Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/844 E. 2026/1035 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/844
Karar No
2026/1035
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/844

KARAR NO: 2026/1035

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/02/2024

NUMARASI: 2022/148 E. - 2024/193 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı aleyhine .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe konu senetteki imzanın davacıya ait olmadığını, takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek; davacının .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takibine konu olan 42.959,38-TL'lik borç açısından davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dilekçesinde, takibe konu kambiyo senedindeki imzanın kendisine ait olmadığını ve tümüyle sahte olarak tanzim edildiğini belirtmişse de; davacı yanın imzaya itirazının tamamen icra takibini uzatmaya yönelik olduğunu, müvekkilinin alacağına kavuşmasını sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, bu nedenle müvekkilinin, söz konusu takibe itiraz edilmesi nedeniyle maddi anlamda zarara uğradığını, ileride yapılacak olan bilirkişi incelemesiyle de senet üzerindeki imzanın davacı borçlunun el ürünü olduğunun açık bir şekilde ortaya çıkacağını, bu nedenlerle davacı yanın açmış olduğu hukuki mesnetten yoksun ve haksız davanın, tazminat ve para cezası taleplerinin reddini, yapılan haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle müvekkili lehine alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine talep ederiz.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesin kararıyla; ATK raporuna göre borçlusu ..., alacaklısı ... olan, 10/05/2018 düzenleme tarihli, 11/06/2018 ödeme tarihli, 30.000 TL. bedelli senette ÖDEYECEK bölümünde mevcut "..." adına atılı imzalar ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'ın eli ürünü olduğu tespit edilmiş olup ,ispat yükünün davacı tarafta olduğu ve davanın niteliği gereği yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiği, ne var ki davacı tarafın buna ilişkin herhangi bir delil sunamadığından bahisle,"

1-AÇILAN DAVANIN REDDİNE,

2-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine, karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararı usûl ve yasaya aykırı olduğunu, .... İcra Dairesinin, ... E. sayılı takibine konu senet üzerindeki imza müvekkiline ait olmadığını, tümüyle SAHTE olarak tanzim edildiğini, icra dosyasında davacı müvekkilin işbu takibe konu olan 42.959,38 TL tutarında bir borcu söz konusu olmadığını, sahte senede dayalı açılan takip haksız ve kötü niyetli olduğunu, imza incelemesinin yapıldığı, hükme esas alınan rapor tam bir kesinlik ihtiva etmediği halde, Mahkemece "kesin" tespitleri içeren yeni bir rapor alınmadan hüküm kurulması hatalı olduğunu, rapor metninde "benzerlikler saptandığı" belirtildiğini, imzanın müvekkiline ait olup olmadığı hususunda bir tereddüt bulunduğunu, söz konusu rapora itirazlarının dikkate alınmadan karar verildiğini, sahte olarak tanzim edilen senetteki imza, müvekkiline ait olmadığı halde bilirkişinin kesinlik arz etmeyen raporunun hükme esas alınarak haklı davalarının reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla mahkeme kararının kaldırılmasını davanın kabulünü, davalı/alacaklı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.

Davacı tarafından icra takibine konu senetteki imzanın kendi eli ürünü olmadığını ileri sürmektedir... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında, davalı takip alacaklısı tarafından davacı takip borçlusuna karşı bonoya istinaden 08/02/2021 tarihinde kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.

Takibe konu bononun keşide tarihinin 10/05/2018 vade tarihinin 11/06/2018 tarihi davacının keşideci davalının lehtar ve senedin 30.000,00 TL., bedelli olduğu görülmüştür.

24/10/2023 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporunda özetle;" İncelenme konusu Borçlusu ..., alacaklısı ... olan, 10/05/2018 düzenleme tarihli, 11/06/2018 ödeme tarihli, 30.000 TL. bedelli senette ÖDEYECEK bölümünde mevcut "..." adına atılı imzalar ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'ın eli ürünü olduğu" belirtilmiştir.

Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.

İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.

Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından icra takibine konu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, mahkemece Adli Tıp Kurumundan rapor aldırıldığı, ATK raporunda icra takibine konu bonodaki imzanın, ...'ın eli ürünü olduğu kesin olarak belirtildiği, raporun hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli olduğu, kesin kanaat belirttiği anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../02/2024 tarih ve 2022/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davacının vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/844, K. 2026/1035, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-844-e-2026-1035-k-3c77e2095355