Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1191 E. 2026/1225 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1191
- Karar No
- 2026/1225
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1191 Esas
KARAR NO: 2026/1225
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 21/11/2023
NUMARASI: 2021/374 E. - 2023/93 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ... ...'nın, ... ..., ... kurulduğunu, halen ...-... ... ve ... tesislerinde ..., ..., ..., domates ürünleri, sebze konservesi faaliyetlerini sürdürdüğünü, ... yılında doğranmış domates üretim ...hatta kutulu doğranmış domates ve soyulmuş tüm domates üretilmeye başlandığını, ........... yılında en son teknoloji kullanılarak Kavanoz, ... ve ... dolum hatları kurulduğunu, ....... yılında ise ............. sayılı işletmelerde, Avrupa'da ise sadece Türkiye'de ...'ta bulunan, Aseptik Doğranmış domatesin hava alma riskini milyarda bire indiren kaynaklı kapak teknolojisi ... doğranmış domates hattı devreye alındığını, işletmelerin, Türk Standartları Enstitüsü tarafından verilen TS EN ISO 9001:2008 Kalite Belgesine sahip olduğunu, markalar arası sinerji, maliyetlerin azaltılması, kaynakların daha verimli kullanılması amacı ile ..., ..., ... ve ..., ... ...A.Ş. altında birleştiğini, 15 Kasım 2013 tarih itibarı ile ... ...A.Ş. unvanını alan ... ...'nın, Türkiye'nin en büyük ... şirketlerinden biri haline geldiğini, elli yıldan uzun süredir yeni konseptlerin, yüksek kaliteyle birlikte tanınmış marka statüsünde olan “...” markası altında sunulması sonucunda, bu markanın herkes tarafından “saygı ve güven” duyulan bir marka olduğunu, sektörünün en “prestijli” markalarından biri olan ve www.....com.tr, www.....com/tr. adreslerinden daha ayrıntılı bilgilere ulaşabileceği “...” markasının,
Türkiye'nin marka oluşturma ve marka yönetimi alanlarındaki başarılı imzalarından birisi olduğunu, davacı şirketin, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 100'den fazla tescilli “...” ibaresini münhasıran ve/veya esas unsur olarak içeren markanın hak sahibi olduğunu, ticaret unvanının da çekirdek unsurunu oluşturan “...” ibaresini, şirketin kurulduğu tarih olan ... yılından bu yana, hem ticaret unvanı hem de marka olarak nizasız ve fasılasız bir şekilde kullandığını ve kullanmaya devam ettiğini, davacıya ait www.....com.tr ve www.....com/tr ibareli alan adlarının ise, 09.02.19... tarihinden itibaren davacı adına tescilli olduğunu, alan adlarının da çekirdek unsuru “...” ibaresi olduğunu, davacı şirketinin, “...” ibareli ilk marka tescil başvurusunun ise ......... yılına dayandığını, tescilden de önceye dayanan markasal kullanımı ile davacı şirketin tanınmış “...” markasının öncelikli ve gerçek hak sahibi olduğunu, hal böyleyken, davacıya ait tescilli tanınmış markanın, ticaret unvanı ve alan adının esas unsuru olan “...” ibaresinin ayırt edilemeyecek derecede benzerinin/aynısının davalı şirket tarafından hem ürünler üzerinde hem de www.....com.tr adresinde “... vb. ürünler” üzerinde kullanıldığı hem de alan adı ve ticaret unvanı olarak tescil ettirildiğinin tespit edildiğini, davalı şirket ürünleri üzerinde hem “...” ibaresini hem de “...” ibaresini kullandığını, bu ibarelerin, davacı markaları ile iltbas yarattığını ve davacının markadan doğan haklarını ihlal ettiğini, dilekçede örneğine yer verilen davalı ürünlerinin, www.....com.tr adresinde yer aldığı gibi, ... gibi internet sitelerinde de (https://www.....com/.../...-.....) satışa sunulduğunu, davalının kullanımlarının tespiti açısından, öncelikle davalıya ait www.....com.tr adresinde bilirkişi incelemesi ile kullanımın tespit altına alınmasını, karşı yanın www.....com.tr şeklindeki alan adı ve ... ... ...ANONİM ŞİRKETİ ibareli ticaret unvanı, davacının ... ibareli tanınmış markaları, ticaret unvanı ve alan adı ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, esasen davalı şirketin, tüm kullanımlarında “...” ibaresini ön plana çıkararak kullandığını, dolayısıyla davalının markasal kullanımlarının durdurulmasının yanı sıra, ticaret unvanı ve alan adının da terkin