Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1142 E. 2026/1274 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1142
- Karar No
- 2026/1274
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1142 - 2026/1274 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1142 KARAR NO : 2026/1274 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/03/2024 NUMARASI : 2023/348 E. - 2024/110 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/03/2024 tarih ve 2023/348 E. - 2024/110 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin dünyaca ünlü “... ...” markası kapsamında tasarım gözlüklerini geniş tüketici kitleleri ile buluşturduğunu, bu markanın Türkiye’de de tescili için yaptığı başvurunun davalı firmanın “...”lı markalarına dayalı itirazları sonucunda kısmen de olsa nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira “... ...” ibareli markanın müvekkili adına halihazırda 2019 16119 ve 2014 86780 sayılar tahtında zaten tescilli olduğunu, müvekkilinin bu markalarından gelen müktesep hakkının korunması gerektiğini, müvekkilinin bu ibare üzerinde gerçek hak sahipliğinin bulunduğunu, karşılaştırılan markaların bir bütün olarak ele alındığında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, İngilizce “...” kelimesinin Türkçe’de “...” anlamına gelen, tasviri/tanımlayıcı bir kelime olması nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, uyuşmazlık konusu olan emtianın hitap ettiğin tüketici kesiminin bilinç ve dikkat seviyesinin yüksek olduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2023-M-5492 sayılı kararının iptalini ve davacının 2021/122093 başvuru sayılı markasının tescili talep edilen 35. sınıftaki hizmetler bakımından tescil işlemlerinin devamını talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde birbirleriyle karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olduğunu, davacının marka başvurusunun kısmen reddedildiği emtia açısından, taraf markalarının aynı veya ilişkili emtiada kullanılacağını, markalarda en ön planda olan ibarelerin ortak olmasının markaları benzer kıldığını, tüketicilerin markaların aynı işletmeye ait olduğunu düşüneceklerini, aksi düşünülse dahi işletmeler arasında ekonomik/idari bağlantı olduğu kanısına kapılacaklarını, yani somut olayda karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davacının müktesep hak iddialarının da müktesep hakkın gerekli koşullarını sağlayamadığını, davacının SMK m. 6/4 ve m. 6/5 hükümlerine dayalı olarak kendi markasının tescilini isteyemeyeceğini, ayrıca davacının marka başvurusunun tesciline karar verilmesi talebinin de yargının yetkisine giren bir konu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin “...”lı markalarının halihazırda tanınmış marka seviyesine geldiğini, nitekim bu tanınmışlığın T/03451 sayı tahtında tescile bağlanmış olduğunu, davacının “...” ibaresinin gerçek hak sahibi olduğu gibi bu ibareyi ihtiva eden çok sayıda tescilli markasının da bulunduğunu, bu markalardan ilkinin tescil tarihi 2001 olduğundan, davacının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı 2014 yılında tescil edilmiş markasından çok daha önce davalının bu markayı kullanmaya başladığının anlaşılabileceğini, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzer olmadığı, davacının markasının kısmen reddedildiği “küpe, kolye, uzun yüzük, saat, kozmetik alanında ticari aracılık hizmetleri” haricinde kalan hizmetler yönünden somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği/türdeşliği şartının (kısmen) gerçekleştiği, davacının markasının kısmen reddedildiği hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin düşük olmadığı, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunmadığı, ancak dava konusu edilen markanın kısmen reddedildiği; “gözlük, gözlük kutusu, güneş gözlüğü, gözlük camları, kontak lensler, kontak lensler için taşınabilir kutu ve kaplar perakende hizmetleri, gözlük, gözlük kasaları, kontak lens, kontak lens taşınabilir kutusu ve kabı alanında ticari aracılık hizmetleri” açısından, davacının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı 2014 86780 sayılı markasından gelen ve somut uyuşmazlıkta korunması gereken müktesep bir hakkının bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2023/M-5492 sayılı kararının "küpe, kolye, uzun yüzük, saat, kozmetik alanında ticari aracılık hizmetleri, gözlük, gözlük kutusu, güneş gözlüğü, gözlük camları, kontak lensler, kontak lensler için taşınabilir kutu ve kaplar perakende hizmetleri, gözlük, gözlük kasaları, kontak lens, kontak lens taşınabilir kutusu ve kabı alanında aracılık hizmetleri" bakımından iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece markalar arasında karıştırma ihtimali olmadığının belirlenmesine rağmen çelişkili şekilde davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, benzer olmayan markaların karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, müvekkilinin kazanılmış hakkı olan hizmetlerin eksik tespit edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davanın tümüyle reddi gerekirken, mahkeme tarafından kısmen reddedilmiş olmasının isabetli bir karar teşkil etmediğini, cevap dilekçesinde dayanılan iddialara ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığını, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, müvekkilinin markanın tanınmışlığına ilişkin değerlendirme yapılmadığını, markaların ayniyet derecesinde benzer olduğunu, davacının kazanılmış hak sahibi bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karşılaştırılan taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, bütünüyle bıraktığı genel izlenim itibariyle, ortalama tüketici tarafından başvuru markasının davalı markaları ile karıştırılma/ilişkilendirme ihtimali olduğunu, tescili istenilen marka ile redde mesnet gösterilen markaların kapsadıkları mal ve hizmetlerin de aynı, aynı tür ve benzer mal ve hizmetler olduğu dikkate alındığında; ortalama dikkat sahibi tüketici kitlesi açısından karıştırılma/iltibas ihtimali bulunduğu gibi. markaların aynı ticari kaynaktan geliyor oldukları, işletmesel bağlantı bulunduğu ve/veya işletmeler arasında iktisadi/idari bağlantı bulunduğu algısının oluşacağını, müktesep hak koşullarının mevcut olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacının marka başvurusunda bulunduğu, davalının itirazı sonucunda başvurunun kısmen reddedildiği, davacının, markalar arasında benzerlik bulunmadığı, müktesep hakkının varlığı, gerçek hak sahipliği ve kötüniyet iddiaları ile iş bu davayı açtığı anlaşılmakta olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzer olmadığı, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunmadığı belirlenmiş olmasına rağmen bu gerekçeye uygun olmayarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu husus, az yukarıda açıklanan ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde anılan İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir. Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, kısa karar ile kararın gerekçesi çelişkili olduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu itibarla Dairemizce, taraf vekillerinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/03/2024 gün ve 2023/348 E. - 2024/110 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Taraflarca istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde taraflara ayrı ayrı iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 18/06/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/07/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.