Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/964 E. 2026/1156 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/964
- Karar No
- 2026/1156
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/964 E.
KARAR NO: 2026/1156
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/04/2024
NUMARASI: 2023/204 E. - 2024/295 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan takipte, takibe dayanak bononun İstanbul, ..., ... parsel sayılı taşınmazın satışı ile ilgili olarak teminat amacıyla verildiğini, taşınmazın davalılara devrediliğini ve senedin karşılıksız kaldığını, bundan dolayı kayıtsız şartsız para borcu içermediğinden senedin kambiyo senedi vasfını taşımadığını beyanla davacının borçlu bulunmadığının tespitini ve takibin iptalini, davalılar aleyhine tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının yerinde olmadığını, öncelikle yapılan ilamsız takibin kambiyo senedine mahsus bir takip olduğunu, senedin aslının da icra dairesine sunulduğunu, senedin metninden teminat olduğunun anlaşılmadığını, teminat olarak verilen senetlerin ön yüzünde yer alan vade kısmına teminat senedidir ibaresinin yer alması gerektiğini, senet incelendiği takdirde anlaşılacağı üzere böyle bir ibarenin olmadığını, senedin teminat senedi olmadığını, davacının iddialarının yersiz olduğunu, dava konusu edilen bononun açıkça bir kambiyo senedi olduğunu, davalı tarafın dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu ekran görüntüsünü kabul etmemekle beraber, sunulan fotoğrafta dava dışı olan ve senet aslı suretinden de anlaşılan borçlu...'nun imzasının olmadığını, bu durum dahi böyle bir anlaşma yapılmış olsaydı yapılan anlaşmayı geçersiz kılacağını ortaya çıkardığını, zira senette iki borçlunun beraber imza attığını, buna bağlı bir sözde teminat şerhi düşülecekse bile mutlak surette senet aslında borçlu olarak gözükenlerin imzalarının bulunmasının icap ettiğini, davacı tarafın mahkemeyi yanıltmaya çalışarak süreci uzattığını, bunun dışında davacı tarafın dava dilekçesinde sonradan borçlu adreslerinin yazıldığı beyanında bulunarak bu şekilde kambiyo senedine mahsus takip yapıldığından bahsettiğini, bu hususa da hiçbir şekilde katılmamakla beraber böyle bir durum olsaydı dahi bu durumun kambiyo senedine mahsus haciz yoluyla takip yapmalarına mani olmayacağını, zira adresin yazılmamış olmasının kambiyo senedi vasfının niteliğinin yitirilmesine sebep olmayacağını, davacının iddialarına göre kanun maddesi uygulandığında dahi bononun kambiyo vasfının yitirilmediğinin bu şekilde ortaya çıktığını, senet aslının icraya sunulan senet olduğunu ve icrada bulunan senedin kambiyo senedi olması sebebiyle kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılabileceğini, davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacı senedin teminat senedi olduğunu ispatlamak için tanık deliline dayanmış ise de mahkemece tanık dinletme talebi reddedilmiştir. Zira HMK md. 201 uyarınca senede karşı tanıkla ispat yasağı bulunmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesi ekinde sunulan belgenin delil başlangıcı olduğunu öne sürmüş ise de; Yargıtay 6. HD’nin 2022/5323 Esas ve 2023/623 Karar sayılı ilamı ile İstanbul BAM 45. HD’nin 2020/1635 Esas ve 2023/906 Karar sayılı ilamında “imzası inkâr olunan fotokopi belge üzerinde imza incelemesi yapılamayacağı gibi yazılı delil başlangıcı da olmayacağı” şeklinde karar verilmiştir. Somut olayda da davalı alacaklıların, davacının sunduğu fotokopi belgeyi kabul etmemesi ve takip dosyasına sunulan senet aslı ile davacının sunduğu fotokopi arasında farklılık bulunması gözetilerek, davacının sunduğu fotokopi belgenin delil başlangıcı sayılamayacağı kanaatine varılmıştır.
