Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/202 E. 2026/683 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/202
Karar No
2026/683
Karar Tarihi

Abdull T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/202 - Karar No:2026/683 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/202 KARAR NO : 2026/683

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/12/2025 NUMARASI : 2019/300 E-2025/812 K

ASIL DAVA DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Alacak -Menfi Tespit-Çek İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/475 Esas sayılı davasında: DAVACI : VEKİLLERİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Alacak-Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/184 Esas sayılı davasında: DAVACI : VEKİLLERİ : Av DAVALI :

VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Birleşen Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/375 Esas sayılı davasında: DAVACI : VEKİLLERİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 15/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/06/2026

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak, menfi tespit, çek iptali istemlerine ilişkin asıl, alacak ve menfi tespit ile tazminat istemlerine ilişkin birleşen davalarda mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili ile dava dışı asıl iş veren .... arasında "... Reloke Edilmesi Projesi" sözleşmesi imzalandığını, davalı ile de 01/11/2018 ve 09/01/2019 tarihli iki ayrı alt yüklenicilik sözleşmesi akdedildiğini, asıl iş sahibi tarafından 28/02/2019 tarihli ve 01756 yevmiye numaralı Çine Noterliği'nin ihtarnamesi ile tek taraflı olarak sözleşmenin feshinin ihbar edildiğini, oysa müvekkilinin tüm edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, bildirilen aksaklık ve eksikliklerin davalıdan kaynaklandığını, müvekkilince de sözleşmenin Ankara 10. Noterliği'nin 07/03/2019 tarih ve 03621 yevmiye nolu ihtarıyla feshedildiğini, ancak davalının asıl işverenle sözleşme yaparak işe devam ettiğini, öncesinde iş programının sunulmaması, raporlama yapılmaması, mobilizasyon işinin tamamlanmaması, iş sağlığı ve güvenliğine uyulmaması, yeteri kadar usta, işçi ve teknik eleman bulundurulmaması, gerçeğe aykırı fatura ve hak ediş düzenlenmesi nedeniyle akde aykırılığın tespit edildiğini, davalı tarafından aradaki sözleşmeler hiçe sayılarak iş sahibinden temlik karşılığı nakit ödemeler alındığını, bunun yanı sıra davalıya verilen çekler karşılığında da iş sahibinin temlik verdiği halde, ödenmiş çek bedellerine karşılık gelen çeklerin iade edilmediğini, yüklü miktar da çekler aldığını ve tahsilatlar yaptığını, işlerin yürümesi amaçlı toplam 2.298.023,91 TL bedelli 21 adet çek verildiğini, bunlar haricinde fazladan 1.347.000,00 TL temlik ödemesi yapıldığını, çeklerin de iade edilmediğini, muhasebecinin istifa ettiğini, alacak-borç durumun tam belirlenemediğini ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, davalıya 1.672.538,93 TL fazla ödemenin yapıldığını bildirerek, davalıya bu miktar borçlu olmadığının tespitine, dilekçede açıklanan 9 adet çekin bedelsiz kaldığından iptaline ve şimdilik temlikle fazla ödenen 10.000,00 TL'nin ticari işlerde uygulanan avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istemin muhatabının müvekkili olmadığını, 01/11/2018 tarihinden 30/12/2018 tarihine kadar sözleşme konusu işte asıl iş sahibinin dava dışı ..., yüklenicinin davacı, alt yüklenicinin müvekkil ve taşeronun ise ... olduğunu, 30/12/2018 tarihinde taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdirildiğini, 09/01/2019 tarihinden sonra ise, asıl iş sahibinin dava dışı ..., yüklenicinin davacı ve alt yüklenicinin ... bulunduğunu, 30/12/2018 tarihinde uzatma verilmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdirildiğini, müvekkilinin aradan çekildiğini, davacının ihtarnameye kadar dava ve takip başlatmadığını, sözleşmenin 01/11/2018 başlangıç- 30/12/2018 bitiş olarak tayin edildiğini ve son bulduğunu, sözleşmenin ayakta kaldığı bu süreçte müvekkili ile dava dışı şahıs şirketi ... firmasıyla müvekkili arasında sözleşme imzalandığını, imalatların bir kısmının bu firmaca gerçekleştirildiğini, sözleşme sonrası davacının işlere anılan şahıs şirketiyle devam ettiğini, bu süreçte hak ediş düzenlenmediğini, müvekkilince fatura kesilmediğini, keşide edilen çek ve yapılan ödeme bulunmadığını, 09/01/2019 tarihli sözleşmede "...