edilmesi gerektiğini, tecavüz iddiasında bulunulan davalı firmanın ticaret unvanının ve alan adının çekirdek unsurunun “...” olması nedeniyle davacı markaları, alan adı ve ticaret unvanı ile iltibas yaratır nitelikte olduğunu, davalının internet sitesinin içeriği incelendiğinde; ..., ... şurubu, ... fruktoz gibi ürün üretip sattığının tespit edildiğini, bu ürünlerin, davacının markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı/aynı tür/ilişkili ürünler olduğunu, ... sektöründe uzman bilirkişilerce yapılacak inceleme neticesinde, bu ürünlerin benzerliği, birbirini tamamlama özelliği bulunduğu, aynı yerlerde satışa sunulduğunun anlaşılacağını, davacıya ait markaların, genel olarak 05, 29, 30 ve 32. Sınıflarda tescilli olduğunu, örneğin, davacıya ait ... sayılı “...” ibareli marka “..., ...” gibi ... türlerinde tescilli olduğunu, davalının “... ...” ibareli kullanımının, davacı markaları ile ayniyet taşıdığını, davalının “...” ibareli kullanımının ise, “SAN” ibaresinin “SANAYİ” kelimesinin kısaltması olması nedeniyle, “...” ibaresini “...” markalarından ayırt etmeye yetmediğinin aşikâr olduğunu, marka benzerlik değerlendirmesi yapılırken markaların bir bütün olarak yarattığı izlenimin esas olduğunu, ancak sektörel olarak sıklıkla kullanılan ve herkesin kullanımına açık olan kelimeler markada ayırt edici unsur olarak değerlendirilemeyeceğini, zira TPE tarafından yayınlanan Marka İnceleme Kılavuzunun 33. sayfasında bu durumun “Zayıf olsa dahi ayırt edici nitelikte olmakla birlikte ilgili sektörde çok sayıda firma tarafından farklı eklerle birlikte kullanılan ibarelerin ayırt edicilik gücünün zayıf olduğu kabul edilir.” şeklinde açıklandığını, üstelik somut durumda söz konusu “SAN” ibaresinin ayırt edici nitelikte bir ibare olmadığı gibi sektörde yaygın olarak kullanıldığını, dava konusu markada kullanılan “SANAYİ” ibaresinin kısaltması olan “SAN” ibaresinin bu tip ibarelerden olduğunu ve ayırt ediciliğinin son derece düşük bir ibare olarak kabul edilmesi gerektiğini, dava konusu “...” ibareli kullanımda yer alan SAN ibaresinin değerlendirme dışı bırakılması gerektiğini, davalının uyuşmazlık konusu edilen “..., ... ve diğer” ürünleri ile davacı markaları kapsamında yer alan emtiaların da benzer olduğunu, her şeyden önce, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davacı markalarının, hali hazırda “..., ...” emtiasında tescilli olduğunu, örnek vermek gerekirse; davacıya ait “...” sayılı marka kapsamında “..., ...” emtiası mevcut olduğunu, bununla birlikte, davacı markaları kapsamında yer alan tüm yiyecek ve içecek grubu ürünler ile dava konusu “..., ... ve diğer” emtialarının “benzer/ilişkili” olarak nitelendirilmesi mümkün ürünler olduğunu belirterek dava konusu ..., ..., ... sayılı markaların 3. şahıslara devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, işbu davanın etkinliğini sağlamak, daha sonra tazmini mümkün olmayan zararların önüne geçmek amacıyla, takdiren teminatsız olarak veya teminat mukabilinde, ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davacıya ait markalar ve davacı ürünleri ile karıştırılacak derecede benzer “.../...” markasının davalı tarafından her türlü ürün ve hizmete ilişkin tüm kullanımlarının önlenmesine, davacıya ait markalar ve davacı ürünleri ile karıştırılacak derecede benzer “.../...” markasının kullanıldığı tüm ürünlerin üretiminin, satış ve dağıtımının, ithal ve ihracının, yurt içinde satışa sunulmasının önlenmesine, davalının davacıya ait markalar ve davacı ürünleri ile karıştırılacak derecede benzer dava konusu markanın kullanımı yoluyla davacı aleyhine marka tecavüzü ve haksız rekabet yaratan her türlü (3. Kişi elinde bulunanlar da dahil olmak üzere) mal ve ürün, hizmet, tabela, ambalaj, ilan, reklam, yayın, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı kağıt, online internet adresi, tüm sosyal medya hesapları, fatura ve sair her türlü ticari evrak üzerinde kullanım da dahil olmak üzere tüm kullanımlarının önlenmesine, emin bir yerde muhafaza altına alınmasına, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde, davalı