Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/12482 E. 2026/4373 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/12482
Karar No
2026/4373
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/53 E., 2024/1877 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kuşadası 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/40 E., 2022/166 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı belediyenin itfaiye bölümünde işçi olarak çalışmaktayken 27.08.2013 tarihinde pankart asmakla görevlendirildiği, yol üzerinde seyir halindeki otobüsün itfaiye aracının sepetine çarpması neticesi yüksekten düşerek yaralandığını belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili; davacının .. Belediyesine bağlı İtfaiye Müdürlüğünde işçi olarak çalışmakta iken 6360 sayılı Kanun gereğince .. Büyükşehir Belediyesi kurulması ve 6360 sayılı Kanun ve 5216 sayılı Kanun gereğince itfaiye hizmetlerinin .. Büyükşehir Belediyesine devredilmiş olması nedeni ile bu hizmetlerin personel olarak her türlü hak alacak ve borçları ile birlikte .. Büyükşehir Belediyesine devredildiğini ve davanın işveren sıfatı ile .. Büyükşehir Belediyesine karşı açılması gerektiğini , kazanın trafik kazası olduğunu ve itfaiye aracına çarpan sürücünün %100 kusurlu olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini talep etmiştir. Dahili davalı ... vekili; olay tarihinde ... Büyükşehir Belediyesinin henüz kurulmadığını ve taraf sıfatı olmadığından husumet itirazında bulunduğunu, yapılacak bilirkişi incelemesi ile ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına kusur yükletilmeyeceğini, davayı kabul etmemekle birlikte davacı tazminat talebinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, "1-Davacının maddi tazminata yönelik davasının kabulü ile; 150.000,00- TL destekten yoksun kalınan maddi tazminatın kaza tarihi olan 27.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Belediyesi'nden alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının manevi tazminatı talebinin kabulü ile; 150.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Belediyesi'nden alınarak davacıya verilmesine, 3-Davanın dahili davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili, 5216 sayılı Kanun ile itfaiye hizmetlerinin ... Büyükşehir Belediyesine geçmiş olması nedeniyle itfaiye hizmetleri kapsamında yer alan personel, her türlü taşınır ve taşınmaz mallar ve bu hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik her türlü hak, alacak ve borcun da 6360 sayılı Kanun gereğince ... Büyükşehir Belediyesi’ne geçtiğini, davacının çalıştığı itfaiye biriminin, 5216 sayılı Kanun’dan kaynaklanan zorunluluk ve 6360 sayılı Kanun gereğince personeli ve tüm sorumlulukları ile birlikte ... Büyükşehir Belediyesi’ne devredildiğini, davanın mevcut işveren sıfatıyla ... Büyükşehir Belediyesi’ne karşı açılması gerekirken, kararda ... Büyükşehir Belediyesi hakkında pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, bu çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, kazaya sebebiyet veren ve yolda duran itfaiye aracına çarpan şoförün hiç hatasının olmadığının kabul edilmesinin kabul edilebilir olmadığını, davacının tüm tedavi giderlerinin devlet tarafından karşılandığı gibi iş kazası nedeniyle iş gücünde kalıcı kayıp söz konusu ise bu durumda Sosyal Güvenlik Kurumundan bir işgöremezlik tazminatı alıp almadığının araştırılması ve ...’dan alınan tazminatın mahsubu gerektiğini, davacının manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Anayasanın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bu kapsamda yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılamanın sonunda verilen kararın da açıkça belirtilmesi esastır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 28. maddesinde de bu husus belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesinde hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi açıklanmış, 297. maddesinde de bir Mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre bir Mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst Mahkeme de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulu'nun 19.04.2006 gün ve E:2006/4-142, K:229; 05.12.2007 gün ve E:2007/3-981, K:936; 23.01.2008 gün ve E:2008/14-29, K:4; 19.03.2008 gün ve E:2008/15-278, K:254; 18.06.2008 gün ve