Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1182 E. 2026/1265 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1182
Karar No
2026/1265
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1182

KARAR NO: 2026/1265

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 27/03/2024

NUMARASI: 2021/49 E. - 2024/282 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri aleyhine İstanbul Anadolu 21 İcra Müdürlüğü'nün 2020/18307 esas sayılı dosyası ile Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu ile takip başlatıldığını, müvekkillerinin davalı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, söz konusu senedin müvekkili Abdullah Najah'ın hastalığından faydalanılarak alınmış bir senet olduğunu, davalı tarafa bir borç ya da ticari ilişki karşılığı verilmediğini, müvekkili Abdullah ile davalı arasında uzun yıllara dayanan dostluk ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin davalı tarafa yardımcı olmaya çalışırken iyi niyetinin kurbanı olduğunu, geçirdiği ağır hastalıktan kaynaklı olarak bilinci yerinde olmaksızın takibe konu bonoyu imzaladığını, bononun keşidecisi müvekkili şirket ATF Global olup, kefil olarak müvekkiline imza attırıldığını, müvekkili şirketin davalı taraf ile herhangi bir borç ve ticari ilişkisi bulunmadığını, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde böyle bir borcun bulunmadığının görüleceğini, bonoda Nakden ibaresi yer aldığını, bu halde davalı tarafın bu bono karşılığında borç para verdiğini ispatlaması gerektiğini, müvekkili şirkete bu şekilde bir para aktarımının söz konusu olmadığını, bu nedenle davalı tarafa borçlarının bulunmadığını, müvekkilinin 27.04.2017 tarihinde kendi adına kayıtlı olan İstanbul Kadıköy ilçesi Bostancı Mah 63 pafta, 312 ada 24 parselde kayıtlı taşınmazını davalının oğlu Aljioscha Jerome Haldun ENGİN e 400.000,00 TL bedelle ipotek ettiğini, bu ipotek karşılığında müvekkilinin 25.000,00 Euro elden borç aldığını, borcun karşılığında söz konusu üst limitli ipoteğini verdiğini, alınan borca karşılık verilen ipoteğin halen davalının oğlu adına tapuda kayıtlı olduğunu, müvekkilinin ipotek karşılığı borç aldıktan sonraki günlerde beyin damarlarında pıhtı atması sonrası uzun zaman yoğun bakımda tedavi gördüğünü, bu süreçte hafıza problemleri yaşadığını, sonuç itibariyle ciddi bir rahatsızlık geçirdiğini, müvekkilinin rahatsızlanması üzerine davalının oğlunun müvekkiline verilen borç ile ilgili panik yaşadığını ve alacağını alamama korkusu yaşadığını, müvekkilinin sağlık durumunun sıkıntılı olduğu dönemde davalının oğlunun alacağı için müvekkiline gelerek ölüm kalım var diyerek psikolojik baskı kurarak bir de teminat senedi vermesini istediğini, müvekkilinin borcun zaten ipotekli olduğunu söylemişse de dostluğa binaen davalı tarafından düzenlenerek önüne konulan borç kadar doldurduğunu düşündüğü evraka imza attığını, müvekkilinin bundan sonra ipotek ile aldığı 25.000,00 Euro borcu davalıya ve davalının gösterdiği Aydoğan İnvetsments Ltd firmasına ödemelerini yaptığını, bu ödemelerin banka ekstrelerinin bulunduğunu, müvekkili Abdullah'ın hasta olduğundan kendisine imzalatılan senedin varlığını icra takibi sırasında öğrendiğini, davalının müvekkillerine 100.000,00 Euro bir ödeme yapmadığını, böyle bir ödeme yaptığını ispat etmesinin de mümkün olmadığını, ipotek belgesinden anlaşılacağı gibi müvekkilinin davalının oğlu Aljioscha Jerome Haldun ENGİN ile borç ilişkisine girdiğini, davalıdan herhangi bir ödeme almadığını, davalının oğlu tarafından elden verilen 25.000,00 Euro borca karşılık olarak müvekkili tarafından teminat amacıyla 400.000,00 TL tutarında üst limitli ipotek verildiğini ve yine borç toplamı olan 25.000,00 Euro' nun tamamının ödendiğini, herhangi bir borcun kalmadığını, takibin devamı halinde telafisi güç zararlar doğacağından öncelikle İstanbul Anadolu 21 İcra Müdürlüğünün 2020/18307 E sayılı icra takibinin tedbiren durdurulmasına, yapılacak yargılama neticesinde müvekkillerinin davalı tarafa borcu olmadığının tespitine, takibe konu edilen senedin ve takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davada arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden huzurdaki