İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/568 E. 2026/356 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/568
- Karar No
- 2026/356
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/568 Esas - 2026/356 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/568 KARAR NO : 2026/356
HAKİM : İlker YILMAZ 41072 KATİP : Ümran SEZGİN 104375
DAVACI : BİLGE İLAÇ BİTKİSEL ÜRÜNLER KOZMETİK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - 0171030555500013 [25969-82844-44995] UETS VEKİLİ : Av. BERSU DİLARA TEZEL - [15914-19159-49686] DAVALI : 1- TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU - [35668-98663-47386] UETS VEKİLİ : Av. ZEYNEP ALKIŞ ÜYÜMEZ - [35668-98663-47386] DAVALI : 2- OSMAN AKAR -16874487106 [15125-21388-21531] VEKİLİ : Av. BİLGESU GÜLERYÜZ TAN - [15885-88464-92851] DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 29/12/2025 KARAR TARİHİ : 16/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin 2023/128316 başvuru numaralı “bilge ilaç matcha”' ibareli kelime markasının 05, 29, 30, 35 sınıflarında, kısmen yayımlandığını, müvekkillerinin yıllardır süre gelir şekilde “matcha” ibaresini marka hukuku bağlamında aktif olarak bir fiil kullandığını, başvuru üzerine, davalı yana ait 03., 11., 16., 35. sınıflarında tescilli “bilgemax” ibareli markaların karıştırılma ihtimali gerekçesiyle, davalı şahıs tarafından yapılan itiraz, Markalar Dairesi tarafından kısmen kabul edilmiş, karara karşı yapılan itirazın ise 6769 s. SMK’nın 6. maddesi uyarınca reddedildiğini, 2021/033319 başvuru numaralı “bilgemax” markasının, otomotiv sektöründe araç içi ve araç parçalarının temizliğinde kullanılan kimyasal ilaçlarda / temizlik ürünlerinde marka olarak kullanıldığını, müvekkillerinin ticaretinde bulunan ürünlerin ise genellikle matcha çayı ve bitkisel takviye içeriği taşıyan gıda ürünleri şeklinde olduğunu, “Bilge ilaç Matcha” markası, “MATCHA” veya “Matcha Premium Japanese” adıyla piyasaya sunulan ürünler olduğunu, markalar incelendiğinde, “MATCHA” ve “BİLGEMAX” ibarelerinin görsel, işitsel ve anlamsal bakımdan bütüncül olarak farklı algı yarattığını, kelime yapıları, telaffuzları ve çağrışımlarının birbirinden ayrıştığını, markaların, ortalama tüketici nezdinde aynı ticari kaynaktan çıktığı izlenimini doğuracak nitelikte olmadığını, iki markanın kullanım alanlarının birbirinden ayrıştığını, tüketici açısından karıştırılma riski bulunmadığını beyan ederek TÜRKPATENT YİDK'nın 2025-M-19143 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru konusu marka incelendiğinde, siyah ve büyük harflerle alt alta yazılmış “BİLGE İLAÇ” ve “MACHA” ibaresinden müteşekkil olduğunu, diğer davalıya ait redde mesnet 2021 033319 sayılı markanın, ilk harfi beyaz, diğerleri da siyah ve küçük harflerle yazılmış “bilge” ibaresi ile devamında yer alan, kırmızı zemin üzerine beyaz ve büyük harflerle yazılmış “MAX” ibaresinden oluştuğunu, başvuru konusu marka ve redde mesnet markada ön plana çıkan esas unsurun, birbirinin tıpatıp aynısı olan “bilge” kelimesi olup, fonetik, biçimsel ve anlamsal benzerlik nedeniyle, markaların umumi intibalarının da aynı olduğundan şüphe bulunmadığını, davacı vekilinin, iki markanın kullanım alanlarının farklı olduğunu ileri sürmekte olduğunu, söz konusu iddianın dayanaksız olduğunu, başvuruda yer alan mal/hizmetlerle aynı/benzer mal/hizmetlerin davacının itiraz konusu markasının eşya listesi kapsamında yer aldığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili beyanlarıyla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, YİDK Kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davacı şirketin, 28.09.2023 tarihinde, BİLGE İLAÇ MATCHA ibareli markanın 05.