Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1060 E. 2026/1327 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1060
- Karar No
- 2026/1327
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1060 - 2026/1327 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1060 KARAR NO : 2026/1327 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/02/2024 NUMARASI : 2022/251 E. - 2024/7 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/02/2024 tarih ve 2022/251 Esas - 2024/7 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, 2021/14971 başvuru numaralı “...” ibareli müvekkili marka başvurusunun, davalı şirket adına tescilli 86/107690 sayılı “...” ibareli markaya dayalı olarak SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca reddedildiğini, alınan kararın iptalinin gerektiğini, müvekkilinin “...” markasının 5. sınıf kapsamında hukuka ve usulüne uygun olarak tescil edilmiş bir marka olduğunu, markanın tıbbi ve ortopedik ürünlerin ticareti alanında kullanıldığını, markanın isminin formülünde yer alan magnezyum, ... ve kalsiyum bileşenlerinin kısaltmalarından oluştuğunu, davalı markası “...” ibaresinin ... kısaltılmasıyla oluşturulduğunu ve ilaç sektöründe kimsenin tekeline verilmemesi gerektiğini, “...” şeklinde tasarlanan müvekkil markasının asli unsurunun “...” kelimesi değil, ... kelimelerinden oluştuğunu, birden fazla kelime unsuru içeren markalarda sadece bir kelimenin benzer olmasının markaların benzer olduğu sonucunu doğurmayacağını, zira markaların 6769 sayılı SMK m.6/1 kapsamında ayırt edilemeyecek derecede benzer kabul edilebilmesi için tüketicide bıraktığı genel izlenimin tamamen aynı olması gerektiğini, müvekkili markanın şekil unsuru ve stilizasyon içermeyen bir marka olduğunu, davalı markasının ise daha karakteristik bir yazı ile oluşturulduğunu, bu nedenle görsel açıdan da bir benzerliğinin bulunmadığını, markaların görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzer olmadığını, davalının itirazının kötü niyetli olduğunu, davalı firmanın gerekçe olarak sunduğu bir tanınmış marka tescilinin veya müracaatının olmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-5104 sayılı kararının iptaline, müvekkil markasının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkili şirketin “...” markasının ulusal ve uluslar arası pazarda yıllardır kullanıldığını, yüksek bir bilinirlik seviyesine ulaştığını, müvekkili markasının esaslı unsuru “...” ibaresi ile davacı markasının esaslı unsuru “...” ibaresinin ayniyet derecesinde benzer olduğunu, “...” markasındaki ... ile “...” markasındaki ... vitaminlerini nitelendiren ve ayırt edici niteliği olmayan tali nitelikteki unsurlar niteliğinde bulunduğunu, davacıya ait markanın müvekkil şirket markasını birebir içerdiğini, dolayısıyla iki markanın görsel, işitsel ve kavramsal açıdan ayniyet derecesinde benzer olduğunu, tüketicilerin iki markanın üreticileri arasında idari-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılabileceklerini, bu hususların iki markanın karıştırılmasına veya davacı şirket markasının müvekkili şirketin markasının serisi olarak algılanmasına yol açabileceğini, SMK m. 6/1 koşullarının sağlandığını, müvekkili markasının SMK m. 6/5 çerçevesinde tanınmış marka olduğunu, davacının, müvekkil markasının bilinirliğinden haksız olarak yararlanacağını, müvekkili markası ile benzer bir marka altında aynı türden bir ürünü piyasaya sürmenin davacının kötü niyetini gösterdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının önceki tarihli "..." markasının esas unsuru olan “...” ibaresinin, davacının tescil için başvurduğu markası içerisinde aynen yer aldığı, markaların fonetik açıdan benzerlik gösterdiği, davalı markasındaki tali unsur olan “...” ibaresi ile davacı markasındaki “...” ve “...” ibarelerinin ayniyeti ortadan kaldırdığı, görsel, anlamsal ve fonetik benzerliğin markaların tescil kapsamındaki emtiaların 5. sınıfta yer alması hasebiyle ilgili tüketici kitlesi gözetilmek suretiyle değerlendirilmesi gerektiği, tıbbi müstahzar ve ürünlerin yöneldiği tüketici kitlesinin genellikle doktor ve eczacılar olup ürünlerin uzman tabipler gözetiminde reçete ile kullanıldığı, ilaç markalarında bir iki harf farkının dahi iltibası önleyeceği, bu kapsamda başvuru kapsamındaki 5. sınıf "tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler”, “tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler” ile “zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar” malları yönünden taraf markalarının farklılaştığı, bu mallar yönünden markalar arasında iltibas tehlikesinin doğmayacağı, dava konusu başvuru kapsamında yer