davanın dinlenemeyeceğini, davanın usulden reddini talep ettiklerini, esasa ilişkin olarak, davacı tarafın iddiasının TBK 30 ve devam maddelerinde tanımlanan “İrade Bozuklukları' kapsamında olduğunu ancak bu hususun yasal sürede ileri sürülmediğini, 05.01.2018 tanzim tarihinden 3 yıldan fazla süre geçtikten sonra ileri sürülmüş olması sebebiyle dayanaktan yoksun olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan özel hastane raporlarının hiçbirisinde hastanın bilincinin, şuurunun kapalı olduğuna dair bir ibare bulunmadığından bu yöndeki iddianın usulden ve esastan reddi gerektiğini, bonoda yer alan Nakden ibaresinin müvekkiline herhangi bir ispat külfeti yüklemediğini, kambiyo hukukunda sebepten mücerretlik ilkesi uyarınca bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunu, borcun ödendiği veya sair yöndeki itirazların ancak yazılı delille iddia eden tarafın ispatı gerektiği, davalı ...'in şirketi dava dışı oğlu ALJİOSCHA'ya ve diğer kardeşlere devrettiğini, bu nedenle 2017 yılında verilen ilk 100.000,00 Euro borç için, ilerleyen yaşı da göz önüne alınarak ipoteğin oğlu adına alındığını, 2018 tarihli bonoya konu 2'ci 100.000,00 Euro borç verilirken o esnada Türkiye de bulunduğundan teminatı olan senedi kendi adına aldığını, davacının şirketini borç ve risk durumuna göre hisseleri devredip geri aldığı şirket çalışanı olan Aylin isimli şahıstan 30.10.2018 de hisseleri tekrar kendi üzerine devralırken zuhur etmeyen rahatsızlığını, müvekkiline karşı ileri sürmesinin kötü niyetli olduğunu, davacı tarafın, davalının oğlu adına verilen ipotekle temin edilmiş ve yaklaşık 1 sene evvel yine elden alınmış aynı miktardaki bir başka borçtan ötürü yapmış olduğu ödemeleri dava konusu bonodan sadır ifa olarak göstermeye çalıştığını, davacı ...'a müvekkili tarafından 2 kez ayrı-ayrı 100.000,00 Euro elden borç verildiğini, bunlardan 2017 tarihli ilki karşılığında vekil edenin oğlu adına ipotek alındığını, daha sonraki tarihli olan dava konusu borç için davalı adına kambiyo senedi alındığını, ilk borcun TL karşılığı olarak tesis edilen ipoteğin bugün bakiye alacağın ancak yarısını karşıladığını, müvekkilinin davacı ...' tan 200.000,00 Euro alacaklı olup, ilk verilen 2017 tarihli 100.000,00 Euro ilk borca yönelik dava dilekçesinde de belirtilen 22.000,00 Euro kısmi ödemeler yapıldığını, bakiye 78.000,00 Euro kaldığını, 2018 yılında verilen ikinci 100.000,00 Euro içinse, davacının 3 senedir ödemediği borcundan ötürü müvekkilini hukuksuzlukla itham ettiğini, izahına çalışılan ve resen de gözetilecek nedenlerle öncelikle dava şartı yokluğundan, ayrıca dayandığı vakıaların hiçbiri yazılı delile dayanmadığından esastan reddini ve İİK 72 md uyarınca alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere müvekkili lehine tazminata hükmolunmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesi kararıyla;" Davacı taraf son olarak senedin verilmesini gerektiren bir borç ve ticari ilişki bulunmadığını ileri sürerek bedelsizlik sebebine dayanmış olup dava konusu senet nakden düzenlenmiştir. Davalı taraf senedin verilen borç karşılığı düzenlendiğini savunmuştur. Davacı şirketin ticari defterleri incelenmiş senedin defterlerde kaydının bulunmadığı tespit edilmiştir. Takibe konu bono "Nakden" kaydını içerdiğinden ve davalı tarafından da davacıya borç para verildiği beyan edilmekle senedin ihdas nedeni talil edilmediğinden ispat yükünün davacı tarafta olduğu, senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi uyarınca senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin de ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebileceği , davaya konu bononun bedelsizlik iddiaları bakımından açılan menfi tespit davasında ispat yükü davacıda olup davacı tarafça iddiayı ispata yarar delil sunulmadığı mahkememizce kabul edilmiş, davacı yanın delil listesinde yemin deliline dayandığı anlaşılmakla davacılar vekiline bu hakkı kullanıp kullanmayacakları sorulduğunda davacılar vekili imzalı beyanıyla karşı tarafa yemin teklif etmeyeceklerini bildirmiştir. Dosyada toplanan deliller ile davacı yanın dava konusu senetten ötürü davalı tarafa borçlu olmadığını ispatlayamadığı" gerekçesi ile,