- ..." yazılı olduğunu ve ayrı vergi numarası bulunduğunu, dava dışı iş sahibi tarafından keşide edilen ihtarnamesinin bu döneme denk geldiğini, iddiaların kabul edilmediğini, sözleşmenin feshinin, sözleşme süresi bittikten sonra olduğunu, ayrıca sözleşme ayaktayken her türlü demir ve beton tedarikinin davacıya ait bulunduğunu, davacının aynı olayla ilgili olarak Aydın 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/183 Esas sayılı dosyasında zıt iddialarla müvekkili aleyhine dava açtığını, sonraki iddialardan müvekkilin haberdar olmadığını, gerekli bilgi ve belgelerin... Tic. A.Ş. adlı müşavir firmadan temin edilebileceğini, iş birliği iddialarını kabul etmediklerini, tüm bildirimlerin dava dışı iş veren tarafından elektronik ortamda tebligatla yapıldığını, basiretli tacir davacının Aydın Noterliği'nin 02/10/2018 tarihli ve 14882 yevmiye numaralı vekaletnamesiyle ... ... ...'yi şirket yetkilisi olarak belirlediğini, iş programının birlikte düzenleneceği yönünde sözleşmede hüküm olduğunu, yeterli personel ile teknik personelin sözleşme boyunca yer aldığını, SGK kayıtlarıyla bu durumun sabit bulunduğunu, iş güvenliği ve işçi sağlığı ile ilgili iddiaların soyut olduğunu, sadece 15/11/2018 ve 25/12/2018 tarihli hakedişler düzenlendiğini, başka fatura, alacak vs iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının bizzat temlik verdiğini, bir kısım ödeme aldığını, tamamının tahsil edilmediğini, nitelikleri açıklanan 5 ayrı çek dışında çeklerin verilmediğini, bunların tahsil edilmediğini, karşılıksız çıktığını, 67.700,00 TL ve 55.000,00 TL tutarlı çeklerin hak ediş karşılığı düzenlendiğini, 67.700,00 tutarlı çekin karşılıksız çıkması sonrası dava dışı hamilin başlattığı Ankara 16. İcra Müdürlüğü'nün 2019/9995 takip sayılı dosyasında müvekkilince ödendiğini, her iki hak ediş toplamının 2.588.356,20 olduğunu, eksik ödemesinin bulunduğunu, 26/02/2019 tarihli protokolde davacı şirketin 1.467.514,97 TL borcunun varlığının kabul edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/475 Esas Sayılı Davasında: Davacı vekili, asıl davadaki vakıaları tekrar ederek, asıl sözleşme kapsamında davalı ile işin ikinci kısmı için 09/01/2019 tarihli sözleşmenin imzalandığını, asıl iş sahibinin 13/03/2019 tarihli ihtarıyla sözleşmenin feshinin bildirildiğini, sözleşmenin uygulanamaz hale geldiğini, öncesinde asıl iş veren ... ile dava dışı ... arasında " uzman ekip sözleşmesi imzalandığını, yüklenici firmanın sözleşmesinin feshi sonrasında (18/10/2018) müvekkili ile bu sözleşmeden doğan yükümlülüklerin iş sahibinin oluru ile 26/09/2018 tarihinde müvekkilinin üzerine geçirildiğini, müvekkilin 01/11/2018 tarihinde işe başladığını, alt yüklenicisi ...'ün işe başlaması gerekirken, müvekkiline açıklamadığı nedenle tek ortağı ve yetkili müdür olduğu ... A.Ş ile sözleşme yapılmasının istendiğini, müvekkilin yeni bir sözleşme daha imzaladığını, her iki sözleşmenin de yürürlükte olduğunu ve işin davalı tarafça yürütüleceğinden ilk sözleşmeye dayalı verilen çeklerin geri alınmadığını, ayrıca yapılan nakit ödemelerin de iade edilmediğini, toplamda çek ve nakit ödemenin 1.251.000,00 TL tutarında bulunduğunu, asıl şirket sahibinin sözleşmeyi feshettiğini, bildirdiği nedenlerden davalının sahibi olduğu şirketin sorumlu olduğunu, bu konuda iş sahibi ile anılan şirkete karşı açılan tazminat davasının Aydın 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/183 Esasında kayıtlı bulunduğunu, davalının hiç iş yapmadığını, 5 adet çek ile ödenen tutarın karşılıksız kaldığını, çeklerin davalının yetkilisi ve vekili... adına düzenlendiğini, vekili olarak hareket ettiğinin tutanak ve sözleşmelerle sabit olduğunu ileri sürerek, davalıya borçlu olmadığının tespitine, 5 adet çekin iptaline ve davalıya temlikle fazla ödenen 10.000,00 TL’nin ticari işlere uygulanacak faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davada husumeti anlamadığını, çeklerin adına düzenlendiği kişinin kendi çalışanı olduğunu, müvekkilin yetkilisini ve vekilini göstermesini manasız bulunduğunu, iddiaların gerçeği yansıtmadığını, kendi akidinin feshinin müvekkile bağlanmasının yersiz olduğunu, hangi çeklerden dolayı borçlu olunmadığını açıklamadığını, çeklerin iddia edilen tutarda olmadığını, verilenlerin karşılıksız çıktığını, zarar görenin müvekkili bulunduğunu, nakit ödemeye dair belge sunulmadığını, müvekkilinin iş yapmadığı iddia