Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1018 E. 2026/1061 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1018
Karar No
2026/1061
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1018

KARAR NO: 2026/1061

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 01/02/2024

NUMARASI: 2022/695 E. - 2024/90 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ...'ın, malulen emekli, engelli bir ahçı olup, ... eşi olan diğer davacının ise ev hanımı olduğunu, müvekkillerinin biri engelli .... ve ... yaşında olan 2 çocuklarıyla birlikte yaşadıklarını, ... ailesinin yaklaşık 7 yıldır müvekkillerinin ikamet yeri olarak görünen ancak halihazırda davalı ve beraberindekilerce yağmalanmış olan konutta yaşamını sürdürmeye çalışan mazbut bir aile olduğunu, davalı ise önceleri müvekkillerinin oğlu ..... daha sonraki aşamada tüm aileyi tesiri altına alan ve bir suç örgütü olduğunu düşündükleri çetenin üyesi olup işledikleri suçlar sayesinde elde ettikleri haksız belgelere dayalı olarak müvekkillerinden alacağı olduğundan bahisle takip işlemi başlatan davaya konu icra takibinin alacaklısı olduğunu, müvekkillerinin uzunca bir süreden beri davalı ve beraberindeki birtakım kişiler tarafından alıkonulmak, işkence, yağmalama, tehdit, şantaj ve hakaret ile, bunlarla birlikte anılacak pek çok suçtan mağdur edildiklerini, bu kapsamda ikamet adreslerindeki bulunan konutlarının yağmalandığını, ellerinden alındığı, yaratılan korku ortamı nedeniyle evlerine uğrayamaz ve konutlarını fiilen kullanamaz olduklarını, müvekkillerinin büyük oğlu .... pilot adayı olduğunu, .... aile bütçesine yük olmamak maksadıyla ihtiyaç duyduğu bir telefonu internetten yaptığı araştırmalar sayesinde çok uygun fiyatta satın aldığını, daha sonra bu telefonun gerçek veya yan sanayi olup olmadığını anlayabilmek için akrabalarından birisinin yanında çalışan ve bu işlerden anlayan ... ... adlı kişiye gösterdiğini, ..., telefonun orijinal olduğunu anlayınca ... ücreti mukabilinde telefonu satın alabileceğini söylemiş ve satın aldığını, bu işten kendisine göre bir miktar kar elde eden ..., elde ettiği karla aynı yerden (... de bulunan ....) birkaç telefon daha alıp yine .... sattığını, .... bu alış verişten sonra, ... aynı iş yerinde çalışan ... adlı kişiye götürerek ikisi birden ... finanse edebileceklerini ve bu tarz telefonlar getirmesi halinde satın alabileceklerini söylediklerini, bir süre daha bu meyanda cereyan eden alışverişler sonrasında Oktay, ...'a genelinin kamu görevlilerinden oluştuğu ve fakat, dosyalardan anlaşıldığı kadarıyla illegal ticari işlerle iştigal ettikleri anlaşılan yakın çevresiyle görüştürdüğünü, bu kişilere de aynı yol ve yöntemlerle telefon getirmeye ikna ve icbar ettiklerini, ancak, bir süre sonra ..., verilen siparişlerin kendisinin çapını aştığından bahisle sipariş almak istemediğini söylemiş ise de, özellikle davalı ve iştirakçileri ... Bursa'ya götürmek suretiyle hukuk bürosunda ona çeşitli tehditlerde bulunarak, onu bu işe devam etmesi için zora koştuklarını, bu tehditlere boyun eğmek zorunda kalan ..., satın alabileceği ucuz telefon bulamayınca, bu defa davalı ve yukarıda adı geçen kişiler, ...'a ya telefonların normal piyasa değerindeki parayı ya da sipariş edilen miktardaki telefonları getirmesini, aksi halde başına kötü şeyler geleceğini, kendisini pilotluk okulundan attırabileceklerini ailesi ve kız arkadaşının da çeşitli yöntemlerle cezalandırılacağı yönünde tehditlerde bulunduğunu, bu sebeple korkuya kapılan ..., ne yapıp edip bahse konu kişilerin taleplerini yerine getirmeye başladığını, ancak bu defa da ticaret kendisinin aleyhine işlediğini, tapu iptali ve tescili davası İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/345 Esas numaralı dava dosyasıyla halen derdest olduğunu ayrıca, davalı ve beraberindekiler hakkında taraflarınca gerçekleştirilen şikayet neticesinde İstanbul Anadolu CBS'lığının 2022/108769 soruşturma sayılı dosyasıyla suç duyurusu yapıldığını ilaveten kamu görevlisi olan iştirakçiler hakkında disiplin yönünden gereği yapılmak üzere CİMER, MİT, İstanbul Valiliği, Bursa Valiliği, Adalet Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye Barolar Birliği ve HSK gibi kurumlara idari şikayetlerde bulunulduğunu, gerek ...'a gerek müvekkili ..... gerekse de müvekkili .... tarihsiz ve bedelsiz onlarca senet imzalattıklarını, müvekkilleri kendilerine imzalatılmak istenen senetleri imzalamayınca da davalı ve beraberindekiler müvekkili .... ile oğlu ... 11.05.2022 tarihinde eve giderken, yolda çevirmek suretiyle zorla arabaya bindirerek, ... Mahallesi ..... bir civarında bulunan .... .... adlı iş yerine götürdüklerini, olay yerine müvekkili ..... da çağırarak hazırladıkları toplam ''Bir milyon elli bin '' TL lik senetle birlikte çok sayıda bedelsiz senedi müvekkillerine zorla imzalattıklarını, hukuka uygun olarak kurulmayan sözleşmeyle bağlı olmayan borçlunun somut olaydaki gibi hukuka aykırı olarak oluşturulan belgeyle borçlu olduğu söylenemeyeceğini, bu itibarla takibin iptali, borçlunun borçlu olmadığının tespiti ve takip alacaklısına aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini icra takibinin tedbirin durdurulmasına, dava konusu icra takibinin iptali ile davacıların borçlu olmadığının tespitine, davacıların evi dahil tüm malvarlığı davalı ve beraberindekiler tarafından yağmalandığından ve ayrıca geçimini sağlamak için malul aylığından başka bir geliri olmadığından yargılama giderleri açısından dava sonunda haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek üzere HMK 334 vd. hükümleri gereği müvekkillerin adli müzeharet taleplerinin kabulüne, kötü niyetli olan davalının yüzde yirmiden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;

