Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/861 E. 2026/1020 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/861
Karar No
2026/1020
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/861

KARAR NO: 2026/1020

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 07/12/2023

NUMARASI: 2022/672 E. - 2023/945 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ...'nin aslen iran asıllı olduğunu, diğer davacı firmanın yetkilisi olduğunu, dava dışı şirket olan ... ....Şti adına kayıtlı olan ... plakalı aracını ....com sitesi üzerinden satışa çıkardığını, site aracılığı ile davalı firmalardan ... şirketinin yetkililerinden ...'ın abisi ...'ın yetkilisi olduğu ... firmasına 332.000,00.-TL karşılığında devrettiğini, davalı şirket Yetkilisi ...'ın kendisine ait olduğunu bildirdiği... model arabayı satın almak üzere 600.000-TL tutar üzerinden anlaştıklarını, ödemesi için senet verildiğini, ... plakalı aracı davalı ... firması üzerinden müvekkil şirket olan ...'a devrettiklerini, Aracın satışını 600.000-TL olarak anlaşıldığını, senet bedeli devir sigorta masrafları ile birlikte 753.000 TL olarak belirlediklerini, ancak piyasa değerinin artması üzerine istenilen 900.000,00.-TL araç bedelinin ödenmesini istediklerini ya da aracın iadesinin talep edildiğini, aracın ... firması üzerinden aracın devrini yaptıklarını, ancak müvekkilinden aldığı senedi iade etmediklerini, senedin İstanbul.... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz kararı alınarak işleme konulduğunu, müvekkilinin hem satın aldığı aracı iade ettiğini, hem de araç bedeli tutarında senedi ödediğini, senette davalılardan ... firmasının lehtar, ... firmasının ciranta olarak yer aldığını, davalıların iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olmalarının mümkün olmadığını, davalıların senedi kötüniyetli olarak işleme koyduklarını, müvekkillerinin davalı firmalara herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkillerinin davalı ... firmasına herhangi bir borcu olmaması sebebiyle işbu davalı yönünden borçlu olmadıklarının tespitine, yine işbu senetle kötüniyetli ciranta olan ve icra dosyasından borcu haciz baskısı altında tahsil eden ... firmasına karşı da ödenen tutarın %20 kötüniyet tazminatı ile beraber istirdatına karar verilmesini, müvekkillerinin her ikisi yönünden, davalılardan ... ..... .... Şti'ye borçlu olmadığının tespitine, müvekkillerinin ... .... ....Şti'nin başlattığı İstanbul... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına ödediği tutarların faizi ile birlikte istirdatına, müvekkillerinin haciz baskı altında haksız bir ödeme yapmış olması nedeniyle ve taşınır ve taşınmazlarına banka hesaplarına haciz konulması sebebiyle ve ticari faaliyetin durma noktasına gelmesi nedeniyle %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın beyanlarının gerçeğe aykırı olduğunu, davalı şirket ... Yetkilisi ... ile davacının araç satışı sonrasında tanıştıklarını, ... plakalı aracın devir sırasında müvekkilinin parasını ödemesine rağmen araç üzerinde bulunan hacizler nedeni ile devirin ilk başta gerçekleşmediğini, haciz kalktıktan sonra davacı ile aralarında görüştüklerini, ...'ın aracın devrini aldığını, müvekkili davalı firmaların iki kardeş firması olduğunu, yaş sebze ve meyve işi kolunda ihale ve taahhüt alanında faaliyet gösterdiklerini, daha sonra ... ile birlikte iş yaptıklarını, birlikte yapacakları iş için verdikleri sermaye için araç satışı ve nakit alış verişlerin yapıldığını, ancak yapılacak işin aksaması nedeni ile verilen paranın iadesi için yapılan görüşmeler sonrasında bakiye 247.000 TL'yi ödeyeceği konusunda müvekkiline söz verdiğini ancak ancak davacının sürekli müvekkilinden kaçtığını, başlatılan icra takibinden sonra asılsız iddialarla savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, ... ... Şirketi'nin bu davada taraf sıfatı bulunmadığını, davacıların dava dilekçesinde yer alan tüm iddialarının gerçeğe aykırı olup haksız kazanç elde etmek ve müvekkil ... ve firmasına borçlu olduğu 247.000,00 TL borcunu ödememek için bu yola başvurulduğunu, bu sebeple davanın reddini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davalıların, taraflar arasında ortaklık ilişkisinin tesis edilerek sermaye olarak konulduğunu iddia ettikleri aracın ve verilen paraların ortaklık ilişkisi çerçevesinde verildiğini ve teminat olarak alınan senedin de ...’ın alacağına karşılık ... …....Şti ne cirolandığını ispat etmesi gerekir; bu yönde bir ispat faaliyeti, ticari kayıt vb alacağı tevsik eden senet bulunmadığından, anılı senet nedeniyle davalıların borçlu bulunmadığının, senet nedeniyle yapılan ödemenin haciz tehdidi altında yapıldığının, uyuşmazlık konusu olmadığından davalı tarafta yer alan takip alacaklısı şirketlerin organik bağlarının mevcut olması, aralarında gerçek bir borç alacak ilişkisi olduğuna dair kayıt bulunmaması ve senedin eylem birliği içinde cirolandığının kabulü gerekmiş ve 1/4/2022 tarihinde ödenen 94.5671,04 nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil sorumluluk esaslarına göre tahsiline" karar verilmiştir.