edilmesine rağmen davacının asıl iş verenden nasıl ödeme aldığının açıklanmaya muhtaç olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/184 Esas Sayılı Davasında: Davacı vekili, 01/11/2018 tarihinde hakkındaki dava tefrik edilen ... firmasıyla müvekkili arasında yapım işleri sözleşmesinin imzalandığını, bir kısım işlerin yapılması için 01/12/2018 tarihinde davalı ile alt yüklenici sözleşmesi akdedildiğini, asıl iş verenin 13/03/2019 tarihinde sebep göstermeksizin sözleşmeyi feshettiğini, öncesinde yüklenicinin başkası olduğunu, 26/09/2019 tarihinde asıl iş verenin oluru ile sözleşmenin müvekkili üzerine geçirildiğini, haksız fesih nedeniyle müvekkilinin menfi ve müspet zararının bulunduğunu, hakkında tefrik kararı verilen asıl işverenin fesih nedenlerinin gerçeğe uymadığını, hiç birinin yerinde olmadığını, kaldı ki gerçekler tespit edildiğinde sorumluluğun alt yükleniciye ait olacağının ortaya çıkacağını, davalı taşeronun müvekkili şirkete sızdırdığı adamı ... ... ...'nin işine son verildiğini, davalıların iş ve el birliği içinde olduklarını, müvekkilini devre dışı bıraktıklarını, uyarı yazılarından haberdar olmadığını, davalı alt yüklenicinin temsilcisinin yeğeni olan bu kişinin müvekkilinin temsilcisi olarak işe başladığını, haber vermeden fatura ve hak ediş düzenlediğini, iş programının sunulduğunu, çeklerin karşılıksız çıkmadığını, davalı iş verenin başkasına temlik verdiğini, hak etmeyenlere ödeme yapıldığını, kasten ödeme yapmak zorunda bırakıldığını, SGK ve işçi ödemelerinin yapıldığını, asıl sorumlunun davalı alt taşeron bulunduğunu, mobilizasyon eksikliklerin olmadığını, esasen fesih nedenlerinin alt yüklenici tarafından hazırlandığını, diğer davalının fesih yaptığını, sonradan birlikte çalışmaya devam ettiklerini, menfi zarar olarak 1.026.557,72 TL fazladan harcama yaptığını, 5. hakediş olan 2.476.880,98 TL’nin ödenmediğini, 236.214,02 TL kesin teminat mektubundan kesinti yapıldığını, 270.000,00 TL çalışılmayan günler alacağı olduğunu, haksız şekilde hakkında tefrik kararı verilen davalı ... firması tarafından 150.000,00 TL alacağın ... Şti'ne, 1.347.000,00 TL alacağın davacı alt yükleniciye, 122.000,00 TL'nin Ltd. Şti'ne ve 100.000,00 TL alacağın ise .... Şti'ne, ayrıca 100.000,00 TL nin .... Şti'ne ödendiğini, bu şirket elinde müvekkilinin keşideci olduğu çekin bulunduğunu, hak ediş ödenseydi icra yoluyla tahsilatın yapılmayacağını, müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, fazladan para ödemesine neden olduğunu, ek teminat mektubu verdiğini, bedeli oldukça yüksek çelik emtiasının iade edilmediğini ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL menfi zarar ile 10.000,00 TL müspet zararın ticari işlere uygulanan en yüksek faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili, davacının iki ayrı sözleşmeye dayalı dava açtığını, yetkili mahkemenin Ankara Mahkemeleri bulunduğunu, davacı ile yapılan alt işveren sözleşmesinin 01/11/2018 tarihinden 30/12/2018 tarihine kadar devam ettiğini, davacının dayandığı sözleşmenin diğer davalı asıl işverenle davacı arasında akdedildiğini, müvekkilinin taraf olmadığını, dava dilekçesinde açıklanan kişi ile davacı arasında, müvekkili ile sözleşme imzalanmadan yaklaşık 1 ay önce vekalet ilişkisi olduğunu, iddiaların mantığının bulunmadığını, kaldı ki yapılacak işteki beton ve demirin teminin davacıya ait olduğunu, iki ayrı hak edişin düzenlendiğini, bizzat davacı yetkilisinin imzalarını taşıdığını, karşılığını alamadığını, davacının keşide ettiği çeklerin karşılıksız kaldığını, iddiaların yersiz bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, mahkemenin yetkili olmadığını, müvekkilinin ... ...'i tanımadığını, basiretli tacir gibi davranması gereken kişinin temsilcisi bulunan bu kişinin eylemlerinden sorumlu bulunmadığını, beton ve çelik emtiasının teminin davacıya ait olduğunu, taraflar arasında 26/02/2019 tarihli protokol imzalandığını, davacının temliki kendi rızasıyla verdiğini, verdiği çeklerin karşılıksız çıktığını, borcunun bulunduğunu açıkça kabul ettiğini, iddialarının dayanağının olmadığını açıklayarak davanın reddinine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/375 Esas Sayılı Davasında; Davacı vekili; taraflar arasında 01/11/2018 tarihinde 30.751.291,51 TL tutarlı ... Roleke edilmesi Projesi Yapım İşleri Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye uygun olarak işler devam