Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1222 E. 2026/1270 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1222
- Karar No
- 2026/1270
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1222 Esas
KARAR NO: 2026/1270
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/04/2024
NUMARASI: 2020/9 E. - 2024/298 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; .... İcra Müdürlüğü’nün... esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine dayanak ödeme emrinin müvekkilime 30.01.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, süresi içerisinde İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak takibe konu senedin kambiyo senedi vasfına haiz olmaması nedeni ile senete şekil yönünden şikayete konu edildiğini, söz konusu senedin geçerli olması halinde dahi müvekkilinin takibe konu senetteki borcunun 50.000-TL olan kısmını ödemesi nedeni ile borcun 50.000,00-TL olan kısmı yönünden borca ve fer’ilerine ayrıca ve açıkça itiraz edildiğini, müvekkilinin hiçbir borcu ve dayanağı yokken birtakım hileler ve ikrah altında istemediği ve sorumlu olmadığı bir borcun altında bırakıldığını, davalının takibe konu bononun düzenlendiği gün müvekkilinin işyerinde muhafaza işlemi yapılacağı beyanları üzerine ayrıca düzenlenen bono için yaptığı ödemelerin esasen düzenlenen protokol gereğince tarafına, davalının alacağın temliki yoluyla kendisinin satışını gerçekleştireceği icra dosyaları ile geri döneceği umuduyla iradesi sakata uğratılarak yapıldığını, sonrasında yapılan protokol gereği davalı şirketin derdest icra dosyaları ile işlemlerine devam ettiğini ve sonucunda satışlar ile elde edilecek ücret ile ödediğinden fazlasını geri alabileceğini düşünerek kendi işyerinde yapılacak haciz işlemlerine engel olmak amacıyla iradesi sakatlandığından ödemeye devam ettiğini, müvekkilinin cebri icra tehdidi altında bir protokol ve protokole dayanak oluşturan bir bono imzaladığını belirterek davanın kabulü ile müvekkilinin davalı tarafa davaya konu icra dosyasından kaynaklı olarak borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/180 esas sayılı dosyasından görülen davanın ''Borca Kısmi İtiraz'' mahiyetinde olduğunu, davacının takibe konu edilen 350.000,00-₺'lik bonoya ilişkin 50.000,00-₺ ödeme yaptığını, bu ödemenin takibe konu edilmeyeceğinden bahisle takibin iptalini talep ettiğini, icra takibinin icra hukuk mahkemesince 50.000,00-TL açısından iptal edildiğini, karar kapsamında istinafa başvurulduğunu, davanın istinaf aşamasında olduğunu, kararın henüz kesinleşmediğini, taraflar arasında sözleşme serbestisi ve varılan mutabakat çerçevesinde protokol düzenlendiğini ve davaya konu bononun ödeme aracı olarak verildiğini yanıltma veya korkutmanın söz konusu olmadığını, bononun kambiyo vasfında olduğunu, davacıların haciz sırasında borca hiçbir itirazda bulunmadıklarını, ödeyecek güçlerinin olmadığını beyan ettiklerini belirterek davanın reddine, karşı tarafın %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesince; Somut olayda davacı taraf bedelsizlik iddiasını yazılı delil ile ispatlayamamıştır. Bunun üzerine, davacı tarafa yemin deliline dayanmış olması nedeniyle yemin teklif etme hakkı hatırlatılmıştır. Davacı taraf davalıya yemin teklifinde bulunmuş olup, yemin teklifi davalı şirket yetkilisi tarafından kabul edilerek edâ edilmiştir. Davalı şirket yetkilisi ...yeminli beyanında "İcra takibine konu adrese gittiğimizde davacı borcu kendisinin ödeyeceğini belirterek davaya konu imzaları atmıştır. Ben finans kuruluşunun risk izleme yöneticisiyim, haciz mahalline avukatlarımız gider.
