Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1190 E. 2026/1272 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1190
Karar No
2026/1272
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1190

KARAR NO: 2026/1272

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 01/02/2024

NUMARASI: 2022/75 E. - 2024/29 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/07/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... yılında kurulduğunu, bitkisel ilaçlar ürettiğini, günümüzde 60'ın üzerinde ülkede ürünlerinin satışını gerçekleştirdiğini, "..."/"..." markası ile Türkiye'de, sektörel ... firması aracılığı ile satışlarını gerçekleştirdiğini, “...” ve “...” markalı ünlerinin etken maddesinin ... kök ekstresi olduğunu, bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik olduğunu, Türkiye'de dosyada belirtilen numaralar ile marka tescillerinin bulunduğunu, davalının “...” markasının TPMK nezdinde ki tescil girişimlerinin reddedildiğini, ancak davalının “...” markası ile takviye edici gıda ruhsatı aldığını ve internet üzerinde tanıtım ile satış faaliyetleri yürüttüğünü, bu yolla marka hakkına mütecaviz halde haksız fayda elde edip haksız rekabet oluşturduğunu beyan ve iddia ederek ihtiyati tedbir ve tespit taleplerinin kabulü ile davanın kabulünü talep ve dava etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait ... ... (...) İçeren Takviye Edici Gıda markasına ilişkin tescil başvurusunun benzerlik araştırması yapıldıktan sonra Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde uygun görülerek, başvurunun tescil edilmesine 15.09.2020 tarihinde karar verildiğini, tescil kararına karşın başvuru işlemden kaldırıldığından markanın tescil edilmediğini, ancak markanın tescil edilmemesinin nedeninin başka bir markayla benzer bulunması olmadığını, markanın kullanıldığı söz konusu ürünle ilgili olarak müvekkili şirketin yaptığı ruhsat başvurusunun .... Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün 13.04.2020 tarihli yazısı ile onaylandığını, bu nedenle müvekkili şirkete ait markanın usule aykırı herhangi bir kullanımının olmadığını, öte yandan davacıya ait markalar ile müvekkili şirkete ait marka isimlerinin benzer olmadığını, ürün ambalaj ve görsellerinin de birbirlerinden oldukça farklı olduklarını, müvekkilinin markasına ilişkin tescil başvurusunun 03.04.2020 tarihli iken, davacının dava konusu ettiği markaların tescil tarihlerinin müvekkili şirketin başvurusundan ve ruhsat tarihinden çok daha sonra olduğunu, buna göre bir benzerlik olduğunun varsayılması halinde müvekkiline ait markanın çok daha önce var olması nedeni ile iltibasa yol açanın davacı tarafa ait markalar olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen internet adreslerinde yapıldığı ileri sürülen satışların müvekkili tarafından yapılmadığını, keza dava dilekçesinde dayanak gösterilen internet adresleri arasında müvekkili şirkete ait ... hesabında bilirkişi raporu ile dava konusuna dair herhangi bir içerik bulunmadığının tespit edildiğini, nitekim ürünün ruhsatının alındığı 2020 yılında aynı zamanda müvekkili şirkete ait ... ... (...) İçeren Takviye Edici Gıda markası için tescil kararının verildiğini, bu çerçevede o sene müvekkili şirketin hukuka uygun şekilde ürün satışını gerçekleştirildiğini, müvekkili şirketin çok sayıda marka ve ürününün olduğunu, söz konusu ürünün mevcut durumda müvekkili şirket tarafından üretilen ve satılan bir ürün olmadığını, davacının müvekkiline yöneltebileceği ve talep edebileceği herhangi bir zararının olamayacağını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesin kararıyla; Tüm dosya kapsamı sunulan deliller ve davaya dayanak kullanımlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete yönelik açmış olduğu,