(01-07), 29.(01-11), 30.(01-15) ve 35.(01-05) sınıfta yer alan mal ve hizmetler yönünden başvuruda bulunduğu; Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından, başvurunun kısmen yayımlanmasına karar verildiği, başvurudan, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5/1 (f) maddesi uyarınca, 05(05)., 05(07). ve 30(01). sınıfta yer alan malların başvurudan çıkartıldığı, kısmen yayım üzerine, davalı şahıs tarafından itiraz edildiği, davacı başvurucunun karşı görüşünün yer aldığı, Markalar Dairesi Başkanlığı, 08.10.2024 tarihli kararı ile itirazı KISMEN KABUL / KISMEN REDDETTİĞİ, başvurunun devamına karar verildiği, davalı yan itirazı ile ilgili olarak “(6/1) Benzerlik/Karıştırılma ihtimali - Haklı Bulunmuştur” ibaresine rastlandığı, itiraz gerekçesi yapılan 2021 033319 / "bilgemax" sayı ve ibareli marka açısından “Markanın ve kapsamındaki mal / hizmetin benzer olduğu ve karıştırılma ihtimali bulunduğu tespit edilmiştir” kaydının yer aldığı, karar üzerine davacı şirket tarafından Kurum kararına itiraz edildiği, davalı yanın karşı görüşünün yer almadığı, davacı yanın itirazı ile ilgili olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu, yapmış olduğu incelemede, davaya konu 14.11.2025 tarih ve 2025/M-19143 sayılı kararı ile itirazı reddettiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; İnceleme Konusu Markaların Karşılaştırılması; 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu Kapsamında Aynılık veya Benzerlik Kavramları; Aynılık veya benzerlik incelemesinde; İlk olarak; ikinci markanın, birinci markanın kullanıldığı ürün ya da hizmet ile aynı ya da aynı tür (türdeş) ürün ya da hizmet için kullanılıyor olup olmadığının tespiti gerekmekte, ikinci olarak da sonraki markanın, önceki marka ile tamamen aynı veya benzer olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Karıştırılma değerlendirmesinde bütünsellik ilkesi esastır. Markalar arasında benzerliğin olup olmadığına, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki dikkate alınarak karar verilir. İltibasın / karıştırılmanın fiilen gerçekleşmiş olmasına gerek yoktur. Sadece iltibas ihtimalinin varlığı yeterlidir. Markalar arasındaki benzerliğin, tüketicileri, satın almayı düşündükleri mal/hizmet yerine bir başka mal/hizmet almak durumunda bırakması kadar, tüketicilerin iki farklı marka karşısında bulunduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları/hizmetleri üreten/yapan işletmeler arasında idari ekonomik açıdan bir ilişkinin bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas ihtimali kapsamında sayılmalıdır. Markaların esas unsurlarının aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen, iltibasa yol açabilir . Karıştırılma, markaya konu işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde bağlantı kurabilmesi iltibas için yeterlidir. İşitsel, görsel veya kavramsal benzerliklerden bir ya da birkaçının önemi ön plana çıkabilir. Örneğin, şekil markalarında doğal olarak görsel benzerlik önem taşıdığı kabul edilmelidir. Şekil ve sözcük bileşimi ile oluşturulan markalarda ise, “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur” ilkesi kabul edilmekte, genellikle sözcük baskın ve ayırt edici unsur olarak dikkate alınmaktadır . Marka kapsamındaki mal veya hizmetin türü de bu konuda ağırlık kazanabilir; Somut olaya göre değişmekle birlikte, giyim ürünlerinde görünüm, lokanta hizmetlerinde işitsel benzerlik daha önemli role sahiptir. Yine özellikle, sözcüğün önceki markadan kısmen veya önemli bir bölümü itibariyle alınması ya da değiştirilmesi suretiyle kullanılması durumlarında, sadece işitsel benzerlik