Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/912 E. 2026/957 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/912
Karar No
2026/957
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO : 2024/912

KARAR NO : 2026/957

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul ....Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 21/03/2024

NUMARASI: 2023/8 E. - 2024/90 K.

DAVANIN KONUSU: Marka Hükümsüzlüğü

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2005 yılında kurulan davacı şirketin kozmetik sektörünün kullandığı tescilli "... "... ve "..." markaları ile tanınır hale geldiği davalının kötü niyetli olarak "... ... ..." markasını tescil ettirdiği, davalı markasının tüketicilerce davacı şirkete ait marka serisinin devamı veya alt markası zannedilebileceği ileri sürerek, davalıya ait ... sayı ile tescilli markanın hükümüsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talep edilmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafların markalarının iltibas yaratmadığını, davacının markasının “...” olduğunu “... /...” ibarelerini ürün kavanoz etiketinde ve internet sayfasında açıklama kısmında kullandığını, dava dışı üçüncü kişilerin “african ...”, “... ...”, “... ...”, “... ...” gibi kullanımlarından anlaşılacağı üzere “.../...” ibarelerinin ürün çeşidini/türünü ifade ettiği ve harcıalem bir tabir olduğunu, ... sayılı marka başvurusu ilan edildiğinden davacı şirketin itiraz etmediği ve işbu davayı kötü niyetle açtığını savunularak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2023/8 esas, 2024/90 karar sayılı, 21/03/2024 tarihli kararı ile; "Somut olayda, davacı adına tescilli ... tescil numaralı ... ibareli ve...tescil numaralı ... ibareli markaların 3 ve 35. Sınıflarda tescilli olduğu, davalı adına tescilli ... tescil numaralı ... ... ... ibareli markanın 03 sınıfta tescilli olduğu, davacı taraf adına tescilli olan markaların ... olarak kullanılan ... ibaresinin zayıf marka olduğu, sektöründe saç bakım ürününü tanımlayan ibare haline geldiği, bu haliyle ayırt ediciliği düşük olduğu, davalı tarafa ait ... ... ... markasındaki ... ... ibaresinin ... anlamında ürünü tanımlayan unsur olduğu, markaya ayırt ediciliği sağlayan ibarenin ... ibaresi olduğu, bu haliyle davalı markasının davacı markaları ile karıştırılma ihtimalinin ortadan kalktığı, davalı markasının yazılış, okunuş ve anlam itibariyle davacı markalarından farklılaştığı dikkate alındığında SMK'nın 6/1. Maddesi gereği hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, davacı tarafça yine davalının markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiği iddia edilmiş ise de hem markalar arasında iltibasın oluşmadığı, hem davalının ... ibaresi ile markasına ayırt edicilik kazandırdırdığı ve yine sektörde bir çok firmanın markanın hitap ettiği müşteri kitlesinde bilinilirliği arttırmak için ... ... ya da ... ibarelerini kullandıkları ve davacı tarafça kötü niyeti ispat eder bir delil de sunulmadığı dikkate alındığında SMK'nın 6/9. Maddesi gereği hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kabul edilerek davanın REDDİNE" karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davanın reddine dair gerekçelerini hukuka aykırı olduğunu, davalının benzer ibareli markaları depolayarak tescil ettirmesinin Yargıtay içtihatları uyarınca kötü niyetin açık bir göstergesi olduğunu, davalının cevap dilekçesinde markayı kullanmadığını ikrar etmesine rağmen seri marka tescili yoluna gitmesinin ticari dürüstlükle bağdaşmadığını, markadaki "..." ibaresinin coğrafi kaynak bildiren zayıf bir unsur olduğunu ve müvekkili markasının ayırt ediciliğini gölgeleyemeyeceğini, "... ..." (...) ibaresinin kozmetik sektörü için tanımlayıcı bir terim olmadığını, aksine müvekkilinin 2014 yılından bu yana süregelen tescilli markaları ve tanıtım faaliyetleri sayesinde Türkiye pazarında bilinirlik kazandığını, bilirkişi raporunda ayırt edicilik incelemesinin markanın başvuru tarihi olan 2014 yılı yerine hatalı bir şekilde güncel internet verilerine göre yapıldığını, sektördeki diğer benzer kullanımların jenerikleşmeyi değil müvekkili markasına yönelik tecavüz ve haksız rekabet eylemlerini temsil ettiğini, müvekkilinin bu haksız kullanımlara karşı ihtarnameler göndererek ve davalar açarak markasını korumak adına gerekli tüm tedbirleri aldığını, gıda sektörüne ait bir terimin kozmetik sektöründe marka olarak kullanılmasının güçlü bir ayırt edicilik sağladığını belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.

Davalı istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; davalı adına tescilli ... sayılı "... ... ..." ibareli markanın SMK'nın 6/1 ve 6/9. maddelerine dayalı olarak hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiş olup dosyanın tetkikinde; davacının ... numaralı ''...'' ve ... numaralı ''...'' ibareli markaların 3. ve 35. sınıfta tescilli sahibi olduğu, hükümsüzlük istemine konu olan davalının ... numaralı 3. sınıfta tescilli markasının "... ... ..." ibarelerinden oluştuğu, taraf markalarındaki ortak ibarenin ''...'' olduğu, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, .../ ... kelimesinin 2013 yılından itibaren ''...'' “... ...” (ing.) ibareli kozmetik ürünlerin dava dışı şirketler tarafından satışa sunulduğu, işbu ibarenin tescilli olduğu kozmetik sektöründe ürünü tanımlayıcı niteliğinin bulunduğu görülmekle, davalının ayırt edici olan ''...'' ibaresini eklemek sureti ile davacı markasından farklılaştığı, ortalama tüketicilerin taraflar arasında idari veya ekonomik bir bağlantı kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

Son olarak kötüniyet iddiasına dayalı hükümsüzlük talebi tetkik edildiğinde, kötüniyetli marka başvurusu hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması olarak tanımlanmakta olup TMK'nın 3. maddesi gereğince asıl olan iyi niyetin varlığı olduğundan aksinin davacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Ancak dosya kapsamında davalının marka başvurusunda kötüniyetli olduğunu ve SMK'nın 6/9. maddesine dayalı hükümsüzlük hâlinin sübut bulduğunu gösterir ispata elverişli somut delillerin bulunmadığı, davalının markasını henüz kullanmadığını beyan etmesinin tek başına yedekleme yapıldığı yönünde kabul edilemeyeceği, hükümsüzlüğü talep edilen markanın tescil tarihi ile dava tarihi arasında yakın bir sürenin bulunduğu, bu minvalde davalının kullanmadığı halde marka tescillerinde bulunduğunu kabule yeterli delillere rastlanılmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../03/2024 tarih ve 2023/... E. 2024/... K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/912, K. 2026/957, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-912-e-2026-957-k-63c2f5c2079f