Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/864 E. 2026/1034 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/864
- Karar No
- 2026/1034
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/864
KARAR NO: 2026/1034
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 12/12/2023
NUMARASI: 2022/54 E. - 2023/1001 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı-alacaklı tarafından 60.000,00-TL miktarlı, 05.09.2010 tanzim tarihli ve 05.10.2011 vade tarihli bonoya dayalı alacak için,İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ....Esas (yeni esası ...) sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu, takibe dayanak bonodaki imzanın davacının eli ürünü olmadığını, açıkça bonodaki imzayı inkar ettiklerini, açıklanan nedenlerle; İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... (yeni esası ...) Esas sayılı icra takip dosyasına dayanak gösterilen 60.000,00-TL bedelli, 05.09.2010 tanzim ve 05.10.2011 vade tarihli bonodaki imzanın davacı eli ürünü olmadığından borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptalini, dava sonuna kadar icra dosyasında tedbir kararı verilmesini, %20den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu senet aslının icra kasasında bulunduğunu, senedin tanzim tarihinde davacının yapmış olduğu hukuki muamelelerdeki imza örneklerinin tespit edilerek ve ayrıca senet içerisindeki yazıların davacıya ait olması nedeniyle yazı örneklerinin de alınmak suretiyle imza ve yazı araştırılması yapılması gerektiğini, senedin tamamen davacı tarafından imzalanmış ve içerisi de davacı tarafından yazılmak suretiyle doldurulduğunu, senedin davalının yanında imzalanıp verildiğini, açıklanan nedenlerle; 60.000,00 TL bedelli 05.09.2010 tanzim tarihli senedin kambiyo senedi vasfında olması nedeniyle senetteki imzanın inkar edilmiş olması davacının bu tarihe yakın olan yazı ve imza suretlerinin celbedilmek suretiyle senetteki imza ve yazı örnekleri araştırılması yapılması ve bu araştırma neticesinde yazı ve imzanın davacıya ait olması durumunda %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve işbu davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi kararıyla; İstanbul ....İcra Dairesinin ... Esas sayılı İcra Dosyasına konu senetteki imza davacıya ait olduğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Kötüniyet tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede; İİK 72/4 maddesi gereğince ''Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. Hükmü gereğince,"
1-Davanın reddine,
2-Davalı tarafın kötü niyetli dava tazminatı talebinin kabulü ile takibe konu 60.000,00-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak kötü niyetli dava tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda grafoloji biliminin usul ve gereklerine uyulmadığını, bu nedenle raporun objektif denetimi mümkün olmadığını, raporun Yargıtay’ın denetlenebilirliğe ilişkin kriterlerine uygun olmadığını, dosya kapsamında yeni bir rapor alınmadan karar verildiğini, alınan raporda bilirkişi, kendince mukayese yaptığını, yapılan mukayeselerin görüntülerini ve sair hususları rapora eklemediğini, raporda dayanaklarının kanıtlarını ortaya konulmadan yapılan inceleme ve tanzim edilen rapor hükme esas alınamayacağını, özellikle imza örneklerinin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması ile imzanın,davacıya ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmesi, tarafların ve Mahkemenin denetimine elverişli bir raporla tesbiti, karşılaştırılan imza ve yazı örneklerinin hangi nedenle aynı kişinin eli ürünü olduğunun fotoğraf ve/veya diğer uygun görüntü teknikleriyle desteklenmesi gerektiğini, rapora itirazlarının dikkate alınmadan, eksik inceleme ile karar verildiğini, Bononun düzenlendiği tarih ile imza incelemesinin yapıldığı tarih arasında 10 yıldan fazla bir süre olduğunu, müvekkili takibe dayanak bonodaki imzanın kendi eli ürünü olmadığından emin olduğunu, müvekkili aradan geçen uzun süreye rağmen davayı açtığını, kötü niyetinin olmadığını ve kötü niyet tazminatı kabul etmediğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.
Davacı tarafından icra takibine konu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmektedir. İstanbul ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (yeni esası ...) sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlu aleyhine, 05.09.2010 tanzim ve 05.10.2011 vade tarihli, 60.000,00 TL., bedelli bonoya istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
04.10.2022 tarihli grafoloji uzmanı bilirkişi raporunda özetle, " İnceleme konusu senette borçlu ...'a atfen atılmış imzalar ile davacı ...'a ait karşılaştırma imzaları arasında imza incelemesinde kullanılan grafolojik ve kaligrafik tanı unsurları bakımından çok önemli uygunluk ve benzerlikler saptandığından, inceleme konusu senette borçlu ...'a atfen atılmış imzaların davacı ...'ın eli ürünü olduğu" belirtilmiştir.
09.10.2023 tarihli ATK raporunda özetle, "İnceleme konusu senette atılı borçlu imzaları ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'ın eli ürünü olduğu" belirtilmiştir.
Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.
İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
Somut olayda davacı tarafından icra takibine konu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, ilk bilirkişi raporunda inceleme fotokopi mukayese belgeler üzerinde yapılmış ise de, Adli Tıp Kurumu tarafından,mukayese asıl belgeler üzerinde inceleme yapıldığı raporların birbirini teyit ettiği, dava konusu senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğu tespit edildiği ve mahkemece tedbir kararı verilerek icra takibinin durdurulmasına karar verildiği bu nedenle davalı lehine kötü niyet tazminat şartlarının da oluştuğu anlaşılmakla mahkemece verilen kararın dosya kapsamına göre yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../12/2023 tarih ve 2022/... E., 2023/.... K. sayılı kararına karşı davacının vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026