karıştırılma ihtimali için yeterli olabilir. Sözcük markalarında vurgunun hangi hecede ya da (birden fazla sözcük olması halinde) hangi sözcükte olduğu da değerlendirilmelidir. Bu husus sözcüğün hangi dilde olduğuna göre de değişebilir. Görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik karşılaştırmasında özellikle önceki markanın tercih edilmesinin arkasında yatan fikrin gözden uzak tutulmamasında yarar vardır. Aynı düşünce başvuruya konu markanın seçilmesinde de etkili ise, bu durum vurgunun ya da baskın unsurun görsel veya işitsel öğelerden birinde hatta bir sözcüğün tek bir hece veya harf gurubunda ortaya çıkmasını sağlayabilir. Mal/Hizmet Listelerinin Karşılaştırılması; Mal ve hizmetlerin benzerliğinde ortalama alıcı kitlesi, son kullanıcıları, malın satın alınmasına ayrılan zaman, satışa sunulma kanalları ve biçimi, birinin diğerini ikame etmesi gibi faktörler etkili olacağı kabul edilmelidir. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte, aynı mal ve hizmetin birden fazla isme sahip olması veya piyasada anıldığı isimle teknik, bilimsel, literatüre geçmiş isminin farklı olması veya yabancı dildeki isminin Türkçeye de geçmiş olması durumlarında da mal ve hizmetler farklı şekilde ifade edilmiş olsalar da aynı olarak kabul edilecektir. Benzer mal ve hizmetler ifadesi, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Bu çerçevede, aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayılabilecek ilişkili mal ve hizmetler de benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriğine girmektedir. Mal / hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği aşağıdaki durumlarda ortaya çıkabilir: − Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, − Malların fiziksel görünümünün benzerliği, − Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, − Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, − Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, − Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerektiğine yukarıda yer verilmiştir. Somut olayda dava konusu marka ile davacı şirket markalarının kapsadığı mal / hizmetler karşılaştırıldığında; Taraf markaları arasında aynı / aynı tür hizmetlere rastlanmıştır. Davaya konu markanın 35. sınıfının 01-04 alt sınıflarında sayılan hizmetler ile 35.05 alt sınıfında sayılan müşterilerin malları görmesi ve satın alması amacıyla bir kısım malların bir araya getirilmesine ilişkin perakende/toptan satış hizmetleri bakımından da aynılık söz konusudur. Her iki taraf markalarında da 03, 04, 05, 06, 07, 11, 16 ve 20. sınıflarda yer alan bir kısım mallar incelenmiştir. Mahkememiz bu noktada, mallar ile o malların satışına dair hizmetleri, birbirlerinin devamı niteliğinde olduğunu, bir ürünü üretenin o ürünü satmasının olağan kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle de söz konusu sınıfların benzer olduğunu değerlendirmiştir. Nitekim Yargıtay Genel Kurulu, yakın tarihli kararında (31.05.2022 tarih ve 2022/486-788EK sayılı ilamında), “Bir ürünün marka sahibinin ürün satışı ile bu ürünle ilgili olarak mağazacılık hizmeti sunan kişiler, arzlarını aynı satış yerlerinde gerçekleştirmektedir. Aynı ürüne ilişkin olarak, ürün ve ürünün satışının gerçekleştiği hizmet arasındaki yakın bağlantı, bunların tamamlayıcı mal/hizmet olduğunu göstermektedir. Zira mağazacılık hizmeti ticaret markalı ürünlerin varlığı hâlinde söz konusudur. Bu itibarla her ne kadar ürün ile ürünün satış hizmeti aynı amaca hizmet etmese, aynı türde olmasa da bunlar tamamlayıcı oldukları için aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilir. Markaların benzer olması durumunda mağazacılık hizmetlerinin