ederken Bakırköy 26. Noterliği'nin 13/03/2019 tarih ve 04926 yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmenin haklı neden olmaksızın feshedildiği belirtilerek uğradıkları zararın tazmininin gerektiği belirtilerek uğradıkları müspet ve menfi zarar olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin ticari işlerde uygulanan faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; asıl ve birleşen davanın, borçlu olmadığının tespiti, bedelsiz kalan çeklerin iptali, fazladan ödenen tutarın istirdadı, birleşen son davanın ise, sözleşmenin haksız feshi iddiasına dayalı menfi ve müspet zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, somut uyuşmazlıklarda mahkemenin birleşen 2024/184 Esas sayılı davasının kökeni oluşturan Aydın 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/183 Esas sayılı dava dosyasında davalı, dava dışı ... firması ile asıl ve birleşen davanın davacısı arasında 01/11/2018 tarihinde '...Tesisinin Reloke Edilmesi Projesi Yapım İşleri Sözleşmesi' imzalandığı, bu sözleşmede asıl ve birleşen davanın davacısının yüklenici, akit firmanın asıl işveren sıfatının olduğu, aynı tarihli, asıl ve birleşen davalarda davacı ile asıl ve birleşen davalarda davalı ... A.Ş arasında 30/12/2018 bitim tarihli alt yüklenici sözleşmesi akdedildiği, daha sonra asıl davanın davalısının tek başına temsil ve ilzama yetkili kişisi, tüm hissedarı olan ve tacir kaydı bulunan, birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/475 Esas sayılı davanın davalısı ...-... ile asıl ve birleşen davanın davacısının aynı hükümleri içerir, birim fiyatı farklı ve işin bitim süresinin 01/07/2019 tarihi olarak kararlaştırıldığı ve 09/01/2019 tarihli alt yüklenicilik sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmelerde tarafların hak, yetki ve sorumluluklarının tayin edildiği, bu sözleşmelerin ifası devam ederken işbu davanın taraflarının bir araya gelerek 26/02/2019 tarihli protokol düzenlendiği, alacak-borç durumunun tayin edildiği, dava dışı asıl işveren ... firması tarafından 28/02/2019 tarihli ihtarname ile asıl ve birleşen davanın davacısının sözleşmesinin feshedildiği, daha sonra asıl ve birleşen davanın davacısının da asıl davada davalı şirkete her iki taşeron sözleşmesinden ve asıl işverenin fesih ihbarının 02/03/2019 tarihinde alındığından bahsederek sözleşmeyi feshettiğine dair 07/03/2019 tarihli ihtarname keşide ettiği, böylelikle sözleşmenin sona erdiği, öncesinde hak edişler yapıldığı, çek ve para olarak ödemelerin gerçekleştirildiği, temlikler yapıldığı, asıl ve birleşen davalar açıldıktan sonra davacı vekilinin 22/01/2022 tarihinde asıl ve birleşen davanın davalıları ve yetkilileri ile kendisinin temsilcisi ve çalışanını da kapsar şekilde dolandırıcılık ve özel evrakta sahtecilikten dolayı suç duyurusunda bulunduğu, bu şikayetinde özellikle taraflar arasındaki protokolün, asıl ve birleşen davada davalı ...'ün yeğeni olan ve davacının işyeri temsilcisi bulunan ...'nin kendisine boş imzalı verilen belgeyi kullanarak protokolün düzenlendiğini, ayrıca diğer şikayet edilenlerle işbirliği içinde bulunarak sözleşmenin feshini sağlayarak müvekkilinin dolandırıldığını ileri sürdüğü, ancak kendisinin asil olarak dahi beyanda bulunmadığı, soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandığı, ayrıca, asıl davanın davalısı şirketin tüm hisselerinin, birleşen 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/475 Esas sayılı dosyasında davalı ...'e ait olduğu, gerçek kişi bu davalı ile tüm hisselerine sahip olduğu asıl davanın davalısı şirketin ayrı tacir kayıtlarının bulunduğu, asıl ve birleşen davanın davacısının, sözleşmelerden önce vekil tayin ettiği, işyeri temsilcisi olarak atadığı ...'nin birleşen davanın davalısı ...'ün yeğeni bulunduğu, mahkemenin birleşen 2024/184 Esas sayılı dosyasının, öncesinde asıl ve birleşen davanın davacısının 04/07/2019 tarihinde Aydın 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/183 Esasında dava dışı asıl işveren ... firması ile asıl davada davalı şirket aleyhine açtığı dava ile bu dava ile birleşen yine asıl ve birleşen davanın davacısının Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/375 Esas sayısında dava dışı ... firması ile davalı ... adına açtığı davalara dayandığı, Aydın 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/183 Esasında asıl ve birleşen bu davalar görülürken sonradan davalılar ... A.