yönünden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı vekili ile davalılar ... ...A.Ş. ve ... A.Ş. tarafça yatırılan istinaf harçlarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde kendilerine iadesine,

5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 440,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.123,10 TL'nin davalılar ... ...A.Ş ve ... A.Ş.'dan tahsiliyle davacıya verilmesine,

5/c-İstinaf yargılaması için davalı ... ...A.Ş tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 524,65 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.207,75 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalı ... ...A.Ş.'e verilmesine,

5/ç-İstinaf yargılaması için davalı ... A.Ş. tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan tahsiliyle davalı ... A.Ş.'e verilmesine,

5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/30, K. 2026/979, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-30-e-2026-979-k-d1f704cc963e