şirket adına ..., ..., ... sayı ile tescilli markaların tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğü ile marka sicilinden terkinine, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde, davalı şirket adına ..., ..., ... sayı ile tescilli markaların - tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden kullanılmamaları nedeniyle iptali ile marka sicilinden terkinine, davalının her türlü yiyecek ve içecek ürünü üzerinde “...” ibaresini kullanmasının, davacı şirketin tescilli markalarına ve ticaret unvanına vaki tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, tüm sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, "..." ve “...” ibaresinin her türlü yiyecek ve içecek ürünü üzerinde, ambalajında, faturasında vb. şekillerde kullanılmasının ve bu ürünlerin dağıtılmasının, satılmasının ya da bir başka şekilde ticaret alanına çıkarılmasının veya bu amaçlar için gümrük bölgesine yerleştirilmesinin, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasının veya ticari amaçla elde bulundurulmasının durdurulmasına, "..." ve “...” ibaresini taşıyan ürünlere, bunların ambalajlarına, münhasıran bu ürünleri üretmek için kullanılan aletlere, tanıtım materyallerine el konulmasına, toplatılmasına, imhasına, imhası mümkün olmaz ise üzerlerindeki marka işaretinin silinmesine, belirtilen suretle davalının tecavüzünün önlenmesine ve ortadan kaldırılmasına, davacıya ait tescilli markaların aynı ve benzerlerini kullanmak suretiyle yaratılan haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulmasına, tüm sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davacıya ait “...” ibareli markalar ile iltibas yaratan “...” ve “...” ibareli her türlü kullanımın bulunduğu her yerden kaldırılmasına, ihlal yaratan markayı/tanıtma vasıtasını ihtiva eden her cins etiket, mahfaza ve ticari evrakın vs. basılı her türlü evrak ve maddeler ve tanıtım malzemelerinin ve işyeri tabelasının bulunduğu her yerden kaldırılmasına, silinmesine, silinmesinin mümkün olmaması halinde imhasına, ....com.tr adresli alan adının tahsisinin iptaline ve kullanımına son verilmesine, ... ... ...Anonim Şirketi Ticaret unvanının iptaline ve Ticaret Sicilinden terkinine, davacıya ait markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerlerini tanıtma vasıtası olarak ihtiva eden reklamların durdurulmasına, davalının, davacı adına tescilli tanınmış ... markası ile tüketiciler nezdinde iltibas yaratacak şekilde marka/tanıtma vasıtası olarak kullanmak şeklindeki vaki fiillerinin haksız ve kötü niyetli olduğunun tespitine, gideri davalıdan alınmak üzere, kesinleşmesini müteakip marka hakkına tecavüz davasına yönelik kararın yayın yolu ile kamuya duyurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticari hayatına ... yılında ... ilinde başlayan ... ... ...A.ş.'nin ... sektöründe Türkiye'nin lider firmalarından birisi olduğunu, davalı tarafından üretilen; ..., ... ..., ... ve diğer ürünler ..., tekstil, kağıt, yem gibi birçok sektörde kullanıldığını, ... ve yem sektörüne yönelik üretilen ürünlerin tamamının ..........-........ ( ....& ....) sertifikalı olduğunu, Davalı ... ...'nın, dünya üzerinde ... ... ve ... ...üretebilen az sayıdaki tesislerden birisi olduğunu, 80'den fazla ülkeye ihracat yaparak yurtiçinde olduğu gibi uluslararası arenada da..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi lider ... üreticilerine hammadde sağladığını, davalı şirketin 2019 yılı verilerine göre Türkiye'nin ikinci en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında 169. Sırada bulunduğunu, buna ilişkin İSO 500 evrakları ekte sunulduğunu, davalının 2019 yılında 342.902.358TL net satış cirosu bulunduğunu, her iki ticaret unvanında yer alan "ekler” sebebiyle ticaret unvanlarının birbirinden farklı olduğunun açık olduğunu, yine davacı SMK 6/6 kapsamında ticaret unvanın terkinin gerektiğini iddia ettiğini, bu iddiasının da kabulünin mümkün olmadığını, zira zayıf ibare olan "...” markası ile davalıya ait "... ... .... A.