Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/913 E. 2026/1125 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/913
Karar No
2026/1125
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/913

KARAR NO: 2026/1125

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 04/04/2024

NUMARASI: 2023/37 E. - 2024/105 K.

DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarımın Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı lehine TPE nezdinde tescil edilmiş olan endüstriyel tasarımların daha önce kamuya arz edildiğini, bu nedenle yenilik ve ayırt edicilik kriterlerine haiz olmadıklarını, tescilli tasarımların hükümsüzlüğü ve sicilden terkininin gerektiğini, TPE'nin sadece şekli inceleme yapmasını fırsat bilen davalıların birçok üreticinin hiçbir “yeni ve ayırt edicilik” taşımayan hatta çoktan kamuya mal olmuş bir çok ürünü belge alarak koruduğu ve rakiplerine karşı bir baskı ve tehdit unsuru olarak kullandığını, bu tasarımların..., ..., ... ve ...gibi birçok firma tarafından kullanıldığını, günümüzde de aynı tasarımlı ürünleri üreten birçok firma olduğunu, (..., ..., ..., ..., ..., ...) hatta bu ürünlerin dünyanın birçok ülkede de aynı tasarımlarla üretildiğini, delilleri arasında sundukları yurt dışında üretim ve satış yapan “steelite”, “...”, “revol” şirketlerinin kataloglarının incelendiğinde davalının bu kataloglarda yer alan ürünleri alıp tescil ettirdiğini, bu nedenle davalı adına tescilli ..., ..., ..., ve ...nolu tasarımların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... ...'in, ... sektöründe 1976 yılından beri faaliyet göstermekte olduğunu, Türkiye'de yüksek tanınmışlık seviyesine ulaşmış olan “...” markasının sahibi olduğunu, müvekkili şirketin yüze yakın marka tesciline sahip olduğunu, markası altında yürüttüğü Ar-Ge çalışmaları ile yeni ve öncü tasarımlar ortaya koyduğunu ve yüksek bedellerde yatırım yaptığı bu tescilli tasarımları tanınmış markası altında tüketiciye sunarak sektörde önem kazanmaya devam ettiğini, yerli... üreticisi ithalat ve ihracatçısı olduğunu, yüze yakın marka tescili/başvurusu bulunan müvekkili şirketin 300'ün üzerinde de tescilli tasarımı bulunduğunu, müvekkili şirketin tasarımlarının tamamının özgün tasarımlar olduğunu, davacının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ettiği ..., ..., ..., ...no'lu tasarımların da yenilik ve ayırt edicilik kriterlerine haiz olduğunu, davacının iddiasını ispat etmeye yönelik olarak hiçbir belge sunmadığını, dava dilekçesinde dayanmış olduğu delillerin ise hangi vakıanın ispatı için olduğunu açıklamadığını, davacının davasının haksız ve dayanaksız olduğunu, müvekkili şirkete ait olan ve 29.07.2005 başvuru tarihli tasarımlardan önce söz konusu tasarımların piyasada olduğuna ilişkin hiçbir belge sunmamasından açıkça anlaşıldığını da beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesi kararıyla; SMK madde 77/1 hükmü kapsamına, davalı adına

tescilli ..., ..., ... tescil nolu tasarımlar ile davacının hükümsüzlüğe dayanak olarak sunduğu ürünler ve bilirkişilerce resen ele alınan ürünler

arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin benzerlikler bulunduğu, tasarımların kenar genişliklerinin, ayak yüksekliklerinin ve halka ayak yapısı gibi unsurlarının bütüncül algı içerisinde tescil başvuru tarihi itibarı ile ayırt edici niteliklerinin ve farklılık yaratan özelliklerinin bulunmadığı, böylelikle tasarımların SMK m. 56 kapsamında yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini taşımadığı, ...tescil nolu tasarımın ise herkesçe bilinen ve yaygın olarak kullanılan harcıalem bir tasarım olduğu, tüm tespit ve değerlendirmeler mevzuat kapsamında ele alındığında ayırt edicilik ve yenilik unsuru bulunmayan dava konusu tasarımlar yönünden hükümsüzlük şartlarının oluştuğu anlaşılmakla,

