Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1088 E. 2026/1184 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1088
Karar No
2026/1184
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1088 - 2026/1184 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1088 KARAR NO : 2026/1184 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/11/2023 tarih ve 2022/432 E. - 2023/158 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, 2007 yılından beri faaliyette bulunan müvekkilinin “...” markalarının ülkemizde ve dünyada bilindiğini, dava konusu “... ... MEDİKAL&TEKSTİL” markasının ilanına müvekkili tarafından itiraz edildiğini, “...” ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanın esas unsuru olduğunu, müvekkilinin markalarında “müşterilerin mallarını elverişli bir şekilde görmesi için malların bir araya getirilmesi" hizmetlerinin yer aldığını, itiraza konu olan markanın kapsamında “alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama" hizmetlerinin yer aldığını, bu iki hizmetin de aynı olduğunu, birinin fiziki olarak mağazacılık hizmeti diğerinin de online mağazacılık hizmeti verdiğini, müvekkilinin markalarının uzun yıllardır var olan aktif ve yoğun ticari faaliyetleri sayesinde tanınmış marka olduğunu, dava konusu markanın 6/5 uyarınca iptalinin gerektiğini, itiraza konu markanın müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmak üzere kötü niyetli tescil edildiğini, müvekkilinin ... markası üzerindeki gerek ticaret unvanına gerekse sınai mülkiyet haklarına dayalı öncelik ve gerçek hak sahipliği dikkate alındığında SMK'nın 6/3 ve 6/6. Maddeleri uyarınca dava konusu markanın tüm sınıflarda reddedilmesinin gerektiğini ileri sürerek, Türk Patent YİDK’nın 09.09.2022 tarih ve 2022-M-11563 sayılı kararının iptaline, 2020/112484 sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı adına tescilli "..." ibareli marka ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davacının markasal nitelikte kullanımlarını ortaya koyan ve “...” markasını belirli bir mal / hizmet yönünden yoğun bir biçimde kullandığını kanıtlayan delillerin sunulmamış olması karşısında, somut uyuşmazlıkta, davacı markasının tanınmış marka olarak değerlendirmenin mümkün olmayacağı, dolayısıyla somut olayda, 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinin uygulanması koşullarının hiçbirinin oluşmadığı, davaya konu uyuşmazlıkta davacının markasal kullanımına konu “...” ibaresinin, eskiye dayalı nitelik ve nicelikte sunduğu davaya konu olan 35. sınıfta yer alan hizmetlerde yoğun ve eylemli olarak kullanıma konu etmediği bu kapsamda davacının mesnet olan “...” işaretinin 35. Sınıfta yer alan hizmetlerde kullanımının, ... m. 6/3 hükmünde aranan markasal kullanımının “geniş bir coğrafyada kullanım” koşullarını karşılamadığı, davacının ortak olan “...” ibaresini 35. sınıfta yer alan hizmetler bakımından gerçek hak sahipliğinden doğan haklarının oluşmayacağı, davalının dava konusu markasının “... ...” olduğu davacının davaya mesnet olan markasının ise “...” ve ... LOJİSTİK ANONİM ŞİRKETİ ticaret unvanına sahip olup bu ticaret unvanın esaslı unsurunun “...” olduğu, davalı marka başvurusunun esas unsurunun ise “...” ibaresi olduğu; tarafların esas unsurlarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak aynı olduğu görülmekle birlikte davacının ticaret sicil gazetesi incelendiğinde faaliyet kapsamında davaya konu olan çekişme konusu hizmetlerin olmadığı tespit edilmiş olup davacının 6/6 maddesi anlamında itiraz etme hakkının ispatlanamadığı gerekçesiyle, Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 12.09.2022 tarihinde tebliğ alınan ve 2022-M-11563 kararının ... 6/1 kapsamında iptaline, davalıya ait dava konusu 2020/112484 başvuru numaralı marka başvurusunun hükümsüzlüğü talebine ilişkin karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : 1- Dava, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/21-1791-1676 sayılı kararında "... mahkeme kararlarının gerekçeli olması Anayasal bir zorunluluktur. Mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiği, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayanıldığını ortaya koyar; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir, tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur" denilmiştir. Keza bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3. maddesi ile ona paralel bir düzenleme içeren HMK'nın 297. maddesi de bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. İstinaf denetiminin de gerekçeli karar üzerinden yapılması gerekir. Diğer yandan, 6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta da, hükmün gerekçesinde davaya konu olan markanın başvuru kapsamında ye alan “alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.” ile davaya mesnet olan markanın tescil kapsamındaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için …. yer alan tüm malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) hizmetlerinin ilişkili olduğu, şu hâlde, ... 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan birinin belirtilen emtialar yönünden gerçekleştiği açıklanmış ise de neticede, "Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 12.09.2022 tarihinde tebliğ alınan ve 2022-M-11563 kararının ... 6/1 kapsamında iptaline, Davalıya ait Dava konusu 2020/112484 başvuru numaralı marka başvurusunun dava sonuna kadar tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne/sicilden terkini talebine ilişkin karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir. Oysa dava konusu markanın kapsamında 35.sınıf "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri." bulunduğu, mahkemece benzer bulunan hizmetlerin ise “alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.” olduğu, bu durumda dava konusu markanın kapsamında mahkemece benzer bulunan 35.sınıf hizmetler dışında, yine 35.sınıf bir kısım hizmetlerin bulunduğu ve bu hizmetler yönünden taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleşmediği, bu durumda YİDK kararının tümden iptaline karar verilerek, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmaktadır. Bu husus, az yukarıda açıklanan gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olduğu gibi, kararın HMK'nın 391. maddesine uygun bir karar olmadığı, HMK'nın 297. ve Anayasa'nın 141/3. maddesi bağlamında yasal gerekçe içermediği açıktır. Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Kabule göre de mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi de doğru olmamıştır. Zira, kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi tabii olduğu gibi, aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmemiş ve düzeltilerek onanmıştır. Dairemizin kararları da bu yöndedir. Bu nedenle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. 2-İstinaf kararının neden ve şekline göre, davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 14/11/2023 gün ve 2022/432 E. - 2023/158 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/06/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1088, K. 2026/1184, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1088-e-2026-1184-k-152777aa3bf1