Ş ile birleşen davada davalı ... hakkında tefrik kararı verildiği, tefrik edilen davanın Aydın 3. Asliye Hukuk Mahkesi'nin 2023/1144 Esasına kaydının yapıldığı, sonra bu dosyada yetkisizlik karar verilerek davanın mahkememizin birleşen 2024/184 Esas sayılı dosyasına kaydının yapıldığı, çekişmenin, asıl ve birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/475 Esas sayılı dosyalarında taraflar arasında imzalanan alt taşeron sözleşmeleri dolayısıyla davacının, davalılara fazladan ödemelerinin olup olmadığı, varsa tutarı, temel ilişkiye bağlı olarak verildiği ileri sürülen çeklerin bedelsiz kalıp kalmadıkları, kalmış ise bu nedenle davacının davalılara borçlu olup olmadığı, çeklerin iptalinin gerekip gerekmediği, fazladan ödenen tutar mevcut ise, istirdadı gereken miktarın bulunup bulunmadığı, birleşen mahkemenin 2024/184 Esas sayılı dosyasında da; davacı ile hakkında tefrik kararı verilen dava ... firması arasında alt yüklenicilik sözleşmesinin, dava dışı asıl işveren tarafından haklı nedenle feshedilip edilmediği, fesihte davalıların katkısının olup olmadığı, asıl işverenle birlikte hareket ederek sözleşmenin feshine sebebiyet verip vermedikleri, bu nedenle davacının varlığını ileri sürdüğü menfi ve müspet zararlardan sorumluluklarının olup olmayacakları yönlerinde toplandığı, iddialar, savunmalar, asıl ve birleşen davalarda davacı ile asıl işveren sıfatlı ve Aydın 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/183 Esas sayılı dosyasında davalı ... firmasıyla yapılan alt yüklenicilik sözleşmesi, taraflar arasında yapılan taşeron sözleşmeleri, taraflar ile dava dışı ... firması ticari defter ve kayıtları, çek örnekleri, banka cevabi yazıları, temlikler, ödeme bilgileri, karşılıklı çekilen ihtarlar ve Ankara C. Başsavcılığı soruşturma dosyası kapsamından, asıl ve birleşen davalarda davacı ile asıl işveren arasında imzalanan sözleşmenin, dava dışı işveren tarafından 28/02/2019 tarihinde feshinin bildirildiği, asıl ve birleşen davanın davacısının da 07/03/2019 tarihinde, birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/475 Esas sayılı dosyasında davalı ... ile yaptığı 09/01/2019 tarihli taşeron sözleşmesi devam ederken sözleşmenin feshini asıl davada davalı olan şirkete bildirimini yaptığı, asıl işverenin, asıl ve birleşen davada davacıyı iş yerine sokmadığı ve fiilen taşeron sözleşmesinin sona erdiği, tarafların tacir olduğu, asıl ve birleşen davanın davacısı taşeron sözleşmesini önce asıl davada davalı şirket,in sonra birim fiyatı ve sözleşmenin süresini değiştirerek asıl ve birleşen davanın davalısı şirketin tüm hissedarı, temsilcisi ve ayrı tacir kaydı bulunan davalı ... ile akdettiği, bunları aynı kişi olarak değerlendirildiği, esasen, ayaktaki sözleşmenin feshini de önceki akidine bildirdiği, kaldı ki, sonradan sahteliğini ileri sürdüğü 26/02/2019 tarihli protokolün de davanın taraflarının katılımı ile imzalandığı, o halde, taraflar arasındaki sözleşmeler sona erdiğine göre bu sözleşmenin tasfiyesinin gerektiği, asıl ve birleşen davanın davacısının ticari defter ve kayıtları tam olarak sunulmadığı, esasen, bu durumun asıl ve birleşen davanın davacısının da kabulünde olup, muhasebecisi ile sorunların bulunduğunun bildirildiği, asıl ve birleşen davanın davalılarının ticari defter ve kayıtlarının ibraz edildiği, usulüne uygun tutuldukları, taraflar arasında asıl ve birleşen davaların konusu çeklerin teslimine dair çek tevdi bordrosu v.s bir kayıt sunulmadığı, kabulleri, protokol içeriği, banka cevapları ve çek örnekleri ile ödeme, iade ve iptal kayıtlarından yararlanılarak uyuşmazlığın çözülmeye çalışıldığı, dava dışı asıl işveren kayıtları ile yine taraflar arasında düzenlenen hak edişlerin de dikkate alındığı, tüm dosya kapsamından, asıl ve birleşen davada davacı ile dava dışı asıl işveren ... firması arasındaki sözleşmeye, asıl ve birleşen davanın davalıların katılımlarının olmadığı, başka bir ifadeyle, asıl ve birleşen davada davalıların taraf olmadığı, öte yandan, asıl ve birleşen davanın davacısının, sonradan taraflar arasındaki protokolün, birleşen davanın davalısı ... ile bu davalının yeğeni olan, kendisinin iş yeri temsilcisi bulunan dava dışı ... ve kendi çalışanının katılımı ile sahte olarak düzenlendiği, asıl işverenin taleplerinin iş yeri temsilcisi tarafından kendisine bildirilmediği, haksız yere ödeme yapıldığı, asıl işveren ile işbirliği yapılarak kendisinin