-Davanın KABULÜNE, davalının "..." ibareli ürünü nedeni ile davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine,“...” ibaresinin davalıya ait web sitelerinde, sosyal medya hesaplarında, iş evrakı ve tanıtım vasıtalarında, ürünlerinde kullanılmasının durdurulmasına ve önlenmesine, üzerinde “...” ibaresinin bulunduğu ürün, ambalaj, etiket, kutu, iş evrakı, katalog, ve her türlü tanıtım ve promosyon araçlarına el konularak imhasına; “...” ibareli ürünlerin davalı tarafından satışının ve ayrıca bu ürünlerin e-ticaret siteleri üzerinden pazarlanmasının durdurulmasına ve önlenmesine, “...” ibareli ürünlerin davalı tarafından ithalat ve ihracatının durdurulmasına ve önlenmesine, karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece ihtiyati tedbire ilişkin yetki itirazı hakkında karar verilmesine rağmen esas davaya ilişkin yetki itirazının değerlendirilmediğini, müvekkili şirketin adresinin ...olması sebebiyle yetkili mahkemelerin Kocaeli mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın vekil adresini esas alarak İstanbul mahkemelerinde dava açmasının hukuka aykırı olduğunu, dava tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarında yer alan vekilin adresinin İstanbul olmadığını, internet üzerinden yapılan satışların müvekkili tarafından gerçekleştirilmediğini, bilirkişi raporunda müvekkiline ait internet adresinde dava konusuna dair bir içerik bulunmadığının tespit edildiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 157. maddesi uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, zamanaşımı defi ileri sürülmesine rağmen mahkemece bu hususta bir karar verilmediğini, tek bir dava olmasına rağmen davacı lehine iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilin marka tescil başvurusunun Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından benzerlik araştırması yapılarak uygun görüldüğünü, ürünün ruhsatının ... Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından onaylandığını, marka isimlerinin ve ürün ambalajlarının birbirinden oldukça farklı olduğunu, davacının markalarının tescil tarihlerinin müvekkilinin başvurusundan çok daha sonra olduğunu, "..." markasının etken madde olan ...'na (...) atıf yaptığını ve bu ibarenin herkes tarafından kullanılabileceğini, ürünlerin satışa hazır olmadığını ve son tüketim tarihlerinin geçmiş olduğunu, bilirkişi raporlarının bilimsel tekniklerden uzak, hukuki değerlendirme içeren ve hüküm kurmaya elverişli olmayan raporlar olduğunu, bilirkişilerin uzmanlık alanlarını aşarak hatalı çıkarımlarda bulunduğunu, hedef tüketici kitlesinin bilinçli tüketicilerden oluştuğunun göz ardı edildiğini, bilimsellikten uzak hüküm kurmaya elverişli olmayan rapora itiraz edilerek karar verildiğini, elektronik ticaret sitelerindeki arama sonuçlarının benzerlik için yeterli olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davacı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğunu, müvekkili şirket ... serisi marka tecillerinin sahibi olduğunu, davalının yetki itirazı ve zaman aşımı usuli itirazları hukuka aykırıdır, müvekkili marka haklarına tecavüz söz konusu olduğunu, karşı tarafça ürünler üretilerek satışa sunulduğunu, haksız rekabet şartları oluştuğunu, davalının ... ürünleri müvekkilinin markalarına karıştırılma riski taşıdığını belirterek davalının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararanının onanmasını talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Davanın konusu markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasıdır.

Davacı, "..."/"..." markası ile Türkiye'de, sektörel ... firması aracılığı ile satışlarını gerçekleştirdiğini, “...” ve “...” markalı ünlerinin etken maddesinin ... kök ekstresi olduğunu marka tescillerinin bulunduğunu, davalının “...” markasının TPMK nezdinde ki tescil girişimlerinin reddedildiğini, ancak davalının “...” markası ile takviye edici gıda ruhsatı aldığını ve internet üzerinde tanıtım ile satış faaliyetleri yürüttüğünü, belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili şirkete ait ... ... (...) İçeren Takviye Edici Gıda markasına ilişkin tescil başvurusunun benzerlik araştırması yapıldıktan sonra Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde uygun görülerek, başvurunun tescil edilmesine 15.09.2020 tarihinde karar verildiğini, tescil kararına karşın başvuru işlemden kaldırıldığından markanın tescil edilmediğini, ancak markanın tescil edilmemesinin nedeninin başka bir markayla benzer bulunması olmadığını, markanın kullanıldığı söz konusu ürünle ilgili olarak müvekkili şirketin yaptığı ruhsat başvurusunun ... Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün 13.04.2020 tarihli yazısı ile onaylandığını, bu nedenle müvekkili şirkete ait markanın usule aykırı herhangi bir kullanımının olmadığını, öte yandan davacıya ait markalar ile müvekkili şirkete ait marka isimlerinin benzer olmadığını, ürün ambalaj ve görsellerinin de birbirlerinden oldukça farklı olduklarını, müvekkilinin markasına ilişkin tescil başvurusunun 03.04.2020 tarihli iken, davacının dava konusu ettiği markaların tescil tarihlerinin müvekkili şirketin başvurusundan ve ruhsat tarihinden çok daha sonra olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

03/11/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" davalıya ait ürünün davacı ürünü ile aynı sektör, ürün grubu ve etken madde içerikli olmak üzere, erişilen elektronik kaynaklarda ve incelenen web kaynaklarında, umuma tanıtıldığı ve/veya satışının yapıldığına dair somut bulgulara erişildiği,ürünlerin karıştırılabilir olduğu, SMK m.29 ve m.7/2,b,c ve hükümleri uyarınca davacıya ait tescilli markalara karşı tecavüz eyleminin oluştuğunu, davacıya ait tescilli markalara yönelik davalı tarafından haksız rekabet hükümlerinin ihlal edildiğinin kabul edilebileceği" belirtilmiştir.