E:2008/3-462, K:432; 21.10.2009 gün ve E:2009/9-397, K:453; 24.02.2010 gün ve E:2010/1-86, K:108; 28.04.2010 gün ve E:2010/11-195, K:238; 22.06.2011 gün ve E:2011/11-344, K:436; 08.02.20 12... /10-726 E, 2012/57 K;28.09.20 12... /3-444 E ,2012/638 K.; 16.03.20 12... /2-97 E,2012/203 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Yine 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan "Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği Kanun koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir." şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesi bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Öte yandan, Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Somut olayda , dosya kapsamında alınan 06.05.2020 tarihli kök hesap raporunda davacının maddi zararının 593.825,08 TL olarak belirlendiği, davacının rapora itiraz etmediği ve davanın kabulüne karar verilmesini istediği, 07.02.2022 tarihli ek raporla maddi zararın 1.198.082,69 TL olarak belirlendiği, Mahkemenin gerekçesinde "hesap raporunun hükme esas almaya elverişli olduğu " belirtildikten sonra davacının talebi ile bağlı olarak karar verildiği ifade edilerek dava dilekçesi ile talep edilen 150.000 TL na hükmedildiği, ancak hangi hesap raporunun benimsendiği gerekçede açıkça belirtilmediğinden davacı yönünden kabul edilen maddi tazminat tavanı açısından belirsizlik yaratıldığı anlaşılmaktadır. 2.Dosya kapsamından, ... Belediyesinin 6360 sayılı Kanun ile Büyükşehir Belediyesi olduğu, .. Belediyesinin personeli, her türlü taşınır ve taşınmaz malları, hak, alacak ve borçlarının hangi kurum ve kuruluşlara devredildiğine dair devir, tasfiye ve paylaştırma komisyon kararlarının Dairemiz'in 23.05.2025 tarihli geri çevirme kararı ile dosyaya istenildiği ancak tam olarak getirtilmediği anlaşılmaktadır. 6360 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1 no.lu bendinde “Bu Kanundaki devir, tasfiye ve paylaştırma işlemlerini yürütmek üzere vali tarafından, bir vali yardımcısının başkanlığında, valinin uygun göreceği kurum ve kuruluş temsilcilerinin ve ilgili belediye başkanlarının katılımıyla devir, tasfiye ve paylaştırma komisyonu kurulur. Bu komisyona yardımcı olmak üzere valinin görevlendirmesi ile alt komisyonlar da kurulabilir.” ve Geçici 1. maddesinin 3 no.lu bendinde ise “1. maddesine göre tüzel kişilikleri kaldırılan Belediye ve köylerin personeli, her türlü taşınır ve taşınmaz malları, hak, alacak ve borçları komisyon kararıyla ilgisine göre bakanlıklara, Büyükşehir Belediyesi bağlı kuruluşuna veya ilçe belediyesine devredilir." hükümleri yer almaktadır. Ayrıca bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu usul hukuku değil, dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk meselesidir. Bir davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip değilse, Mahkeme dava konusu hakkın esasına girip karar veremez. Davayı sıfat yokluğundan reddetmesi gerekir. Davacı olma sıfatı dava konusu hakkın sahibine, davalı sıfatı ise sübjektif hak kendisinden istenebilecek kişiye aittir. Kuşkusuz bu hak sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz iktisaptan veya kanundan doğabilir. Bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın gerçek borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın gerçek borçlusundan başka bir kişiye karşı açılırsa, dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil, davalının davalı sıfatına sahip olmadığından dolayı reddedilir. (Hukuk Muhakemeleri Usulü, Prof. Dr. Baki Kuru, I. Cilt, s. 1159) Somut olayda Mahkemesince dosyaya devir, tasfiye ve paylaştırma komisyon kararlarının tam olarak getirtilmesinden sonra anılan kararlar çerçevesinde bir irdeleme yapılmaksızın davalı ... Belediyesinin hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu olduğu kabulünden hareketle sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; bahsi geçen komisyon kararlarının tam olarak dosyaya getirtilmesinden sonra yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalı ... yönünden husumet ve taraf teşkili kapsamında değerlendirdikten sonra çıkacak sonuca göre denetime elverişli gerekçe ile bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/12482, K. 2026/4373, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-12482-e-2026-4373-k-808197515346