İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1768 E. 2026/711 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1768
- Karar No
- 2026/711
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1768 KARAR NO : 2026/711
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/05/2026 KARAR TARİHİ : 28/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu 05/05/2026 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirketin eski ortağı olduğunu, davalıların müvekkilinin payı göz ardı edilerek aralarında hisse devri gerçekleştirdiğini, şirketin en önemli gelir kaynağının ...'den kiralanan 2 adet dükkan olduğunu, kafe ve restoran amaçlı işletildiğini, müvekkilinin babası tarafından kurulan şirketin babasının vefatı üzerine kardeşi ve annesiyle birlikte şirket ortağı haline geldiğini, amca ...'ün 2014 yılından itibaren ceza sorumluluğunu da gerektirir bir kısım eylemler gerçekleştirdiğini, şirketi iflasa sürüklediğini ve bu hususta .... 3. ATM'nde ... Esas sayılı dosya ile iflas erteleme başvurusunda bulunulduğunu, diğer davalıların da 2019 yılından itibaren Metin'in eylemlerine iştirak ettiklerini ve şirketi ele geçirdiklerini, müvekkilinin ABD'den yurda döndüğünde tüm bu olaylardan haberdar olduğunu, müvekkilinin diğer ortaklardan hak arama arayışına girdiğini ve diyaloglarının sonuçsuz kaldığını, akabinde müvekkili tarafından yasal yollara başvurulduğundan beyanla anılan sebeplerle müvekkili tarafından davalıya yapılan hisse devrinin, davalıların organize hilesi ve içinde bulunulan zor durumun istismarı neticesinde tüm irade fesadı hallerinin tamamının bulunmasıyla gerçekleştiğinin tespiti ile; söz konusu hisselerin devir tarihindeki gerçek ticari değerinin (şirketin malvarlığı, ... işletme hakkı ve marka değeri dahil edilerek) tespit edilerek gerçek değer ile müvekkiline ödenen bedel arasındaki bakiye farkın, şimdilik fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla 1,000,00 TL'sinin devir tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, "ihtiyati tedbir ve kayyım talebinin kabulü ile dava konusu şirket hisselerinin tamamına, kabul edilmediği taktirde ...'in hissesine ve davalıların tüm taşınır, taşınmaz malları ile banka hesaplarına, şirketin banka hesaplarına, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına, şirket yönetimindeki usulsüzlüklerin devam etmesi hem kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğinden hem de müvekkilinin davanın kabul edilmesi durumunda alacağı hisse değer farkı alacağının tahsilini imkansızlaştırdığından şirkete yönetim kayyımı atanmasına, kabul edilmediği taktirde denetim kayyımı atanmasına, davalıların haksız eylemleri sebebiyle müvekkilin uğradığı doğrudan zararların tazmini için açılan dava ile Mahkeme uygun görürse dosyaların birleştirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; .... Şti. tüzel kişilik olduğundan davanın tarafı olmadığını ve davalı sıfatının bulunmadığını, davacının hissesini davalılardan ...'e devrettiğini, diğer davalılardan hisse değer farkı talep etmesi hukuken mümkün olmadığını, davalının hisse bedelinin gerçek değeri göstermediği iddiasi ile mahkemece değerlendirme yapılarak bakiye kısımın kendisine ödenmesini talebinin dosyada davalı sıfatını taşıyan tek kişi ... olduğundan diğer davalılar yönünden husumet itirazı bulunduğunu, davalının hiç bir baskı altında kalmaksızın 5.500.000-TL bedel karşılığında hisselerini müvekkillerinden ... a devrettiğini ve akabinde huzurdaki haksız ve hukuka aykırı davayı ikame ettiğini, beyan ediliği üzere yapılan kira kontratlarında alt kiracı yasağı bulunduğunu, şirket hisselerinin %50 sinin 2020 yılında müvekkillerine satıldığını, şirket adına kiralanmak zorunda kalınan ikinci dükkanın işletmesini almak istemeseler de müvekkillerinin ilk dükkanın işletmecisi olmaları sebebi ile ikinci sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldıklarını beyan ederek, anılan sebeplerle davalının hissesini davalılardan ...'e devrettiğinden, diğer davalılardan hisse değer farkı talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, diğer davalılar ve şirket yönünden husumet itirazı ile haksız ve hukuka aykırı açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın niteliği, davanın, davacının, eski ortağı olduğu ...'ndeki yaklaşık %30 oranındaki esas sermaye payını 03/10/2025 tarihli protokol uyarınca 5.500.000,00 TL bedelle davalı ...'e devrolunan, ancak söz konusu devrin diğer davalıların organize hilesi (TBK m. 36), fiilî hâkimiyet kurularak gerçekleştirilen baskı/korkutma (TBK m. 37) ve davacının içinde bulunduğu zor durumun istismarı (TBK m. 28) suretiyle iradesini sakatlayacak biçimde gerçekleştirildiği iddiasıyla; payın gerçek ticari değeri ile ödenen devir bedeli arasındaki bakiye farkın 6098 sayılı TBK m. 28, 36, 37 ve m. 49, 61–62 ile 6102 sayılı TTK m. 553 vd., m. 595 vd., m. 644 hükümleri uyarınca müştereken ve müteselsilen tazmini, dava konusu şirket hisseleri ile davalıların ve şirketin taşınır–taşınmaz mal varlığı ve banka hesapları üzerine geçici hukuki koruma kararı verilmesi, davalı şirkete yönetim kayyımı veya en azından denetim kayyımı atanması istemlerine ilişkindir. Somut olayda davacının hisselerini şirket hissedarlarından ...'e devrettiği, hisse devri işleminin iptali için açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, söz konusu şirket hissesinin diğer hissedarlar ile birlikte bir önceki paragrafta belirtildiği şekilde elinden alındığını ileri sümektedir. Aynı davada, davalı hissedarlar ile birlikte hasım olarak gösterilen davalı .... Şti.'nin söz konusu hisse devri işleminin tarafı olmadığı tartışmasızdır. Bir davada pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı mahkemece öncelikle ve re'sen gözetilecek hususlardandır ve şayet husumet ehliyeti yok ise dava bu sebep ile reddedilir. HMK'nun 114. maddesi uyarınca husumet-taraf ehliyeti dava şartları arasında sayılmıştır. HMK 115. maddesinde dava şartlarının yargılamasının her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Tüm bu sebeplerle davalışirkete husumet yöneltilmesinde hukuki yarar bulunmadığından davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın usulden REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL başvurma harcı ile 732,00-TL karar ve ilam harcı olmak üzere toplamda 1.464,00-TL harç bedelinin davacıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince davalı vekili lehine takdir olunan 45.000,00-₺ maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde HMK 333 maddesi uyarınca davacı tarafa iadesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda tarafların yokluğunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/09/2026
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır