Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/835 E. 2026/1017 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/835
- Karar No
- 2026/1017
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/835 Esas
KARAR NO: 2026/1017
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/02/2023
NUMARASI: 2019/726 E. - 2023/139 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhinde İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlatıldığını, takibin dayanağının ... ... Caddesi Şubesi muhataplı ... nolu çek olduğunu, ancak çek üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, anılan çek ile birlikte toplam 25 adet çekin müvekkili şirket kasasından çalındığını, olay ile ilgili suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın İstanbul CBS nın 2019/106935 Soruşturma sayılı dosya üzerinden yürütüldüğünü, takipten ödeme emrinin tebliği ile haberdar olduktan sonra İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, müvekkilinin çek üzerinde lehdar olarak gözüken ve hamil olan davalılar ile hiçbir hukuki ve ticari ilişkisinin bulunmadığını, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/416 Esas sayılı dosyasında çek iptali talepli dava açılmış ise de, davanın çek iptali davasının ancak hamil açıp keşideci açamayacağından davanın reddedildiğini beyan ile davanın kabulüne, müvekkilinin takibe konu çekten ötürü davalılara borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline ve davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; çekin rıza hilafına davacının elinden çıktığı ve müvekkilinin çekin iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispat edemediğini, davacının imzaya yönelik itirazının huzurdaki dava yönünden araştırılması gereği bulunmadığını, Faktoring işleminin yapıldığı tarih itibariyle muhatap bankaya bildirilmiş bir ödemeden men / savcılık kararı kararı bulunmayışı ve yine işlem tarihi itibariyle ne müvekkiline, ne de muhatap bankaya yapılmış resmi/gayriresmi hiçbir bildirim olmayışı karşısında, müvekkili şirketin iyiniyetli olduğu ve çekin iktisabında kusurunun bulunmadığını ortaya koyduğunu, dava konusu çekin, dayanağını teşkil eden alacağı fatura ile tevsik etmek sureti ile devralan müvekkilinin, yasadan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesi karşısında, iyiniyetli meşru hamil olduğunu, kötüniyet tazminatının koşullarının oluşmadığını beyan ile davanın reddi gerektiğini savunmuş ve davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davamıza konu ... ... Caddesi Şubesinden verilme, ... seri numaralı, 30/10/2019 keşide tarihli, keşide yeri İstanbul olan, 32.000 TL bedelli, keşidecisi... Şti, lehtarı ...Şti olan çekin keşidecisi olarak atılı imzanın davacı şirket yetkilileri... ve ...'ın eli ürünü olmadığı anlaşılmakla; davalı ... şirketince her ne kadar iyi niyetli hamil olunduğu savunulmuş ise de davacı tarafın ileri sürdüğü sahte imza defiinin herkese karşı ileri sürülebilecek ve herhalde korunacak mutlak defilerden olup tüm ciranta ve hamillere karşı ileri sürülebilecek nitelikte olması ve iddianın da ispatlanmış olması nedeniyle davanın kabulüne, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, takibe konu ... ... Caddesi Şubesinden verilme, ... seri numaralı, 30/10/2019 keşide tarihli, keşide yeri İstanbul olan, 32.000 TL bedelli, keşidecisi... Şti, lehtarı ...Şti olan çekten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine" karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-davacının çekin keşide tarihinden önce ve sonrası tarihine yakın tarihli imza örnekleri olması gerekmekte iken eski tarihli ve mukayeseye esas alınmaması gereken belge asıllarını karşılaştırmak üzere dosya bilirkişiye tevdi edildiğini, eksik incelemeye dayalı olarak tanzim edilen bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, salt olarak tümü fotokopi olan belgeler üzerindeki imzalardan mukayese yaparak, çek üzerindeki imzanın keşideci şirket yetkilisine ait olmadığına yönelik değerlendirmede bulunduğunu, mukayese edilen evrakların çoğu 19.06.2019 tarihinde gerçekleştiği iddia edilen sözde hırsızlık olayından çok daha önceki tarihli evraklar olup mukayese edilen imzaların atıldığı tarihler ile davaya konu çekteki imzanın atıldığı tarih arasında uzun yıllar olduğunu, hatta kimi evrakların tarihi dahi net olarak belirtilemediğini, Öte yandan raporun inceleme başlıklı bölümünde açıkça "...her ne kadar genel şekil yapıları itibariyle benzerlik bulunduğu gözlenmiş ise de.." denildiğinden imzanın davacı şirket yetkilisi ...'a ait olmadığı hususu kesinleştirilmemesine rağmen sonuç kısmında tereddütsüz bir biçimde imzanın davacıya ait olmadığının bildirilmesinin çelişkili olduğunu, yıllar içerisinde davacının yazı şekillerinin ve dolayısıyla imza biçiminin değişmesi son derece olası bir ihtimal olup bilirkişi tarafından bu husus tamamen göz ardı edilerek değerlendirme yapıldığını,
-Davacı borçlunun çeki ödeme yükümlülüğünden kurtulma gayesi ile çek yaprağının tarih kısmına atılan imzayı kasten farklı bir imza kullanarak üçüncü kişilere düzenletmesi gayet olası bir ihtimal olup bilirkişi tarafından bu hususa ilişkin hiç bir inceleme yapılmadığını, bu nedenle bu hususun tespiti için takip konusu çekin ait olduğu koçana ait tüm çek yapraklarına ilişkin çek görüntülerinin ve işlem kayıtlarının (sistemdeki çek görüntüsü, ibraz edilip edilmediği, edildi ise kim tarafından edildiğini, ödenip ödenmediği vb.) celb edilerek bilirkişi tarafından yeniden değerlendirilme yapılması gerektiğini,
-Tarih kısmının yanına atılan imza ile çek üzerine atılan diğer imzanın alan genişliğinin aynı olmadığını, alansal genişliğin aynı olmamasından dolayı da her iki bölgeye atılan imza arasında kalem hareketinin kısıtlı olmasından dolayı ufak farklılıkların bulunma ihtimali olduğunu, imza araştırmasında önemli bir yere sahip olan bu husus hükme esas alınan bilirkişi raporunda göz ardı edildiğini, kalem hareketinin serbest olduğu alana atılan imza ile kalem hareketinin kısıtlı olduğu alana atılan imza arasında farklılıkların olabileceğini,
-imza incelemesine ilişkin raporun yalnızca tek bir belge inceleme uzmanınca düzenlenmiş olduğundan yeniden ek rapor alınması gerekiğini, eksik unsurlar içeren ve denetime elverişsiz raporun hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu,
-Çekin, davacı cirantanın elinden rızası hilafına çıktığı ve müvekkilinin çekin iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğu ispat edilemediğini, müvekkilinin, dava konusu çeki, geçerli bir hukuki ilişkiye istinaden devraldığını, ; ne çekin davacının rızası hilafına elinden çıktığı ne de müvekkilinin çekin iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğunun ispat edilemediğini, Davacı her ne kadar birden fazla çek yaprağının boş olarak çalındığını iddia etmiş ise de, bu iddiasını temellendirecek herhangi bir delil sunamadığını, Davacı taraf çeklerin çalınmasını müteakip suç duyurusunda bulunulduğunu ve muhatap bankaya çeklerin ibrazı halinde kolluk kuvvetlerine haber verilmesi için müzekkere yazıldığını iddia etmiş ise de hangi tarihte suç duyurusunda bulunulduğu ve böyle bir müzekkere yazıldı ise de tarihi belli olmadığını, çekin ibraz edildiği 30.10.2019 tarihinde dahi -ki iddia edilen hırsızlık olayının üzerinden 4 ay geçmiş durumdadır- banka, hırsızlık iddiasından haberdar edilmiş olmadığını, iyi niyetli 3. Kişi olduklarını, davacının çekin ödenmesinin önlenmesi talebi ile İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/416 Esas sayılı dosyası marifetiyle açtığı ve Mahkemece reddedilen çek iptali davasının açılış tarihi, 03.07.2019 olup, çeke ilişkin faktoring işlemi ise, 21.06.2019 tarihinde yapıldığını,
Davacı çekin 19.06.2019 tarihinde çalındığını beyan ettiğini, ilgili çek iptali davasını açmak için 03.07.2019 tarihine kadar beklediğini, dava konusu çek hakkında ödemeden men kararı olmadığı gibi, davacı tarafından çekin iptali talebi ile mahkemeye yapılmış bir başvuru dahi olmadığını, müvekkile yapılmış resmi/gayriresmi herhangi bir bildirim de bulunmadığını, ödemeden men kararının, faktoring işleminin üzerinden günler sonra verildiğini,
-Dava konusu edilen çek, müvekkili şirket ile müşterisi arasında yapılan faktoring işlemine istinaden müvekkili şirkete devredildiğini; temlik alınan alacak, çekteki ciro silsilesi ile uyumlu olan fatura ile tevsik edildiğini, müvekkili şirketin takip konusu çeki, müşterisinin, üstündeki keşideciden olan ve fatura ile tevsik edilmiş alacağına istinaden aldığını, böylece müvekkili şirketin, 6361 Sayılı Kanun’dan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, çekteki ciro silsilesi düzgün olup, müvekkili iyiniyetli hamil konumunda olduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında takibe konu çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı tarafça dosyamız davalıları hakkında ki şikayetine ilişkin olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosunun 2019/106935 Soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma yapıldığı anlaşılmakla, soruşturma evrakları ve ayrıca icra takip dosyası örneği celp edilerek dosyamız içerisine alınmıştır.
Davacı tarafça, şirket merkezinden çalındıktan sonra İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalı ... tarafından takibe konu edilen dava konusu çek yönünden davalılar aleyhinde resmi belgede sahtecilik suçundan ve ayrıca anılan 25 adet çekin çalınması ile ilgili olarak suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce usulüne uygun inceleme ve araştırma yapılmış, dava konusu çek aslı celp edilmiş, davacı şirket yetkilisi olduğu anlaşılan ...'ın ve sonrasında şirketi ... ile birlikte münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu anlaşılan ...'ün mukayeseye yarar imzalarının bulunduğu belge asılları ilgili yerlerden celp edilmiş, ayrıca temsilcilerin huzurda imza örnekleri aldırılarak, ayrı ayrı konusunda uzman grafolog bilirkişiler vasıtası ile imza incelemesi yaptırılmıştır.
Dosyanın Grafolog Bilirkişi ...'a verilerek; davaya konu çekteki imza ile davacı şirket yetkilisi ...'ın imzası ile karşılaştırılarak, çekteki imzanın ...'a ait olup olmadığına dair rapor düzenlemelerinin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişi tarafından ... A.Ş. ... Caddesi Şubesine ait, İstanbul/ 30.10.2019 keşide yer ve tarihli, keşidecisi “... Limited Şirketi” olan, “.... Şti.” emrine, 32.000 TL meblağlı, “...” seri numaralı çekin ön yüzündeki keşideci imzası ile ... isimli şahsın mevcut mukayese imzaları optik aletler yardımıyla karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve neticede; inceleme konusu çekteki keşideci imzası ile ... isimli şahsın mevcut mukayese imzaları arasında her ne kadar genel şekil yapıları itibariyle benzerlik bulunduğu gözlenmiş ise de detayda varılan ileri tetkiklerde inceleme konusu ile mukayease imzalar arasında: imzaların başlangıç, gövde ve bitiriliş hareketlerinin tersim ve teşekkül tarzı, imzalar içerisindeki el hareketlerinin istiflenme özellikleri, imzaların işleklik özelliği, kalem yürütme itiyatları, grafolojik özelliklerine göre ... A.Ş. ... Caddesi Şubesine ait, İstanbul/ 30.10.2019 keşide yer ve tarihli, keşidecisi “... Limited Şirketi” olan, “.... Şti.” emrine, 32.000 TL meblağlı, “...” seri numaralı çekin ön yüzündeki keşideci imzasının mevcut mukayese imzalarına kıyasla ... isimli şahsın elinden çıkmadığı kanaatine varıldığı 29/11/2021 tarihinde rapor edilmiştir.
Davalı vekilinin itirazı doğrultusunda, davacı şirket daha önce münferiden temsil edilmiş olduğundan, diğer yetkili...'ün de imza incelemesinin yapılması gerektiğinden, dosyanın Grafoloji Bilirkişisi ...'a verilerek; tüm dosya kapsamı üzerinde inceleme yapılıp, imza örnekleri alınan...'ün imza ve yazı örnekleri, dosyaya celpedilen önceki imza örnekleri ile davaya konu çekteki imza ve yazılar ile karşılaştırılıp, çekteki imzanın...'e ait olup olmadığı konusunda rapor düzenlemelerinin istenilmesine karar verilmekle, bilirkişi tarafından; İnceleme konusu ... ... Caddesi Şubesi'ne ait, 30/10/2019 keşide tarihli, ... seri nolu, 32.000- TL'lik çekin ön yüzünde davacı şirkete atfen atılmış imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla...'ün eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı 23/01/2023 tarihinde rapor edilmiştir.
Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.
İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir
Dava, hırsızlık olayı kapsamında rıza dışında elden çıkan çekin sahte imza ile imzalandığı ve icra takibine konu edildiğinden bahisle, çekten ötürü borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, yapılan incelemeler ile kanaat raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de her iki raporda da mukayese belgelerin bonoların keşide tarihlerinden önceye ait oldukları ve fotokopi belgeler oldukları, davalı vekilinin bu yöndeki itirazlarının istinaf istemi yapıldığı, davacının çekin keşide tarihi olan 30/10/2019 tarihi sonrası ve öncesine ait belgelerinin bulunduğu mahallere müzekkere yazılarak belgelerin toplanarak karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesis edilmesi isabetsiz bulunmuştur. Bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davacı/ keşidecinin imza inkarına konu çekin keşide tarihi olan 30/10/2019 ve öncesine ait belgelerinin bulunduğu mahallere müzekkere yazılarak eksik evrak asılları tamamlandıktan sonra rapor alınarak neticesine göre değerlendirme yapılması için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2-İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../02/2023 tarih, 2019/... E. 2023/... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026