Ben haciz mahallinde değildim. Finans kuruluşunun binlerce dosyası vardır. Bahsi geçen soruların detaylarına net olarak cevap vermem mümkün değildir. Şirketimiz davacıdan alacaklıdır, alacak tahsil edilmemiştir." şeklinde beyanda bulunmuş olup, açıklanan tüm bu sebeplerden dolayı ispat yükü kendisinde olan davacı tarafın davasını ispatlayamadığı anlaşılmıştır. İİK 72/4. maddesi hükmüne göre menfi tespit davasının alacaklı lehine sonuçlanması halinde davacı borçlunun tazminattan sorumlu tutulabilmesi için mahkemece verilmiş ve davacı tarafından teminatı yatırılmak suretiyle infaz edilmiş bir tedbir kararının bulunması gerekmektedir. Somut olayda olayda tedbir kararı verilmemiştir. Bu nedenle davalı lehine kötü niyet tazminatına karar verilmediğinden, Davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince bedelsizlik iddiasının yazılı delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket yetkilisinin yemin beyanının dava konusu vakıalara ilişkin bilgi ve görgüsünün bulunmaması nedeniyle hükme esas alınamayacağını, nitekim Yargıtay içtihatlarında da uyuşmazlığı çözmeye elverişli olmayan yemin beyanına itibar edilemeyeceğinin belirtildiğini, müvekkilinin alacaklı sıfatıyla takip yürüten davalı tarafça icra tehdidiyle, korkutularak ve hileyle iradesi sakatlanarak bononun imzalatıldığını, yabancı uyruklu olan ve Türkçe bilmeyen müvekkilinin tercüman olmaksızın sözleşme metnini anlamasının mümkün olmadığını, TBK’nın 37. maddesi uyarınca korkutma (ikrah) sonucu kurulan sözleşmelerin geçersiz olduğunu, davalı tarafın müvekkiline gerçeğe aykırı vaatlerde bulunarak aldatma yoluyla bonoyu imzalattığını, icra takibine konu edilen bonoya ilişkin müvekkilin davalı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin dahi mevcut olmadığını belirterek mahkemenin haksız ve hukuka aykırı kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının dava ve istinaf başvuru dilekçelerinde ileri sürdüğü hususları ispatlayamadığını, davacının haksız davasının reddine yönelik verilen mahkeme kararı yerinde olduğunu ve davacının haksız istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İstanbul 3. ATM' nin 05/03/2021 tarihli, 2021/158 esas 2021/103 karar sayılı kararı ile davanın mahkemenin 2021/158 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, Asıl dava ve birleşen davanın açılış tarihinin 03/01/2020 ve saatinin 17;59 aynı olduğu, Mahkemece önce tefrik kararı verildiği, sonra tekrar birleştirme kararı verildiği ve tek bir dava bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacılar vekili dava dilekçesi ile, .... İcra Müdürlüğü’nün... esas sayılı takibe konu senedin kambiyo senedi vasfına haiz olmaması nedeni ile senede şekil yönünden icra mahkemesine şikayete konu edildiğini, söz konusu senedin geçerli olması halinde dahi müvekkilinin takibe konu senetteki borcunun 50.000-TL olan kısmını ödemesi nedeni ile borcun 50.000,00-TL olan kısmı yönünden itiraz edildiğini, müvekkilinin hiçbir borcu ve dayanağı yokken birtakım hileler ve ikrah altında istemediği ve sorumlu olmadığı bir borcun altında bırakıldığını, davalının takibe konu bononun düzenlendiği gün müvekkilinin işyerinde muhafaza işlemi yapılacağı beyanları üzerine ayrıca düzenlenen bono için yaptığı ödemelerin esasen düzenlenen protokol gereğince tarafına, davalının alacağın temliki yoluyla kendisinin satışını gerçekleştireceği icra dosyaları ile geri döneceği umuduyla iradesi sakata uğratılarak yapıldığını, sonrasında yapılan protokol gereği davalı şirketin derdest icra dosyaları ile işlemlerine devam ettiğini ve sonucunda satışlar ile elde edilecek ücret ile ödediğinden fazlasını geri alabileceğini düşünerek kendi işyerinde yapılacak haciz işlemlerine engel olmak amacıyla iradesi sakatlandığından ödemeye devam ettiğini, müvekkilinin cebri icra tehdidi altında bir protokol ve protokole dayanak oluşturan bir bono imzaladığını belirterek davanın kabulü talep ve dava etmiştir.
İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/180 esas2019/927 karar sayılı dosyasından görülen davanın ''Borca Kısmi İtiraz'' davası olduğu icra hukuk mahkemesince 50.000,00-TL açısından takibin iptaline karar verildiği görülmüştür.
