Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1186 E. 2026/1255 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1186
- Karar No
- 2026/1255
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/1186 KARAR NO: 2026/1255 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/11/2023 NUMARASI: 2021/214 E. - 2023/824 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine 26.06.2012 düzenleme, 31.12.2012 ödeme tarihli ve 200.000 TL bedelli bono takip dayanağı gösterilerek İstanbul 22. İcra Müdürlüğünde 22.01.2014 tarihinde 2014/2304 Esas sayılı dosyası ile davalı (Temlik Veren) Mediha ATEŞ tarafından icra takibi başlatıldığını, İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün işbu 2014/2304 Esas sayılı dosyası 02.08.2016 tarihinde İİK 78/2 gereği takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırıldığını, alacaklı vekilinin talebi ile dosya yenilenmiş ve 2016/22568 esas sayılı dosyasına kaydedildiğini, Ancak yine işlem yapılmayan dosya tekrardan takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılmış ve bu defa 05.03.2021 tarihinde temlik alacaklısı davalı ...'ın yenileme talebi ile dosya İstanbul 22. İcra Müdürlüğü’nün 2021/7961 Yeni Esas numarasına kaydedildiğini, müvekkiline yenileme emri tebliğ edildiğini, müvekkilinin takipten bu tebliğ ile haberdar olduğunu, Takibe konu olan bononun müvekkilinin rızası dışında elinden çıktığını, bu bonoyu imzalayanın müvekkili olmadığını, bono üzerindeki imza ile ve müvekkiline ait imza örnekleri karşılaştırıldığında aralarında hiçbir benzerlik olmadığı açıkça görüleceğini, Müvekkilinin imzası taklit edilerek senedin ciro yoluyla geçtiği Bahar Yayıncılık Dağıtım Matbaacılık Rek. ve Eğitim Hiz. Kırt. Bilg. Paz. San. Tic. Ltd. Şti'ne müvekkilin her hangi bir borcu bulunmamakta olduğunu, aksine müvekkilin bu şirketten 349.419,41 TL alacağı bulunduğunu, Bu durumun tarafların ticari defter ve kayıtları ile de sabit olduğunu, dava dosyasına konu icra takibi incelendiğinde; bononun vadesinin 01.12.2012 tarihi olduğu, takip tarihinin ise 22.01.2014 tarihi olduğu, Ancak müvekkili hakkında takip tarihinden 12.12.2018 tarihine kadar her hangi bir işlem yapılmadığı, müvekkile ödeme emrinin dahi gönderilmediği, ilk olarak müvekkiline 12.12.2018 tarihinde kıymet takdiri tebliği talebinde bulunulduğu ancak tebligatın adres yetersizliğinden iade edildiğini, İcra dosyası bir bütün olarak incelendiğinde; müvekkil hakkında 17.02.2021 tarihine kadar her hangi bir işlem yapılmadığı açık bir şekilde anlaşılacağı, Bu durum bile müvekkilinin borçlu olmadığını, bu durumu takip alacaklılarının da bildiğini açıkça ortaya koyduğunu bu nedenlerle müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile %40 dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı ...'ın cevap dilekçesinde özetle; ticari pratikte çek ve senetlerin devir ciroları her zaman devir anında gözü önünde atılmadığını, ciro imzasının devir anında önce atılmış olmasının yadırganamayacağını, önceden firma yetkilisi tarafından imzalanmış çek ve senetlerin genellikle çalışanlar eliyle ödeme aracı olarak devir alan tarafa geçtiğini, hatta çoğunlukla nezaketsizlik, güvensizlik olarak algılanabilir kaygısıyla imza sirküsünün de istenmediğini, davacı lehtarın bu durumu fırsata çevirerek borçtan kurtulmak maksadıyla hileli ciro ile dava konusu senedin devrini yapmış olmasının yüksek ihtimal olduğunu, ...'in 06/08/2013 tarihinde iş yerini kapatıp kayıplara karıştığını, adres bilgilerine ulaşılamadığını, yaklaşık 2 yıl 4 ay sonra 10/12/2015 tarihinde aynı adreste yeniden açtığını, Borçlu ...'in icra takibini engellemek ve borçtan kurtulmak için her türlü hileye açık olduğunu, Dava konusu senedin tutarının 2.000 TL değil 200000 TL olduğunu, davacı ... küçük bir işletme sahibi olduğunu 200.000 TL lik tutar davacı ... için büyük bir para olduğunu bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının borçtan kurtulmak maksadıyla sahte ciro ile dava konusu senedi devretmediğini kanıtlaması gerektiğini ayrıca borçluların kendi aralarındaki doğrudan münasebetlere dayalı şahsi def'ileri üçüncü şahıs konumundaki müracaatta bulunan iyi niyetli hamile karşı ileri süremeyeceklerini belirterek, öncelikle CBS dosyasının bekletici mesele yapılmasını, davanın reddini, davacı aleyhine %40 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacının dava ve takip konusu bononun lehtarı olduğu, alınan ve karar vermeye uygun bulunan bilirkişi raporuna göre bu bonodaki 1. Ciranta ... ismi altındaki imzanın davacı ...'e ait olmadığı, davacıya ait imzanın