Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1073 E. 2026/1358 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1073
Karar No
2026/1358
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1073 - 2026/1358 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1073 KARAR NO : 2026/1358 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/11/2023 NUMARASI : 2022/143 E. - 2023/189 K.

DAVANIN KONUSU :Markaya Tecavüzün Durdurulması, Kaldırılması

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/11/2023 tarih ve 2022/143 E. - 2023/189 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin uzun yıllardır inşaat ve turizm alanlarında faaliyet gösterdiğini, faaliyetlerini başta İstanbul olmak üzere tüm Türkiye’de yürüttüğünü, "..." ibareli markaların da müvekkili adına tescilli bulunduğunu, bu markaların tanınmış marka haline geldiğini, davalının Van ilinde müvekkili ile aynı olan inşaat sektörlerinde faaliyet gösterdiğini, basılı evrakında, "..." uzantılı internet sitesinde ve çeşitli mecralarda "..." markasını kullandığını ve bundan menfaat elde ettiğini, davalı kullanımının, müvekkili adına tescilli ibare ile birebir aynı olup SMK ile korunan müvekkili haklarına tecavüz teşkil ettiğini, bu durumun haksız rekabet de oluşturduğunu, davalıya ihtarname gönderilmesine rağmen markaya tecavüzünde bulunmaktan vazgeçilmediğini ileri sürerek, markaya tecavüzün durdurulmasına ve önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, Van mahkemelerinin davaya bakmaya yetkili olduğunu, müvekkilinin Van ilinde 1999 yılında kurulduğunu, o yıldan beri Van ilinde inşaat sektöründe faaliyetlerini sürdürdüğünü, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, müvekkilinin "... " ibaresini marka olarak değil ticaret unvanı biçiminde kullandığını, bu nedenle marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceğini, bu unvan altında faaliyet gösteren 20'den fazla şirketin bulunduğunu, somut olayda haksız rekabet koşullarının da oluşmadığını, tarafların logolarındaki şekiller, renkler ve unvanlar arasında bir benzerlik olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının ticaret unvanı ... ... Şirketi olarak tescil edilmiş olsa da "..." adlı davalının internet sitesindeki kullanımının, ticaret unvanını aşar şekilde markasal nitelik taşıdığı, zira kelimelerin renginin değiştirildiği, asıl unsur olan kelimenin öne çıkarıldığı, mal ve hizmetle bağlantılı şekilde unvanın ek unsurlarına yer verilmeden hizmetle bağlantılı şekilde markasal bir kullanıma yol açıldığı, dava dilekçesinde, davalının basılı evrakında, ... uzantılı internet sitesinde ve çeşitli mecralarda "..." markasını kullandığı belirtilmiş ise de dava dosyasında, davalının kullanımını gösteren herhangi bir basılı evrak, ... internet sitesi dışında çeşitli mecra kapsamına giren sair delilin bulunmadığı, bu sebeple davalının markasal kullanımı bakımından ... internet sitesi üzerinden inceleme yapıldığı, davacının markası ile davalının markasal kullanımı karşılaştırıldığında markaların fonetik, görsel, kavramsal olarak aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, davalının internet sitesi aracılığıyla tanıtımını, reklamını yaptığı, dava konusu edilen markasal kullanımının gerçekleştiği hizmetlerin, Tebliğin 37. sınıfındaki "inşaat hizmetleri" olduğu, davacının 2006/29154, 2010/38008, 2013/96451, 2017/07487, 2018/73876, 2021/17006 sayılı markalarının kapsamlarında 37. sınıftaki "inşaat hizmetlerinin" bulunduğu, bu nedenle somut olayda, marka hakkına tecavüz fiilinin ikinci şartı olan mal/hizmet benzerliği şartının gerçekleştiği, davacının markaları ile davalının markasal kullanımının aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, aynı hizmetler de söz konusu olduğundan davacı markaları ile davalı kullanımları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, buna göre davalının fiili marka kullanımlarının, davacının tescilli markalarına tecavüz oluşturduğu, davacı markasının tanınmış olduğu ileri sürülmüş ise de dosyadaki delillerle bu iddianın ispat edilemediği, davalı, ticaret unvanının 1999 yılında tescil edildiğini, unvanın bu tarihte alenileştiğini, işbu unvanın sahipliği/kullanımı bakımından sessiz kalma yoluyla hak kaybı şartlarının oluştuğunu savunmuş olsa da "..." internet sitesindeki kullanımların ticaret unvanına ilişkin değil markasal kullanım olduğu, davacının bu markasal kullanımları öğrendiği tarihi kanıtlayan en eski delilin ihtarnamenin keşide edildiği 29.03.2022 tarihi bulunduğu, bu delilden daha önceki tarihte öğrendiğine ilişkin delile rastlanmadığı, ihtarnamenin keşide tarihi ve dava açma tarihi arasında yaklaşık 1 aylık süre olduğundan somut olayda sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluşmadığı, davalının dava konusu markasal kullanımlarının, davacının tescilli