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Davacı taraflarca, ... ... Limited Şirketi ile ... davalı olarak gösterilerek eldeki dava açıldığını ancak senette ... ... Şirketi'nin lehtar olduğunu ve söz konusu senedin de ciranta olan ....şirketi tarafından takibe konu edildiğini, Davacı tarafın icra takibinden kaynaklı olarak borcunu ....şirketi'ne ödediğini, menfi tespit davasının yöneltileceği kişinin .... Şirketi değil .... Şirketi'nin olduğunu ve yine icra baskısı altında ödendiği iddia edilen paranın da .... Şirketi'ne ödendiği dolayısıyla istirdat davasının muhatabının da yine bu şirket olacağını, .... Şirketi'nin bu davada taraf sıfatı bulunmadığını, borçlunun, menfi tespit davasını, kendisine karşı başvuru olanağı kalmamış kimselere karşı açamayacağını, Davanın bu şirkete yöneltilmesinde davacının hukuki yararı da bulunmadığını, açılan davanın ... yönünden husumet ve hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini,

-Taraflarınca 19.01.2023 ve 13.06.2023 tarihli celselerde, davacı gerçek kişi ile müvekkili şirket yetkilisi ... arasında gerçekleşen mesajlara ilişkin görüntü kayıtlarının delil başlangıcı olması nedeniyle tanık dinletme talebinde bulunulduğunu ancak talebin reddedildiğini, bu hususun aykırı olduğunu, müvekkili şirket yetkililerine davacı ... Hanafı atılan ve senedin silah zoruyla alındığına ilişkin dilekçe ve mesaj kayıtlarına ilişkin davacı ...'nin isticvabına dayanıldığını, bunun da kabul görmediğini,

-Davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ve... .... Şti. Yönünden istirdat talebinin reddedildiğini ancak kabul yönünden karşı vekalet ücretine hükmedilmiş olmasına rağmen, ret yönünden lehe vekalet ücretine hükmedilmediğini, ret edilen kısım için, lehe vekalet ücretinin hükmedilmesi gerektiğini,

