Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/819 E. 2026/986 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/819
- Karar No
- 2026/986
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/819
KARAR NO: 2026/986
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 14/12/2023
NUMARASI: 2023/403 E. - 2023/1000 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı / borçlu yan aleyhine İstanbul .... İcra Dairesi - ... Esasına kayıtlı dosya ile taraflarınca ilamsız icra yolu ile takip başlatıldığını, borçlu ... 26.07.2021 tarihinde icra takibine itiraz ettiğini, bunun üzerine durduğunu, her ne kadar davalı borçlu vekili dilekçesinde; borca, borcun sebebine ve dayanak belgeye itiraz etmiş olsa da, takibe dayanak belge davalı borçlu ... tarafından imzalandığını, ilgili takip dosyasına dayanak olan 27.03.12 ödeme tarihli senet davalı borçlu yan tarafından süresi içerisinde ödenmediğini, davacı müvekkilinin ödeme vaadi ile uzun yıllar bekletildiğini, davalı/borçlunun, davacı ...'ün iyi niyetini suistimal ettiğini, kötü niyetli davrandığını ve dilekçesinde belirttiği diğer nedenlerle davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı süresi içinde cevap dilekçesi sunmamıştır. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın REDDİNE," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin davanın alacak miktarı yönünden ispat edilememesi gerekçesiyle reddine karar verdiğini, ancak mahkemenin dinlenen her iki tanığa gerekli soruları sormadığını ve delilleri değerlendirme hususundaki eksikliği gidermediğini, zamanaşımına uğrayan bononun yazılı delil başlangıcı sayılması gerektiğini ve borcun varlığına ilişkin hiçbir kuşku kalmadığını, davalının süresinde cevap dilekçesi vermeyip duruşmada sadece zamanaşımı def'inde bulunduğunu ve temel borç ilişkisini reddetmekle birlikte imzaya veya borç miktarına yönelik somut bir itirazda bulunmayarak borcu zımnen kabul ettiğini, tanık beyanlarıyla alacak ilişkisinin ödünç sözleşmesine dayandığının ispatlandığını, hakimin davayı aydınlatma ödevini yerine getirmeyerek tanıklara miktar noktasında detaylı soru sormadığını ve isticvap kurumuna başvurmadığını, tanıkların bir deste para verildiğini ve borcun altın karşılığı olduğunu ifade etmelerine rağmen mahkemenin bu belirsizliği gidermediğini, "alacağın var ama veremeyiz" demenin usul ve yasaya aykırı olmakla birlikte vicdan ve hakkaniyete de aykırı olduğunu, davacı müvekkilin kuyumcu olması sebebiyle borcun altın olarak verilip senedin o tarihteki Türk Lirası karşılığı üzerinden tanzim edildiğini, davalının senedin aksini kanıtlayacak yazılı bir delil sunamadığını, ilk derece mahkemesinin eksik inceleme ve araştırma yaparak karar verdiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkiline karşı kambiyo senedine dayalı ilamsız icra takibi başlattığını ve ödeme emri gönderdiğini, bu takibe itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın iptali davasında yerel mahkemenin davanın reddine karar verdiğini, aslen davacıdan 2005 veya 2006 yıllarında bir saat aldığını ve bu alışverişten kalan az bir borç için bono verdiğini, sonrasında borcunu ödeyip senedini geri istemek için davacının dükkanına gittiğini, ancak davacının senedi bulamadığını, takip konusu senedi davacıya hiçbir zaman borç para karşılığı vermediğini, davacının eski saat alışverişinden kalan ve üzerinde "YTL" ibaresi bulunan senet üzerinde tahrifat yaparak düzenleme tarihini paradan altı sıfırın atıldığı döneme denk gelecek şekilde değiştirdiğini ve on yıllık zamanaşımı süresinin dolmasına çok az bir zaman kala kötü niyetle takibe koyduğunu, bir kuyumcu olan davacının hiç tanımadığı birine 2010 yılında 1.5 daire parasına tekabül eden 136.500,00 TL gibi büyük bir meblağı borç olarak vermesinin hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere tamamen aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının doğru olduğunu belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava , ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının 26.07.2021 tarihinde borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, takibe dayanak 27.03.2010 tanzim, 27.03.2012 vadeli senedin davalı tarafından imzalandığını ve ödenmediğini, davalının kötü niyetli olduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı dosyasında, 27.03.2010 tanzim ve 27.03.2012 vade tarihli, 36.500,00 TL bedelli bono dayanak gösterilerek 29.04.2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebine ekli bononun ise 136.500,00 TL bedelli olduğu borçlunun süresinde itirazı üzerine takibin durduğu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, zamanaşımına uğramış bononun yazılı delil başlangıcı olduğunu, davacının ödünç sözleşmesine dayalı alacağını ispatla yükümlü bulunduğunu, tanık beyanlarının borcun miktarını ispatlamaya yeterli olmadığını, davacının yemin deliline de başvurmadığını belirterek alacak miktarının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf talep etmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, takibe dayanak senedin zamanaşımına uğradığı, kambiyo senedi vasfını yitirdiği ve ancak yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, borç ikrarını içermediği gibi tek başına itirazın iptaline dayanak delil teşkil etme niteliğinin bulunmadığı açıktır. Bu durumda uyuşmazlığın çözümünde 6100 sayılı HMK’nın 190. maddesi ve 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi uyarınca genel ispat kuralları gereği ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Davacı, alacağını dayandırdığı ödünç sözleşmesine dayalı borç ilişkisinin bulunduğunu ve bu kapsamda davalıya ne miktarda borç verildiğini ispatla yükümlüdür. Davalı, senet altındaki imzayı inkar etmemiş ise de kambiyo vasfını yitirmiş bir senet temel ilişki yönünden yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup, üzerinde imza bulunması tek başına borcun varlığını ve miktarını ispat etmeye yeterli değildir. Yazılı delil başlangıcı mevcut olduğundan alacağın varlığı ve miktarı her türlü delille ispatlanmalıdır.
Dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarında, davacının davalıya borç para verdiğine dair genel nitelikte anlatımlar bulunduğu bu beyanlar ile taraflar arasında ödünç ilişkisi bulunduğu ispatlanmış olsa da tanık anlatımlarında verilen borcun miktarına ilişkin somut bir beyan bulunmadığı bu nedenle davacının, iddia ettiği senet üzerinde yazılı miktarda alacağı bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, yemin deliline de başvurulmadığı anlaşılmakla, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmış davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../12/2023 tarih ve 2023/... E., 2023/... K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026