Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/970 E. 2026/1122 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/970
Karar No
2026/1122
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/970 Esas

KARAR NO: 2026/1122

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 07/07/2023

NUMARASI: 2022/200 E. - 2023/206 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kurum nezdinde davalı taraf adına tescilli ...numaralı "..." ibaresinin marka olarak tescilinin kötüniyetli bir tescil olarak kabul edilmesi gerektiğini, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin zaruri olduğunu, davalı tarafından yapılan marka tescilinin kötüniyetli olduğunu, tescil edildiği günden bu yana hiçbir şekilde kullanılmayan bu markanın, tescil amacının marka tescilinin sağladığı marka korumasından yararlanmak olmadığını, işbu davaya konu marka tescilinin kötüniyetli olduğu iddiaları mahkemece kabul görmemesi durumunda ise, terditli olarak markanın iptalini talep etmenin zorunlu olduğunu, açıklanan nedenlerle, öncelikle ...tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini, mahkemece hükümsüzlük sebebinin olmadığına kanaat edilmesi ihtimalinde ise terditli olarak markanın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacının iddia ve taleplerinin reddi gerektiğini, markanın ticari değerinin söz konusu olduğunu, .../04/2017 tarihinde yapılan müvekkilinin müracaatına yayın aşamasında 31 adet marka ile ilişkili itirazda bulunulduğunu, bu itirazların tamamının reddedildiğini, müvekkilinin ambalaj, grafik ve ürün çalışmaları devam ederken Covid pandemisinin ortaya çıktığını, fiziki ticaretin durma noktasına gelmesi nedeniyle durumun normale döndüğü Mayıs 2022 tarihine kadar 2 yıl 5 ay gibi bir süre çalışmalara ara verdiğini, müvekkilinin verdiği kararla işbu marka için ürün gamını genişletmek amacıyla 14/05/2022 tarihinde... numara ile 01 ve 02 eşya grupları için müracaatta bulunduğunu, davacının kötüniyetli olarak itirazda ve tescil müracaatında bulunduğunu, davacının basiretli bir tüccar gibi davranmadığını, davacının kötüniyet iddiasının yersiz, tutarsız ve mesnetsiz olduğunu, açıklanan nedenlerle, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesin kararıyla; Somut olayda davalının münhasıran TPMK nezdinde hükümsüzlüğü talep edilen markalarından önce yapılmış marka başvurularının varlığı, yukarıda belirtildiği anlamda başkasının markalarından kötüniyetli bir şekilde faydalanmaya çalışmak, markaları gerçekte kullanma amacı taşımayıp yedeklemek gibi saiklerle tescil edildiklerini kabule yeterli görülmemiştir. Zira kötüniyet iddiasına dayanan bu iddiayı ispat külfeti altındadır. Yukarıda bahsolunan durum tek başına - başka somut delillerle desteklenmediği sürece - kötüniyet nedeniyle hükümsüzlük talebinin kabulüne yeterli olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Her ne kadar davacı bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davacının söz konusu markayı davalıdan daha önceye dayalı kullanımın olduğunda bahisle beyan sunmuşsa da, davacı yanın dava dilekçesinde SMK 6/3 maddesi kapsamında hükümsüzlüğe dayanılmadığı, mahkememizce de dava dilekçesindeki vakıa ve taleplerle bağlı olunduğu, davacının hükümsüzlük davasını münhasıran SMK 6/9 kapsamında kötü niyete dayandırdığı ve nihayet önceye dayalı gerçek hak sahipliği sebebiyle hükümsüzlük sebebinin ayrıca düzenlenmiş olması nedeniyle koşulları oluşmuşsa aynı zamanda kötü niyetli tescilin bulunduğu sonucunu doğurmayacağı hukuki kanaatiyle söz konusu itirazların kabulü cihetine gidilmemiştir. Bu nedenle davacının, davalı markasının kötüniyet nedeniyle hükümsüzlüğü talebinin reddine ,