Ş." ticaret unvanının benzer olması ihtimali bulunmadığını, zayıf ibareye eklenen ... kelimesi ile davalı ticaret unvanının ayırt edicilik sağladığını davalı şirketin kuruluş ve ticaret siciline kayıt tarihinin ... yılı olduğunu, yani davalı şirketin ticaret ünvanı tescil tarihinin 1997 yılı olduğunu, davalı şirketin 1997 yılından bu yana yani 24 yıldır söz konusu ticaret unvanını yoğun bir şekilde kullandığını, davalı şirketin defter, kayıt ve faturalarının yerinde incelenmesi durumunda ticaret unvanının 1997 yılında tescil edildiği ve o tarihten bu ana da kullanımını istikrarlı bir şekilde devam ettirdiğinin görüleceğini, davacının, davalının işbu ... ... ...... A.ş şeklindeki ticaret unvanının ...... yılından bu yana yani tam 24 yıl önce tescil edilmesine ve devamla 24 yıl boyunca kullanılmasına sessiz kaldığını, bu sebeple ticaret unvanının iptali talebinin TMK md. 2 kapsamında reddi gerektiğini, davalının çok uzun yıllardır söz konusu "www.....com.tr” alan adını kullandığını, davalı şirketin bu alan adını kullanımına dair bilgisayar uzmanından bilirkişi raporu aldırılması ile durumun ortaya çıkacağını, yine webarchive sitesi üzerinden yapılacak inceleme ile de alan adının çok uzun yıllardır davalıca kullanıla geldiğinin görüleceğini, davalının 20 yılı aşkın süredir bu alan adına yatırım, emek ve sermaye koymak suretiyle belli bir ekonomik değere ulaştığını, davalının çok uzun yıllar önce tescilini ve kullanageldiği bir alan adına yönelik davacının 20 yılı aşkın süredirsessiz kalmasından sonra işbu davayı ikame etmesinin TMK md.2 ye aykırı olduğunu, bu talep yönünden de sessiz kalma iddiasına bulunduklarını, davacının hiçbir şekilde "...” ürünününe yönelik üretim faaliyetinin söz konusu olmadığını, salt bu durumun dahi www.....com.tr alan adına yönelik iddialarının yerinde olmadığını gösterdiğini, yani ... emtiasına yönelik hiçbir üretim ve dahi markasal kullanımı olmayan davacının içinde ... kelimesi barındıran bir alan adına yönelik iltibas iddiası ile terkin talebinde bulunmasının dinlenemeyeceğini, nihai ürün olan nişastanın yani market raflarında satışa arz edilen nişastanın ise 30. marka sınıfında yer aldığını, işbu nihai ürün olan nişastada da davacının tescilli markası bulunmadığını, işbu 30. sınıfta "...” ibaresi dava dışı ... ... A.Ş. unvanlı firma üzerinde tescilli bulunduğunu, bu firmaya ait tüm markaların TPMK dan celbi durumunda 30. marka sınıfında "...” ve dahi "un irmik” emtialarının bu firmada tescilli olduğunun görüleceğini, dilekçede sunulan bu markalardan ............. tescil nolu "...” ibareli markanın TPMK kayıt görseli sunulduğunu, buradan markanın "...” emtiasının dava dışı ... ......... A.Ş. ye ait olduğunun görüleceğini, davacının "..., ... ..., ... şurubu, ...-......... şurubu ....... ... şurubu, ... ...” emtiasına yönelik hiçbir tescili olmadığı gibi kullanımı da bulunmadığını, bu sebeple davacı kullanıma dayalı öncelik hakkı iddiasında da bulunamayacığını, bu hususta üstün ve öncelik hakkının müvekkiline ait olduğunu, SMK md.6/6 kapsamında davalının hak sahibi olduğunu, davacının tanınmışlık iddiasını kabul etmediklerini, kaldı ki davacının tanınmışlık iddiasının davaya tesiri de bulunmadığını, davacıya ait "...” markası ile davalının SMK md. 6/6 kapsamında kullandığı "... ...” ibaresinin benzer olmadığını, ... ibaresinin ... emtiaları açısından zayıf ibare olduğu hususunun muhakkak gözetilmesi gerektiğinin izahtan vareste olduğunu, davalıya ait ... ve ... markaları ile davacıya ait ... markalarının benzer olmadığını, davacının tescilli markaları ile davalıya ait tescilli markaların emtialarının farklı olduğunu, davacının hükümsüzlük ve iptal davalarına yönelik örnek kabilinden bir kısım fatura, gümrük evrakları, sosyal medya görsellerinin sunulduğunu, ancak davalı şirketin ticari hacmi çok yüksek olduğu için onbinlerce sayfayı bulan faturaların ve defter ve kayıtların mahkemeye sunulmasının imkan dahilinde olmadığını, bu sebeple hükümsüzlük, iptal ve dahi diğer tüm iddialar yönünden müvekkilin fatura ve defter kayıtları yönünden yerinde inceleme talep ettiklerini, yine ...... arama motoruna "... ..., ... ve ...” yazılması ile çıkan tüm görsel, haber, video vb hususlarında ayrı ayrı incelenmesinin talep edildiğini, bilirkişilerce ...... ve ...