Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/836 E. 2026/949 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/836
Karar No
2026/949
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/836 Esas

KARAR NO: 2026/949

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 07/11/2023

NUMARASI: 2022/230 E. - 2023/261 K.

DAVANIN KONUSU: Tasarım Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Kaldırılması ile Maddi ve Manevi Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 26 yıldır sadece banyo mobilyası üreten, sektöre öncülük eden bir firma olduğunu, müvekkilinin, "..." olarak adlandırdığı banyo dolabı takımını oluşturan tasarımlarını ..., ... ve ... numaralar ile tescil ettirdiğini, davalı tarafından, müvekkilinin ... ve ... nolu tasarımlarının belirgin derecede benzerinin "..." ticari ismi ile üretildiğini ve satışa sunulduğunu, davalı tarafa ihtarname gönderilmişse de, haksız eylemine son vermediğini, davalı tarafından müvekkilinin tasarımının taklidi olan ürünlerin....tr internet sitesinde satışa çıkarıldığını, davaya konu tasarımlar açısından seçenek özgürlüğünün geniş olduğunu, müvekkiline ait tasarımlar ile davalıya ait ürünlerin dış görünüşlerinin birbirleriyle ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, bu tasarımların bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenimde belirgin benzerliklerin olduğunu, davalı tasarımının müvekkilinin yan dolap tasarımı ile belirgin derecede benzer olduğunu ve taraf ürünlerinin lavabo ünitesi ile ... ünitesi olarak bir arada sergilendiği ve satışa sunulduğu dikkate alındığında tüketici tarafından ... ünitelerinin (banyo boy dolaplarının) de benzer olarak algılanacağını, tasarımların ayrı ayrı tescil edilmişse de bir bütünün parçaları olup bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek, müvekkilinin tescilli tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini ve durdurulmasını, haksız tecavüzün önlenmesini ve bu suretle tecavüzün giderilmesini, tecavüz teşkil eden ürünlerin üretildikleri, satıldıkları, piyasaya sunuldukları ve ticari amaçla bulunduruldukları yerlerde toplanmasını, bu ürünlere el konulmasını, ürünlerin görsellerinin yer aldığı tanıtım vasıtalarına el konulmasını, imhasını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın, dava açıldığı tarihten itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın, dava açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tasarım tesciline dayalı modellerin/benzerlerinin ülkemizde 10 yılı aşkın zamandır birçok firma tarafından üretimi yapıldığını, davacı tarafın kötü niyetli tescille maruf hale gelmiş bu tasarımlar üzerinden kendisini hak sahibi haline getirmek suretiyle haksız menfaat temin etmeye çalıştığını, TPMK’nın tasarım tescil kararlarını incelemeksizin verdiğini, dava konusu banyo takımı veya banyo dolabı olarak üretilecek bir ürünü çok farklı bir şekle sokma şansının bulunmadığını, zira ürünün banyo aynasının altında lavabo ve çekmeceli dolap ile yine havlu vs. ürünlerin konulması için üretilen kapaklı dolaptan oluşan bir kombin olduğunu, müvekkilinin ürettiği ürünlerin SMK m.81’de geçen aynı/genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzer tanımına uymadığını, tarafların ürünleri arasında banyo dolabı olmaları ve ayak şekli dışında hiçbir benzerliğin bulunmadığını, dolap ayaklarının neredeyse sektördeki tüm firmalar tarafından kullanıldığını, yine dolaba bir kapak ve kapağın tutulmasını sağlayan bir bölüm yapma zorunluluğu bulunduğunu ki müvekkilinin kapak bölümlerinin tamamen farklı olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2022/230 esas, 2023/261 karar sayılı, 07/11/2023 tarihli kararı ile; "Taraf vekillerince deliller sunulduktan ve resen celbi gereken deliller de toplandıktan sonra dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, dosyanın tevdi olunduğu bilirkişi heyeti 10/05/2023 havale tarihli raporda sonuç olarak, dava dosyasına sunulan deliller ve tasarımcının seçenek özgürlüğü kapsamında yapılan değerlendirmeler doğrultusunda; davacı tarafa ait ...ve ... numaralı tasarım tescilleri ile davalı tarafa ait ürün görselleri arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunduğu, bu sebeple farklı olarak algılandıklarını bildirmiştir. Bu rapor dosya kapsamı ile uyumlu olup, mahkememizce yapılan gözlem ve değerlendirmede de tasarımcının seçenek özgürlüğü kapsamında tasarımın niteliğine göre davalı tarafa ait ürün ile davacının tescilli tasarımları arasında belirgin farklılıklar bulunduğu ve bu haliyle tasarım hakkına tecavüzün söz konusu olmadığı , buna bağlı olarak tazminat koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla, davanın REDDİNE" karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin gerekçeli kararında tasarımcının seçenek özgürlüğüne dayanarak ürünler arasında belirgin farklılık olduğu yönündeki tespitine katılmadığını, müvekkiline ait tescilli tasarımlar ile davalı tarafın ürünlerinin benzer şekilde oluşturulduğunu, dosyada bulunan 12.09.2022 tarihli ilk bilirkişi raporunda benzerlik tespit edilmesine rağmen 10.05.2023 tarihli ikinci raporun aksini savunduğunu, mahkemenin dosyada mevcut iki farklı bilirkişi görüşü arasındaki çelişkiyi gidermeden hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, özellikle ...numaralı tasarım yönünden kulp detayındaki farka odaklanılmasının hatalı olduğunu ve genel tasarım unsurlarının versiyon niteliği taşıdığını, ... numaralı ... ünitesine ilişkin itirazlarında ise ürünlerin bir arada satışa sunulması nedeniyle tüketici nezdinde iltibas riskinin doğduğunu, ürünlerin dış görünüş, biçimsel yapı ve malzeme özelliği bakımından ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve bilgilenmiş kullanıcı üzerinde aynı genel izlenimi bıraktığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; somut olaydan anlaşılacağı üzere yerel mahkeme tarafından verilen davanın reddi kararı usule ve yasaya uygun olduğunu, davacının bu anlamda istinaf talebi haksız ve yersiz olduğunu, yerel mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davacı tarafın istinaf başvurusunun usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; tasarım hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

Tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 81. maddesinde düzenlenmiş olup '' ...a) Tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak. b) Tasarım sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. c) Tasarım hakkını gasp etmek.'' eylemlerinin tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiği belirtilmiştir.

Somut uyuşmazlık kapsamında; davacı adına tescilli ... ve ... numaralı ''banyo dolap'' tasarımından doğan haklarına tecavüz iddiasına dayalı olarak istemde bulunulduğu, mahkemece son alınan bilirkişi raporuna göre davanın reddine karar verildiği, davacı tarafın dosyada bulunan iki farklı bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğundan bahisle istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür. Dosyada mübrez 2022 tarihli bilirkişi raporunun içeriğinde, davacının tescilli tasarım kenarlarında bulunan dikdörtgen ... profillerin ortada iki adet ... alanı ve üstte ... lavabo bölümünden ibaret olduğu, davalı/ karşı tarafa ait tasarım incelendiğinde tasarıma ilişkin unsurların benzer şekilde yapılandırıldığı, tescilli tasarımın kulpları ... alanlarına monte edilen aksesusar niteliğinde iken, karşı tarafa alt tasarımda çekme kısmı kapağın şekillendirilmesi ile oluşturulduğu, ancak genel tasarım unsurlarının benzer olması nedeniyle 12 numaralı tasarımın benzer, ... numaralı tasarım yönünden farklılık olduğu saptamasına varıldığı, mahkemece üç kişilik yeni bir bilirkişi heyetinin görevlendirilmesi neticesinde hazırlanan 2023 tarihli bilirkişi raporunda ise davacı tarafa ait ... numaralı tasarım tescili ile davalı tarafa ait ürün görseli arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunduğu, bu sebeple farklı olarak algılandıkları, yine tasarımcının seçenek özgürlüğü kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda davacı tarafa ait ... numaralı tasarım tescili ile davalı tarafa ait ürün görseli arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunduğu, bu sebeple farklı olarak algılandıkları sonucuna ulaşıldığı görülmüştür. Tasarımlar arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde benzerlik bulunup bulunmadığı meselesinin tespiti, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konulardan olmayıp özel ve teknik bilgiyi gerektirmekte olup anılı mübrez raporlar kapsamında ... numaralı tasarım yönünden birbiri ile çelişen tespitlerin bulunmasına rağmen teknik yönlere ilişkin mevcut çelişki giderilmeden hüküm kurulması isabetsiz bulunmuştur.

Dolayısıyla davacı vekilinin istinaf isteminin bu yönlerden kabulü gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, raporlar arasındaki çelişki giderildikten sonra hâsıl olacak sonuca göre karar verilmesi amacı ile dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;

2-Bakırköy .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin .../11/2023 tarih, 2022/... E. 2023/... K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,

5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/836, K. 2026/949, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-836-e-2026-949-k-fd1df753320d