02/11/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;" yapılan incelemeler sonucunda ve gerekçelerle kök raporda belirtilen görüşlerin aynen korunduğu" belirtilmiştir.

Madde 156- (3) Sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir.

(4) Davacının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir.

Davalı istinafında, yetki itirazında bulunduğu, mahkemenin davacının ve davalının ikametgahı mahkemesi olmadığını, davacı tarafından, davanın sicilde kayıtlı vekilin adresinde açıldığı belirtilmiş ise de vekilin adresinin İstanbul olmadığını ileri sürdüğü, SMK 156 (3) maddeye göre, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesi yetkili olduğundan bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Gerek Yargıtay’ın gerek Avrupa Adalet Divanı’nın içtihatları uyarınca mal ve/veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal ve/veya hizmetler arasındaki bütün ilişkiler ve özellikler dikkate alınmalıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi sınıfsal benzerlik araştırmasında, “piyasanın

anlayışı; benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği; benzer ihtiyaçları giderip gidermediği; mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme veya rekabet etme olanaklarının bulunup bulunmadığı; birinin diğerini tamamlama olanağı olup olmadığı; mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı; kullanım yöntemleri; amaçları; hedeflenen halk kesimin aynı olup olmadığı” kriterlerini ölçü almaktadır (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, Istanbul 2012, s. 253/-254). Ayrıca, karşılaştırma benzer markalar yan yana konularak yapılmamalıdır.

Nitekim alıcılar markaları genellikle ayrı zamanlarda görür ve belleklerinde kalan izlenime göre hareket ederler. Haksız rekabet hallerinden biri TTK m.55/1,a,4 bendinde düzenlenmiştir. Buna göre Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” iyi niyet kurallarına aykırı bir davranıştır ve haksız rekabet hali olarak nitelendirilir. Madde hükmüne göre, karışıklığa yol açabilecek benzerliklere sebebiyet

vermek bir haksız rekabet halidir.

Davalının...sayılı, marka başvurusu süresi dışında tescil ücretini ödemesi sebebi ile, TÜRKPATENT tarafından bu süresi dışında gerçekleştirilen tescil ücreti ödeme işlemi kabul edilmeyerek başvuru işlemden kaldırılmıştır.

Davalının 14.12.2020 başvuru tarihli ve ... sayılı “...” marka başvurusuna davacı tarafından itiraz edildiği, TÜRKPATENT Markalar Dairesi Başkanlığı, 21.01.2022 tarihli ve ... sayılı kararı ile Davalının “...” marka başvurusunun davacının ... ve ...

marka tescillerine ilişkilendirme de dahil karıştırılma ihtimali yarattığı gerekçesiyle, Davalının ... sayılı “...” marka başvurusunun 05. sınıftaki ilaç, tıbbi ürünler ve gıda (besin) takviyeleri de dahil olmak üzere kısmen reddine karar vermiştir.

Somut olayda, taraflara ait markalar ve markasal kullanımlar karşılaştırıldığında, her iki tarafta da ... ibaresinin aynen kullanıldığı bu durumda markalar arasında işitsel ve görsel anlamda aynılığın olduğu, markaların tescilli olduğu, Davalı vekilinin istinafı dilekçesinde davalının ürün ambalajı ile davacı ürün ambalaj ve görselleri arasında benzerlik bulunmadığı ileri sürülmüşse de, gerek kullanılan marka, gerek kullanılan renkler ve şekillerle yüksek oranda benzer olduğu, davalının ... markasınnı etken maddesinin aynı olduğu, emtialar her ne kadar farklı sınıfta olsa da davalının markasını davacı ile aynı ürün grubunda kullandığı, davacıya ait markalar ile davalıya ait markasal kullanımın birbirlerini tamamladıkları, dağıtım kanallarının ortak olduğu, kullanım yöntemleri ile amaçlarının aynı olduğu, tüketicinin taraflara ait markaları karıştırma ihtimalinin bulunduğu bilirkişi heyet raporunda tespit edilmiş olduğu ve SMK 155 maddesine göre tescilde öncelik ve teklik prensibi gözetildiğinde mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.

Davalı tarafından zaman aşımı itirazında bulunmuş ise de, bilirkişi heyet raporunda tespit edildiği üzere davalının ihlal yaratan eylemlerinin internette gerçekleştirildiği, dava açıldığı tarih itibarı ile zamanaşımı (2 yıl ve uzamış ceza zaman aşımı süresi) süresi dolmadığı anlaşılmakla bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../02/2024 tarih ve 2022/... E., 2024/.. K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1190, K. 2026/1272, T. 06.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1190-e-2026-1272-k-718edc3c6267