markalarına tecavüz oluşturduğu gibi TTK m.55 f.1 (a) bendi kapsamında haksız rekabet de teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının ... sitesinde "..." ibaresinin ve logosunun kullanılmasının yasaklanmasına, siteye erişimin engellenmesine, davalının "..." markasına tecavüzünün engellenmesine ve kaldırılmasına karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, mahkemece, savunmaları dikkate alınmadan karar verildiğini, davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığının tartışmasız bulunduğunu, davacı tarafın öğrenme tarihinin ihtarnamenin gönderildiği 29.03.2022 olarak kabul edilmiş ise de bu hususun hukuka aykırı olduğunu, zira davacının, müvekkili Şirketin varlığından 23 yıl boyunca haberdar olmamasının ticaret sicilinin aleniyeti ilkesine, internet alan adının 17 yıl boyunca bilinmemesinin de hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, sessiz kalma suretiyle hak kaybı ilkesinin, internet alan adı yönünden de uygulanabilir olduğunu, birlikte var olma hakkının dikkate alınmaksızın davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, "... " ibaresinin marka olarak değil ticaret unvanı olarak kullanıldığını, haksız rekabetin şartlarının oluşmadığını, tarafların faaliyet alanları reyon ürünü gibi karıştırılabilir ürünler olmadığından iltibastan ve dolayısıyla haksız rekabetten bahsedilemeyeceğini, müvekkili ile davacının logoları, renkleri, yazı stilleri, şekilleri arasında hiçbir benzerliğin bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :Dava, markaya tecavüzün durdurulması ve önlenmesi istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davaya konu davalı kullanımının yalnızca "..." internet sitesi üzerinden gerçekleştiği, buradaki davalı kullanımının, tescilli ticaret unvanı kullanımı olmayıp markasal kullanım olduğu, gerek işaret gerekse de emtia benzerliği şartının somut olayda bulunduğu, dolayısıyla davacının 2006/29154, 2010/38008, 2013/96451, 2017/07487, 2018/73876, 2021/17006 sayılı markalarına tecavüzün oluştuğu, davacının bu markasal kullanımları öğrendiği tarihi kanıtlayan en eski delilin, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarname olduğu, bu delilden daha önceki tarihte davalının markasal kullanımının öğrenildiğine ilişkin delil olmadığı, ihtarnamenin keşide tarihi olan 29.03.2022 tarihi ile dava tarihi arasında yaklaşık 1 aylık süre bulunduğundan somut olayda sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalının internet sitesinde gerçekleşen kullanımların, tescilli ticaret unvanı kullanımı olmayıp markasal nitelik taşıdığı, davalı kullanımına konu "..." ibaresi ile davacı markaları arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğu, yine davalı kullanımlarının gerçekleştiği inşaat hizmetlerinin, davacı markalarının kapsamlarında yer alan 37. sınıf hizmetlerle aynı tür olduğu, dolayısıyla davalı eylemlerinin, davacı markalarına tecavüz oluşturduğu yönündeki ilk derece mahkemesi değerlendirmesinde bir isabetsizlik yok ise de sessiz kalma yoluyla hak kaybı yönünden yapılan değerlendirme yerinde görülmemiştir. Zira mahkemece, davalının davaya konu markasal kullanımının davacı tarafça daha önceden öğrenildiğine dair bir delil olmadığından ihtarname keşide tarihi olan 29.03.2022 tarihi davacının öğrenme tarihi olarak kabul edilmiş ise de davalı tarafça, kuruldukları 1999 yılından beri bu ibarenin kullanıldığı, internet sitesinin ise 2006 yılında kullanılmaya başlandığı savunulmuş, mahkemece bu savunma üzerinde gereği gibi durulmamıştır. Oysa, dosya kapsamında ispat edilen davalı kullanımları yalnızca davalının internet sitesi üzerinden gerçekleşmiş olup bu durumda davalının internet sitesinin hangi tarihte kullanılmaya başlandığı, bu site üzerindeki en eski tarihli markasal kullanımın ne zaman gerçekleştiği, ilk kullanımdan sonra da davalının markasal kullanımlarının devam edip etmediği hususlarında bilirkişi incelemesi yaptırılması, bu şekilde davalı kullanımlarının zamanı ve niteliği tespit edildikten sonra davacının basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü de gözetilerek sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kabule göre de mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi de doğru olmamıştır. Zira, kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi tabii olduğu gibi aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmemiş ve düzeltilerek onanmıştır. Dairemizin kararları da bu yöndedir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan yukarıdaki hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/11/2023 gün ve 2022/143 E. - 2023/189 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/07/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1073, K. 2026/1358, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1073-e-2026-1358-k-835f311aeac7