.... İcra Müdürlüğü’nün... esas sayılı dosyasında, davalı Tam Finans Faktoring Anonim Şirketi tarafından davacılar... ile ... Limited Şirketi aleyhine,350.000,00 TL bedelli bonoya istinaden toplam 306.830,14 TL., (işlemiş faiz dahil) alacağın tahsili amacı ile kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.
Takibe konu bonoda davacıların keşideci, davalı şirketin lehtar olduğu, keşide tarihinin 12/11/2018, vade tarihinin 12/12/2018 , 350.000,00 TL., bedelli olduğu anlaşılmıştır.
TBK 38 maddeye göre, Korkutulan, içinde bulunduğu durum bakımından kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı ise, korkutma gerçekleşmiş sayılır.
Bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla sözleşme yapıldığında, bu hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın, diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması hâlinde, korkutmanın varlığı kabul edilir.
Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacılar tarafından 12/11/2018 tarihli protokol ve anılan protokolde geçen 12/11/2018 tanzim tarihli, 12/12/2018 ödeme tarihli 350.000,00-₺ bedelli bononun hata ve ikrah ile iradesinin sakatlanması sureti ile imzalandığını, Türkçe bilmediğini bu nedenle geçersiz olduğunu ileri sürdüğü, davacı tarafından vekiline verilen vekaletnamenin tercümansız olarak verildiği ve vekaletnamede okudum ibaresinin elle yazılı olduğu görülmekle davacının Türkçe bilmediğine yönelik istinaf sebebi yerinde değildir.
İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası ile alacaklı tarafından dava dışı borçlu, .... Şti/ ...'a karşı icra takibi başlattığı dosyada haciz mahallinde üçüncü kişi olarak bulunmakta iken alacaklı ... A.Ş nin kendisini ikrahla ve hataya düşürerek takibe dayanak yapılan bonoyu, talimat haciz tarihinde iradesine aykırı olarak hileyle düzenlenen protokolü teminat amacıyla imzaladığını ileri sürdüğü, İstanbul .... İcra müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasında takip alacak miktarının 105.604,15 TL., olduğu, taraflar arasında, 12/11/2018 tarihinde protokol tanzim edildiği, protokolde hacze gelinmeyen İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/660 esas, 2018/663 esas sayılı icra dosyaları da katılmak sureti ile protokol tanzim edildiği ve 350.000,00 TL., bedelli bono alındığı, protokolde, ayrıca alacaklının açık dosyalardan işleme devam edeceği, mahcuzların satış işlemi sonrasında reddiyatı yapılan para protokol yapılan tarafa iade edileceğinin kararlaştırıldığı, daha sonra davalı alacaklı tarafından diğer icra dosyalarındaki hacizlerin 12/02/2018 tarihinde kaldırıldığı, protokole aykırı davrandığı, TBK 38/2 bendine göre, bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla sözleşme yapıldığında, bu hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın, diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması hâlinde, korkutmanın varlığı kabul edileceğinden somut olayda, korkutmanın gerçekleştiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekir iken reddine karar verilmesi yerinde değildir.
Tüm bu nedenlerle davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, Davanın kabulüne, Davacının .... İcra Müdürlüğü’nün... esas sayılı dosyasında icra takibine konu, davacıların keşideci, davalı şirketin lehtar olduğu, keşide tarihinin 12/11/2018, vade tarihinin 12/12/2018, 350.000,00 TL., bedelli senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, ödenen toplam 150.000,00 TL nin ödeme tarihlerinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,
2- İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../04/2024 tarih, 2020/... E., 2024/. K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3- Davanın KABULÜNE, Davacının .... İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı dosyasında icra takibine konu, davacıların keşideci, davalı şirketin lehtar olduğu, keşide tarihinin 12/11/2018, vade tarihinin 12/12/2018, 350.000,00 TL bedelli senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafça 12/11/2018 tarihinde ödenen 50.000,00 TL, 25/12/2018 tarihinde ödenen 50.000,00 TL ve 24/01/2019 tarihinde ödenen 50.000,00 TL'nın ödeme tarihlerinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 23.908,50 TL karar harcından peşin alınan 5.977,13 TL'nin mahsubu ile 17.931,37 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 5.977,13 peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı, 695,75 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 6.735,08 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine,
4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 56.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacılar tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davacılar tarafından yapılan 2.338,80 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 310,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.338,80 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/07/2026