sahte olduğu anlaşılmakla, sahtecilik iddiasının davacı tarafından tüm davalılara karşı ileri sürülebileceği, bu kapsamda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu icra takibi ve dayanağı dava konusu bono nedeniyle davacının davalılara borcunun bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Davacı tarafça, kötü niyet tazminatı ve %10 oranında tazminat taleplerinde bulunulmuş ise de, dava ve takip konusu bono üzerindeki ciro zincirinde bir kopukluk olmadığı, bono üzerinde ciro zincirine göre son hamil olan dava dışı Mediha Ateş tarafından icra takibine başlanıldığı, alacağın icra takibi sırasında dosyamız davalısı ...'a temlik edildiği, takibin kötü niyetle yapıldığına dair bir delil elde edilemediğinden, davacının bu tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmiştir. Tüm bu nedenler ile davanın kabulüne" karar verilmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Ticari pratikte çek ve senetlerin devir ciroları her zaman devir alanın gözü önünde atılmayacağını, ciro imzasının devir anından önce atılmış olabileceğini, önceden firma yetkilisi tarafından imzalanmış çek ve senetler genellikle çalışanlar eliyle ödeme aracı olarak devir alan tarafa geçtiğini, davacı lehtarın bu durumu fırsata çevirerek borçtan kurtulmak maksadıyla hileli ciro ile dava konusu senedin devrini yapmış olabileceğini, senedin iradesi dışında elinden çıktığını iddia ettiğini ancak bu konuda hiçbir açıklama ve delil gösteremediğini, senedin 2014 yılında icra takibi başlatıldığını, 2018 yılında kıymet takdiri, 2019 yılında ödeme emri, 2021 yılında yenileme emri davacı yana tebliğ edildiğini, sekiz yıl boyunca işbu senet nedeniyle hiçbir adli başvuruda bulunmadığını, yenileme emri ile takipten haberdar olduğunu iddia ettiğini ancak TMK madde 2 Dürüstlük karinesine de aykırı olduğunu, Davacı ... küçük matbaa işletmecisi olup, 200.000 TL'lik senet miktarı büyük para olduğunu, iradesi dışında elinden çıktığına dair bunca yıldır hiçbir adli başvuruda bulunmamasının akla, mantığa ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, planlı hile ile resmi evrakta sahtecilik yaptığı karine olup, talebinin mahkemece dikkate alınmadığını, Davacı davayı açmakla bile takip alacaklısı hamil üzerinde psikolojik baskı oluşturup amacını gerçekleştirdiğini, icra takibinin diğer borçlular yönünde ilerlediğini, davacı karinenin aksini ispat yükü altında olduğunu, dava konusu senedin davacının iradesi dışında elinden çıktığı öncelikli mesele olup, kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Dava ve takip konusu bonodaki imzanın davacıya ait olmadığından bahisle dava konusu İstanbul 22. İcra Müdürlüğü'nün 2021/7961 esas sayılı takip dosyası ve dayanağı bonodan dolayı dolayı menfi tespit istemine ilişkindir. İstanbul 22. İcra Müdürlüğü'nün 2021/7961 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; 25.06.2012 düzenleme, 31.12.2012 ödeme tarihli ve 200.000 TL bedelli bono nedeniyle İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün 2014/2304 Esas sayılı dosyası ile dava dışı alacaklı Mediha ATEŞ tarafından dosyamız davacısı ve ... dışındaki dosyamız davalılarının da aralarında bulunduğu borçlulara karşı 200.000 TL senet bedeli asıl alacak ve 26.375,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 226.375,00 TL alacağın tahsili için 20.01.2014 tarihinde icra takibi başlatıldığı, İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün işbu 2014/2304 Esas sayılı dosyasının 02.08.2016 tarihinde İİK 78/2 gereği takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırıldığı, alacaklı vekilinin talebi ile dosyanın yenilenerek 2016/22568 esasa kaydedildiği, yine işlem yapılmayan dosyanın tekrardan takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırıldığı, Beyoğlu 25. Noterliğinin 03.09.2019 tarih ve 41172 yevmiye no'lu Alacağın Devri ve Temlik Sözleşmesi ile alacağın alacaklı Mediha Ateş tarafından dosyamız davalısı ...'a temlik edildiği, bu defa 05.03.2021 tarihinde temlik alacaklısı davalı ...'