devre dışı bırakılmak suretiyle dolandırıldığı yönünde suç duyurusunda bulunduğu fakat takipsizlik kararı verildiği, o halde, mahkemenin 2024/184 Esas sayılı dosyasında davacının davasının, davalıların, alt yüklenicilik sözleşmesinin gerek tarafı olmamaları gerekse haksız fiil iddialarının kanıtlanmamış bulunması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, sonuca etkisi olmayacağından, dava dışı ... firması hakkında açılan davanın kesinleşmesinin de beklenilmediği, asıl ve birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/475 Esas sayılı dosyalarının değerlendirilmesine gelince; mahkemece de benimsenen bilirkişi kurulu kök ve ek raporlarında açıklandığı üzere, asıl davada davacının, ... A.Ş'ye ait 31/12/2018 tarihli ve 40.000,00 TL bedelli, 26/01/2019 tarihli ve 55.000,00 TL bedelli, 20/01/2019 tarihli ve 67.700,00 TL bedelli, 28/02/2019 tarihli ve 310.000,00 TL bedelli, 30/01/2019 tarihli ve 330.000,00 TL bedelli ve 30/03/2019 tarihli ve 330.000,00 TL çekleri verdiği, toplam çek tutarının 1.132.000,00 TL olduğu, ödenen 40.000,00 TL bedelli çekin tutarının mahsubu sonrasında 1.092.700,00 TL iptali gereken çek tutarının bulunduğu, protokol, hak ediş ve ödemeler indirildiğinde, asıl davada davalının alacağının 365.237,76 TL olduğu, 727.462,24 TL tutarlı çeklerin iptalinin gerektiği ( bilirkişi sonuç kısmında 726.762,24 TL şeklinde hesap hatası yaptığından buna itibar edilmemiş), asıl davada en eski tarihli çeklerden alacak tahsil edileceği dikkate alınarak, 365.237,76 TL'yi aşan miktar itibariyle davacının verdiği çeklerin bedelsiz kalacağı, iptalinin gerektiği, davacının fazla ödemesinin bulunmadığı kabul edilerek asıl davada davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/475 Esas sayılı davanın konusunu teşkil eden, ... A.Ş'den verilme, 05/01/2019 tarihli ve 330.000,00 TL bedelli, ... A.Ş'den verilme, 30/04/2019 tarihli ve 47.000,00 TL bedelli ve 30/04/2019 tarihli 30.000,00 TL bedelli çeklerin birleşen bu dava tarihinden önce iptal ve iade edildikleri, anılan çekler bakımından davacının dava açmasında hukuki yararının olmadığı, 29/03/2019 tarihli, 12524 numaralı ve 300.000,00 TL bedelli çek ile 26/04/2019 tarihli, 125524 numaralı ve 335.000,00 TL bedelli çeklerin birleşen davanın davalısı temsilcisine verildiği, dava dışı ... kayıtları, sonradan sunulan 6. hak ediş raporuna göre birleşen bu davanın davalısı ...'ün 42.760,91 TL alacağının bulunduğu, buna göre toplam 665.000,00 TL çeklerden, 300.000,00 TL tutarlı çekin 257.239,09 TL'lik kısmı ile diğer 335.000,00 TL tutarlı çekin bedelsiz kaldığı, bu yönüyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, ancak kısa kararda iş yoğunluğu, dosyanın geçmişi ve tapaj hatası olarak birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin davasının reddi yönünde karar verildiği, kısa karara aykırı karar verilemeyeceğinden davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerektiği belirtilerek asıl davada davacının davasının kısmen kabulüne, davacının, ... Şubesi’nden verilme, 28/02/2019 tanzim tarihli, 0012521 numaralı ve 310.000,00 TL tutarlı çek ile 30/03/2019 tanzim tarihli, 0012522 numaralı ve 330.000,00 TL tutarlı çekten dolayı tamamen, 30/01/2019 tanzim tarihli, 0012523 numaralı ve 330.000,00 TL tutarlı çekin ise 87.462,25 TL’lik kısmından bedelsiz kalmaları nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, diğer istemlerin reddine, birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/475 Esas sayılı dosyasında davacının davasının reddine, birleşen mahkemenin 2024/184 Esas sayılı dosyasında davacının davasının reddine karar verilmiştir. Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davaların reddine karar verildiği, mahkemenin de hüküm gerekçesinde kabul ettiği gibi; birleşen davalardan 2020/475 Esas sayılı davanın da kısmen kabulüne karar verecekken, kısa kararda bir yazım hatası sonucu davanın reddine karar verildiği, gerekçe ile hüküm fıkrası birbiri ile çeliştiği için öncelikle kararın bu nedenle kaldırılması gerektiği, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların giderilmediği, 5 nolu istihkakla ilgili tüm bilgi ve belgelerin ibraz edilmesi için davalıya kesin süre verilmesi ve kesin sürenin sonuçlarının ihtar edilmesi, istenilen bilgi ve belgeler geldikten sonra, bir inşaat mühendisinin bilirkişi olarak görevlendirilmesi ve gerekirse mahallinde keşif yapılarak ek rapor alınması gerektiği, bu hususun çözüme kavuşturulmadığı, sözleşmenin haksız yere feshedildiği, davalıların kötü niyetli olarak sözleşmeyi feshettikleri ve müvekkil yüklenici şirketi, "bypass" ederek, onun elde edeceği kazancı kendi aralarında paylaştıkları, mahkemece talep edilmesine rağmen ... A.