açılan davayı ve dava dilekçesinde öne sürülen iddiaları kabul etmediğini, kendisinin özel şirkette temizlik görevlisi olarak çalıştığını, davacıların oğlu ... ... için babasının hesabına 455.000,00 TL para gönderdiğini, dava konusu bononun bu para nedeniyle imzalayıp verildiğini, söz konusu bononun tamamen mevcut borç ilişkisi ve rıza ile düzenlenerek verildiğini, davacılar çeşitli terör örgütleri ile ilişkilendirip çeşitli şikayetler ve dava açtıklarını ancak bu şikayetler ve davaların haksız ve yersiz olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2022/695 esas, 2024/90 karar sayılı 01/02/2024 tarihli kararı ile; "Davacılar tarafından benzer iddialar ile İstanbul Anadolu CBS nezdinde suç duyurusunda bulunulmuş ve İstanbul Anadolu CBS tarafından 2022/191797 soruşturma 2022/14965 Karar sayılı dosyasından kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ve işbu karar kesinleşmiştir. Yine davalı ve dava dışı şahıslar hakkında dava dilekçesinde olaylardan mülhem Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan yapılan şikayet sonucunda İstanbul Anadolu CBS'nin 2022/108769 soruşturma sayılı dosyası üzerinden davalı ve diğer şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verilmiştir. Mahkememizce HMK'nin 203(1)/ç madde ve fıkrası ve de davalının muvafakatı gereği davacıları tarafından gösterilen tanıklardan ikisi dinlenmiştir. Dinlenen tanıkların beyanlarının senedin düzenlenme sürecine ilişkin olduğu ve aynı iddiaların CBS tarafından değerlendirildiği gibi dosyada bulunan ifade tutanakları ve özellikle aynı olaylara ilişkin aynı gün polis memurlarınca hazırlanıp taraflarca imzalanan 11/05/2022 tarih 23.10 saatli tutanağa göre olayların ve senedin deyim yerindeyse temize çekildiği, olayların ve senedin tarafların gönül rızasına bağlandığı tespit edilmiştir. Buna göre tanık beyanlarının soyut ve olayı dramatize eden beyanlar olduğu anlaşıldığından ve dinletilmesi istenen tanığın dinlenen tanığın eşi olması da gözetilerek uyuşmazlık korkutma iddiası yönünden tamamen aydınlandığından tanığın dinlenmesine gerek görülmemiştir. (HMK,241,30,198,) Böylece dava konusu senedin 6098 sayılı TBK'nin 37. maddesi hükmü uyarınca da korkutma nedeniyle düzenlediği iddiasının sübut bulmadığı anlaşılmıştır.

Davacıların bono üzerindeki imzalarını inkar etmediği anlaşılmakla, davacıların ileri sürdüğü bedelsizlik iddiasını 6100 Sayılı HMK'nin 200 ve 201. maddesine göre sadece yazılı belge / senet ile ispat etmesi gerekmektedir. Ne var ki davacılar tarafından buna ilişkin yazılı bir belge getirilmemiş, soyut bir kısım itham ve iddialar ispat vasıtası olarak kullanıldığından işbu bedelsizlik iddiasının da ispat edilemediği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Delillerin inceleme sırasına göre davacılar vekili tarafından dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığı görülmekle birlikte; davada ileri sürelen iddialar TCK'nin 148/2 ve 156/1 maddeleri gereğince suç teşkil ettiğinden (davalı olaya ilişkin soruşturmalar geçirmiştir ) davalıyı ceza soruşturma ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacağından 6100 Sayılı HMK'nin 226 (1)- c maddesi gereğince yemin delili ile ispat hakkı hatırlatılamamıştır. Binaenaleyh; davacılar tarafından usulüne uygun olarak ispat edilemeyen davanın REDDİNE" karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ve beraberindeki şahısların müvekkillerinden zorla ve haksız yollarla elde ettikleri senede dayanan icra takibine konu borcun bulunmadığının tespiti talepli olduğunu, davaya konu senedin elde ediliş yönteminin ve yaşanan olayların, illegal kazançlar için organize olmuş ve içinde yargı mensupları ile kamu görevlilerinin de bulunduğu bir yapının, henüz reşit olmayan bir çocuğu gayrimeşru emellerine alet ederek giriştikleri suça temas eden eylemleri meşrulaştırma çabasını gösteren ibretlik bir hadiseler zinciri olduğunu ifade ettiğini, süreçte adı geçen kişilerden ... ...’ın olay tarihinde 17 yaşını doldurmamış bir çocuk olduğunu, Eylül 2021’den itibaren dava dışı kamu görevlileri ve şerikleri tarafından alıkonulma, işkence, yağma, tehdit ve şantaja maruz bırakıldıklarını, yaratılan korku ortamı nedeniyle ...’teki evlerine uğrayamaz hâle geldiklerini dile getirdiğini, küçüğün, pilotaj eğitimi masrafları nedeniyle ucuz telefon araştırırken Doğubank ve İracell isimli iş yerlerinden aldığı telefonları satması üzerine bu şahısların dikkatini çektiğini; şahısların küçüğün reşit olmadığını bilerek onu gümrük kaçakçılığı işinde kurye olarak kullanmaya başladıklarını ve yüksek miktarda paralar gönderdiklerini iddia ettiğini, Yerel mahkemenin, tüm bu adli evraklara, kolluk tutanaklarına ve darp raporlarına rağmen "senede karşı senetle ispat" kuralına dayanarak davayı reddetmesinin hukuken anlaşılmaz olduğunu şahısların suçüstü operasyonunda ele geçirilen senetleri adli emanete almayıp yetkisiz şekilde şüphelilere iade eden kolluk görevlilerinin zafiyetinden yararlanan davalı ... ile ...’ın, bu belgelere sonradan tanzim ve ödeme tarihleri yazarak hukuka aykırı şekilde icra takipleri başlattıklarını belirttiğini, banka hesap hareketleri incelendiğinde davalı ile küçüğün hesabı arasındaki para transferlerinin Mart ve Nisan 2022 tarihlerinde yoğunlaştığını, açıklamalarında "borç verme", "borç ödeme" ve "telefon ücreti" yazdığını; davalının gönderdiği 130.000 TL’ye karşılık küçüğün faturalı şekilde toplam 264.396 TL değerinde telefon alıp teslim ettiğini, dolayısıyla asıl davalının müvekkillerine borçlu olduğunu iddia ettiğini, mahkemenin eksik inceleme yaptığını, tarafların senet tarihi olan 25 Ocak 2022’de bir araya gelmediklerini, müvekkili ...’ın o tarihte iş yerinde aşçıbaşı olarak çalıştığını ispatlayan belgeyi sunmalarına rağmen dikkate alınmadığını, yeminli tanıkların da borç ilişkisi olmadığını ve zorla senet imzalatıldığını beyan ettiklerini bildirdiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulünü, davalının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; İİK'nın 72. maddesine dayalı olarak icra takibine dayanak bonoya yönelik menfi tespit istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacılar vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