üzerinden talepleri doğrultusunda işlem yapılmasını talep ettiklerini, Yine ... ... etiketi ile instagramda yapılan tüm paylaşımların incelenmesini talep ettiklerini, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın tüm talepleri yönünden davasının tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Cevaba cevap: Davacı vekilinin sunduğu cevaba cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davalı şirketin cevap dilekçesinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olması sebebiyle reddini, davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "-Davanın KISMEN KABUL - KISMEN REDDİ ile;
-Davacının hükümsüzlüğe ilişkin davasının talep edilen tüm tescilli markalar yönünden ayrı ayrı reddine,
-İptal davasının davalı adına tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." markası yönünden kabulü ile davalı adına tescilli bulunan markanın iptaline, dava konusu edilen diğer markalar yönünden iptal talebinin reddine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2022/78 Tal. sayılı dosyasında bilirkişi Cemil Kırmızı tarafından düzenlenen 29/11/2022 tarihli raporda davalının ..., ... ve ... sayılı markaları kullandığına dair hiçbir belgeye rastlanmadığının belirtildiğini, mahkemenin “...” markası yönünden iptal talebini kabul etmesine rağmen “...” markası yönünden davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, dosyada yer alan fotoğraflardaki ürünlerin üzerinde “...”, “...” ve “...” ibarelerinin bulunduğunu, davalının “...” markasını kullandığını ispatlayamadığını, bilirkişi raporunda yer alan poşetleme görselinin markanın ciddi kullanımını göstermediğini, 06/07/2022 tarihli önceki bilirkişi raporunda da kullanım tespitinin bulunmadığını, davalının sunduğu faturaların 26.04.2016-26.04.2021 tarih aralığı dışında kaldığını ve dava konusu markaları içermediğini, ... üretim belgelerinin “...” markasına ait olduğunu, kararda “...” markasının kullanıldığına dair hiçbir gerekçe sunulmadığını, hükümsüzlük talebi yönünden ise 06.07.2022 tarihli 92 sayfalık bilirkişi raporunun davanın konusu olmayan hususları içerdiğini ve bu nedenle yok sayılması gerektiğini, yerel mahkemenin markaların farklı alt sınıflarda tescilli olduğu gerekçesiyle hükümsüzlük talebini reddetmesinin hatalı olduğunu, müvekkilin “...” sektöründe tanınmış bir marka olduğunu, tarafların markalarının aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, “...” ibaresinin ayırt edici unsur olduğunu, “SAN” ibaresinin ise sektörde yaygın kullanılan zayıf bir ibare olduğunu, dava konusu markaların müvekkilin seri markaları ile karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, bu durumun müvekkilinin ticari itibarına zarar vereceğini, 6769 sayılı SMK madde 6/1, 6/5, 6/6 ve 6/9 hükümleri uyarınca dava konusu markanın hükümsüz kılınması gerektiğini, davalının kötü niyetli olarak müvekkilinin markalarından faydalanma amacı güttüğünü belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararında kısmen kabul ve kısmen ret kararı verildiğini, müvekkile ait ... tescil nolu ... markasının kullanılmadığı gerekçesiyle iptaline hükmedildiğini, diğer tüm talepler yönünden davanın reddedildiğini, kısmen ret kararına yönelik bir istinaf taleplerinin bulunmadığını, ancak müvekkile ait ... tescil nolu ... markasının kullanılmadığı gerekçesiyle iptaline yönelik kısmen kabul kararının yasaya uygun olmadığını, kararı bu yönden istinaf ettiklerini, müvekkili şirket defter ve kayıtları ile ...... arama motoru,... paylaşım sitesi ve ........ gibi mecralar incelendiğinde bu markanın doğrudan yahut dolaylı olarak ticari etki yaratacak şekilde kullanıldığının görüleceğini, hükümsüzlük talepleri yönünden tamamen ret ve iptal talepleri yönünden ise kısmen ret kararı verildiği için her iki talep yönünden davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkemenin kısmen kabul kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, marka hükümsüzlüğü ve kullanmama nedeniyle marka iptali istemlerine ilişkindir.
