Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1109 E. 2026/1238 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1109
- Karar No
- 2026/1238
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1109 Esas
KARAR NO: 2026/1238
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 30/04/2024
NUMARASI: 2023/85 E. - 2024/116 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı İmpladent Ağız ve Diş Sağlığı Hizmetleri A.Ş. 1993 yılında kurulmuş, kurulduğu günden bu yana gerçekleştirdiği faaliyet neticesinde, İMPLADENT markasını sektöründe meşhur ve maruf hale getirdiğin, davacının faaliyeti, referansları ile ilgili ayrıntılı bilgi https://impladent.com.tr/tr adresinde yer aldığını, İMPLADENT müvekkilinin ticaret unvanı olduğu gibi Türk Patent Enstitüsünün 98/013265 kod no.su ile “Dişçilik, ebelik hizmetleri, eczacılık, fizik tedavi, fizikoterapi, hastaneler, hemşirelik (tıbbi), kan bankası hizmetleri, masajla tedavi hizmetleri, optik hizmetler, psikolojik testler, plastik cerrahi, sağlık amaçlı hamamlar, sağlık bakımı, sanatoryumlar, tıbbi klinikler, tıbbi yardım.” açısından tescilli markası olduğunu, davalının müvekkilinin yukarıda ifade ettiğimiz emek ve çabası neticesinde elde ettiği birikimden faydalanmaya çalıştığını ve tescilli İMPLADENT markası ile ayırt iltibas yaratacak derecede benzer olan İMPLADENT ibaresini marka olarak tescil ettirdiğini, davalının , müvekkiline ait İMPLADENT markasını birebir kullanıp, müvekkili adına tescilli markanın sonuna aynı zamanda büyükşehir olan ve gerek bu özelliği gerekse Turistik açıdan ülkemizin en yüksek nüfusuna sahip ve çok ziyaret alan, bu özelliği gereği popüler yerleşim yerlerinden birisi olan Gaziantep ilini eklemiş, böylece marka ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan İMPLADENT GAZİANTEP ibaresinin TPE nezdinde 2020/170918 kod no.su ile tıbbi hizmetler açısından tescilini sağladığını, davalının markasının müvekkiline ait markanın benzerinin kullanılması tüketici zihninde karışıklığa neden olacağını, dava konusu ibarenin müvekkiline ait markalar zincirine dâhil olduğu izlenimi uyandıracak, bu durumda da, davalı haksız olarak müvekkilinin emeğinden yararlanmış olacağını, markaya il adı eklenmesinin karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığı gibi markaların başlangıç unsurlarının aynı olduğunu, 2020/170918 kod no.lu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin markasını tescilin akabinde müvekkilinin Adıyaman lı olması ve yaklaşık 15 yıldır da Gaziantep ilinde de ikamet etmesi, Gaziantep ilinde 8 yıl Sağlık Bakanlığın da diş hekimi olarak çalışması ve daha sonra görevinden istifa ederek 7 yıldır da kendine ait olan özel diş kliniği işletmesi ile geniş bir çevresi bulunduğunu, 2020 yılında dava konusu markayı kullanmaya başladığında Gaziantep ilinde impladent markasını kimsenin tanımadığını ve bilmediğini, uzun uğraşlar ve emekler sonucu müvekkilim markasını tanıttırmış ve sadece Gaziantep ili ile sınırlı kalmayarak bütün Güneydoğu da marka tanınır bir hale geldiğini İmpladent Gaziantep markasına bugüne kadar İstanbul dan daha doğrusu batıdan hiç bir hasta gelmediğini, genellikle insanlar diş yaptırmak istediğinde kendileri açısından gidip gelmesi kolay olan uygun mekanları ve yerleri seçtiğini, davacı tarafın kullanmış olduğu marka impladent İD olup, müvekkili şirketin kullanmış olduğu marka ise İmpladent Gaziantep olduğunu, davacının markasında amblem olmadığını, yazı karakterleri, tabelaları ve renklerinin birbirleri ile alakası bulunmadığını, markalar arasında farklılık olduğunu, tabip ve diş tabibi, gazetelerde ve diğer neşri vasıtalarında, reklâm mahiyetinde teşekkür ilânları yazdıramayacağını, diş tabibi olanların reklam yasağı bulunduğunu, müvekkilinin işletmesinin Gaziantep ilinde olup, şehrin nüfusunun yaklaşık 2.500.000 civarında olduğunu, davacı taraf İstanbul ilinde ikamet etmekle birlikte İstanbul ilinin nüfusu şehrimizin nüfusunun 10 katından fazla olduğunu, davalının marka ihlali yapmasının mümkün olmadığını, İmpladent isminin sektörde çok kullanıldığını, bunun sebebi ise GENEL bir isim olmasından dolayı olduğunu, İmpla demek implant demek olup, dent demek