Davalı adına kayıtlı markanın kullanılmama nedeniyle iptali talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; davalı adına kayıtlı ...tescil numaralı "..." markasının 02/07/2018 tarihinde tescil edildiği, işbu davanın 05/09/2022 tarihinde açıldığı, davalı yana ait dava konusu markanın dava tarihi itibari ile SMK 9/1 maddesi gereği marka sahibine markayı kullanma zaruretini yüklediği tescil tarihinden sonra 5 yıllık sürenin henüz dolmadığı anlaşılmakla, davacının terditli olarak kullanılmama nedeniyle iptali talebine yönelik davasının da reddine, karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi nezdinde görülen davada 16.06.2023 tarihli duruşma öncesinde bilirkişi kök raporuna karşı itirazların sunulduğunu, duruşmada mazeretlerin kabul edilmesine rağmen itirazların değerlendirilmediğini, 07.07.2023 tarihli duruşmaya davacı vekili olarak katılmadıklarını ve mazeret sunmadıklarını, davalı vekilinin mazeret dilekçesinin davayı takip etme iradesi olarak kabul edilmesinin HMK Madde 150/1 uyarınca hukuka aykırı olduğunu, davanın işlemden kaldırılması gerekirken yargılamaya devam edilmesinin usulden bozma sebebi olduğunu, davalı vekilinin mazereti kabul edilmişken sözlü yargılamaya geçilmesinin ve davalı vekiline tebligat yapılmadan karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, ...numaralı “...” ibareli markanın davalı adına tescilinin kötüniyetli olduğunu, davalının 112 adet farklı marka tescili bulunmasına rağmen bunları kullanmadığını, markanın başkalarının ticaretine engel olmak amacıyla tescil ettirildiğini, davalının pandemi nedeniyle üretime başlayamadığı iddiasının ispatlanamadığını, davalının 150'den fazla markayı tescil ettirmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kötüniyet iddiasının kabul edilmemesi halinde SMK’nın 9. maddesi uyarınca markanın beş yıl boyunca kullanılmaması nedeniyle iptalinin gerektiğini, bilirkişi raporunda eksik inceleme yapıldığını ve Yargıtay’ın kötüniyetli tescile ilişkin ilkelerinin somut olaya yanlış uygulandığını, müvekkili şirketin “...” markasını ... yılından beri dünya çapında aktif olarak kullandığını, markanın yüksek ayırt ediciliğe sahip olduğunu, davalının markayı bilerek ve kötüniyetle tescil ettirdiğini, bilirkişinin “marka tescilinde iyiniyet esastır” ilkesini hatalı yorumladığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden bozulmasını talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Davanın konusu, davalı adına tescilli ...numaralı "..." markasının kötü niyetli tescil olması sebebi ile hükümsüzlüğüne ve olmadığı takdirde terditli olarak markanın kullanılmama sebebi ile iptali davasıdır.

Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Davalı tarafından ticari defter ve belgeleri ibraz edilmediği için marka vekili tarafından düzenlenen 15/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davalı yana ait dava konusu ...kod numaralı, ... ibareli, markanın SMK 6/9 hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, konu hakkında nihai takdirin yalnızca Mahkemeye ait olduğu, Davalı yana ait dava konusu ...kod numaralı markanın kullanmama nedeni ile iptali koşullarının oluşmadığı, zira dava (ve dahi rapor) tarihi itibari ile davalı yana ait dava konusu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin geçmediği" belirtilmiştir.

Davacı vekili tarafından istinaf dilekçesinde, son duruşmaya tarafları tarafından mazeret dilekçesi gönderilmediği davanın takip edilmediği gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, mahkemece 16/06/2023 tarihinde taraf vekillerinin mazeretinin kabulüne karar verildiği, 07/07/2023 tarihli duruşmada davalı vekili tarafından mazeret dilekçesi gönderildiği ve mazeretlerine binaen yokluklarında karar verilmesinin talep edildiği bu beyanın davayı takip iradesini gösterdiğinden davacı vekilinin bu konudaki istinaf sebebi yerinde değildir.

Davacı vekili, davalı vekilinin hem mazereti kabul edilmiş, hem de davayı takip etme iradesi kabul edilmişken, HMK 186 maddeye göre, sözlü yargılamaya geçilmesi adına en azından davalı vekiline tebligat çıkartılması gerektiğini ileri sürmüş ise de davalı vekili tarafından sunulan mazeret dilekçesinde yokluklarında karar verilmesi talep edildiğinden, usul ekonomisi de gözetilmek sureti ile bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

6769 sayılı SMK'nun 6/9.maddesine göre "kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." Kötüniyetten ne anlaşılması gerektiği kanunda tanımlanmamış, Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre ise her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir hükümsüzlük sebebi olarak ortaya çıkmıştır. Temel olarak "marka hukukunda genel kabul gören anlayışa göre tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı bir şekilde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötüniyetli olarak kabul edilir.

Somut olayda, davacı tarafından davalıya ait markanın kötü niyetle tescil edildiğinden bahisle hükümsüzlüğünü talep ve dava ettiği, davacı tarafından davalıya ait 112 adet markanın yedeklendiği ve kullanılmadığı ileri sürüldüğü anlaşılmakla mahkemece davalı tarafa bu markaları kullandığına yönelik ispat hakkı tanınarak yedekleme olup olmadığı, davalının kötü niyetli olup olmadığı araştırılarak karar verilmesi gerekir iken bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmadan eksik inceleme neticesinde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;

2- Bakırköy .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../07/2023 tarih, 2022/... E. 2023/... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,

5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/970, K. 2026/1122, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-970-e-2026-1122-k-1a65b0ca0e1a