- Davanın reddine,

-Dosya kapsamında verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı olmadığından davalı taraf lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın beyin damarlarında pıhtı atması sonucu ağır hastalıklar geçirdiğini, bu süreçte hafıza kaybı ve algılama bozukluğu yaşadığını,16.08.2017 ve 19/09/2017 tarihli hastane raporlarında serebral enfarktüs tanısı konulduğunu, müvekkilinin senet tanzim tarihinde fiil ehliyetine haiz olmadığına dair itirazların mahkemece dikkate alınmadığını, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, müvekkilinin kullandığı ağır ilaçların bilinci üzerindeki etkilerinin değerlendirilmediğini, tanık beyanlarının müvekkilinin algılama yeteneğinin zarar gördüğünü doğruladığını, davalı ... Atıf Engin'in oğlu Jerome Haldun Engin'den alınan 25.000 Euro borç için taşınmaz üzerine üst sınır ipoteği tesis edildiğini, davalının hile ile 100.000 Euro bedelli senet düzenlettiğini, davalı tarafın senedin teminat amacıyla alındığını beyan ettiğini, teminat senedi niteliğindeki belgenin kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe konu edilemeyeceğini, 22/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili tarafından davalıya 22.000 Euro ödeme yapıldığının tespit edildiğini, mahkemenin bu ödemeleri ve senedin teminat vasfını göz ardı ettiğini, Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu'ndan rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine karar verildiğini, bu nedenlerle mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne, İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü'nün 2020/18307 Esas sayılı dosyasındaki takibin iptaline ve borçlu olmadığının tespitine, aksi kanaatte ise kararın bozularak ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davalı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle;

Mahkemenin titizlikle yürüttüğü yargılama sonucunda, davacı yanın tamamen haksız, kötü niyetli, meseleyi sürüncemede bırakmaya yönelik mesnetsiz sav ve iddialarını tek tek çürüten aşağıdaki gerekçeye imza attığını, verilen karar usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davacının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Davanın konusu İİK 72 maddeye dayalı menfi tespit davasıdır.

Davacılar tarafından, davacılardan, Abdullah Najah'ın hasta olması sebebi hukuki ehliyeti bulunmadığını, davalının oğlu Aljoscha Jerome Haldun ENGİN ile borç ilişkisi içine girdiğini, davalının oğlu tarafından elden verilen 25.000,-€ borca karşılık olarak teminat amacıyla 400.000,-TL bedelli üst limitli ipotek tesis edildiğini ve borç toplamı olan 25.000,- €'nun tamamının da ödendiğini, davalıdan herhangi bir borç almadığını ileri sürmektedir.

Davalı taraf ise davacıya iki kez olmak üzere ayrı ayrı borç para verdiğini, davacının ödedim dediği borcun dava konusu senetle ilgisi olmadığını, 2017 yılında verilen ilk 100.000,00 Euro borç için, ilerleyen yaşı da göz önüne alınarak ipoteğin oğlu adına alındığını, 2018 tarihli bonoya konu ikinci 100.000,00 Euro borç verilirken o esnada Türkiye'de bulunduğundan senedi kendi adına aldığını belirterek davanın reddine talep etmiştir.