sunulduğu mağaza ile burada satışı yapılan ürünlerin ticaret markası farklı kişilere ait olsa dahi tüketiciler mağazacılık hizmetinin ticaret markası sahibi tarafından verildiğini düşünebilir. Başka bir deyişle ticaret markasının ve mağazacılık hizmeti markasının farklı kişilere ait oldukları durumlarda, bunlara ilişkin işlemler farklı yerlerde yapılsa dahi, tüketiciler bunların aynı ticari işletmeye ait olduğunu düşünebilirler. Bu husus özellikle ticaret markasının kapsadığı ürünlerin, satış mağazalarında satılan ürünlerle ayniyet/benzerlik gösterdiği durumlarda söz konusu olur. Kişilerin markaların aynı kişiye ait olduklarını düşünmesi ise markanın menşei gösterme fonksiyonun zedelenmesine ve karıştırma ihtimaline yol açar” ifadelerine yer verilmiştir. Aynı şekilde, AB Genel Mahkemesi, 20.03.2018 tarih ve T-390/16 sayılı “Dontoro” kararında da belirli bir emtia ile söz konusu emtianın perakendeciliği hizmetinin emtia ile söz konusu emtianın sunumunun tamamlayıcı nitelik arz etmesi, dağıtım kanallarının aynı olması ve aynı tüketici kesimine hitap etmeleri nedeniyle benzerlik bulunduğu, İlgili tüketici kesimi ile ilgili olarak ise; Somut olayda, çekişmeli olan sınıflar, genel olarak iş / büro idaresi, reklamcılık, bir kısım malların satışı/pazarlanması hizmetlerine ilişkindir. Söz konusu hizmetlerin faydalanıcıları birbirlerinden çok farklı olmakla birlikte, bir kısım malların satışı/pazarlanması hizmeti içerisinde sayılan 03, 04, 05, 06, 07, 11, 16 ve 20. sınıf arasında kalan malların tamamı açısından da tek bir sektör belirlemesi yapılamayacağı, markaların tescil kapsamlarının genişliği de dikkate alındığında bu hizmetlerin geniş bir kesime, tüketiciye veya alıcıya hitap edeceği, bazı ürünlerin son kullanıcılarının tüketiciler olabileceği gibi, işletmeler de olabileceği, günlük hayatta herkesin her zaman ihtiyaç duyacağı türden emtiaların pazarlanmasından, daha seyrek ihtiyaç duyulan emtiaların da pazarlamasına ilişkin tescil talebinde bulunulduğu, bu kapsamda, ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebileceği, söz konusu hizmetlerin ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç / dikkat / özen seviyesi incelendiğinde, hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilinç / dikkat / özen / bilgi seviyesinin makul olduğunun kabul edilmesi gerektiği, Yukarıdaki tespit ile birlikte dikkat edilmesi gereken husus ise; marka hukukunda karıştırılma ihtimalinin varlığı, 6769 s. SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca, “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın / hizmetin hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İlgili tüketici belirlenirken “ortalama tüketicinin dikkat düzeyinin mal veya hizmetlerin kategorisine göre çeşitlilik gösterdiği de akılda tutulmalıdır” (C 251/95 Sabel / Puma [1997]). Çekişmeli malın ortalama tüketicisinin zihnindeki marka algısı da bu nedenle değerlendirmede dikkate alınmıştır. Bütün bu hususlar uyarınca, iltibas ihtimali varlığının ilk şartı olan malların / hizmetlerin aynılığı/benzerliği kriterinin, somut uyuşmazlık açısından, dava konusu markanın tescil başvurusuna konu edilen mal / hizmetleri açısından sağlanmış olduğu görülmektedir. İkinci şart ise markaların karşılaştırılması ile tespit edilecektir. İnceleme Konusu Markaların/İşaretlerin Karşılaştırılması; Davaya konu markanın kelime unsuru içerdiği, markada “bilge ilaç” ibaresinin yer aldığı, davalı yanın itirazına mesnet markasının kelime ve şekil unsuru içerdiği, markada “bilge max” ibaresinin yer aldığı, bu hali ile taraf markalarında “bilge” ibaresinin ortak olduğu, Taraf markalarının anlamlarına bakıldığında, davaya