alan "insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri" mallarının ilgili tüketici kitlesinin de yine belirli bir dikkat ve özene sahip olan tüketici grubunu hitap ettiği, davalı markası olan “...” ibaresinin ... takviyesi kullanım amacına sahip ve içeriğindeki etken madde olan ... atıfta bulunduğu ve kavramsal açıdan başlangıçta ayırt ediciliği düşük bir marka olarak görülmekle birlikte piyasada uzun yıllardır ... takviyesi için kullanılan ve yoğun kullanımı sonucu ayırt ediciliği niteliğini güçlendirmiş bir kelime markası haline geldiği, “...” markasının esas unsuru olan “...” ibaresinin “...” markası içerisinde aynen yer alması sebebiyle karşılaştırma konusu markaların görsel, kavramsal ve fonetik benzerlik seviyesinin oldukça yüksek olduğu, ilgili tüketici kitlesinin dikkat seviyesinin tıbbi ürünlerdeki gibi doktorlar olmayacağı, ortalamanın üstünde dikkate sahibi bir tüketici nezdinde dahi markaların birbirinin serisi olarak algılanabileceği, tüketicinin kaynakta yanılabileceği veya en azından marka sahipleri arasında idari ve ekonomik işbirliği olduğu algısının doğabileceği, davacı “...” markasının 5. sınıfa ait “bebek mamaları” emtia grubu için yapılan kıyaslamada ise yukarıda da ifade olunduğu üzere bebek mamalarının tıbbi müstahzar emtiasından oldukça farklı nitelik, kullanım amacı, ilgili tüketici kitlesine sahip olduğu, dolayısıyla m. 6/1 için aranan ön koşul olan mal ve hizmetlerin benzerliğinin oldukça düşük bulunduğu, bununla beraber bebek mamalarının ilgili tüketici kitlesi olan annelerin ürünü alırken çok daha ehemmiyetli davranacağının dikkate alınması gerektiği, bu açıdan markanın bebek mamaları yönünden bilinç düzeyi oldukça yüksek tüketici kitlesine sahip olduğu, mamalar yönünden davalı markalarının kullanımla ayırt edicilik kazanmadığı, ... ibaresinin ... ile özdeşleşme durumunun mamalar yönünden halen devam ettiği, ... ibaresinin "bebek mamaları" yönünden zayıf marka olarak nitelendirilebileceği gözetildiğinde mamalar yönünden iltibas tehlikesinin bulunmadığı gerekçesiyle 29/04/2022 tarih ve 2022-M-5104 sayılı YİDK kararının "Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler" ile "bebek mamaları" yönünden kısmen iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkiline ait markanın, ürünün formülünün bileşenlerinin kısaltmalarından meydana geldiğini, bir bütün olarak müvekkili başvurusu ile redde mesnet davalı markası arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, başvuru kapsamındaki ürünlerin alıcılarının dikkatli ve özenli kişilerden oluştuğunu, davanın bir kısım mallar yönünden reddini doğru olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, mahkeme kararının aksine dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında sadece "insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri" malları yönünden değil "tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler." malları yönünden de SMK’nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Anonim Şirketi vekili katılma yoluyla, gerek dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda gerekse de mahkeme kararında, dava konusu başvuru kapsamındaki bir kısım malların benzerliği hususunun hatalı ve eksik değerlendirildiğini, bu nedenle verilen davanın kısmen kabulü kararının hukuka aykırı olduğunu, aynı alt grupta yer alan, aynı tür emtiaların bir kısmı benzer kabul edilirken diğer bir kısmının benzer kabul edilmemesinin çelişkiye yol açtığını, davacı markasının kapsamındaki malların tamamı yönünden emtia benzerliği ve karıştırılma tehlikesi bulunduğunu, müvekkili markasının belli bir tanınırlığa sahip olduğunu, bu nedenle de mahkeme kararının yerinde bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile redde mesnet "..." ibareli marka arasında, başvuru kapsamında yer alan "Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Bebek mamaları" malları yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesine gelince; davacının 5/2. sınıf malları kapsayan "..." ibareli marka başvurusu, davalı şirketin 86/107690 sayılı "..." ibareli markasına dayalı olarak SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca reddedilmiş olup bu kararın iptali için açılan işbu davada, ilk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru, "..." ibarelidir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere başvuruda yer verilen "..." ibaresi, ürün içeriğindeki magnezyumu, "..." ibaresi ürün içeriğindeki kalsiyumu ifade etmektedir. "..." ibaresi ise ...nin kısaltılmış hali olan "..." kelimesinin telaffuzudur. "..." ve "..." kısaltmaları ile "..." ibaresi bir araya geldiğinde oluşan