Dosya, Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/123 Esas sayılı dosyasından tefrik edilmiş, hükümsüzlük ve iptal talepleri yönünden verilen yetkisizlik kararı sonrasında İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde yukarıdaki esası almıştır.
Davacı vekili, davacı şirketin ....... yılında kurulduğunu, “...” ibaresini hem ticaret unvanı hem marka olarak uzun yıllardır kullandığını,100’den fazla “...” esas unsurlu marka sahibi olduğunu, “....com.tr” alan adının 09.02.1996 tarihinden itibaren kayıtlı bulunduğunu, “...” markasının tanınmış marka niteliğinde olduğunu, davalının ticaret unvanında, alan adında ve ürünlerinde “...”, “... ...” ve “...” ibarelerini kullandığını, bu kullanımların iltibas yarattığını, davalının ... ve benzeri ürünlerinin davacı markalarının koruma kapsamındaki emtialarla aynı veya ilişkili olduğunu beyanla davalı adına tescilli ... sayılı ..., ... sayılı ... ve ... sayılı ... markalarının hükümsüzlüğünü ve kullanılmamaları nedeniyle iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalı şirketin ....... yılında kurulduğunu, ... ve türevleri alanında faaliyet gösterdiğini, ticaret unvanını ve “....com.tr” alan adını yaklaşık 24 yıldır kesintisiz kullandığını, “...” ibaresinin ... sektörü bakımından zayıf ibare olduğunu, “... ...” ve “...” ibarelerinin ayırt edici nitelik taşıdığını, davacının ... ürünleri üzerinde kullanım veya üstün hak sahibi olmadığını, taraf markalarının farklı emtialar üzerinde kullanıldığını, davacının uzun yıllar sessiz kalması nedeniyle taleplerinin korunamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davacı adına çok sayıda “...” esas unsurlu markanın 05/29/30/32 Sınıflarında tescilli olduğu, ayrıca ... numaralı "..." markasının davacı ... ... ..A.Ş adına tanınmış marka olarak 03.03.2021 tarihinde tescil edildiği, dava konusu ... ..., markasının 01/05/30/31 (... (..., ... ...), ... (...)., ... ... markasının 09.03.2016 tarihinde 30.( ... (..., ... ...), ... (...).), sınıfta ve ... ... markasının 29/30 sınıfta davalı adına tescilli olduğu görülmektedir.
Davalı şirketin kuruluş tarihinin ...... olduğu, “....com.tr” alan adının 29.02.2000 tarihinde tescil edildiği, davacının “....com.tr” alan adının ise 09.02.19... tarihinde tescil edildiği belirlenmiştir.
Talimatla alınan 29.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda; -Davalı şirketin ana faaliyet konusunun; Mısır hammaddesinden elde edilen ... üretimi, ... ..., ..., ..., vb ürünlerin imalatını yaptığı ve bu ürünleri sanayide hammadde olarak kullanıldığı, iş yerinde paketlenmiş ürünler üzerinde “...”, “...” ve “...” ibarelerinin bulunduğu, ... ibareli ürün bulunmadığı ancak boş ambalajın görüldüğü, “...” markasının davalı şirketin müşteri porftöyünün tamamı sanayi sektöründe ve yurtdışında faaliyet gösteren firmalar olduğu,-Davalı şirketin; üretimini yaptığı ürünlerin marka bazlı satışları ticari defter kayıtlarında tespitinin mümkün olmadığı,-Davalı şirketin; Mısır hammaddesinden elde edilen(..., ..., ... vb) ürünlerden 2015-2021 döneminde toplam satışının 2.667.844.560.29 TL.olduğu belirtilmiştir.