İstanbul Anadolu 21.İcra Müd. 2020/18307 esas sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlu aleyhine 08/10/2020 tarihinde, kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.

Dava konusu senet incelendiğinde keşidecinin davacı şirket, avalistin davacı şahıs, senet lehdarının davalı olduğu, senedin nakden düzenlendiği,05/01/2018 düzenleme ve 01/02/2019 vade tarihli 100.000,00 Euro bedelli senet olduğu anlaşılmıştır.

Davacı şirketin sicil kaydına göre, şirketin tek ortağının davacı şahıs olup aynı zamanda şirketi münferiden temsile yetkili olduğu görülmüştür.

İstanbul Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunun 08/12/2023 tarihli raporunda özetle; "...Yukarıda sıralanmış tıbbi belgeler ile adli tahkikat dosyasında belirlenen ve adli tıbbi yorumlamayı ilgilendiren hususların değerlendirilmesinden; görülmekte olan “Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)” davası nedeniyle “05.01.2018 düzenleme, 01.02.2019 vade tarihli 100.000 euro bedelli senedin düzenleme tarihi itibariyle bilincinin yerinde olup olmadığı, senet düzenleme kabiliyetine sahip olup olmadığı” sorulan Tevfik oğlu, 1955 doğumlu ...’ın Kurulumuzca 16.01.2023 tarihinde yapılan muayeneleri ve psikometrik tetkik sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; halihazırda fiili ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama hali tespit edilmediği, kişinin işlem tarihinden yaklaşık 4 ay önce Özel Acıbadem Hastanesinde 01.08.2017-16.08.2017 tarihleri arasında “sol tarafında kuvvet kaybı şikayeti ile geldiği, sol hemiparezi ile gelen hastanın tetkiklerinde karotid arter oklüzyon ve stenozunun tespit edildiği, tedavisinin düzenlenerek taburcu edildiği” ve daha sonraki nörolojik takiplerinde fiil ehliyetini etkileyecek bir durum olmadığının, yine işlem tarihinden yaklaşık 1,5 yıl sonra Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 14.05.2019 tarihli sağlık kurulu raporundaki ruh sağlığı muayenesinde; “1,5 yıl önce yıl önce geçirdiği svo’ya bağlı fiziksel rahatsızlıkları nedeniyle başvurmuş. Daha önce hiç psikiyatrik başvurusu olmamış. Psikiyatrik hastalık ve tedavi öyküsü tariflemiyor. Aktif psikiyatrik şikayet tariflemiyor. Aktif psikopatoloji saptanmamıştır.” şeklinde kayıtlı olduğu anlaşılmakla; dava dosyasının tetkikinde işlem tarihinde herhangi bir akli arıza içinde olduğuna delalet edecek tıbbi bir belge ve bulguya da rastlanmadığı, işlem tarihinde ve halihazır durumu ile menfaatlerini müdrik ve telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre ...'ın 05.01.2018 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu oy birliği ile mütalaa olunur. " şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.

Menfî tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. - Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143).

Somut olayda davacılar tarafından, davalıdan alınan borç paraya istinaden ödeme yaptıklarını ve ipotek tesis edildiğini, dava konusu senede ilişkin herhangi bir borç para almadıklarını ileri sürmüş iseler de, dava konusu bono da nakden kaydının bulunduğu, imzaya itirazın bulunmadığı, davacı tarafından iddialarının ispat edilemediği, ATK ait raporda, davacının işlem tarihinde herhangi bir akli arıza içinde olduğuna delalet edecek tıbbi bir belge ve bulguya da rastlanmadığı, işlem tarihinde ve halihazır durumu ile menfaatlerini müdrik ve telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre ...'ın 05.01.2018 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu tespit edilmiş olmakla, mahkemece sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesi yerindedir.

Davacılar istinafında, Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu'ndan rapor alınması gerektiğini ileri sürmüş iseler de bilirkişi heyet raporunda, Ruh Sağlığı ve Nöroloji Uzmanı hocaların bulunduğu, heyet raporunda detaylı inceleme yapıldığı anlaşılmakla bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; davacıların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ../03/2024 tarih ve 2021/... E., 2024/.. K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1182, K. 2026/1265, T. 06.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1182-e-2026-1265-k-b41d6bfe7a4d