konu “bilge ilaç matcha” ibaresinin, Türkçe ve yabancı dildeki ibarelerden oluştuğu, taraf markalarında da ortak olan “bilge” ibaresinin Türkçe olduğu, anlamının “geniş ve derin bilgi sahibi olan, bunu en doğru ve yararlı biçimde kullanan, iyi ahlaklı, olgun ve örnek (kimse); hakim, olayları erdem ve bilgiden gelen bir üstünlükle değerlendiren (kimse)” anlamlarına geldiği (TDK, Güncel Türkçe Sözlük), “ilaç” ibaresinin Türkçe olduğu, anlamının “bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için türlü yollarla kullanılan madde, daru, em, ot, çare, önlem” anlamlarına geldiği, (TDK, Güncel Türkçe Sözlük), markada yer alan “matcha” ibaresinin ise İngilizce olduğu, Türkçe karşılığının “toz yeşil çay” şeklinde olduğu (https://tr.wiktionary.org/wiki/matcha), davalı yan markasında “bilge” ibaresi ile birlikte yer alan “max” ibaresinin ise İngilizce olduğu, “maximum” ibaresinin kısaltması olarak kullanıldığı, Türkçe karşılığının “en çok, en yukarı, en yüksek” anlamlarına geldiği (https://tr.wiktionary.org/wiki/maksimum), davacı yanın süre gelir şekilde “matcha” ibaresini marka hukuku bağlamında aktif olarak bir fiil kullandığını belirttiği, müvekkilleri adına tescilli “matcha detox” ibare ve 2022 095522 tescil numaralı, “matcha slim” ibareli ve 2022 095520 tescil numaralı, “matcha time” ibareli ve 2021 130090 tescil numaralı, “green matcha tea” ibareli ve 2021 130088 tescil numaralı, “matcha latte” ibareli ve 2021 113444 tescil numaralı, “matcha form” ibareli ve 2021 084644 tescil numaralı, “matcha apricot premium” ibareli ve 2021 074941 tescil numaralı, “matcha form tablet” ibareli ve 2020 92897 tescil numaralı, “matcha premium japanese” ibareli ve 2019 19307 tescil numaralı, “matcha” ibareli ve 2017 99131 tescil numaralı markalarının olduğunun görüldüğü, bu hali ile davacı markasındaki “matcha” kelimesinin davacının lider/çatı markası olduğunun kabul edilmesi gerektiği, “lider”, “çatı” veya “şemsiye” olarak tabir edilen markaların, bir markanın üst kimliğini, ürünün firma aidiyetini vurgulayan işaretler olduğu, bu işareti muhtelif ürünlerde gören tüketicilerin ürünün kalitesi ve standardı konusunda bir garanti mesajı aldıklarını, yeni gördükleri markalara karşı bile olumlu bir imaj aktarımı ile yaklaşabilecekleri, somut olayda da söz konusunun gerçekleştiği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla lider markayı içeren marka işaretinde ayırt ediciliği üzerinde toplayan unsur bu çatı/lider markalar değil, bu markanın yanında kullanılan ve asıl olarak ürünü başka ürünlerden ayırma fonksiyonunu yerine getiren kelimeler/işaretlerdir. Bu bağlamda çatı/lider markanın marka sahibini ve ürün aidiyetini ortaya koymaya, bu markanın yanında kullanılan ayırt edici işaretin ise ürünü diğer ürünlerden ayırt etmeye yaradığı kabul edilmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 13.01.2020 tarihli, 2019/1573 E. ve 2020/290 K. sayılı kararında; “… esasen ticaret unvanı ve çatı markalarının tescilindeki temel amacın, bu şemsiye markanın yanına eklenen ibarelerin tescili bulunduğu, dolayısıyla davalı başvurusunun asıl unsurunun "aç bitir" ibaresinden oluştuğu, davacı şirketin itiraza dayanak markalarının da asıl unsurunun "aç bitir" ibaresi olduğu” denilmek sureti ile esas unsurun tespitinde yol göstermiştir. Mahkememiz, incelemeye dayanak olan Yargıtay kararı uyarınca, davacı markasında yer alan “bilge ilaç” ibaresini (her halükarda “matcha” unsuru kadar) ayırt ediciliği üzerinde toplayan esaslı unsur olarak kabul etmiştir. Bu hali ile taraf markalarında yer alan ortak “bilge” ibaresinin Türkçe oluşu da dikkate alındığında, anlamsal olarak bir yakınlık