-Davalı şirket ... ...yetkilisi ... ile davacı ....com isimli site üzerinden bir araç satışı sonrasından tanıştıklarını, bu araç ... Plakalı araç olup devir sırasında müvekkilinin parasını ödemesine rağmen araç üzerinde bulunan hacizler nedeniyle devir ilk başta gerçekleşmediğini, akabinde bu haczin kaldırılması ve devir için ... ile ... arasında iletişim devam ettiğini, ...'ın kendi şirketi adına bu aracın devrini aldığını, akabinde davacı ... ile müvekkili şirket yetkileri ... ile ... arasında sıkı bir diyalog ve arkadaşlık başladığını, davacı ... müvekkillere beraber iş yapma teklifinde bulunduğunu, ..., ... ve ...'a tır ticareti yaptığını ve Fransa'dan getirdiği tırları İran'a sattığını söylediğini, ... ve firmaları adına bu işe sermaye koymayı kabul ettiklerini, ... ve ..., ... ile yaptıkları anlaşma gereği bahsi geçen iş için 2.000.000,00 TL sermaye koymayı kabul ettiklerini, ... ilk başta kendi firması adına kayıtlı olan ... Plaka sayılı aracı davacı firmaya devrettiğini ve 153.000 TL de nakit para verdiğini, Müvekkillerinin ilk başta davacı ...'ye tam güvenemedikleri için, 753.000,00 TL bedelli senet tanzim edilip ...'den aldıklarını ( araç bedeli 600.000,00 TL olarak kabul edilmiştir) akabinde ... da anlaşma konusu olan 2.000.000,00 TL 'yi tamamlayacak şekilde parça parça nakit para verdiğini, ... tarafların anlaşması gereği normalde bu parayı senet karşılığında ...'ye teslim etmesi gerekirken zaman geçtikçe tarafların arkadaşlığı pekiştiğinden ve birbirine güvendikleri için ... sonradan senet alırız düşüncesiyle senet almadığını, ..., yabancı uyruklu olduğu için hesabına yüklü miktarda para geldiğinde sıkıntı yaşadığını ve bu parayı bankadan çekemediğini söyleyerek parayı hep elden aldığını, Davacı ... parayı aldıktan sonra ilk tır siparişini vereceğini söylemiş ve akabinde siparişi verdiğini müvekkillerine söylemiş olduğunu, daha sonra ...'nin ... ve ...'a karşı tavrı değiştiğini ve tırların tesliminde sıkıntı çıktığını söylediğini ve telefonlara cevap vermemeye başladığını, oyaladığını, ... ile ..., davacı ... ile zor da olsa bir araya geldiklerini ve 600.000,00 TL'ye devredilen araç, 1.000.000,00 TL'den geri alındığını ve bu şekilde bir kısım alacak kurtarıldığını yine ...'ın firmasının lehtar olduğu 753.000,00 TL senet ise ...'ın alacağına karşılık firması ... cirolanıp ...'a teslim edildiğini, ...'ın tüm ısrarlarına rağmen ... 247.000,00TL bakiye alacak için her hangi bir imzalı belge vermediğini ancak davacı 247.000 TL'yi ödeyeceği konusunda müvekkile söz verdiğini, ... İle ... arasında akdedilen sözleşme uyarınca bahsi geçen aracın müvekkili ... geri satıldığını ve davacı şirket araç bedelini satın aldığını açıkça kabul ettiğini, ...'nin kurgudan oluşan şikayet dilekçesi ve tehdide dayalı davayı açtığını, Mahkemece ispat açısında delillerin toplanmasına müsaade edilmediğini, haksız eylem mahiyetinde olan ( ticaret yapma vaadi ile hile yoluyla para alma) davacı eyleminin tanık dinleterek ispatı sağlanmadığını, diğer yandan taraflar arasındaki yazışmalar dikkatte dahi alınmadığını, delil başlangıcı hususuna hiç değinilmediğini ispat külfetinin davalılara geçtiği belirtilmiş ancak yemin deliline dayanmamız rağmen yemin delili hatırlatılmadığını bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı taraf davaya cevapların bu senedi aldıklarını bağlantısız bileşik ikrarda bulunarak ispat yükünü kendi üzerlerine aldıklarını, ispat yükünü üzerine alan davalıların bu ispat külfetini yerine getiremediği gibi dava konusu ilgisiz onlarca sayfa whatsapp konuşmasını istinaf dilekçesine eklediklerini, bu belgelerin hiçbirisinin sunulmasına muvafakatleri olmadığını, hepsi iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olup, davalıların istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, icra dosyasında haciz tehdidi altında ödenen paranın iadesi istemine dair istirdatı ve senet nedeniyle menfi tespit davasıdır.

Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (HGK'nun 11.10.1989 gün ve E:1989/11-373, K:472; HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları).

Davacı, istirdadını talep ettiği bedelin araç satışı nedeniyle karşı yana gönderilen para olduğunu iddia etmiş, Davalı ise araç satışı değil, beraber iş yapma düşüncesiyle karşı tarafa bir miktar para ve araba verip, karşı taraftan teminat amacıyla senet alındığını iddia etmiş olup, senedi talil etmesi nedeniyle davalının ispat yükü altında olduğu, Davalıların, taraflar arasında ortaklık ilişkisinin tesis edilerek sermaye olarak konulduğunu iddia ettikleri aracın ve verilen paraların ortaklık ilişkisi çerçevesinde verildiğini ve teminat olarak alınan senedin de ...’ın alacağına karşılık ... … ....Şti ne cirolandığını ispat etmesi gerektiği, davalı tarafça taraflar arasındaki yazışmaların delil olarak sunulduğu, ancak yazışma içeriklerinin taraflar arasındaki ortaklık ilişkisine dair açıklık getirmediği, taraflar arasında devri gerçekleşen ... plakalı araçla ilgili davalının bu aracı devir aldığını ve araç bedelinin 600.000 TL olarak sayıldığını, senedin de bunun için düzenlendiğini kabul ettiği, kalan miktar yönündeki alacaklı olduğuna dair hususların iş bu dava konusu olmadığı, yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda aykırılık bulunmadığı, davalının istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../12/2023 tarih ve 2022/... E., 2023/... K. sayılı kararına karşı davalılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 64.598,79-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 32.299,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 32.299,39-TL harcın davalılar tarafından tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davalılar 0taraflarınca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/861, K. 2026/1020, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-861-e-2026-1020-k-05f0c51c5751