diş, ağız anlamında olduğunu, her ne kadar impla ve dent yabancı kelimeler olsa da Türkçe dilinde çok yaygın kullanılan genel isim mahiyetinde kelimeler olduğunu, impladent isminin sadece davacı tarafça kullanılamayacağını, davalının 2020 yılından itibaren aktif bir şekilde faaliyet sürdürmekle birlikte güneydoğu da tanınmış bir marka haline geldiğini, bu nedenlerle; davacı marka ile gerek unvan gerekse de isim, logo, amblem, tabela, kartvizit olarak hiçbir benzerliği olmadığı halde müvekkil firma hakkında verilen tedbir kararının kaldırılmasını, iş bu haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "davacı adına tescilli 98 013265 tescil numaralı "İMPLADENT+şekil" markasının 44.sınıfta 28/07/1999 tarihinde, davalı adına tescilli ... tescil numaralı "..." markasının 44.sınıfta davalı adına 16/06/2021 tarihinde tescil edildiği, her iki markanın da ortak sınıf olan 44. Sınıfta tescil edildikleri, davacı ve davalı tarafın faaliyet alanlarının diş sağlığı alanı olduğu, markaların da bu emtia sınıfında tescilli olduğu, her iki markanın çekirdek unsuru olan impla ve dent ibarelerinin diş sağlığı alanında implant uygulaması olarak kullanılan tedavi yöntemi ile ingilizce diş kelimesinin karşılığı olan dent ibaresinin birleşimi ile oluştuğu, her iki kelimenin de diş sağlığı alanında çalışan iş yerlerinde sıklıkla kullanılan ve tanımlayıcı ifade mahiyetinde olduğu, tanımlayıcı mahiyetteki ibarelerin karıştırılma ihtimali değerlendirilmesinde nazara alınmayacağı, bu durum dikkate alınarak davacı tarafın tescilli markasına ayırt edicilik kazandırmak için kendi markasını şekil unsuru eklediği, davalı tarafın da aynı şekilde impladent ibaresine Gaziantep yer ismini eklemek kaydıyla ayırt edicilik kazandırmaya çalıştığı, bu haliyle SMK'nın 6/1. Maddesi gereği markalar arasında iltibasın oluşmayacağı kabul edilmiştir.
Davacı tarafın SMK'nın 6/9. Maddesi gereği kötü niyetli tescil yönündeki talepleri de değerlendirilmiş, dava konusu impladent ibaresinin zayıf ibare ve diş sağlığı alanındaki iş yerleri açısından tanımlayıcı ifade olduğu, asıl olanın iyi niyet olduğu, Yukarıdaki açıklamalara göre davacının markasının zayıf marka olduğu, sektörde dentimplant, impladent şeklinde pek çok kullanımın mevcut olduğu, bu ibarelerin tanımlayıcı olduğu, davacının markasında yer alan şekil unsurunun davalı markasından uzaklaştırdığı, yine davacı tarafça davalı tarafın kötü niyetli olduğunu ortaya koyacak bir delil de dosyaya ibraz etmediği dikkate alınarak kötü niyet yönündeki iddiaların da ispat edilemediği kabul edilmiş ve davanın reddine" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Tescilli bir markanın sonuna Büyükşehir ismi eklenmek suretiyle karıştırılma ihtimalinin kaldırıldığını söylemenin mümkün olmadığını, huzurdaki davada alınan bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda müvekkiline ait marka örneğine yanlış yer verildiğini ve bu hata neticesinde müvekkili markasının sonuna bir Büyükşehir olan Gaziantep ibaresi eklenmek suretiyle karıştırılma ihtimalinin ortadan kaldırıldığına hükmedildiğini, ayırt edici gücü ne kadar zayıf olursa olsun bir markanın sonuna Büyükşehir ismi eklenerek yeni bir işletme açılması, işletmenin asıl markanın o yerde açılmış yeni bir şubesi olarak algılanmasına neden olacağını, müvekkilinin markası impladent hükümsüzlüğü istenen marka ise impladent Gaziantep olduğunu, bahsi geçen marka müvekkilinin Gaziantep Şubesi gibi bir algı oluşturduğunu,
-Kararda müvekkili markasının implant uygulaması olarak kullanılan tedavi yöntemi ile diş kelimesinin karşılığı olan dent ibaresinin birleşiminden oluştuğu ifade edildiğini, müvekkiline ait marka herhangi bir anlam ifade etmeyen impla ve dent ibarelerinin birleşiminden oluştuğunu, impla kelimesi hiçbir anlam ifade etmediğini, bilirkişi raporunda da müvekkiline ait marka örneği DENTIMPLANT gibi karşılaştırma yapıldığını, taraflarınca rapora itiraz edildiğini ancak itirazın reddedildiğini, rapor hatalı haliyle hükme esas alındığını, karıştırılma ihtimali teknik uzmanlık gerektiğini, hükme esas alınabilecek bir rapor alınması gerektiğinden dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2020 yılında dava konusu markayı kullanmaya başladığında Gaziantep ilinde impladent markasını kimse tanımadığını, uzun yıllar sonucu marka tanınır bir hale geldiğini, Davacı taraf 3 yıl boyunca markanın kullanılmasına ses çıkarmamakla birlikte belki de markanın büyümesine ve popülerliğinin kazanmasını beklediğini, müvekkilinin Türkiye genelinde daha doğrusu bir çoğu İstanbul firması olan bir çok diş malzemesi satan kişilerden alışveriş yaptığını, bu dava açılana kadar impladen Gaziantep ismini sadece kendisinin kullandığını düşündüğünü, davacı tarafın kullanmış olduğu marka impladent İD olduğunu, müvekkili şirketin kullanmış olduğu marka ise impladent Gaziantep olduğunu, müvekkilinin müvekkili logosu olmamasına rağmen davacı tarafın logosu da bulunduğunu, markaların yazı karakterleri, tabelaları ve renklerinin birbirleri ile alakası bulunmadığını, Müvekkilinin davacı tarafı taklit etmek isteseydi, bizzat logosunu, yazı karakterlerini ve renklerini kullanacağını, davacı taraf İstanbul ilinde ikamet etmekle birlikte İstanbul ilinin nüfusu şehrinin nüfusunun 10 katından fazla olduğunu, Davacı tarafın iş bu davasında iyiniyetli olmadığını, mersis sorgulamasında impladent ismini 10 dan fazla ticaret şirketi tarafından kullanılmakla birlikte tescili de mevcut olduğunu, İmpladent isminin çok kullanılmasının sebebi ise genel bir isim olmasından dolayı olduğunu, mahkeme tarafından aldırılan bilirkişi raporunda hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı şeklinde rapor düzenlendiğini, davacı tarafın istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, davalı adına tescilli ... markasının kötü niyetli tescil edildiğinden bahisle SMK'nın 6/1, 6/9 ve 25. Maddesi gereği markanın hükümsüzlüğü davasıdır.
Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; 198581 tescil numaralı ŞEKİL markasının 44.sınıfta 28/07/1999 tarihinde davacı adına, ... tescil numaralı ... markasının 44.sınıfta davalı adına 16/06/2021 tarihinde tescil edilmiştir.
Davacı talepleri yönünden marka uzmanı ve diş hekiminden rapor aldırılmış olup alınan raporda özetle;"Davacının 98/013265 no ile tescilli sarı “D” harfi içinde vida şeklinde “İ” harfinin yer aldığı şekil unsurunun altında DENTİMPLANT ibaresinden oluşan şekil ve kelime markası olduğu, İngilizce DENT ibaresinin Türkçe karşılığı diş olup, İMPLANT ibaresi de diş hekimliği faaliyetleri içinde yer alan “eksik dişlerin tedavisinde kullanılan ve çene kemiğinin içine yerleştirilen titanyumdan yapılmış vidalar” dır. Her iki ibare de diş hekimliği faaliyet alanında verilen hizmeti ifade ettiği ve doğrudan akıllara getirdiği tespit edilmiştir. Davacının markasının esas unsuru bütünsel bakış açısı ile ŞEKİL+ DENTİMPLANT ibaresidir. DENTİMPLANT ibaresi yukarıda da ifade edildiği üzere olduğu diş hekimliği faaliyet alanında verilen hizmeti ifade ettiği ve doğrudan akıllara getirdiği tespit edilmiş olduğundan sözkonusu ibarenin diş hekimliği (tıbbi hizmetler) faaliyetlerde kullanılması halinde markanın zayıf marka olduğu tespit edilmiş olup, bu nedenle bu markaya tanınan korumanın kapsamı daha dar olmalı, ayırt edici gücünün düşük bulunduğu, her ne kadar tescilli olduğu için korunması gerekmekte ise de ayırt edici gücü zayıf bir ibareyi tescil ettiren kişinin bunun sonuçlarına katlanması gerekmektedir. Davalının 2020/170918 (44) no ile tescilli ... markasının kelime markası olup, bütünsel bakış açısı ile markanın esas unsurunun ... olduğu, bu markada da impla ve dent ibarelerinin kullanıldığı, bu ibarelerin sözkonusu marka ile verilen hizmetler açısından tanımlayıcı olduğu ve fakat “Gaziantep” ibaresinin sonuna getirilmiş olduğu, davalının markasının bu ibare ile davacının markasından farklılaştığı, Yukarıdaki açıklamalara göre davacının markasının zayıf marka olduğu, sektörde dentimplant, impladent şeklinde pek çok kullanımın mevcut olduğu, bu ibarelerin tanımlayıcı olduğu, davacının markasında yer alan şekil unsurunun davalı markasından uzaklaştırdığı, davalının işbu dosya kapsamında somut olarak kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği" uyarınca hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığına dair görüş bildirmişlerdir.
SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiş olup markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Karıştırılma (iltibas) ihtimali ile kastedilen ise iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. İltibas ihtimalinin değerlendirilmesi aşamasında ise ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerin esas alınması gerekmektedir.
Dosya incelendiğinde,Davacının markasının dentimplant olmadığı, impladent olduğu, gerekçeli kararda ve bilirkişi raporunda bu şekilde incelenmesinin hatalı olduğu, ancak yeniden rapor alınmasının gerekmediği, impladent sözcüğünün tescil edildiği sınıfta zayıf marka olmakla birlikte , davalı markasının sonraki tarihli tescilli olmakla marka hukukunda teklik ve öncelik ilkesi geçerli olup impladent sözcüğünün sonuna ''gaziantep' ibaresi eklenmesinin davalı markasını davacının önceki tarihli markasından farklılaştırmaya ve iltibası önleyecek mahiyette ayırt edicilik kazandırmaya yeterli olmadığı, markaların aynı ve benzer alt sınıflar yönünden iltibas yaratacağı, her iki markanın ortalama tüketici kitlesine hitap ettiği, davacının markaları ile daha önce karşılaşmış, hafızasında davacı markalarına ilişkin bir imaj bulunan ortalama tüketicinin davalı markası ile karşılaştığında, zihninde davacı markasını çağrıştıracağı yahut ilişkilendireceği, bu nedenlerle işletmeler arasında bağlantı kurma, davacının seri markası olarak algılanma ihtimali dâhil ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesi yaratacak şekilde benzerlik bulunacağından, aynı ve benzer alt sınıflar yönünden kabulünün gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafça, davalı marka tescillerinin kötüniyetli olduğunu ileri sürmüş ise de, kural olarak MK 2. Maddesi gereğince iyiniyet asıl olup, kötü niyet iddiasında bulunan davacı tarafın , davalının kötüniyetli olduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Kötü niyetle marka tescilinden bahsedebilmek için marka başvurusunda bulunan kişinin, markaya konu mal ve hizmeti üretip pazarlamaktan daha ziyade başkalarının ticaretine engel olmak, marka tescili yoluyla başkalarından haksız para koparmaya çalışmak veya vekâlet, bayilik, dağıtıcılık, acentelik vb. ilişki nedeniyle kendisine duyulan güvene ve ticari dürüstlük kuralına aykırı davranış içerisinde bulunması gerekir. Somut olayda davacı tarafça davalının tescilin kötüniyete dayalı olduğu iddiası yerinde görülmemiş, mahkemece bu konuda bir gerekçeye yer verilmeksizin ve davalı marka tescilinin tıbbi hizmetler, güzellik hizmetleri, işyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri sınıfının bağlantılı hizmetler olması nedeniyle iltibas yarattığı, bu sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, bu sınıflar dışında iltibas yaratmayacağı gözetilmeksizin, davalı markaların tıbbi hizmetler, güzellik hizmetleri, işyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri sınıfı dışındaki tescil sınıflarında hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla, Davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile, İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin kararının kaldırılmasına ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,
2-İstanbul Anadolu .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../04/2024 tarih, 2023/... E., 2024/... K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3- Davanın Kısmen Kabulüne,
-Davalı adına tescilli ... numaralı ... markasının markasının 44. sınıftaki ''tıbbi hizmetler, güzellik hizmetleri, işyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetler" yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin istemin reddine, hüküm kesinleştiğinde sicilden terkinine,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-Kabul edilen hükümsüzlük talebi yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 552,1 TL maktu harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan; 179,90--TL başvurma harcı, 179,90-TL peşin harcı, 25,60 -TL vekalet harcı olmak üzere toplam 385,40TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan; 6.000,00 TL bilirkişi ücreti 289,25 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 6.289,25 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre 1/2'sinin 3.144,62 -TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4/d-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen marka hükümsüzlüğü talebi yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen marka hükümsüzlüğü talebi yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 240,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.409,40 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026