içerdiği, her iki taraf markasında da esas unsur olarak konumlandırıldığı, Taraf markalarının okunuşlarına bakıldığında, markaların yazıldıkları gibi okunmaları halinde “BİL-GE-İ-LAÇ-MAT-ÇA”, “BİL-GE-MAKS” şeklinde telaffuz edilecekleri, özellikle davaya konu markanın başlangıç kısmında yer alan “bilge” ibaresinin, davalı yan markası ile birebir aynı şekilde okunduğu, markaların ilk hecelerinin tüketici algısında daha güçlü etki bıraktığı, sonraki “ilaç matcha” / “max” ibarelerinin ise markalar arasındaki yakınlığı tamamen ortadan kaldıracak derecede ayırt edicilik seviyesine ulaşamadığı, uygulamada ve yerleşik içtihatlarda da kabul edildiği üzere, tüketicilerin markaları çoğu zaman bütün detayları ile değil, hafızalarında kalan baskın unsurları ile hatırladıkları, bu nedenle ortak “bilge” unsurunun işitsel benzerlik yarattığı, Görsel açıdan yapılan karşılaştırmada, davaya konu markanın kelime unsuru içerdiği, beyaz zemin üzerine siyah tonlarda, iki ayrı satıra gelecek şekilde, üstte “bilge ilaç” ibaresi, altta “match” ibaresinin yer aldığı, markada kelime unsuru dışında ayırt edicilik sağlayan başka bir unsurun bulunmadığı, davaya konu markanın ise kelime ve şekil unsuru içerdiği, beyaz zemin üzerine gri / koyu tonlarda “bilge” ibaresi, devamında kırmızı zemin üzerine beyaz tonlarda “max” ibaresinin, kendine özgü yazı tonları ile yer aldığı, Anlamsal / kavramsal, sesçil, görsel olarak bütünsel karşılaştırmanın esas olması hususu dikkate alındığında; davaya konu markada her ne kadar “bilge ilaç matcha” ibaresi yer alıyor olsa da, davacı yanın “matcha” ibaresini çatı marka olarak konumlandırdığı, bu hali ile ayırt edicilik incelemesinde ön plana çıkacak unsurun “bilge ilaç” ibaresi olduğu, davalı yan markasında da yer alan ibarelerin “bilge max” şeklinde olduğu, bu kapsamda markada bir veya daha fazla unsurunun baskın karakterine karar verilirken, özellikle bu unsurların her birinin asıl niteliklerinin diğer unsurların asli nitelikleriyle karşılaştırılmasına ve ayrıca ek ve yardımcı olarak çeşitli unsurların markadaki konumlarına dikkat edilmesi gerektiği (T-6/01 Matratzen Concord v OHIM-Hukla Germany (Matratzen), 2002) (T-242/06 Cabrera Sanchez v OHIM-Industrias Carnicas Valle, 2007), davacı yan markasında “bilge” ibaresinin esas unsur olarak yer aldığı, davaya konu markada da “bilge” unsurunun esas unsur olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.10.2011 tarih E.2011/11–566 ve K.2011/647 sayılı “Roman/Romano Botta” kararında da “Her iki markada da vurgunun “Roman” ibaresinde toplandığı, orta düzeyde bir tüketicinin hafızasında bıraktığı imajın ve fonetik etkinin bu kelimede odaklanacağı, davacı şirketin ürünlerini almak isteyen orta seviyedeki alıcıların aynı ya da benzer raflarda sunulan aynı tür ürünleri gördüğünde davacı markasının hafızada ve gözde bıraktığı iz ve etki nedeniyle davacı ürünlerini aldığını zannetmesi, gerçekte davalının ürünlerini satın alması olasılığının yüksek olacağı” değerlendirmesi mahkememizce de benimsenmekle, somut olayda da taraf markalarında ayırt edici, esas unsurun görsel, anlamsal ve seçil olarak benzer olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu hali ile de taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerlik bulunduğu, potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacakları için, markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları (GC T–11/09 Rahmi Özdemir v OHIM, Aktieselskabet 23.02.2010), somut olayda ilgili alıcı kitlesinin, ortak ibarelere odaklanacağı, “markaların kullanılacağı mal ve hizmetlerin türü ne kadar yakınsa, markaların karıştırılması tehlikesinin de o