Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1293 E. 2026/1385 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1293
- Karar No
- 2026/1385
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1293 - 2026/1385 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1293 KARAR NO : 2026/1385 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/06/2021 NUMARASI : 2020/171 E. - 2021/208 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/06/2021 tarih ve 2020/171 E. - 2021/208 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, gerçek kişinin 2019/78038 sayılı "..." ibareli markasının 35. sınıfta adına tescili başvurusuna yönelik müvekkilinin itirazlarının, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalının başvurusu ile müvekkiline ait "..." ibareli markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ve müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2020-M-4868 sayılı kararının iptalini ve tescil edilmiş olması halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı gerçek kişi savunmada bulunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında tarafların markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, 6/5. maddesi anlamında davacının markasının tanınmış marka olduğunun kanıtlanamadığı ve 6/9. maddesi anlamında davalının marka tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." markalarında öne çıkan unsurun "..." harfi olduğunu, davaya konu markanın asli unsurunun da "..." ibaresi olup markadaki diğer unsurların herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, zira davacının diğer ibarelere yer vermekle birlikte" ..." ibaresini büyük harfle yazarak öne çıkardığını, öte yandan müvekkilinin markasının tanınmış marka vasfında olduğunu, müvekkilinin markaya bu tanınmışlığı yoğun tanıtım ve reklam çalışmaları kazandırdığını, davalının bu tanınmışlıktan haksız menfaat elde etme amacıyla hareket ettiğini ve bu hususun ayrıca başvurucunun kötü niyetini ortaya koyduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira taraf markaları arasındaki ortak tek unsurun "..." ibaresinden oluştuğu, bu ibarenin ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğu, davaya konu markadaki diğer unsurlar ile taraf markalarının yeterli derecede birbirinden uzaklaştığı davalının markasını tescil ettirmesi ve kullanması sonucunda haksız bir yararın sağlanması, davacı markasının itibarına zarar vermesi ya da davacı markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarının da gerçekleşme ihtimalinin söz konusu olmayacağı ve başvurunun kötü niyetle yapıldığını ortaya koyacak somut bir delilin bulunmadığı, anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/07/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.