ın yenileme talebi ile dosya İstanbul 22. İcra Müdürlüğü’nün 2021/7961 Yeni Esas numarasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Dava ve takip konusu 25.06.2012 düzenleme, 31.12.2012 ödeme tarihli ve 200.000 TL bedelli bononun incelenmesinde; Borçlunun Mehmet Sarı, kefilin Osman Başpehlivan, Alacaklı lehtarın dosyamız davacısı ... olduğu, bononun arkasında sırasıyla, ...'in, Bahar Yayıcılık ...Ltd. Şti.'nin, Mehmet Başpehlivan'ın, Perihan Arıkan'ın ve Mediha Ateş'in cirolarının olduğu görülmüştür. Grafoloji uzmanı bilirkişi Cengiz Batı'dan alınan 05/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Mukayese belge asılları ve huzurda alınan imzaların da adı geçen şahsın muhtemelen zaman içerisinde olağan olabileceği değerlendirilen kısmi farklılıklar müşahede edilmekle birlikte; dava konusu senet aslının arka yüzünde yazılı " ... " ibareleri altında atılı bulunan 1. Ciranta imzası ile ... isimli şahsın dosya içerisindeki mevcut genel yapı ve şekil yönünden dahi kendi aralarında fark az eden I. Ve II. Grup olarak ayırdığı mukayese imzaları arasında ; bilhassa "II. Grup " mukayeseye esas örnek imzaların genel yapısı itibariyle aralarında her ne kadar kısmi bir benzerliğini bulunduğu gözlenmiş ise de yapılan ileri tetkiklerde; incelenen imzanın I. Grup imzalarından igenel yapı ve şekilleri yönü itibari ile benzerd olmadıklarını müşahede edilmiş olması ile birlikte, incelenen imzanın birbirine irtibatlı tek harekette tamamlanmasına rağmen II. Grup mukayese imzalarının bilhassa imzaların başlangıçlarında yapılan "Ad" benzeri figürlerin sonrası el kaldırılmadan devam edilerek yapılan simetrik dikme hareketleri ile imzaların birinci bölümlerinin oluşturulduğu, sonrasında el kaldırarak çizilen gövdelerine parale çizgiler ile ikinci bölümlerinin müteakiben dikmeler üzerine ve imzaların gövdeleri altlarına çizilen kısa çizgiler ile sonlandırılmaları gibi farklı yapı ve şekillerden ibaret oldukları, ayrıca incelenen ve her iki tipteki mukayese imzalarının genel yapısını oluşturan hatların izlediği yol ve bu hatların oluşturulması sırasında yapılan harf ve şekil benzeri karakterlerin yapısı tersim tarzı şekillerin örgüleniş, istifleniş, başlama ve bitim noktaları ile birbirleriyle irtibatlandırılış unsurları kendisinden önce ve sonra gelen hatlarla bağlantı usulleri el hareketlerinin inşa tarzı , el kaldırma ve yeniden başlama yerleri, imzaların atılı bulundukları belgelere göre genel istikamet, meyil, bilhassa işleklik, seyir baskı derece, kalem yürütme itiyatları ile imza genelinin kapladığı alan, şahsa özgü itiyadi diğer hususiyetler ile kaligrafik ve grafolojik diğer özellikler gibi unsurlar yönlerinden de aralarında farklılıkların bulunduğu müşahede ve tespit edilmiş olduğunu, sonuç olarak, inceleme konusu olan dava konusu bonodaki, arka yüzünde bulunan " ..." ibareleri altında atılı bulunan 1. Ciranta imzasının ... isimli şahsın dosya içerisindeki mevcut mukayese imzalarına kıyasla aralarında farklılıkların bulunduğunun belirlenmiş olması sebebiyle, ... isimli şahsın eli mahsulü olmadığı yönünde kanaat ve sonuca varılmış olduğu bildirilmiştir. İstanbul CBS Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosunun 2021/61263 soruşturma sayılı dosyasında alın uzman bilirkişi Bülend Arıduru'dan alınan 09.06.2022 tarihli raporda da dava konusu bono üzerindeki yazı ve imzaların ...'in eli mahsulü olmadığının tespit edildiği görülmüştür. Somut uyuşmazlık imza sahteliğine dayalı olmakla hukuki ilişkinin varlığını, bono üzerindeki imzanın borçlu tarafa ait olduğunu ispat yükü davalı tarafın üzerinde olup “imzanın sahte olması” iddiası senetteki taahhüdün geçersizliğine yönelik mutlak def'i niteliğinde olmakla imzasını inkar eden tarafından, iyi niyetli olsa dâhi herkese karşı ileri sürülebilecektir. Dosyada mevcut raporun bu kapsamda yeterli incelemeye dayalı olduğu, dava konusu bono üzerindeki lehtar imzasının davacının eli ürünü olmadığının kesin olarak tespit edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafça, davacının bu senedi yüz yüzdelik ilkesine aykırı şekilde imzalamış olabileceği bu karinenin ispatının davacıda olduğu ileri sürülmüş ise de, imza aykırılığına ilişkin menfi tespit davasında ispat yükünün davalıda olduğu, davalının bu hususu kanıtlar aksi yönde delilinin bulunmadığı, ayrıca davalı tarafın tacir olduğunu beyan etmekle TTK'nın 18/2. maddesi gereğince basiretli hareket etmekle yükümlü olup, imzanın borçluya ait olmadığını bilebilecek konumda olması gerekirse bu konuda da tedbirli davranması gerektiği, menfi tespit davasının açılması için bir süre öngörülmediğinde kötüniyetli olduğunun kabulüne ilişkin bir husus bulunmadığı, bu nedenlerle, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../11/2023 tarih ve 2021/... E., 2023/.. K. sayılı kararına karşı davalı ... tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.463,68-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 3.865,92-TL harcın mahsubu ile bakiye 11.597,76-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı ... tarafınca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/07/2026