Ş.'nin defterlerini ibraz etmekten kaçındığı, asıl işverenin ticari defterlerinden de davacıya ait malzemeler ile inşaatın kalan kısmının davalı tarafından tamamlandığı ve bedelinin 9.052.322,69 TL + KDV olduğu, bedelin davalı tarafından alındığının açıkça anlaşıldığı, böylece sözleşmenin haksız olarak feshedildiği, davacının menfi zarar yanında müspet zararının da ortaya çıktığı, Aydın 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/144 Esas sayılı dosyasında verilen kararın beklenmesi gerektiği, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre, eser sözleşmelerinin tek yanlı olarak feshedilemeyeceği, sonuç itibariyle feshin bir mahkeme kararı ile gerçekleşebileceği ortada iken, mahkemenin fesih kararı vermeden tek taraflı feshi geçerli saymasının hukuka aykırı olduğu, eser sözleşmesi hukuken feshedilmeden ve yüklenicinin muvafakatı olmadan hak ediş bedelinin alt yükleniciye ödenmesinin hukuka ve içtihatlara aykırı olduğu, Aydın 3. Asliye Hukuk mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi ile ... A.Ş.’nin delil değeri olan ticari defter ve kayıtlarında işin kalan kısmının ... A.Ş'ye yaptırıldığının tespit edildiği, her iki dava arasında maddi ve hukuki bağlantı olduğu ve davalardan biri hakkında verilecek olan hükmün diğerini de etkileyeceği ortada iken, ayırma kararı verilerek sonucu gidilmesinin hatalı olduğu, bununla birlikte Aydın Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararın kesinleşmesine beklemenin usul ekonomisine de uygun olacağı belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararda birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/475 Esas sayılı dosyasında verilen kısa kararın hatalı olduğunun belirtildiği, mahkemece dosya içeriği incelenmeden ve hukuki değerlendirmeden uzak karar verildiğinin sadece bu açıklamadan dahi açıkça anlaşıldığı, gerekçenin somut gerçeklerle bağdaşmadığı, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, buna rağmen lehine delil sayılmasının hatalı olduğu, davacı şirketi ile davalı arasında 26.02.2019 tarihinde protokol yapıldığı, yapılan protokolde her iki tarafın da imzası bulunduğu, herhangi bir imza itirazı bulunmadığı, yapılan protokolde davacı ... şirketinin 1.467.514,97 tl borcu olduğunu kabul ettiği, söz konusu protokol ve kabul beyanı dikkate alındığında 26.02.2019 tarihinden sonra davacı şirketin müvekkil şirkete hiçbir ödeme yapmadığı nın ortada olduğu, yapılan bir ödeme olmadığı gibi davacının alacaklı olduğunun kabulünün mümkün bulunmadığı, davacı tarafından yapılan protokolün sahteliğine ilişkin suç duyurusunda bulunulduğu, soruşturma dosyasında takipsizlik kararı verildiği, bu hali ile yapılan protokolün geçerli olduğu, ancak mahkemece protokol sahte gibi değerlendirme yapıldığı, protokolün kamu düzenine ilişkin olmadığı, protokol ile aralarındaki anlaşmazlıklara son verildiği, protokol dikkate alınmadan hazırlanan bilirkişi raporunu mahkeme sanki protokol dikkate alınarak hazırlanan bir bilirkişi raporu gibi değerlendirerek hatalı karar verildiği, ticaret mahkemesinin baktığı bir davada tarafların ticari defterleri ve sözleşmeler dikkate alınmadan sadece hak ediş üzerinden karar verilmesinin mümkün olmadığı, yapılan protokolün taraflar arasında bağlayıcı olduğu ve davacının imza inkarında bulunmadığı dikkate alındığında mevcut yargılamada yapılan protokolün uygulanması gerektiği, davacının imzasını taşıyan belgeye karşı belge ile ispat külfeti gereği davacının belge ile borcunu ödediğini ispat emesi gerektiği, mahkemece davacının hiçbirisini yapmamasına rağmen davanın kabulüne karar verilmesi nin hatalı olduğu, tarafların ticari defterleri , hak edişler , teslim edilen çeklerin tamamını bir bütün olarak değerlendirerek aralarında protokol yaptıkları, bu sebeple mahkemece tarafların hak edişleri veya çekleri yanlış değerlendirdiği gerekçesi ile yapılan protokolü geçersiz saymasının mümkün olmadığı, kaldı ki bu durum davacının kötü niyetle hareket ettiğini gösterdiği, çünkü davacının dava dilekçelerinde yapılan protokolden bahsetmediği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Asıl dava ve birleşen davalar eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, asıl dava alacak, menfi tespit, çek iptali istemlerine ilişkin, birleşen davalar ise alacak ve menfi tespit ile tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK’da da yer verilmiştir. HMK 297. maddeye göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. 