Senet aslının üzerinde, senedin teminat senedi olduğuna dair bir şerh bulunmamaktadır. Davacının iddia ettiği üzere ilgili taşınmazın devir sözleşmesinde de teminat senedine ilişkin bir anlaşma yer almamaktadır. Dolayısıyla senedin, teminat senedi olduğunu ispat yükünün davacı üzerinde olması sebebiyle davacının bu iddiasını ispatlayamadığı ve senedin teminat senedi olmadığı kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, davacının menfi tespit iddialarının yerinde olmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir. Takip dosyası ile ilgili verilen bir tedbir kararı bulunmadığından davacı aleyhine kötü niyet tazminatına" hükmedilmemiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Takip konusu evrakın kambiyo evrakı vasfında olmadığını, Davacı senedinin imza ettiğinde üzerinde borçluların adresleri bulunmadığını, takibe konu senet üzerine borçluların adresleri sonradan yazılarak kambiyo takibi yapma imkanı elde edildiğini, Davacının borca itiraz ile takibi durdurma imkanını elinden alarak haksız tahsilatı kolaylaştırmak amaçlandığını, Davacının, davalılara herhangi bir borcu olmadığını, takip konusu senedin İstanbul, ...., ..., ... parsel sayılı taşınmazın satışı ile ilgili olarak teminat amacıyla verildiğini, söz konusu taşınmaz, davalılara devir edildiğini ve senet karşılıksız kaldığını, davalıların 30.12.2021 tarihli el yazılı ve ıslak imzalı evrakta bu durumu açıkça ikrar ettiklerini, takip konusu senet bağımsız bir borç ikrarı içermediğini ve senet üzerinde bedel kaydı (malen, nakden) olmadığını, senedin teminat amacıyla verildiğini, şart gerçekleşmiş ve takip konusu senet karşılıksız kalmış olduğunu,
-Senedin teminat amacıyla verildiğine dair bağıtlı protokol delil olarak gösterildiğini, Müvekkilinin sözü edilen protokolün aslının davalılar yedinde bulunduğunu bildiğini, dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan evrakın bu haliyle HMK'ya göre yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilmesi gerekeceğinden; bu hususta tanık olarak dinlenmesini talep ettikleri tanıkların bilgilerinin dosyaya sunulduğunu, tanıkların dinlenmesi gerektiğini,
-Senedin teminat amacıyla verildiğine ilişkin protokolün, HMK.'ya göre delil başlangıcı sayılması gerektiğini, bağıtlı protokolün yazılı bir belge olarak kabul edilmesi gerektiğini, takibe konu senedin üzerinde takibe konulmadan önce bir ekleme ve tahrifat yapıldığını, bu konuda hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadığını,
-Davalıların teminat olarak verilen senede konu taşınmazın devrinin sağlanmasına rağmen yine de senedi icra takibine konu ederek bir de senet bedelini tahsil etmeye çalıştıklarını, tapu kayıtlarının incelenmesi sonucunda, ilgili tapu müdürlüğünden, 14.12.2017 tarihli ...'e yapılan satışa, 27.01.2020 tarihli ...'den ...'a yapılan satışa, 28.09.2021 tarihli ...'tan ...'e yapılan satışa, 18.02.2022 tarihli ...'den ...'na yapılan satışa, 03.03.2022 tarihli yine ...'nca yapılan alıma ve 21.03.2022 tarihli ...'nun yaptığı son satışa ait kayıtların istenilmesi, dosyaya kazandırılması ve incelenmesi gerektiğini eksik inceleme ile verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde; takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takibin kambiyo senetlere özgü takip olduğu ve 30/11/2021 düzenleme tarihli, 15/02/2022 vade tarihli, 250.000,00 TL’lik bonoya dayandığı görülmüştür. Davacının takip dayanağı senedin borçlularından biri olduğu, diğer borçlunun dava dışı... olduğu ve davalıların senedin lehtarı olduğu anlaşılmıştır.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir.
Davacı tarafça senette borçlunun adresinin bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, borçlunun adresinin bulunmaması senedi geçersiz kılmayacağı gibi, senette düzenleme yerinin Elazığ olarak bulunması nedeniyle senedin geçerli bir senet olduğu anlaşılmıştır.
Kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.
Somut olayda, Davacı tarafça, taraflar arasında temel ilişki bulunmadığı iddiasına dayanıldığı, dava konusu senedin arsa satışı karşılığı teminat olarak davalıya verildiği iddiasında bulunulduğu, ancak davalı tarafça bu hususun kabul edilmediği, alacaklı ile borçlu arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı ancak senedin teminat senedi olduğunun yazılı olarak kanıtlanamadığı, sunulan belgenin fotokopi olması nedeniyle yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği, senet tarihi ve protokol tarihinin de aynı olmadığı, Mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve yasal gerektirici nedenlere göre, ilk derece mahkemesi kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, olay tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde hatalı bir sonuca varılmadığı anlaşıldığından, HMK.353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf incelemesi duruşma açılmadan, dosya üzerinden sonuçlandırılarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../04/2024 tarih ve 2023/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026