Dosyada alınan bilirkişi raporunda; davacının “....com.tr” ve “....com” alan adlarını uzun yıllardır yoğun ve kesintisiz şekilde kullandığı, davalının da “....com.tr” alan adını 2001 yılından beri kesintisiz kullandığı, davalının ..., ... ..., ... şurubu ve benzeri sanayi tipi hammaddeler ürettiği, müşteri kitlesinin sanayi kuruluşları olduğu, davacının ise son tüketiciye yönelik salça, ..., ... ürünleri, konserveler ve benzeri ... ürünleri ürettiği, taraf müşteri kitlesi ve faaliyet alanlarının farklı olduğu, davalıya ait “...” markalarının tescilli oldukları emtialarda kullanıldığı, davacı markalarıyla aynı Nice sınıflarında yer alsalar da farklı alt gruplarda bulundukları, buna karşılık ... tescil numaralı ... markasının ciddi kullanımına ilişkin delil bulunamadığı, davacının uzun yıllar boyunca davalı kullanımlarına karşı dava açmaması nedeniyle sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı yönünde de görüş bildirmiştir.
İlk derece mahkemesince; davalı adına tescilli ... sayılı ... ve ... sayılı ... markalarının hükümsüzlük ve iptal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle bu markalar yönünden davanın reddine, ... sayılı ... markası bakımından ise davacının hükümsüzlük talebinin, uzun süre sessiz kalması nedeniyle reddine; ancak markanın tescilden sonra beş yıl boyunca ciddi biçimde kullanıldığının ispatlanamaması nedeniyle SMK m.9 uyarınca iptaline karar verilmiştir.
Markaların kullanmama nedeniyle iptali talebi yönünden ; 6769 sayılı SMK'nın 9. maddesi uyarınca marka sahibinin markasını tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından dava tarihinden geriye doğru kesintisiz beş yıllık süre içerisinde ciddi biçimde kullanması gerekmektedir.
Ciddi kullanım, markanın sembolik biçimde kullanılmasını değil, ilgili pazarda markanın pazar payını yaratmaya, korumaya veya artırmaya elverişli yönelik kullanımını ifade eder.
Ayrıca kullanımın markanın tescilli olduğu tüm alt mal ve hizmetler bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.
Somut olayda dosya kapsamındaki bilirkişi incelemesinde davalının ..., ... ... ve bunların türevleri yönünden kullanımının bulunduğu kabul edilmiş ise de, dava konusu markaların tescilli bulunduğu tüm alt emtialar bakımından ciddi kullanımın gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda ayrıntılı ve denetlenebilir bir inceleme yapılmadığı görülmektedir. Markaların hangi emtialar üzerinde, hangi tarihler arasında, ne miktarda ve ne yoğunlukta kullanıldığı; sunulan faturaların, üretim kayıtlarının, satış belgelerinin ve ticari kayıtların marka bazında değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Bu haliyle hükme esas alınan mevcut bilirkişi raporu internet görsellerine dayalı değerlendirme içerdiği, talimat yolu ile alınan raporun,( iş yerinde paketlenmiş ürünler üzerinde “...”, “...” ve “...” ibarelerinin bulunduğu, ... ibareli ürün bulunmadığı ancak boş ambalajın görüldüğü), dikkate alınmadığı kullanmama nedeniyle iptal talebinin değerlendirilmesine elverişli denetime açık olmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece; iptal davasında ispat yükünün davalıda olduğu dikkate alınarak marka hukuku alanında uzman bilirkişi, sektör bilirkişisi ve mali müşavir bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyeti marifetiyle davalı markalarının her birinin dava tarihinden geriye doğru beş yıllık dönem içerisinde tescilli bulundukları her bir emtia bakımından ciddi kullanımının bulunup bulunmadığının, kullanımın pazar payı yaratmaya, korumaya veya artırmaya elverişli olup olmadığının, kullanımın hangi alt emtiaları kapsadığının ticari kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak denetlenebilir şekilde tespit edilmesi, kullanıma dair fatura örneklerinin rapora eklenmesi ve sonucuna göre iptal talebi hakkında karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi değerlendirmesi ile yetersiz gerekçeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu nedenle davalı vekilinin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davacı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile;
2- İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../11/2023 tarih, 2021/.. E. 2023/.. K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4- Davalı vekilinin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
5- İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
6- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
7- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026