Dosyanın tetkikinde; İstanbul.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine konu dava konusu bononun 25/01/2022 düzenlenme tarihli, 01/02/2022 ödeme tarihli, 455.000-TL bedelli olup keşidecisinin/davacı ..., aval verenin/ davacı ... , lehtarının /davalı ... olduğu, nakden kayıtlı bonoya dayalı olarak davalı tarafından davacılar aleyhinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, davacıların bono üzerindeki imzalara bir itirazı olmayıp dayanak bononun baskı ve tehdit sonucu zorla alındığı, alacaklıya gerçekte borçlarının olmadığını ileri sürerek menfi tespit isteminde bulundukları anlaşılmıştır.

Davacılar tarafından, TBK'nın 37. maddesi kapsamında irade bozukluğu hallerinden olan korkutma sureti ile bono imzalandığı iddia edilmiş olup mahkemece HMK'nın 203(1)/ç maddesi gereğince davacı tanıklarının dinlendiği görülmüştür. Dinlenen tanık beyanlarının senedin düzenlenme sürecine ilişkin olduğu, davacının, davalı ve dava dışı şahıslar yönünden ileri sürdüğü iddialarının doğruluğunu gösterir görgüye dayalı ifadelere rastlanılmadığı gibi aynı iddiaların soruşturma dosyaları kapsamında değerlendirildiği ve dosyada bulunan ifade tutanakları ile polis memurlarınca hazırlanıp taraflarca imzalanan 11/05/2022 tarih, 23.10 saatli tutanağa göre tarafların alacak verecek meselesinden bir araya geldiklerini, zorla senet imzalama durumunun bulunmadığını, birbirlerinden şikayetçi olmadıklarını beyan ettikleri anlaşılmıştır.

Nitekim davacıların bedelsiz senede dayalı şikayeti kapsamında yürütülen İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/191797 soruşturma dosyası ile davalı ve dava dışı şahıslar hakkında dava dilekçesindeki iddialara dayalı olarak suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan yapılan şikayet kapsamında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/108769 soruşturma sayılı dosyası kapsamında kovuşturmaya yer olmadığına yönelik karar verildiği ve kesinleştiği görülmüştür. Dolayısıyla mevcut delil durumu kapsamında, davalı ve dava dışı şahıslara yönelik iddiaların ceza soruşturması kapsamında itibar edilmeyerek yerinde görülmediği de nazara alındığında hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, dava konusu senedin korkutma nedeniyle düzenlendiği iddiasının dosya kapsamında sübut bulmadığı gibi davalı tarafından ihdas nedeni talil edilmediğinden ispat külfetinin icra takibine konu bonodan dolayı borçlu olmadığını ileri süren davacı üzerinde olduğu, kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiğinin kabulünün gerektiği, borçlunun, aksi yöndeki iddiasını yazılı delil ile ispatlamasının gerektiği ancak ileri sürülen bedelsizlik iddiasının HMK'nın 200 ve 201. maddesi kapsamında senetle ispatlanamadığı anlaşılmıştır. HMK'nın 226. maddesinin 1/c bendi gereğince yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıaların yeminin konusu olamayacağından mahkemenin bu yöndeki gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, böylece dosya kapsamındaki delil durumu itibari ile bononun bedelsiz olduğunun ispata muhtaç kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca davacı ... avalist olup aval verenin borcu feri nitelikte olmayıp bağımsız bir borçtur. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile aval verenin sorumluluğu devam etmektedir. TTK’nın 702. maddesinin 2. fıkrası gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilmektedir. Dolayısıyla davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamış, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../02/2024 tarih ve 2022/... E. 2024/... K. sayılı kararına karşı, davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Davacılar adli yardımdan yararlandığından harç alınmasına yer olmadığına,

3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1018, K. 2026/1061, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1018-e-2026-1061-k-016531eee419