kadar büyük olduğu ve yeni markanın eskisinden belirgin şekilde farklı olması gerektiği” , her ne kadar davacı yan, markasının kullanım alanı ile davalının markasının kullanım alanının farklı olduğunu belirtmişse de, davaya konu markanın tescili talep edilen ve reddedilen sınıflarının 35. sınıfın 01 ile 04. arasındaki alt sınıfları ile birbirlerinden farklı sektörlerde yer alan perakendecilik / toptan satış hizmetlerini içeren 05. alt sınıfa ilişkin olduğu, söz konusu hizmetlerin her iki markada da aynen yer aldığı, bu nedenle de taraf markalarının benzer olduklarının kabul edilmesi gerektiği, bu hali ile taraf markalarında yer alan işaretlerin karıştırılma ihtimali yaratacağı kanaatine ulaşılmıştır. Sözel ve görsel vurgunun/odaklanmanın “bilge” kavramında olduğu, hedef kitleler açısından davacı marka ile davalı markanın görsel iletişim/görsel kültür açısından karıştırılmaya neden olacağı, sözel iletişim araçları açısından ise davacı marka ile davalı markanın sözel iletişim araçlarıyla yaptığı/yapacağı pazarlama, reklam ve pazarlama iletişimi (bu tele-marketing, radyo reklamları olabileceği gibi arama motorları için bir keyword’de olabilir) etkinliklerinde markaların söyleniş/yazılış ve fonetik benzeşiminden dolayı hedef kitleleri açısından pozitif anlamda ayrışmadığı, Özellikle, davacının lider markasının varlığı, tescil başvurusuna konu edilen sınıfların aynılığı da dikkate alındığında taraf markalarının birbirlerine yakınlaştığı değerlendirilmiştir. Yargıtay 11.HD'nin 13.11.2003 tarih ve 2003/4003 E. 2003/10839 K. sayılı kararında; "Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise bu işin ilgilisi veya uzmanı değil tüketici olan halkın olduğu göz önünde tutulacaktır. Karıştırma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir" denilerek, halk tarafından karıştırılma ihtimalinden ne anlaşılması gerektiğini açıklamış bulunmaktadır. İşaretler arasındaki benzerlik değerlendirmesi, markanın türüne, yani şekil markası, sözcük markası, ses markası veya bunların karması olup olmamasına göre birçok farklı faktör açısından yapılacak değerlendirmeye bağlı olarak tespit edilebilmektedir. Benzerliğin tespiti, markanın türüne göre farklı unsurları esas almayı da gerektirebilmektedir. Somut olayda, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, tüketici işlemi ya da tüketiciye yönelik uygulamaların her aşamasında makul düzeyde bilgiye sahip olan gerçek veya tüzel kişi tüketici açısından taraf markalarını aynı anda ya da ayrı ayrı görmesi halinde, bu markaların ilişkili markalar olduğunu sanma tehlikesi bulunmaktadır. Diğer taraftan ortalama tüketicinin değişik markalar arasında doğrudan karşılaştırma yapma imkanının nadiren bulunduğuna; ancak markaya olan güvenini, markanın hafızasında tuttuğu eksik görüntüsüne dayandırdığına dikkat edilmelidir" (Lloyd Schuhfabrik Meyer, prg. 26, ve Case C-29/00 LTJ Diffusion 2003 ECR I-0000, prg 52). Netice itibariyle, Davaya konu 2023/128316 sayılı markanın tescile konu edilen ve başvurusu reddedilen 35. sınıftaki (başvuru kapsamından çıkartılan ve dava konusu edilen bütün) hizmetlerin, davalı yanın itirazına mesnet markasında yer alan mal / hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olduğu, Davaya konu ... sayılı davacı şirket markası ile davalı şahsın itiraza dayanak ... sayılı markası arasında 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunduğu, ... sayılı kararının yerinde olduğu sonuç ve kanaatlerine varılmış aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalının yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile diğer davalı vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır