Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1061 E. 2026/1163 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1061
- Karar No
- 2026/1163
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1061
KARAR NO: 2026/1163
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/03/2024
NUMARASI: 2021/544 E. - 2024/140 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafından İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün 2020/16293 esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkilinini planlanan muhtemel ticari ilişkinin teminat olarak davalıya teslim edildiğin, sonrasında gelişen durumlar neticesinde taraflar arasında herhangi bir alım satımın gerçekleştirilmediğini, ancak davalı tarafından senetlerin iadesinin yapılmadığını ve takibe geçildiğin beyanla menfi tespit davalarının kabulüne, davacıların davalı şirkete herhangi bir borcu olmadığını tespitine, 9 adet senedin iptaline, takibin dava sonuna kadar durdurulmasına, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava şartı olarak arabuluculuğa başvurmadığını, davacılardan Mehmet Türkoğlu'nun diğer şirketi olan Türkoğlu Süt Ürünleri Ltd. Şti. İle müvekkil arasında süregelen bir taciri ilişkinin mevcut olduğunu, dava konusu senetlerinde bu ticari ilişkiye istinaden verildiği, davacı şirkette Mehmet Türkolu'na ait olup, iki şirket arasında organik bağın mevcut olduğun beyanla neticeten davanın öncelikle usulden reddine, aksi karar verilece olması halinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacı tarafından, taraflar arasında hiçbir hukuki ilişkinin bulunmadığı, davaya konu senetlerin muhtemel ticari ilişkiye teminat olarak verildiğinden bahisle davaya konu senetlerden dolayı borçlu olunmadığı iddia edilmiş ise de; kambiyo senetlerinin ödeme aracı olduğu, davacı tarafından senetlerin başka bir amaçla verildiği yönündeki iddianın yazılı delil ile ispatlaması gerektiği, davaya konu senetlerin ticari ilişkiye teminat olarak verildiğine ilişkin yazılı delil bulunmadığı, tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarında, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı ancak davalının ticari defter ve kayıtlarında davaya konu senetlerin dava dışı Türkoğlu süt ...LTD ŞTİ hesabında "senetlerin vade tarihleri ve Oruçdede" açıklaması ile kayıtlı olduğu, davalı tarafça yargılama devam ederken dosyaya sunulan belgede; Türkoğlu ...LTD ŞTİ'nin, davacıya olan borcuna karşılık Oruçdede şirketine ait davaya konu senetlerin teslimine dair kaydın bulunduğu, her ne kadar bu belgenin dilekçeler teatisi sonrası sunulması sebebiyle iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında dikkate alınmaması talep edilmiş ise de davaya konu borcun varlığını kanıtlayan belgenin iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceği, davacı Mehmet Türkoğlu'nun imzasını taşıyan belge hakkında yapılan imza incelemesinde belgedeki imzanın davacı Mehmet'e ait olduğu tespit edildiğinden dava dışı Türkoğlu ... şirketinin borcuna ilişkin verilen senetler nedeniyle davacıların borçlu/kefil olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Takip konusu edilen senetlerin, taraflar arasında gerçekleştirilmesi planlanan muhtemel ticari ilişkinin teminatı olarak davalıya teslim edildiğini ancak daha sonra gelişen durumlar neticesinde taraflar arasında ticari bir alım-satım ilişkisi gerçekleştirilmediğini, davalı yan tarafından da söz konusu senetler müvekkile iade edilmediğini, takibe konu edilen bonolar üzerinde "malen" kaydı da bulunmamakta oluşu, müvekkilin bono karşılığında davalıdan mal veya hizmet alımı yapmamış olduğu yönünde kuvvetli delil niteliğinde olduğunu, ticari ilişki olmadığının davacı şirket ve davalı şirketlerin ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemeleri neticesinde ortaya konulduğunu, davalı yan tarafından dosyaya delillerin teatisi ve delil bildirme sürelerinden sonra sunulan adi nitelikte bir belge hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş olmasının, usul ve yasaya aykırı olduğunu,
-15.04.2022 tarihli kök bilirkişi raporunda ticari ilişki tespitinin yapılmamış olduğunu, davalı şirkete ait ticari defterler incelenmiş ve hazırlanan 07.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda da ticari ilişki tespit edilmemiş olduğunu, Davalı şirketin defter kayıtları birbirini doğrulamadığını, HMK.'nun 222/2 maddesi mucibince, defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılabilmesi için tüm defterlerdeki kayıtların birbirini doğrulaması gerektiğini, davalı şirketin davacı müvekkiller ile resmi defterlerine yansıyan tek bir ticari işlemi söz konusu değilken, dava dışı Türkoğlu Süt Ürünleri Gıda Paz. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin borç kaydı altına kendileri tarafından eklenen "ORUÇDEDE SENEDİ" ibaresi davalı şirket lehine delil teşkil etmeyeceğini, HMK 222/2 mucibince ticari defterlerdeki kayıtların defterleri sunan şirket lehine delil teşkil edebilmesi için, ticari defterlerdeki tüm kayıtların birbirini doğrulaması gerektiğini,
-Davalı şirket tarafından usulsüz olarak, delillerin teatisi aşamasından sonra dosyaya sunulan ve çıplak gözle dahi yazının üst kısmının sonradan oluşturulduğu anlaşılan "senet teslim tutanağı" başlıklı yazı, süresinden sonra dosyaya sunulması nedeniyle mahkemece incelemeye alınmaması gerektiğini, taraflarınca hiçbir şekilde kabul edilmeyen, sonradan doldurulduğunu iddia ettikleri ve kaldı ki delillerin teatisi sonrasında dosyaya sunulmuş olması nedeniyle mahkemece de ilk olarak kabul edilmeyen mezkur belge daha sonradan mahkemece verilen ara karardan dönülerek değerlendirilmeye alındığını ve adli tıp incelemesi yaptırıldığını, ispat yükü üzerinde olan davalı yanın dosyaya süresinde sunduğu cevap dilekçesinde, dava dışı Türkoğlu Süt Ürünleri Ltd. Şti. ile müvekkili şirket arasında organik bağ bulunduğu iddia etmişse de, davalı tarafça iş bu iddiaya ilişkin dosyaya somut hiçbir delil sunulmadığını, bu minvalde hiçbir delil sunulamamış olması ve delillerin teatisi sonrasında sonradan oluşturulan belge ile lehe delil oluşturma çabası bu durumun açık ispatı iken, mahkemece organik bağ iddiasının kanıtlamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,
-Dosyada yapılan bilirkişi defter incelemesi sonucunda da müvekkilleri ile davalının arasında gerçekleşen bir ticari alım-satım olmadığı hususu ortaya konulduğunu, icra takibi yoluna giden davalı yan tarafından dosyaya alım-satıma ilişkin fatura, irsaliye vb. hiçbir belge sunulamamış olup, davacı ve davalı yanın ticari defterlerinden de taraflar arasında hiçbir ticari ilişkinin mevcut olmadığının alınan kök raporla tespit edilmiş olması nedeniyle takibe konu senetlerin teminat senedi olduğuna ilişkin iddialarının sabit hale geldiğini, davalının cevap dilekçesinde de, davalının müvekkillerinden alacaklı olmadığı dolaylı şekilde ikrar edildiğini, dava dışı TÜRKOĞLU SÜT ÜRÜNLERİ ile organik bağ iddiası ileri sürülmüşse de, müvekkili şirket ile anılan dava dışı şirket arasında olduğu iddia edilen organik bağ da, yargılama aşamasında davalı yan tarafından ispat edilemediğini,
-Taraflarınca 15 adet senede ilişkin menfi tespit davası açılması sonrasında davanın açılmasından 1 sene sonra davalı yan tarafından dosyaya sunulan "senet teslim tutanağı" başlıklı belgeye hukuki geçerlik tanınarak imza incelemesine konu edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davalı yanın sunmuş olduğu iş bu belgenin tarihi 2018 yılı olmasına ve dava 2021 yılında ikame edilmiş olmasına karşın, dosyada delillerin teatisi aşamasından çok sonra sunulan bu belgeye hukuki delil vasfı yüklenerek incelemeye konu edilmeyeceğini, Adli Tıp Raporu'nca inceleme konusu edilen, 11.07.2018 tarihli belgedeki imzanın Mehmet Türkoğlu'na ait olmadığı, teknik uzmanlığa sahip olmayan ve davacı Mehmet Türkoğlu'nun imza sirkülerindeki imzaları ile inceleme konusu belge üzerindeki imzasına çıplak gözle bakan normal bir vatandaş tarafından dahi kolaylıkla anlaşılabilecek nitelikte iken, adli tıp raporunda hiçbir teknik değerlendirme belirtilmeden, imza örnekleri raporda yer verilmeden afaki bir değerlendirme yapıldığını, imza sirkülerindeki imza başlangıçlarında yukarıdan aşağıya küçük çizgi ile imzaya başlandığı doğrudan ve tek seferde M harfinin sol ayağının yapılmadığı, H harfi için yüksek salınım yapıldığı, imzanın son kısmında ise yine tek bir hareketle v şeklinde imzanın bitirildiği açıkça görüldüğünü, Mukayesenin nasıl yapıldığı, incelemeye alınan imza örneklerinin resimleri, inceleme konusu belge üzerindeki imza ile örnek imzaların mukayeselerinin tablo halinde gösterilmesi gibi teknik inceleme ve denetime elverişli olmayacak şekilde "kanaat böyle oluşmuştur." denilerek hazırlanan raporun hükme esas alınamayacağını, mukayeselerin görüntülerini ve sair hususları rapora eklemediğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava İİK 72. Maddesi gereği davaya konu 9 adet, toplam değeri 150.000 TL olan senetler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İstanbul 22. İcra Müdürlüğü'nün 2020/16293 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine 150.000,00 TL asıl alacak 20.869,11-TL işlemiş faiz 1.455,53-TL protesto gideri olmak üzere toplam 172.324,64-TL ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlunun itiraz ettiği görülmüştür.
Bilirkişinin düzenlediği 15/04/2022 tarihli 5 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacı tarafından huzurdaki davaya , davacılardan Oruçdede Şekerli Mamülleri San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davalı Okullu Gıda A.Ş. ye düzenlenen ve kefilinin ise diğer davacı Mehmet Türkoğlu olan,
- 10/07/2018 düzenleme tarihli, 31/03/2019 vade tarihli, 15.000,00.-TL bedelli
- 10/07/2018 düzenleme tarihli, 30/04/2019 vade tarihli, 15.000,00.-TL bedelli
- 10/07/2018 düzenleme tarihli, 30/05/2019 vade tarihli, 15.000,00.-TL bedelli
- 10/07/2018 düzenleme tarihli, 30/06/2019 vade tarihli, 15.000,00.-TL bedelli
- 10/07/2018 düzenleme tarihli, 31/07/2019 vade tarihli, 15.000,00.-TL bedelli
- 10/07/2018 düzenleme tarihli, 30/09/2019 vade tarihli, 15.000,00.-TL bedelli
- 10/07/2018 düzenleme tarihli, 31/10/2019 vade tarihli, 20.000,00.-TL bedelli
- 10/07/2018 düzenleme tarihli, 30/11/2019 vade tarihli, 20.000,00.-TL bedelli
- 10/07/2018 düzenleme tarihli, 31/12/2019 vade tarihli, 20.000,00.-TL bedelli
9 adet senedin konu edildiği, davacı Oruçdede Şekerli Mamülleri San. ve Tic. Ltd. Şti. Ticari defterlerinde davalı Okullu Gıda A.Ş. ye ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmadığı, yine davacı şirket ticari defterlerinde takibe ve huzurdaki davaya konu senetlere ilişkin de herhangi bir kayda rastlanılmadığı, inceleme gün ve saatinde davalı vekili ticari defterlerini ibraz etmeyerek, dosyaya sunmuş olduğu dilekçe ve ayrıca inceleme tutağına vermiş olduğu beyanda :”..müvekkili şirket merkezinin İzmir/Torbalı olduğu, bu nedenle talimat yazılarak yerinde inceleme talebi..” nde bulunduğu, davalı iddialarına ilişkin dosyada ve UYAP sisteminde herhangi bir doneye rastlanılmadığı, diğer yandan, davacılardan Oruçdede Şekerli Mamuller San ve Tic.Ltd.Şti. defterlerinde, (davalı yanın iddia ettiği üzere ) dava dışı Türkoğlu Süt Ürünleri Ltd.Şti. ile arasında bir kısım ticari ilişkinin mevcut olduğu, 500 nolu Serrnaye Hesabına bakıldığında da şirket sermayesinin tamamının Mehmet Türkoğlu’na ait olduğu, görüş ve kanaatinde rapor sunmuştur.
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi aracılıyla alınan 07/02/2023 tarihli 5 sayfadan ibaret talimat raporunu özetle; İlgili mevzuat gereği; Davalı Okullu Gıda A.Ş.’nin 2018 - 2019 yıllarında e-defter tuttuğu, inceleme dönemlerine ait tutulan Yevmiye Defteri ve Defter-i Kebirin E-Defter Beratları tarafımdan incelenmiş olup, oluşturma tarihlerinin yasal süresi içinde yapıldığı; Davalı Okullu Gıda A.Ş.’nin resmi defterlerinde davacılara ilişkin hiçbir kaydın olmadığı görülmüştür. Davalı Okullu Gıda A.Ş.’nin resmi defterlerinde davalı Okullu tarafından başlatılan takibe konu edilen ve Davacılar tarafından eldeki Menfi Tespit davasına konu edilen senetlerin incelenmesi neticesinde; Senetlerin davacılardan Oruçdede…Ltd.Şti. tarafından davalı Okullu Gıda A.Ş. adına düzenlenmiş olduğu, senetlerin kefilinin ise diğer davacı Mehmet Türkoğlu olduğu görülmüştür. Davaya konu 9 adet 150.000,00.-TL toplam tutarındaki senetlerin, Davalı Okullu Gıda A.Ş.’nin resmi defter kayıtları incelendiğinde ise; 11.07.2018 tarih, V1-1807000475 yevmiye numaralı yevmiye defteri kaydı ile 121 alacak senetleri hesabı altındaki 121.00.001 portföydeki müşteri senetleri hesabına borç kaydı, karşılığında 120 müşteriler hesabının altında 120.01.12000076 Türkoğlu Süt Ürü.gıda Paz. Ltd. Şti. hesabına alacak kayıtlarının yapıldığı, Açıklama olarak da “senetlerin vade tarihleri yazılarak oruçdede” açıklamalarının yazıldığı görüldüğünden, davalı okullu defter kayıtlarında dava dışı Türkoğlu Ltd.’e ilişkin kayıtlar incelendiğinde ise; Davalı Okullu ile Dava Dışı Türkoğlu şirketleri arasında 30.06.2017 – 31.10.2019 tarihleri arasında ticari bir ilişkinin var olduğu, Dava dışı Türkoğlu’nun, Davalı Okullu’ya olan borcuna borcuna karşılık olarak Davalı Okullu A.Ş.’den Ahmet Şükür'e teslim edildiği görülen 9 adet 150.000,00.-TL toplam tutarındaki senetlerin “vadeleri yazılarak oruçdede senedi” açıklamalarıyla 120.01.12000076 Türkoğlu Süt Ürü.gıda Paz. Ltd. Şti. hesabına alacak kayıtlarının yapıldığı görülmüştür. Sonuç ve kanaatinde raporunu sunmuştur.
Adli Tıp Kurumunun 15/01/2024 tarihli raporunu özetle; İnceleme konusu belgede Mehmet Türkoğlu adına atılı imza ile Mehmet Türkoğlu'nun mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın Mehmet Türkoğlu'nun eli ürünü olduğu, hususlarını bildirir rapor sunulmuştur.
Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Aksi belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlendiği kabul edilir. İhdas nedeni belirtilen senedin talil edilmesi halinde bu iddianın yazılı delil ile kanıtlanması gereklidir. Senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin senet metninden veya 2004 Sayılı Kanun'un 169/a maddesinde öngörülen bir belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2010 tarihli ve 2010/19-67 E., 2010/99 K.; 28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 E., 2018/563 K.; 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 E., 2020/129 K. ile 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı kararları) . Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise İİK’nın 169/a maddesi kapsamında bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır.
Davacı yan dava konusu bononun teminat amaçlı verildiğini ve malen düzenlendiğini, bononun bedelsiz olduğunu ileri sürdüğünden borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek bedelsizliğe dayalı açtığı menfi tespit davasında kambiyo senedine bağlı temel alacağın geçersiz olduğu, sona erdiği, talil nedeniyle de borcun olmadığı ileri sürüldüğünden bu iddianın ispat yükü TMK'nın 6. ve HMK 190 maddesi gereğince davacıya düşer ve yazılı delil ile kanıtlanması gerekir.
Dosya kapsamına göre, davacı yan dava ve takip konusu senedin şirketler arası mal alım satımı nedeniyle teminat olarak mal karşılığı düzenlendiğini iddia etmiş ise de, bono TTK 680.maddesi uyarınca açığa senet şeklinde düzenlenmesi mümkün olup, senedin nakden ya da malen olduğuna ilişkin kaydın ve diğer unsurlarının sonradan doldurulmuş olması senedin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmaz. İspat yükü senedi talil eden tarafta olup, senetlerde kaydın bulunmaması, nakden düzenlendiğine karine olup, davacının malen olduğu iddiasına ilişkin ispat yükü altında olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda, Davacı tarafça, taraflar arasında temel ilişki bulunmadığı iddiasına dayanıldığı, dava konusu senetlerin, davacı tarafından teminat olarak davalıya verildiği iddiasında bulunulduğu, ancak davalı tarafça bu hususun kabul edilmediği, alacaklı ile borçlu arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı anca senetlerin illetten mücerret olup, bedelinin nakden alındığının kabul edildiği, senet üzerinde kayıt bulunmamasının nakden alındığına ilişkin karine teşkil ettiği, davacının senedin teminat olarak alındığına ilişkin senedi talil ettiği bu nedenle ispat yükü altında olduğu, senet üzerinde teminat kaydı bulunmadığı, teminat olduğunun yazılı olarak kanıtlanamadığı, ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, her iki tarafın ticari defterlerinin birbiri ile uyumlu olmadığı da gözetildiğinde davacı tarafından iddiası ispat edilemediği, davalı tarafından sunulan belgenin senetlere ilişkin olması nedeniyle inceleme yapılmasında aykırılık bulunmadığı, Mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../03/2024 tarih ve 2021/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026