6100 Sayılı HMK’nın 298/2. maddede ise “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” hükmü mevcuttur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “Yasa'nın anladığı anlamda oluşturulacak hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların bu dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.”( Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 2019/3473 Esas, 2020/2358 Karar ve 09/09/2020 tarihli ilamı.) Bununla birlikte, davaların birleştirilmesinden sonra asıl ve birleşen davanın yargılama ve tahkikatı birlikte yürütülür. Ancak bu davaların bağımsızlıkları tamamıyla ortadan kalkmamaktadır. Davalar şeklen tek olsa da madden ayrı kabul edilmeli, her davadaki talep de birbirinden ayrı ve müstakil olduğundan ayrı ayrı değerlendirilip karar verilmelidir. Yargılama sonunda tek bir karar verilse de hüküm fıkralarında her bir dava için ayrı ayrı hüküm fıkrası tesis edilmelidir. 6100 sayılı HMK’nın hükmün kapsamı başlıklı 297. maddesinin 2. bendi hükmüne göre; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli ve zorunludur. Somut olayda; birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/475 Esas sayılı davanın konusunu teşkil eden, ... A.Ş'den verilme, 05/01/2019 tarihli ve 330.000,00 TL bedelli, ... A.Ş'den verilme, 30/04/2019 tarihli ve 47.000,00 TL bedelli ve 30/04/2019 tarihli 30.000,00 TL bedelli çeklerin birleşen bu dava tarihinden önce iptal ve iade edildikleri, anılan çekler bakımından davacının dava açmasında hukuki yararının olmadığı, 29/03/2019 tarihli, 12524 numaralı ve 300.000,00 TL bedelli çek ile 26/04/2019 tarihli, 125524 numaralı ve 335.000,00 TL bedelli çeklerin birleşen davanın davalısı temsilcisine verildiği, dava dışı ... kayıtları, sonradan sunulan 6. hak ediş raporuna göre birleşen bu davanın davalısı ...'ün 42.760,91 TL alacağının bulunduğu, buna göre toplam 665.000,00 TL çeklerden, 300.000,00 TL tutarlı çekin 257.239,09 TL'lik kısmı ile diğer 335.000,00 TL tutarlı çekin bedelsiz kaldığı, bu yönüyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, ancak kısa kararda iş yoğunluğu, dosyanın geçmişi ve tapaj hatası olarak birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin davasının reddi yönünde karar verildiğinin belirtilerek gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulduğu ve Aydın 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/1144 Esas sayılı dosyası ile birleşen Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/375 Esas sayılı dosyaları yetkisizlik kararı ile Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiş olup 2024/184 Esasına kaydedildiği, birleşen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/184 esas sayılı dosyasında iki farklı dosya olmasına rağmen başlıkta tek dosya olarak gösterildiği ve tek hüküm kurulduğu, bu durumun HMK'nın 297. maddesine aykırılık oluşturduğu anlaşılmakla diğer yönleri incelenmeksizin mahkeme kararının kaldırılması gerekmektedir. Mahkemece yapılması gereken iş, HMK'nın 297. Maddesine uygun şekilde hüküm gerekçe çelişkisi yaratmadan ve asıl ve her bir birleşen dosya bakımından ayrı hüküm kurulmasından ibarettir. Açıklanan nedenlerle, diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-4 maddesi/maddeleri gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, 2- Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/12/2025 gün ve 2019/300 E-2025/812 K sayılı kararının HMK'nın 353/1-a -4 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Asıl ve birleşen davalarda davacı ..Şirketi tarafından yatırılan 732,00 TL, 732,00 TL ve 732,00 TL istinaf karar harçlarının kendisine iadesine, 5-Asıl ve birleşen davalarda davalı ...Şirketi tarafından yatırılan 12.423,25 istinaf karar harcının kendisine iadesine, 6-Taraflarca ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harçları ve yaptıkları istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 15/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/202, K. 2026/683, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-202-e-2026-683-k-aa7b0c26a445