kelimenin bütününün ise bir anlamı bulunmamaktadır. Bununla birlikte başvurunun asli unsuru bir bütün olarak "..." ibaresidir. Redde mesnet marka ise "..." ibarelidir. Bu haliyle redde mesnet marka, içeriğindeki bileşen olan ... kısaltılmış hali olan "..." ibaresinin telaffuzunun kısaltılmasıyla oluşturulmuş kanısını uyandırmaktadır. Ancak "..." ibaresinin Türkçe'de belirli bir anlamsal karşılığı bulunmamaktadır. "..." rakamı ise ... karşılığıdır. Görüldüğü üzere taraf markaları genel olarak ürün içeriklerinin kısaltması ya da içeriklerini işaret eden harf ve rakamlardan oluşmaktadır. Bu durumda, taraf markalarını oluşturan ibarelerin ayırt edicilikleri zayıf olup markalardaki küçük değişikliklerin dahi markaları ayırt edici kılacağının kabulü gerekmektedir. Her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de ayırt ediciliği zayıf ya da tanımlayıcı ibareleri içeren markaların koruma kapsamları dar değerlendirilmelidir. Buna göre yapılan değerlendirmede, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında başvuru kapsamında yer alan malların tamamı yönünden SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak kullanılan "..." ibaresinin zayıf ayırt ediciliği nedeniyle dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, dava konusu başvurunun, tüketicilerce bir bütün olarak algılanacağı ve bu itibarla redde mesnet marka ile karıştırılmayacağı, davalı markasının piyasada uzun yıllardır "..." takviyesi olarak kullanımı nedeniyle ayırt ediciliğinin artmış olmasının da varılan sonucu değiştirmeyeceği, zira her ne kadar kullanımla markanın ayırt ediciliği artırılmış ise de yine de markayı oluşturan kelimenin anlamı gözetildiğinde bu ayırt ediciliğin çok güçlü olmadığı, dava konusu başvurunun ise bir bütün halinde redde mesnet markadan yeterince farklılaştığı kanaatine varılmış, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi yerinde görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesi de yaptırılmamış, teknik yönlerden ise dosyadaki bilirkişi raporundan faydalanışmıştır. Her ne kadar davacı tarafça, YİDK kararının iptali ile birlikte dava konusu marka başvurusunun tesciline karar verilmesi talebinde bulunulmuş ise de, 6769 sayılı SMK kapsamında mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmamaktadır. Tescil işlemi idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuçtur. Yine davacının markanın tesciline karar verilmesi istemi ayrı bir dava olarak değerlendirilemez. Bu nedenledir ki, açılan davada iki ayrı talebin olduğu ve başvurunun tescili isteminin reddedildiği gerekçesiyle davalılar lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemez. Dolayısıyla Dairemizce davacının başvurunun tesciline yönelik talebin reddine karar verilmiş, ancak bu nedenle davalılar yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Yargıtay'ın emsal uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay HGK.'nın 22.03.2017 gün ve 2017/11-78 E.-521 K.) Kabule göre de, mahkemece, dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi de doğru değildir. Zira aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal nitelikteki 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmemiştir ve düzeltilerek onanmıştır. Dairemizin kararları da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar Türk Patent ve Marka Kurumu ile ... Anonim Şirketi vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/02/2024 gün ve 2022/251 Esas - 2024/7 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile YİDK'in 29.04.2022 tarih, 2022-M-5104 sayılı kararının İPTALİNE, 4-Davacı vekilinin başvurunun tescili talebinin reddine, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Hükümlerince belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Yargıtay HGK'nin 22.03.2017 tarih, 2017/78-521 E.,K. sayılı ilamında açıklandığı üzere başvurunun tescili talebi ayrı bir dava olmadığından, bu talebin reddi nedeniyle davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.250,00-TL bilirkişi ücreti, 380,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 60,00-TL tebligat ve posta masrafından oluşan toplam 2.690,00-TL yargılama giderine, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.851,40-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 11-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 12-Davalı Kurum ve davalı Şirketten Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00'er-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılardan ayrı ayrı peşin olarak alınan 427,60'ar-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40'ar-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.