"Davanın kabulü ile davalı adına TPMK nezdinde tescilli ..., ..., ... ve ...nolu tasarımların hükümsüzlüğüne, karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkile ait ..., ..., ..., ...no’lu tasarımların hükümsüzlüğü talebiyle dava açıldığını, yerel mahkemece "ayırt edicilik ve yenilik unsuru bulunmayan dava konusu tasarımlar yönünden hükümsüzlük şartlarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğini, ancak bu kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkil tasarımlarının SMK 77.maddesinde düzenlenen yenilik ve ayırt edicilik unsurlarını taşıdığını ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, müvekkili tasarımları, koruma tarihi itibarıyla yenilik ve ayırt edicilik özelliğini haiz olduğunu, yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, bilirkişinin hukuki değerlendirme yaptığını ve bu durumun hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda bilgilenmiş kullanıcı ve seçenek özgürlüğü hususlarında değerlendirme yapılmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, dava konusu ürünlerin başvuru tarihleri 29/07/2005 tarihleri itibarı ile yenilik ve ayırt edici özelliği bulunduğunu, ayrıca dava konusu tasarımlar üzerinde fiziki inceleme yapılması gerekmekte iken mahkemece fiziki inceleme yapılmasına karar verilmeden, görsel üzerinden inceleme yapılmasının yerinde olmadığını, mahkeme hükmü hukuki değerlendirme içerir bilirkişi raporunun tekrarı niteliğinde olduğunu ve objektiflikten uzak olduğunu bu nedenle istinaf incelemesi neticesinde kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu davalı adına tescilli, ..., ..., ..., ve ...nolu tasarımların hükümsüzlüğü davasıdır.

Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.19/02/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" SMK madde 77/1 hükmü gereğince ..., ..., ... tescil nolu tasarımların yenilik ve ayırt ediciliğe sahip olmamaları, ...tescil nolu tasarımın ise ayırt ediciliğe sahip olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluştuğu" belirtilmiştir. Somut olayda toplanan tüm deliler birlikte değerlendirildiğinde, davalıya ait Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescilli ...ve 2... nolu tasarım tabak görselleri ile, davacı tarafından dosyaya sunulan ve bilirkişilerce resen araştırma sonucu elde edilen tabak görsellerinin benzerlik açısından tabakların kenar genişlikleri, ayak yükseklikleri ve halka ayak yapısındaki benzerlikler göz önünde bulundurulduğunda, tasarımların bütüncül algı içerisinde ayırt edici niteliği haiz olmadığı, tasarımlar arasında farklılık yaratan unsurlar bulunmadığı,

Dava konusu, ...nolu tasarımın herkesçe bilinen ve yaygın olarak kullanılan harcı alem bir tasarım olduğu, ayırt edici özelliği bulunmadığı, dava konusu,..., ..., ... tescil nolu tasarımların yenilik ve ayırt ediciliğe sahip olmamaları sebebi ile hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.

Davacı vekili tarafından istinafında, fiziki inceleme yapılmadığı ve bilirkişi raporunda bilgilenmiş kullanıcı yönünden ve seçenek özgürlüğü yönünden değerlendirme yapılmadığını ileri sürmüş ise de, tasarımların hükümsüzlüğü davasında görseller üzerinde inceleme yapılabileceğinden ve dava konusu, ...nolu tasarımın herkesçe bilinen ve yaygın olarak

kullanılan harcı alem bir tasarım olduğu, diğer tasarımların da yenilik özelliği bulunmadığı tespit edilmiş olmakla bu istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../04/2024 tarih ve 2023/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davalının vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/913, K. 2026/1125, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-913-e-2026-1125-k-a18c2681fa2e